Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1131 E. 2026/1134 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1131
Karar No
2026/1134
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/1131 Esas 2026/1134 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1131 KARAR NO : 2026/1134

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 15/05/2024 NUMARASI : 2019/674 Esas 2024/513 Karar DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 04/12/2019 KARAR TARİHİ : 16/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026

Taraflar arasındaki şirketin feshi istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketlerin hissedarı olduğunu, 27/05/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantılarında tüm davalı şirketlerde, içerisinde ... ve ...'ın bulunduğu (4) kişilik yönetim kurulu seçildiğini, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi yargılama sonucunda 2012/488 Esas ve 2015/377 sayılı kararıyla, ..., ... ve ...'ın 01/07/2015 günü saat 11.44'den itibari ile iflaslarına karar verildiğini ve anılan karar tarihi itibari ile adı geçen müflisler hakkında iflas açılarak 07 Temmuz 2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, iflas kararının, müflislerin TTK uyarınca yönetim kurulu üyeliği görevlerini ve temsil yetkisini de kendiliğinden sona erdirip (TTK a. 363/2; TBK m. 43), artık bu görevi ifa etmeye de engel olduğundan (TTK m. 359/4), ..., ... ve ...'ın tüm şirketlerdeki yönetim kurulu üyelikleri 01/07/2015 iflas tarihi itibari ile kanunen ortadan kalktığını, bu nedenlerle, uzun süreden (01/07/2015 tarihinden) beri yönetim kurulu bulunmayan ve hukuken genel kurulu toplanmayan davalı şirketlerin TTK m. 530/1 uyarınca feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın tamamen farazi kabulle şirketlerde yönetim kurulu bulunmadığını, genel kurulun toplanamadığını iddia ettiğini, oysa ki, dosyaya celp edilen Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından gönderilen 20/12/2019 tarihli bilgi yazısı ve eklerden de anlaşılacağı üzere, şirketlerin aktif olduğunu, yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin devam ettiğini, genel kurulların usulüne uygun şekilde yapıldığını, fiili veya kaydi organ boşluğu olmadığını, defter ve belgelerin bilirkişi marifetiyle incelenmesinden de bu hususun ortaya çıkacağını, ayrıca iddia edilen genel kurulların iptali hak düşürücü süreler içerisinde talep edilebilirken, bu konuda açılmış dava dahi söz konusu olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; TTK m. 530 hükmü gereğince şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse mahkeme şirketin feshine karar vermeden önce şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilebilmesi için bir süre belirleyeceği düzenlenmişse de, verilecek sürenin bir fayda sağlamayacağı ve neticeyi değiştirmeyeceği anlaşılırsa mahkemenin süre vermeden de fesih kararı verebilmesinin mümkün olduğu, somut olayda da yönetim kurulu üyelerinin iflas kararı nedeniyle üyeliklerinin sona erdiği 01/07/2015 tarihinden itibaren yönetim kurulunun oluşabilmesi için şirketin esas sözleşmesinde belirtilen sayının sağlanamaması neticesinde yönetim kurulu oluşamaması sebebiyle takdiren şirketin feshi için süre vermeye gerek duyulmadığı , her ne kadar davalı taraf iflasın kaldırılması için açılan davaların bekletici mesele yapılmasını istemişse de davanın açıldığı tarih itibariyle iflas koşullarının mevcut olduğu anlaşıldığından bu savunmaya da itibar edilmediği bildirilerek Yönetim kurulunun yokluğu nedeniyle şirketin feshine , fesih kararının kesinleşmesine kadar TTK'nun 530/2.maddesi çerçevesinde tedbir mahiyetinde şirketin yönetimi için yönetim kurulunun tüm görev ve yetkilerine sahip olacak tarzda kayyım heyetinin atanmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı Şirketlere tedbiren kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair kararın ilgili yasal düzenlemelere aykırı şekilde tesis edildiğini, ilk derece mahkemesi kararıyla (6) şirketin feshine karar verilmiş olmasına karşın gerekçeli kararda sanki tek bir davalı şirket varmış gibi tekrarla "şirketin" ibarelerini kullanıldığını, eksik inceleme ile adil yargılanma hakları ihlal edilerek hüküm tesis edildiğini, TTK m.530 kapsamında davalı şirketlerde organ boşluğu bulunmadığını, davalı Şirketlerin Yönetim Kurulu dinlenmeksizin, makul süre verilmeksizin Mahkemece Davalı Şirketlerin feshine karar verilmesinin açıkça TTK m.530 hükmüne aykırı olduğunu, Davalı 6 Şirket aleyhine verilen fesih kararının, hem Şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esasına, hem feshin son çare olma ilkesine hem de kamu menfaatine aykırı şekilde tesis edilmiş olduğundan kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. İlgili dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize geldikten sonra mahkemece 05/02/2025 tarihli ek karar ile, mahkemece tayin edilen kayyımlar Av. ... ve ... yanına üçüncü kayyım olarak Av. ...'in atanmasına ve aylık 40.000,00 TL ücret taktirine ve bu ücretin her ay davacı tarafça karşılanmasına karar verildiği, davacı yanca ilgili ek karara karşı 19/02/2025 tarihli istinaf dilekçesinin dosyaya sunulduğu görülmüştür. Davacı vekilinin 19/02/2025 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin 05/02/2025 tarihli ek kararının kaldırılarak kayyım heyetine davacı tarafın önerdiği bir üyenin atanması, kayyım ücretinin şirket bünyesinden ve Hazine tarafından karşılanmasının talep edildiği görülmüştür. Mahkemece ilgili istinaf dilekçesinin 19/02/2025 tarihinde talep dilekçesi olarak Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, davalı anonim şirketlerin organ eksikliği nedeniyle Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 530/1 hükmü uyarınca feshine, TTK'nın 530/2 hükmü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 389. maddesi uyarınca dava sonuçlanıncaya kadar yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/488 Esas 2015/377 Karar sayılı dosyada, SPK tarafından ..., ... ve ... aleyhine iflas talebiyle açılan davada yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilerek davalıların şahsi iflaslarına, 01/07/2015 günü saat 11:44 itibarıyla iflasın açılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 21/11/2018 tarihinde kesinleştiği dosya içeriğiyle sabittir. Mahkemece 02/06/2021 tarihli celsede bekletici mesele yapılmasına karar verilen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/534 E sayılı dosya incelendiğinde; davacıların ... ve ... tarafından iflasın kaldırılması talebiyle açılan dava sonucunda mahkemece 01/07/2021 tarih, 2021/534 E, 2021/521 K sayılı karar ile davacıların davasının reddine karar verildiği, ilgili kararın davacı yanca istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 2022/552 E, 2022/621 K sayılı kararı ile istinaf dilekçesinin reddine karar verildiği, ilgili kararın temyizi üzerine Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 18/05/2023 tarih, 2022/2504 E, 2023/1902 K sayılı kararı ile bozulmasına karar verildikten sonra Dairece yapılan inceleme neticesinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 2023/1283 E, 2023/1598 K sayılı kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, ilgili kararın temyizi üzerine de Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 15/01/2024 tarih, 2023/4329 E, 2024/141 K sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür. Davacı yan, davalı olarak gösterilen (6) adet şirketin yönetim kurulu üyelerinden ..., ve ...'ın şahsi iflaslarına karar verilmesi nedeniyle şirketlerin organsız kaldığından bahisle TTK 530. Madde uyarınca iflasına karar verilmesini talep etmiş, davalı yanca davalı şirketlerde organ boşluğu ve fesih koşullarının bulunmadığı savunulmuştur. Mahkemece davalı şirketlere süre verilmesinin sonuca etkisi olmayacağı kanaatine varılarak yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı TTK'nun " Üyeliğin boşalması " başlıklı 363/(2) maddesinde; " Yönetim kurulu üyelerinden birinin iflasına karar verilir veya ehliyeti kısıtlanır ya da bir üye üyelik için gerekli kanuni şartları yahut esas sözleşmede öngörülen nitelikleri kaybederse, bu kişinin üyeliği, herhangi bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona erer." düzenlemesine yer verilmiştir. Bahsi geçen yasal düzenleme gereği iflasına karar verilen yönetim kurulu üyeliğinin herhangi bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona erdiği izahtan varestedir. Yine Dairemizin 04/07/2025 tarih, 2022/1094 E, 2025/775 K sayılı ilamı ile işaret edildiği üzere, yönetim kurulu üyeliğinin düşme anının, müflis sıfatının kazanılması anına göre tespit edilmesi gerektiği, ticaret mahkemesinin verdiği iflas kararı ile iflasın açıldığı ve iflas kararının verildiği anda müflis sıfatının alındığı, nitekim İİK'nun 165/1.maddesinde iflasın hükümle açılacağının ve açılma anının hükümde gösterileceğinin düzenlendiği, bu belirlemenin, yıl, ay, gün, saat ve dakika olarak belirtildiğinden iflasın hukuki sonuçlarının bu an itibariyle ortaya çıktığı, yine İİK'nun 164/3.maddesinde, iflas kararına karşı kanun yoluna başvurulmasının, iflasın ilanına ve masanın teşkiline mani olmayacağının açıkça düzenlenmiş olması karşısında iflasın kesinleşmesinin beklenilmesine gerek olmaksızın iflasın açılması ile yönetim kurulu üyeliği sıfatının sona ereceğinin kabulü gerekmektedir. Hal böyle olunca, somut uyuşmazlıkta ... ve ...'ın yönetim kurulu üyeliklerinin iflas tarihi olan 01/07/2015 tarihi itibariyle kendiliğinden sona erdiği Dairemizin de kabulündedir. Dava organ yokluğu nedeni ile şirketin feshi ile tasfiye memuru atanması isteminden ibaret olup, bu istem üzerine uygulanacak yasa maddesi 6102 sayılı TTK'nun 530 maddesidir. Organ yokluğu durumu 6102 sayılı TTK 530 maddesi ile düzenlenmiş olup, TTK'nun 530 maddesinde ; "1-Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse mahkeme şirketin feshine karar verir. 2-Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir." şeklinde düzenlenmiştir. Dava, organ eksikliği nedeni ile davalı anonim şirketlerin feshi ile kayyım atanması davası olup, davanın açılmasına neden yönetim kurulu üyelerinin bir kısmının iflas etmiş olmasıdır. TTK'nun 359/1 maddesi uyarınca anonim şirketin, esas sözleşme ile atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunur. Belirtilen bu hüküm uyarınca anonim ortaklıkta yönetim kurulunun zorunlu organ olduğu hususunda da kuşku bulunmamaktadır. Bu hale göre, somut uyuşmazlıkta artık belirlenmesi gereken hususun her bir davalı (6) şirket yönünden organ eksikliği mevcut olup olmadığı ve TTK'nun 530 /(1) madde uyarınca fesih koşullarının somut olayda oluşup oluşmadığının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür. İlk derece mahkemesince bahsi geçen davalı (6) şirketin ana sözleşmelerinin ve var ise tadil metinlerinin dosyaya celp edilmemiştir. Dairemizce yapılan incelemede Ticaret Sicil Müdürlüğünce dosyaya CD halinde gönderilen evraklar arasında da şirketlere ilişkin ana sözleşmelerin ve var ise tadil metinlerinin yer almadığı görülmüştür. UYAP sistemi üzerinden Ticaret Sicil kayıtları incelendiğinde, sadece davalı Soyut Holding Anonim Şirketi'nin 29/05/1984 tarih, 1020 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin 5. sayfasında ilan edilen ana sözleşmeye Dairemizce ulaşılabilmiştir. İş bu Ana sözleşmenin (2) bölümünün " Yönetim Kurulu Kuruluşu " başlıklı (8) maddesi incelendiğinde; " Holding İşleri ve yönetimi: Türk Ticaret Kanunu hükümlerince genel kurul tarafından seçilerek en az üç üyeden teşkil olunan bir Yönetim Kurulu tarafından yürütülür. Genel Kurul Yönetim Kurulu üyelerinin seçiminden önce söz konusu dönem için Yönetim Kurulunun kaç üyeden oluşacağını toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile kararlaştırılan sayıda üye seçer." düzenlemesine yer verildiği görülmekle eğer söz konusu ana sözleşmede tadil edilmemiş ise (ki bu yönde dosya kapsamında araştırma yoktur) buradan da anlaşıldığı üzere , yönetim kurulunun ilk derece mahkemesinin kabulünde olduğu gibi en az (4) değil en az (3) kişiden teşekkül edeceği ve ilgili (8) maddenin (2) bendi uyarınca da Genel Kurul Yönetim Kurulu üyelerinin seçiminden önce söz konusu dönem için Yönetim Kurulunun kaç üyeden oluşacağını toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile kararlaştırılan sayıda üye seçeceği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, İlk derece mahkemesince her bir davalı (6) şirketin sözleşmeleri incelenmek suretiyle öncelikle her bir şirketin ana sözleşmesinde yer alan yönetim kurulunun kuruluşuna ilişkin esaslar dikkate alınarak her bir davalı şirketin yönetim kurulu organın oluşup oluşmadığı veya genel kurulun toplanıp toplanamayacağı da irdelenerek, her bir şirketin mevcut yönetim kurulunu da dinleyerek TTK 530 maddesi gereğince şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmesi için makul bir süre belirledikten ve bu süre içinde durum düzeltilmezse mahkeme ancak davalı şirketlerin feshine karar verilecek iken , eksik inceleme ile ve sürenin gereksiz olacağı gerekçesiyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Yine davacı vekilinin 19/02/2025 tarihli istinaf dilekçesine konu (atanan kayyımların değiştirilmesine ilişkin) istemi de istinafa tabi kararlardan olmaması nedeniyle ek kararın istinafı olduğu belirtilen ve ilk derece mahkemesince üst yazı ile Dairemize gönderilen talep hakkında da karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince son duruşmada ihtiyati tedbire karar verilmiş olmakla tedbir kararına itiraz niteliğinde olan dilekçe hakkında da itiraz yargılaması yapılarak ilk derece mahkemesince bir karar verilmelidir. Tüm bu nedenlerle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesi gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1- Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2024 tarih 2019/674 Esas 2024/513 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalılar tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davalılara iadesine, 5-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/09/2026

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1131, K. 2026/1134, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1131-e-2026-1134-k-c4c96946131c