Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/368 E. 2026/1140 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/368
Karar No
2026/1140
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/368 Esas 2026/1140 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/368 KARAR NO : 2026/1140

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/02/2023 NUMARASI : 2022/527 Esas 2023/137 Karar DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) DAVA TARİHİ : 12/07/2019 KARAR TARİHİ : 16/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026

Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; 16/03/2017 tarihinde dava dışı ... A.Ş ... Şube Müdürlüğü tarafından davalı kefaleti ile davacı şirket adına 60 ay vadeli 3.000.000,00 $ tutarlı ihracaat kredisi kullandırıldığını, K.G.F desteği ile davacı şirket adına tanımlanan ihracaat kredisine ilişkin olarak %2 oranında 58.996,35 TL komisyonun 15/03/2017 tarihinde müvekkilinden tahsil edildiğini, 11/03/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2017/9969 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile tahsil edilmesi gereken komisyon tutarının değiştirildiğini, buna rağmen kredinin kullandırıldığı tarih itibarı ile yürürlükte olmayan komisyon oranı uygulanmak sureti ile fazladan komisyon tahsili ve bir yıl sonrasında ise kalan risk miktarı üzerinden yeniden komisyon hesaplanmak sureti ile 28/03/2018 günlü tahsilat fişi ile 50.890,21 TL komisyon tahsilinin hukuka aykırı olduğunu, 10/03/2017 tarihli Bakanlar Kurulu kararına göre müvekkilinden her bir kefalet için bir defaya mahsus ve peşin olarak %0,03 komisyon tahsil edilebileceğini, bu nedenle fazla tahsil edilen komisyonun iadesi için davalı bankaya müracaat ettiklerini ancak sonuç alamadıklarını ileri sürerek belirsiz alacak davası kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yasal dayanağı kalkan ve davalı tarafından haksız olarak tahsil edilen 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 08/02/2023 tarhli ıslah dilekçesi ile talebini 107.526,71 TL olarak belirlemiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının küçük ve orta büyüklükteki işletmeler lehine kefalet vermek suretiyle finansmana erişimlerini kolaylaştırmak amacıyla kurulan anonim şirket olduğunu, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin davacı yararına dava dışı ... A.Ş Tarafından kullandırılan krediye kefil olduğunu, müvekkili ile dava dışı ... arasında imzalanan kefalet protokolü kapsamında komisyonun dava dışı kredi veren banka tarafından tahsil edildiğini, davacıya sağlanan kefaletin yirmi milyar TL dilimin içinde bulunduğunu ve bu dilimin 22/11/2016 tarihli 2016/9538 sayılı Bakanlar Kurulu kararına tabi olduğunu, 10/03/2017 tarihli 2017/9969 sayılı Bakanlar Kurulu kararının kefalet dilimlerinin farklı olduğunu, söz konusu Bakanlar Kurulu kararı kapsamında müvekkilinin dava dışı kredi veren bankalarla çerçeve sözleşmeler imzaladığını ve kefalet limitinin 17/03/2017 tarihinde kullanıma açıldığını bu nedenle 10/03/2017 tarihinde yayımlanan Bakanlar Kurulu kararının davacı kredisine etki eder mahiyette olmadığını, 10/03/2017 tarihli Bakanlar Kurulu kararının geçici birinci maddesinde "müsteşarlık ile kurum arasında imzalanan 07/12/2016 tarihli protokol uyarınca kurum tarafından verilmiş olan kefaletler aynı koşullarda devam eder. Müsteşarlık ile kurum arasındaki protokol yenilenene kadar hali hazırdaki protokol geçerlidir." hükmünün bulunduğunu, 10/03/2017 tarihli Bakanlar Kurulu kararı yayımlandıktan sonra davalı kurum ile hazine müsteşarı arasında 15/03/2017 tarihinde yeni protokol imzalandığını ve bu protokolün (13) Maddesinde kredi verenler ile kurum arasında protokol yenilenene kadar halihazırdaki kredi verenler protokolünün geçerli olduğunun düzenlendiği, kredi veren ... ile müvekkili arasındaki yeni protokolün ise 17/03/2017 tarihinde imzalandığını yani henüz yeni protokol yürürlüğe girmeden davacıya 14/03/2017 tarihinde kredi tahsis edildiğini savunarak davanın usulden ve esastan reddine, karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Davacının dava dışı ...'tan 16/03/2017 tarihinde kullanığı krediye davalının kefil olduğu, Bakanlar Kurulu'nun komisyon tutarını değiştiren 2017/9969 sayılı kararının 10/03/2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlandığı, davalı ile kredi veren ... arasındaki kefalet protokolü-zeyilnamenin ise 17/03/2017 tarihinde imzalandığı , Bakanlar Kurulunun komisyon tutarını değiştirir 2017/9969 sayılı kararın geçici birinci maddesinde "müsteşarlık ile kurum arasındaki protokol yenileninceye kadar hali hazırdaki protokol geçerlidir" hükmü bulunmakta olup, müsteşarlık ile davalı kurum arasındaki protokolün ise 15/03/2017 tarihinde imzalandığı, söz konusu protokolde "kredi verenler ile kurum arasındaki protokol yenileninceye kadar hali hazırdaki kredi verenler protokolü geçerlidir" düzenlemesi bulunduğu, davalı ile kredi veren dava dışı ... A.Ş arasındaki kefalet protokolü-zeyilnamenin ise 17/03/2017 tarihinde imzalanmış olduğu hal böyle olunca 17/03/2017 tarihinin, davalının kefalet tahsis tarihi olan 14/03/2017 tarihinden, komisyonun tahsil tarihi olan 15/03/2017 ve yine kredinin kullandırıldığı 16/03/2017 tarihinden sonra olduğu anlaşılmakla, gerçekleşen somut olayda 10/03/2017 tarihli 2017/9969 sayılı Bakanlar Kurulu kararının değil önceki tarihli kararın uygulanması gerektiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bakanlar Kurulu kararının 10/03/2017 tarihinde yürürlüğe girdiğini, davacı şirketin kredi onay tarihinin 14/03/2017 tarihi olduğunu, öncelikle bir firma için önemli olanın kendi yaptığı sözleşme tarihi ve kendi kullandığı kredi tarihi olup, davalının bu tarihten önce kredi kaynağını hangi tarihli sözleşme ile nereden sağladığının hiç önemli bulunmadığını , aksinin kabulü halinde 10/03/2017 tarihli Bakanlar Kurulu kararının anlamı kalmayacağını, Bakanlar Kurulu kararı ile kararın yürürlüğe girdiği tarih itibariyle ihracatçılara bir nevi destek sağlandığı ve komisyon tutarlarının kaldırıldığını, söz konusu karar aleyhine kredi sözleşmesi olamayacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, davacıdan fazla tahsil olunduğu iddia olunan komisyon tutarının iadesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Mahkemece 18/12/2019 tarihinde 2019/370 E, 2019/731 K sayılı davanın reddine ilişkin kararın davacı yanca istinafı üzerine, Dairemizin 26/05/2022 tarih, 2020/1010 E, 2022/712 K sayılı kararı ile "... O halde ilk derece mahkemesince davacıya talep sonucu netleştirmesi için makul süre verilerek davasının talep sonucunu netleştirdiği takdirde kısmi dava olarak davaya davam olunarak, ayrıca HMK'nın 26. Maddesindeki taleple bağlılık kuralı gözetilerek davacının dava dilekçesine konu 2017 ve 2018 yıllarında davalı yararına tahsil edilen komisyon tutarlarının belirlenmesinin hangi Bakanlar Kurulu kararına tabi olduğu ve miktarlarının hesaplanması hususunda konusunda bankacılık işlemleri konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, açıklanan bu sebeplerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir..." şeklinde karar verilerek ilgili kararın kaldırılması sonrası dosya yukarıda belirtilen esasa kaydedilmiştir. Kaldırma kararı sonrası davacı vekilince sunulan 07/12/2022 tarihli beyan dilekçesinde, davacı yanın kaldırma kararı doğrultusunda eldeki davaya kısmi dava olarak devam ettiğinin beyan ettiği görülmüştür. Somut olayda, davacı yanın dava dışı ...'tan kullandığı krediye davalının kefil olduğu, davalının kefil olduğu kredi nedeni ile davalı yararına 2017 ve 2018 yıllarında tahsil edilen komisyonların Bakanlar Kurulu'nun komisyon tutarını değiştiren 2017/9969 sayılı kararı uyarınca fazla tahsil edildiğini iddia ettiği, davalı yanın somut uyuşmazlıkta 2017/9969 sayılı kararın değil, 10/03/2016 tarihinde yayınlanan 2017/9969 sayılı Bakanlar Kurulu kararının uygulanması gerektiği, buna göre davacıdan fazladan komisyon tahsil edilmediğinin savunulduğu, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davacının davasının reddine karar verildiği uyuşmazlık konusu değildir. Davacı yanın istinaf itirazları doğrultusunda dosyamız kapsamında ki uyuşmazlık, davacının dava dışı bankadan kullandığı ve davalının kefil olduğu kredi nedeniyle davalıya fazla komisyon ödemesi yapılıp yapılmadığı, davacıdan davalı yanca tahsil edilecek komisyon tutarının hangi tarihli Bakanlar Kurulu kararı gereği belirleneceğinin tespiti noktasında toplandığı görülmüştür. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, davacı şirketin dava dışı bankadan kullandığı 60 ay vadeli 3.000.000,00 USD ihracat kredisinin 2.100.000,00 USD'lik bölümüne davalı KGF'nin kefil olduğu, KGF'nin davacı şirkete kefaletinin 22/11/2016 tarihinde yayınlanan Bakanlar Kurulu kararına istinaden Hazine Müsteşarlığı ile KGF arasındaki 07/12/2016 tarihli protokol esaslarına göre sağlandığı, kefaletin 14/03/2017 tarihi itibariyle tahsis edildiği, dava dışı bankanın Hazine destekli ihracat kredisinin davacının kullandırım tarihinin 16/03/2017 tarihi olup, davalı kurum lehine dava dışı bankanın davacı şirketten 14/03/2017 tarihinde 58.996,35 TL, 15/03/2018 tarihinde 50.890,21 TL komisyon tahsil edildiği, takdiri münhasıran Mahkemeye ait olmak üzere terditli olarak bilirkişi tarafından görüş sunulduğu, birinci görüşe göre Hazinenin ihracatçılara destek esasını düzenleyen 2017/9969 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı 10/03/2017 de yürürlüğe girmiş ise de, gerek hazine ile ve gerekse ... ile yapılan protokollerin Davacının kullandığı kredinin onay tarihinden (14/03/2017) sonraki bir tarih olması nedeniyle ve ayrıca KGF'nin kefaletinin Hazine Müsteşarlığı ile imzalanan önceki protokoldeki limitlerden karşılandığının belirtildiği, ikinci görüşe göre kararın 10/03/2017 de Resmi Gazetede yayınlandığı, bu durumda, davalı KGF'nin Hazine Müsteşarlığı ve krediyi kullandıran banka (...) ile imzaladığı sözleşmelerin kredi tahsis veya kullandırım tarihinden sonra olmasının durumu değiştirmeyeceği, davacı krediyi Bakanlar Kurulu Kararının yayın tarihinden sonra (16/03/2107 de) kullandığından, bu kararın 4/b-3 maddesinde yer aldığı şekilde, yatırımcılardan her bir kefalet kullandırımı için bir defaya mahsus ve peşin olarak (% 0.03 onbindeüç) oranı üzerinden komisyon tahsil edilebileceği, yasal düzenleme uyarınca ikinci alternatifin takdir edilmesi halinde davalı yanca tahsil edilen tutarın 107.526,71 TL olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 10/03/2017 tarih ve 30003 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 27/02/2017 tarihli 2017/9969 sayılı "Kredi Garanti Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Kararın (4) maddesinin (3) fıkrası gereği " Kurum, verdiği kefaletler karşılığı, yararlanıcılardan her bir kefalet kullandırımı için bir defaya mahsus ve peşin olarak azami %0,03 (onbinde üç) komisyon tahsil eder. 14/07/2009 tarihli ve 2009/15197 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, 25/02/2015 tarihli ve 2015/7331 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve bu Karar kapsamında Müşteşarlık ile Kurum arasında imzalanan 07/12/2016 tarihli protokol kapsamında sağlanmış olan kefaletlerden aynı koşullarda komisyon sağlanmaya devam edilir. " , Geçici (1) maddesinde ise, " 14/7/2009 tarihli ve 2009/15197 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, 25/2/2015 tarihli ve 2015/7331 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve bu karar kapsamında Müsteşarlık ile Kurum arasında imzalanan 7/12/2016 tarihli protokol uyarınca Kurum tarafından verilmiş olan kefaletler aynı koşullarda devam eder. Müsteşarlık ile Kurum arasındaki protokol yenilenene kadar hali hazırdaki protokol geçerlidir. " düzenlemesine yer verilmiştir. Davacı yanca 09/07/2018 tarihinde davalı kuruma başvurarak 15/03/2017 gününün tahsilat fişi kapsamında kuruma fazladan yatırılan 50.146,00 TL ile 23/03/2018 tarihinde yatırılan 50.890,21 TL ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı şirket adına banka hesabına yatırılması, söz konusu taleplerine ilişkin 60 gün içerisinde cevap verilmesi, aksi taktirde yargı yoluna başvurulacağı bildirilmiştir. Davalı yanca davacı şirkete hitaben yazılan 03/08/2018 tarihli yazı ile, " 03/03/2017 tarihinde Hazine Destekli kefaletler kapsamında ... A. Ş. Aracılığı ile yapmış olduğunuz 60 ay vadeli 3 milyon USD tutarlı ihracat kredisine ilişkin kefalet talebi Kurumumuzca 14/03/2017 tarihinde onaylanmış ve kullanıma açılmıştır. Tahsis onay tarihindeki Hazine destekli kefaletler ile ilgili olarak geçerli 31/10/2016 tarih 2016/9538 sayılı Bankalar Kurulu Kararı " Kredi Garanti Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Karar" kapsamında " Kurum verdiği kefaletler karşılığı, KOBİ tanımını haiz yararlanıcılardan yıllık kefalet bakiyesi üzerinden azami %1 komisyon tahsil eder..." denilmektedir. Hazine destekli KGF kefaletlerde tahsis onay tarihindeki Bakanlar Kurulu Kararı esas teşkil etmekte olup, ilgili Karar gereği yazınızda belirtmiş olduğunuz komisyon iadesi mümkün değildir. " şeklinde cevap verildiği görülmüştür. Somut uyuşmazlıkta, davalı KGF tarafından davacı yana kefalet tahsisi 14/03/2017 tarihinde yapılmasına rağmen, komisyon tahsilatı 10/03/2017 tarihinde yürürlüğe giren yani kefalet tahsisinin sağlandığı tarihte yürürlükte olan Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen 0,03 oranı üzerinden yapılmayıp, eski tarihli Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen oran baz alınarak yapılmış, davacı yandan 15/03/2017 tarihinde 58.996,35 TL, 23/03/2018 tarihinde 50.890,21 TL komisyon tahsilatı yapılmıştır. Dava dışı banka tarafından davacıya kredi kullandırım tarihi 16/03/2017 tarihi olup, Hazine Müsteşarlığı ile davalı kurum arası imzalanan yeni protokol tarihi ise 15/03/2017 tarihidir. Mahkemece her ne kadar davalı ile kredi veren dava dışı ... A.Ş arasındaki kefalet protokolü-zeyilnamenin ise 17/03/2017 tarihinde imzalanmış olduğu hal böyle olunca 17/03/2017 tarihinin, davalının kefalet tahsis tarihi olan 14/03/2017 tarihinden, komisyonun tahsil tarihi olan 15/03/2017 ve yine kredinin kullandırıldığı 16/03/2017 tarihinden sonra olduğu anlaşılmakla, gerçekleşen somut olayda 10/03/2017 tarihli 2017/9969 sayılı Bakanlar Kurulu kararının değil önceki tarihli kararın uygulanması gerektiği kabul edilerek bilirkişi tarafından ihtimalli hazırlanan bilirkişi raporundaki birinci ihtimal esas alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de, Yukarıda ayrıntısı ile izah edildiği üzere 2017/9969 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 10/03/2017 tarihinde yürürlüğe girdiği, davalı yanca dava dışı Hazine Müsteşarlığı ile yeni protokolü hemen yapmayıp 15/03/2017 tarihinde yaptığı, yeni düzenlemenin 10/03/2017 tarihi itibari ile yürürlükte olduğunu ve bir gün sonra protokol yapılacağını bilen davalı KGF'nin kefaleti tahsis ettiği 14/03/2017 tarihinde kefalet tahsis oranını yeni düzenlemeye göre değil, bahsi geçen geçici (1) maddeye dayanarak davalı KGF lehine davacı aleyhine sonuç yaratacak şekilde tahsil etmesi hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olup, TMK'nun (2) maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Kaldı ki, davacı adına kefalet tahsis edilen tarihte davacı yanın hukuki yükümlülüklerini belirleyen 10/03/2017 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı yürürlükte olmasına rağmen, davacının taraf ve müdahale imkanı bulunmadığı geçen geçici (1) maddede bahsi geçen protokolün, 10/03/2017 tarihli Bakanlar Kurulu Kararının yürürlük tarihinden (5) gün sonra yapılması suretiyle ilgili Bakanlar Kurulu Kararının yürürlüğünün ertelendiği sonucunu doğuracak şekilde eski tarihli Bakanlar Kurulu Kararının esas alınmasının mümkün olmayacağı izahtan varestedir. Hal böyle olunca, kefalet tahsis tarihi (14/03/2017) yeni kararın yayınlandığı ve yürürlüğe girdiği tarihten (10/03/2017) sonra olduğu için hukuki durumun tesis edildiği anda geçerli olan yeni (10/03/2017 tarihli) düzenlemenin esas alınacağı yani kefalet tahsis aşamasındaki koşulların, limitlerin tazmin süreçleri veya diğer tüm hukuki yükümlülükler açısından 10/03/2017 tarihli Bakanlar Kurulu kararı hükümlerinin dikkate alınması, bu hale göre bilirkişi raporunca tespit edilen ikinci ihtimale mahkemece itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, KGF destekli kredilerde kefaletin tahsis edildiği tarih olan 14/03/2017 tarih itibariyle yürürlükte olan 10/03/2017 tarihin Bakanlar Kurulu kararının somut olaya uygulanacağı ve davalının 03/08/2018 tarihli yazı ile ödeme yapmayacağını beyan etmesiyle 03/08/2018 tarihinde temerrüte düşeceği dikkate alınarak, 107.526,71 TL'nin 03/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Ankara 6. Asliye Mahkemesi'nin 27/02/2023 tarih 2022/527 Esas 2023/137 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davacının davasının ıslah talebi dikkate alınarak KABULÜ ile, 107.526,71 TL'nin 03/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 7.345,14 TL karar ilam harcından peşin alınan 170,78 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.174,36 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 170,78 TL peşin harç, 44,40 TL başvurma harcı, 1.665,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplamı 1.880,18 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 118,70 TL posta gideri ile 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olarak yapılan toplam 1.618,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı yan davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1 uyarınca nispi vekalet ücreti maktu vekalet ücretinden az olamayacağından 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Kullanılmayan gider avansı karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, B)1-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 40,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.209,40 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/09/2026

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -

(Karşı Oy) KARŞI OY

Bakanlar Kurulunun 10/03/2017 tarihli kararında, davalı tarafça verilmiş olan kefaletlerin aynı şekilde devam edeceğide kararlaştırılmıştır. Dava konusu kredinin kefalet tahsis tarihi 14/03/2017 olup, Hazine Müsteşarlığı ile davalı kurum arası yeni protokol ise 15/03/2017 tarihlidir. Davacının dava dışı bankadan krediyi kullanma tarihi değil, kefaletin verildiği tarihe göre Bakanlar Kurulu kararı düzenlendiğinden ve 10/03/2017 tarihli Bakanlar Kurulu kararının müsteşarlık ile davalı arasında imzalanacak protokol yenileninceye kadar eski protokolün geçerli olduğu düzenlendiğinden ve müsteşarlık ile davalı kurum arasındaki protokol 15/03/2017 tarihinde düzenlenip protokolün 13. Maddesinde "kredi verenler ile, kurum arasında protokol yapılıncaya kadar önceki kredi verenler protokolü geçerlidir" hükmü yer aldığından ve davalı kurum ile kredi veren ... arasında protokol yenilemesi 17/03/2017 tarihinde imzalandığından ve bu tarih davalının kefalet tahsis tarihi olan 14/03/2017 den, komisyon tahsil tarihi olan 15/03/2017 de ve kredinin kullandırıldığı 16/03/2017 tarihinden sonra olduğundan 10/03/2017 tarihli 2017/9969 sayılı Bakanlar Kurulu kararının değil önceki tarihli kararın uygulanması gerektiğini düşündüğümden ilk derece mahkemesinin aynı gerekçeye dayalı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan red kararı verilmesi gerektiğinden sayın çoğunluğun görüşüne katılamamaktayım. Yine KGF kefaletinin, KGF ile Hazine arasındaki protokolden bir gün önce verilmesi eylemi başka delillerle desteklenmediği sürece anılan işlemin TMK 2 aykırı davranış olduğunun ispata yeterli değildir. Başkan -

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/368, K. 2026/1140, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-368-e-2026-1140-k-56627650c3c3