Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2749 E. 2026/2440 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/2749
- Karar No
- 2026/2440
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2749 - 2026/2440 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2749 KARAR NO : 2026/2440
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/06/2024 NUMARASI : 2021/396 Esas, 2024/706 Karar DAVACI : VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 05/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/10/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.06.2024 tarihli, 2021/396 Esas, 2024/706 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18.07.2021 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu, dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın karışmış olduğu tek taraflı kaza sonucunda müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını, söz konusu aracın davalı şirkete zorunlu trafik sigortasının bulunduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00 TL maddi tazminatın poliçe limitiyle sınırlı olarak temerrüt tarihi olan 30.08.2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usulden reddini gerektirdiğini, dava açılmadan önce başvuru şartlarının yerine getirilmediğini, kusur- maluliyet ve hesap hususunda usul ve esaslara uygun şekilde rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davanın kabulüne, kalıcı iş göremezlik zararı sebebiyle 195.957,25 TL ve geçici iş göremezlik zararı sebebiyle 11.303,60 TL olmak üzere toplam 207.260,85 TL maddi tazminatın davalı ... Sigortadan (poliçe limiti ile sınırlı olarak) temerrüt tarihi olan 30.08.2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; ilk derece mahkemesinde alınan 19.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin tazminat hesabına esas kazancının düşük gösterildiğini, müvekkilinin 4 yıllık üniversite mezunu olmasına ve iş bulduğunda asgari ücretin üzerinde kazanç sağlayacağı bariz olmasına rağmen emsal ücret araştırması yapılıp o hesap üzerinden rapor düzenlenmesi gerekirken düşük bir şekilde asgari ücret üzerinden rapor düzenlenmesi gerekirken düşük bir şekilde asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin miktarında gereğinden düşük vekalet ücretine hükmedilmesi ve aynı şekilde lehe gereğinden düşük yargılama giderine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Karara karşı davalı vekili; hükmedilen tutarda hatır taşıması indirimi yapılması gerekirken yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen tutarda müterafik kusur hallerinin dikkate alınmadığını, hükmedilen tazminata indirim yapılması gerekirken yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, davacının kalıcı bir maluliyetinin olmayacak şekilde iyileşmiş olmasının mümkün olduğunu, dolayısıyla hükme elverişli olmayan raporla hukuka aykırı karar verildiğini, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik zararından sorumluluğunun bulunmadığını, davacının kaza tarihinde çalışmadığını, müvekkili şirkete başvuru yapılmadığını, müvekkilinin usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediğini, müvekkili sigorta şirketi yönünden faize hükmedilebilmesi için temerrütün oluşması gerektiğini, aktüer hesap raporunun yapılma şekli dikkate alındığında zararın aktif bilinen aktif bilinmeyen pasif bilinmeyen dönem olarak yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, meydana gelen yaralamalı trafik kazası sonucu açılmış olan geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. Usulüne uygun başvuru yapılmadığına yönelik yapılan incelemede: Davacının dava açmadan önce 03.09.2021 tarihinde arabulucuya başvurduğu, 27.09.2021 tarihli tarafların anlaşamadığı arabulucu son tutanağının bulunduğu, dosyanın içinde kaza tespit tutanağı, sağlık raporu ve tüm hastane/tedavi evraklarının bulunduğu, yargılama sırasında dosyada alınan maluliyet raporunun davalıya tebliğ edildiği, halen dahi ödeme yapılmamış olması da gözetildiğinde başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü ile anılan maddede düzenlenen dava şartı gerçekleştiğinden uyuşmazlığın esasına girilerek karar verilmesi yerinde olmakla bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Maluliyet raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları) Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 18.07.2021 olup mahkemesince hükme esas alınan 24.10.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 18.07.20241 tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının son film- grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, davacının kalıcı maluliyetinin %2 olduğu anlaşılmakla davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Hesap raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde: Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Müterafik kusura yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Dosya kapsamından, davacının yaralanmasının kolundan olduğu, kemer takılı olup olmadığı sabit değilse de kemer takılı olsa dahi yaralanmasının olabileceği anlaşılmakla bu husustaki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Davacının gelirine yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Dosyada bulunan davacıya ait SED tutanağında davacının kazadan tarihinden önce kafede kasiyer olarak çalıştığı, bu tarihten sonra herhangi bir işte çalışmadığının belirtildiği görülmüştür. Bu nedenle yapılan aktüerya hesaplamasında asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin hatır taşıması indirimine yönelik istinaf sebebi yönünden; Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nin 51.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenceden indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Somut olayda; davaya konu trafik kazasında, davacının, dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araçta yolcu olarak bulunduğu görülmektedir. Soruşturma aşamasındaki ifadelerden, davacının ve dava dışı araç sürücüsünün tanıdık oldukları anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece hatır taşıması indirimi yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Davacının hatır için taşındığının kabulü sonucu yapılan indirim nedeniyle reddolunan tutar üzerinden davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemiştir. Faiz başlangıç tarihine yönelik yapılan istinaf incelemesinde: Davacının dava açmadan önce 03.09.2021 tarihinde arabulucuya başvurduğu, 27.09.2021 tarihli tarafların anlaşamadığına dair arabuluculuk son tutanağının bulunduğu, bu nedenle temerrütün bu tarih kabul edilerek mahkemesince 27.09.2021 tarihinden faize karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğuna ilişkin istinaf talebi yerinde görülmüştür. Vekalet ücretleri ve yargılama giderleri yeniden kurulacak hükümde değerlendirileceğinden ayrıca inceleme yapılmamıştır. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABUL - KISMEN REDDİ ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.06.2024 tarihli, 2021/396 Esas, 2024/706 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile, -Kalıcı iş göremezlik zararı sebebiyle 156.765,80 TL ve geçici iş göremezlik zararı sebebiyle 9.042,88 TL olmak üzere toplamda 165.808,68 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 27.09.2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 4- a-)Harçlar Kanunu uyarınca davalıdan alınması gereken 11.326,39 TL karar harcından, peşin ve tamamlama harcı olarak yatırılan toplam 767,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.559,09 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, b-)İlk derece mahkemesince 14.06.2024 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, c-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsup edilmesine, fazla yatan kısmın iadesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Reddedilen kısım hatır taşımasına yönelik olduğundan davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Başvuru tarihinde Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 8-Davacı tarafından yapılan 6.693,85 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine, İstinaf giderleri açısından; 10-a)Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, b-)Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 304,40TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 11-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 12-Davacı tarafından yapılan 320,00 TL istinaf yargılama ve dosya gönderme ücretinin üzerinde bırakılmasına, 13-Davalı tarafından yapılan 70,45 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.05/10/2026
Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.