Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2823 E. 2026/2482 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2823
Karar No
2026/2482
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2823 - 2026/2482 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2823 KARAR NO : 2026/2482

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/05/2024 NUMARASI : 2022/1325 Esas, 2024/568 Karar

DAVACILAR : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. İHBAR OLUNAN : 1- VEKİLLERİ : Av. İHBAR OLUNAN : 2- DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

KARAR TARİHİ : 05/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/10/2026

... Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.05.2024 tarih ve 2022/1325 Esas, 2024/568 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi, ...'in 30/01/2009 tarihinde muhatap şirket tarafından sigortalanan ...’un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otobüs ile Tatvandan Diyarbakır istikametine doğru seyir halinde iken otobüsün kaza yapması sonucu vefat ettiğini, müteveffanın geride kalan eş ve çocukları için .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/562E. sayılı dosyasıyla destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiğini, mahkemenin dosyayı karara çıkardığını, bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek bozulduğunu, bozma ilamında kısaca; eş ve çocuklar ile ana ve babaya pay verildiği durumda desteğe 2, eşe 2, çocuklar ile ana ve babaya 1’er pay verilerek bu payların desteğin tüm gelirine oranlanarak bulunacak sonuca göre destek tazminatlarının belirlenmesi gerektiğinin belirtildiğini, bozma sonrası, yerel mahkeme tarafından tekrar yargılama yapıldığı, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/818E. sayılı dosyası 28.10.2021 tarihinde karar çıkarıldığı, karar sonrası davalı sigorta şirketi davacı eş ve çocuklar adına destek tazminatını ödediğini, ancak Yargıtay bozma ilamında belirtilen muris ...'n dava sırasında Anne ve babası hayatta olduğundan bu kişilere ilişkin destek tazminatı ödenmediğini, (Anne ... 19.11.2020 de vefat ettiği) iş bu alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte, baba ... ve anne ... mirasçıları adına ödenmesi için ... İcra Müdürlüğünün 2021/358E. sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, muhatap şirketin borca itiraz ettiğini, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin haklarım saklı kalmak kaydı ile davalı tarafın ... İcra Müdürlüğünün 2021/358E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptalini, davalı tarafın takip miktarının %20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın, sigortalı şirket tarafından tanzim edilen 24/05/2008-2009 vadeli ... poliçe no’lu zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, kaza tespit tutanağı ve diğer delillerin taraflarına tebliğ edilmediği, öncelikle davacı yanın iddia ettiği kazanın meydana geldiği ve zarar görenin de bu kazaya karıştığını ispat etmesini, davaya konu talep zamanaşımına uğradığı, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, kaza sırasında sigortalı aracın işleteninin sigorta ettiren olup olmadığının araştırılmasını, işletenin sorumluluğunu teminat altına alan müvekkili şirketin işletenin sorumluluğu bulunmaması karşısında sorumluluğu bulunmayacağını, müvekkili şirket tarafından daha evvel ....Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/562 E. Sayılı dava neticesinde yapılan ödemelerin tespitini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin ancak poliçe teminat limiti dahilinde sorumlu olduğunu, müvekkili şirket tarafından ... İcra Müdürlüğü 2015/5617 E. sayılı dosyaya 11/11/2021 tarihinde 343,874.20 TL tazminat ödemesi yapıldığını, poliçe teminat limiti tükendiğinden ilgili dosyaların celbi ile huzurdaki davanın reddini, hak sahiplerinden anne ...'in 19/11/2020 de vefat ettiği, buna göre müteveffanın mirasçıları yönünden mirasçılık belgesi temin edilerek mirasın reddedilip reddedilmediğinin araştırılmasını, vefat eden hak sahibi yönünden tazminatın sona erme tarihi bilindiğinden hesaplama yapılması ihtimalinde bu hususa dikkate edilmesini, HMK 6. Madde gereği yetkili mahkeme davalı tarafın davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri olduğu, bu nedenle davanın yetki yönünden reddi ile dosyanın yetkili İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesini, ayrıca zarar görenin ve yanında yolculuk ettiği sürücünün kaza sırasında alkollü olup olmadığının tespit edilmesini, işbu davanın, sigortalıları olan aracın sigorta ettireni ... ve sürücüsü ... tebliği ile dava dilekçesi ve işbu cevap dilekçesinin sigorta ettirene tebliği ve davanın sigorta ettirene ve sürücüsüne ihbarını talep ettiklerini, davacının zararının SGK tarafından karşılanma ihtimali de mevcut olup davanın SGK'ya da ihbar edilmesini, davaya konu olay haksız fiil niteliğinde olduğu ticari iş söz konusu olmadığını, bu nedenle davacı yanın ticari faiz taleplerinin reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; ... İcra Dairesinin 2021/358 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 90.644,23 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden ve asıl alacağın takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, Davanın davacı ... yönünden reddine karar verildiği görüldü. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacılar vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; haksız fiillerde faiz başlangıç tarihinin haksız fiilin işlendiği tarih olduğunu, sigorta şirketi açısından; sigorta şirketine başvurulmuşsa başvurma tarihini izleyen tarihten, aksi halde dava tarihinden faiz işletilmesinin gerektiğini, eldeki dosyanın yeni bir dava olmayıp .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/10/2021 tarih ve 2020/818 E - 2021/948 K sayılı İlamının devamı niteliğinde olduğundan, işleyecek faizin davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü tarih olan 31.03.2009 tarihi olması gerekirken yerel mahkeme ilamında temerrüt tarihini takip tarihi olarak belirtmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından ...'in müteveffa ...'in mirasçısı olmadığı gerekçe gösterilerek, ... yönünden davanın reddine karar verdiğini ancak ...'e adına açılan davanın ...'in şahsına olmayıp babaanne ...'in vefatından dolayı torunlar ... ve ...'in babaanneye mirasçılığından kaynaklı velayeten açılan dava olduğunu ve dolayısıyla yerel mahkemenin ilamının usul ve yasaya aykırı olup ilamın kaldırılmasının gerektiğini talep ve beyan etmiştir. Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; hak sahiplerinin daha önce taleplerine ilişkin açmış olduğu bir dava bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, anne ...'in vefat tarihinin 19.11.2020 tarihi olmakla; ilamsız takip açılış tarihinin 24.12.2021olduğunu, bu tarihten önce anne ... yönünden iletilen bir tazminat talebi bulunmadığını ayrıca .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/818E. Sayılı dosyasında yapılan hesaplamanın işbu dosyaya esas alınmasının kabul edilemez olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; annenin ölüm tarihi esas alınarak hesaplama yapılmasının gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi, davacı tarafından geçerli bir başvuru ile temerrüde düşürülmemiş olduğunu, bilirkişi raporunda temerrüt tarihinin takip tarihi olarak esas alınmasının kabul edilemez olduğunu, desteğin annesi ... ve babası ...’in kendilerine isabet eden destek paylarının tazmini için davalı sigorta şirketine icra takip tarihinden önce müracaat edildiğine dair herhangi bir belge bulunmadığı tespit edilmiş iken takip tarihine göre işletilen faiz tutarı hukuka aykırı olduğunu, temerrütün icra takip tarihide oluştuğuna yönelik tespitler ile hesaplanan tutara da itirazlarını sunduklarını, raporda tespit edildiği üzere müvekkili şirkete geçerli bir başvuru yapılmamakla, temerrüt tarihinin iş bu dava olan 30.09.2022 olduğunu, bu nedenle işlemiş faiz bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle aksi kanaat halinde icra takip talebinden sonra 24.03.2022 tarihli dilekçe tarihinden itibaren faiz işletilmesinin gerektiğini, bilirkişi raporunda pay oranlarının Yargıtay içtihatları doğrultusunda belirlenmediğini, dosyada pay oranlarının hatalı olup, hatalı pay oranları üzerinden hesaplama yapıldığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/818 E. Sayılı dosyasında alınan aktüer bilirkişi raporunun esas alınmasının kabul edilemez olduğunu, tazminat pay hesabının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, iş kazası hususu irdelenmeksizin PSD hesaplaması yapılmamış olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, davaya konu olayın haksız fiil niteliğinde olup ticari iş söz konusu olmadığını, bu nedenle davacı yanın ticari faiz taleplerinin reddinin gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalan davacıların maddi tazminat talebine dayalı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davacılar vekili, işleyecek faizin davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü 31.03.2009 tarihinden başlaması gerektiğini, bu davanın ....Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davanın devamı niteliğinde olduğunu, davacı ... yönünden de davanın reddine dair kurulan hükmün hatalı olduğunu ileri sürmüştür. ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/562 Esas, 2015/582 Karar sayılı dosyası incelendiğinde, davacıların müteveffa ...'in eşi ... ve çocukları ... ... ve ... ... olduğu, yapılan yargılama neticesinde verilen hükmün temyizi sonucunda Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin "müteveffanın anne ve babasının hayatta olmasına rağmen anne ve babaya pay ayrılmamasının hatalı olduğu, anne ve babaya pay ayrıldığında davacılara ayrılan pay düşeceğinden anne ve babaya 1'er pay ayrılmak suretiyle ek hesap raporu alınması ve % 40 evlilik indiriminin uygulanacağı hesaplanmasına rağmen % 30 indirim yapılmasının hatalı olduğu, bu nedenle hesap raporunun hükme esas alınmasının yerinde olmadığı" gerekçesiyle hükmün bozulduğu, bozma ilamı sonrasında dosya yeni esas alarak ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/818 Esas, 2021/948 Karar sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam olunduğu ve 28.10.2021 tarihli hükümle asıl davanın kısmen kabulü ile ... İcra Müdürlüğü'nün 2009/1603 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 105.005,93 TL asıl alacak ve 3.173,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 108.179,12 TL yönünden iptaline, birleşen davanın kısmen kabulü ile davacı ... ... için 14.328,19 TL, davacı ... ... için 22.194,45 TL ve davacı eş ... için 67.827,20 TL olmak üzere toplam 104.349,84 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Bu defa müteveffanın annesi olan davacı ...'in 19.11.2020 tarihinde vefat etmiş olduğu anlaşılmakla, işbu davaya konu müteveffa ...'in babası ... ve annesi ...'in (mirasçılarının) destek tazminatına ilişkin paylarının ödenmesi amacıyla 24.12.2021 tarihli takip talebiyle ... İcra Müdürlüğü'nün 2021/358 Esas sayılı dosyası ile toplam 90.644,23 TL asıl alacak ve 168.330,68 TL işlemiş faiz olmak üzere 258.974,91 TL'lik takip başlatılmış olduğu, icra takip dosyasında alacaklılardan biri olarak (asaleten) ...'in gösterilmiş olmasının da (...'in gelini olup mirasçılık sıfatı bulunmadığından) hatalı olduğu, 90.644,23 TL'lik talebin 67.693,75 TL'sinin müteveffanın babası ...'e, 22.294,38 TL'sinin müteveffanın annesi ...'e, 656,10 TL'sinin de müteveffanın çocuğu olan ... ...'e ait olup ....Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında taleple bağlı kalınarak ... ... tarafından o aşamada talep edilmeyen kısma ilişkin olduğunun anlaşıldığı, buna göre her ne kadar davacı ... ... yönünden davalı sigortanın 31.03.2009 tarihinde temerrüde düşürülmüş olması sebebiyle bu tarihten itibaren faiz talep edebileceği açık ise de, açılan davada davacıların ihtiyari dava arkadaşı oldukları ve davacı ... ... yönünden talebe konu miktarın karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının altında olduğundan bu davacı yönünden yapılan istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer davacılar (anne) ... ve (baba) ...'in ise, kendilerine isabet eden destek paylarının tazmini için davalı sigorta şirketine icra takip tarihinden önce müracaat ettiklerine dair dosyada herhangi bir belge bulunmadığı gibi bu yönlü bir iddianın da olmadığı ancak davalı sigorta şirketine müracaatın icra takip talebinden sonra 24.03.2022 tarihli dilekçe ile yapıldığının anlaşıldığı, buna göre davacılar (anne) ... ve (baba) ... yönünden icra takip tarihine kadar temerrüt oluşmayacağından yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden hüküm kurulmasının yerinde olduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili, anne (...) ... yönünden ölüm tarihi esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, temerrüt tarihi olarak takip tarihinin esas alınmasının hatalı olduğunu, davalıya başvuru yapılmamış olduğunundan işlemiş faiz bulunmadığını, anne ve babaya fazla pay verilmiş olduğunu ve 1,8 teknik faiz metodunun uygulanması gerektiğini ayrıca PSD hesaplaması yapılmamış olmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan 27.02.2024 tarihli hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile ....Asliye Ticaret Mahkemesindeki 2020/818 Esas sayılı dosyasının (Yargıtay bozması sonrasında bozma ilamı doğrultusunda hükme esas alınan rapora davacıların itiraz etmediği gözetilerek usuli müktesep hak gereğince 2012 yılındaki veriler dikkate alınarak ve anne ... yönünden ölüm tarihi esas alınarak; (Yargıtay 17. HD. 2020/3949 E. 2021/2563 K., HGK 2016/21-817 Esas ve 2020/167 karar) bakiye yaşam sürelerinin, pay oranlarının içtihatlara göre yerinde belirlendiği, desteğin çalışırken kazanın meydana gelmesi karşısında davacılara farazi destek olacağının kabulü ile davacıların zararının belirlendiği, davacılar tarafından davalı sigorta şirketine icra takip tarihinden önce müracaat ettiklerine dair dosyada herhangi bir belge bulunmadığından icra takip tarihine kadar temerrüt oluşmayacağı, SGK İl Müdürlüğü'nün 13.06.2023 tarihli ve SGK Genel Müdürlüğü Emeklilik Daire Başkanlığı'nın 05.04.2013 tarihli cevabi yazılarına göre davacılara rücuya tabi ödeme yapılmamış olduğu anlaşılmakla; rapor bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli görülmüş, mahkemece 90.644,23 TL asıl alacak üzerinden hüküm kurulması yerinde görülmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin kusura ve müterafik kusura ve faiz türüne yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Dosyada mevcut ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2009/171 soruşturma sayılı dosyası ve ekleri ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/818 Esas, 2021/948 Karar sayılı dosyası incelendiğinde; 30/01/2009 tarihinde davalıya sigortalı ... Turizm'e ait ... plakalı otobüs sürücüsü ...'un direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkması ve karşı şeride geçerek bariyeri yırtıp uçuruma yuvarlanması ile meydana gelen tek taraflı ölümlü ve yaralamalı trafik kazasında davacıların desteği ... ile birlikte 8 kişinin öldüğü, 11 kişinin de yaralandığı anlaşılmakla, kazanın tek taraflı olması ve oluş konusunda ihtilaf olmadığından davalıya sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğu kabul edilerek yargılama yapılmış, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/562 Esas, 2015/582 Karar sayılı dosyasında bu doğrultuda verilen hüküm davalı ... Sigorta A.Ş. Vekilince temyiz edilmekle Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2015/14177 Esas, 2018/7990 Karar sayılı ilamıyla hesap raporu dışındaki davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verilmekle kesinleşmiş olduğu anlaşılmış, mahkemece davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu kabul edilerek kurulan hüküm yerinde görülmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilince müteveffanın zararın artmasına sebebiyet verdiği, bu nedenlerle hükmedilen tazminat miktarından müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması gerektiği iddia edilmiş, mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52.maddesi (818 sayılı BK 44) gereğince desteğin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve tazminattan indirim yapılıp yapılmaması gerektiği hususu tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususun değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmıştır. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca sürücü ve yolcuların araçların kullanılması sırasında koruyucu tertibatları kullanması zorunludur. Somut olayda davacıların desteği ...'in ... plakalı otobüste yolcu konumunda olduğu ve yolcu otobüslerinde emniyet kemeri bulunmayıp desteğin müterafik kusurunun bulunduğuna dair davalı tarafça dosyaya herhangi bir delil de sunulmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Diğer yandan davalı vekili hesaplanan tazminata ticari faiz hükmedilmesinin hatalı olduğunu savunmuş ise de, müteveffanın ölümüne sebebiyet veren ve davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan aracın ... Turizm'e ait yolcu otobüsü olup ruhsat kaydına göre ticari kullanımda olduğu anlaşıldığından mahkemesince hükmolunan tazminatlara ticari faiz uygulanması yerinde görülmüştür. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir. (Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6752 E, 2023/1960 K; 2022/9596 E - 2022/16018 K; 2021/16589 E - 2022/13345 sayılı kararları) HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin davacı ... ... dışındaki davacılar yönünden istinaf başvurusunun ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı ... ... vekilinin istinaf başvurusunun bu davacının talebine konu maddi tazminat miktar yönünden kesin olduğundan HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacılar vekilinin davacı ... ... dışındaki davacılar yönünden istinaf başvurusunun ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar vekilinin ... ... yönünden istinaf başvurusunun bu davacının talebine konu maddi tazminat miktar yönünden kesin olduğundan HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 304,40 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Harçlar Kanunu gereğince davalı taraftan alınması gereken 6.191,91 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan toplamda 1.548,60 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 4.643,31 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davacılar ve davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 05.10.2026

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2823, K. 2026/2482, T. 05.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2823-e-2026-2482-k-d2140d08ad6d