Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/980 E. 2026/936 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/980
- Karar No
- 2026/936
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/980 - Karar No:2026/936 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/980 KARAR NO : 2026/936
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/06/2024 NUMARASI : 2022/1117 E-2024/676 K
DAVACI : VEKİLLERİ : Av. ....
DAVALI : VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 16/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında ''25-266-0347-101/201 Hlater Verkleidung'' isimli otomotiv sektöründe kullanılan 14.6248 adet parçanın 'siyah çinko kaplaması' hususunda anlaşma sağlandığı, anlaşma gereği davacı tarafından alınan işin gereği gibi yerine getirilerek teslim edildiği, 2 adet uygunluk sertifikasının da davalı taraf gönderildiği, davalının parçalara siyah çinko kaplama işlemi yapılmadığından sadece siyah boya sürüldüğünden bahisle delil tespit davası açtığı, Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/33D.İş dosyasından alınan bilirkişi raporunda parçalara siyah çinko kaplaması yapılmadığı, parçaların siyah renkte boya ile boyandığı bu sebeple her bir parça başına 47,00 TL ödeme yapılması gerekeceğinin bildirildiği, bu husus üzerine davacı aleyhine Ankara Batı İcra Dairesinin 2022/52222 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dosyasının kesinleştiği, dava konusu parçalara yapılan işlemin siyah çinko kaplama olmadığı sadece siyah boya sürülmesinden ibaret olduğu iddiasının mesnetsiz olduğu, tüm parçalara siyah çinko kaplama yapıldığı, uygunluk sertifikaları ile sabit olduğu üzere istenilen siyah çinko kaplama hizmetinin gereği gibi yerine getirildiği, tespit dosyasında bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sırasında parça başı 47,00 TL ödemenin nasıl hesaplandığının belli olmadığı, piyasa araştırılması adı altında 1 adet proforma fatura sunulduğu, gösterilen faturada bedel hesaplanırken boya kaplama, sökme ve siyah çinko kaplama hizmeti olarak parça başı 3,00 Euro bedel belirlendiği, dava konusu olayda ise sadece siyah çinko kaplama hizmeti üzerine taraflar arasında bir anlaşmanın mevcut olduğu, tek bir proforma faturanın piyasa araştırılması ve emsal kabul edilip, bunun üzerinden yapılan hesaplamanın isabetli olmadığı, ilgili rapor düzenlenirken teslim edilen malların nerede ve ne koşullar altında saklandığı hususunun göz ardı edildiği, parçaların nem veya güneş ışığına maruz kalması nedeni ile korozyona uğramış olma ihtimalinin olduğu, ürünlerin toplu olarak değil, parça parça iş bittikçe teslim edildiği, teslim alınan malların hangi koşullarda saklandığının belirlenmediği, Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari alım satımlarda alıcı açık ayıplar için iki, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde muayene külfetini yerine getirip ayıp ihbarında bulunulması gerektiği, bu şekilde ayıp ihbarı yapılmadığı, icra takibindeki ödeme emrinin tebliği ile ayıp iddiasından haberdar oldukları, talep edilen işlemiş faize itiraz ettikleri, başlangıç tarihinin belli olmadığı, İİK’nın 72/3 maddesinde “Borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir” hükmünün öngörüldüğü belirtilerek talebinin haksızlığı ve bu sebep ile gerekli tedbirler alınmadığı takdirde meydana gelmesi kaçınılmaz olan zararlardan dikkate alınarak uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyari tedbir kararı verilmesini ve davanın kabulü ile Ankara Batı İcra Dairesinin 2022/52222 Esas sayılı dosyasında borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında otomotiv sektöründe kullanılan 14.6248 adet parçanın siyah çinko kaplaması' hususunda anlaşma sağlandığını,12 adet fatura kesildiği, davacı tarafından verilen uygunluk sertifikalarında söz konusu parçaların siyah çinko kaplama olduğunun belirtildiğini, parçaların tamamının teslimi sonrası bunların sayımı ve kontrolü esnasında firma personellerinin ilgili parçaların bir kısmına tiner sürdükleri zaman söz konusu kaplamanın kalktığının tespit edildiğini, siyah çinko kaplamanın tiner sürünce kalkmayan ilgili metal materyalin içine kadar nüfuz eden bir kaplama olduğunu, bu haliyle söz konusu parçaların kullanılmasının ve otomotiv sektöründe kullanıldığı araçlara da takılmasının mümkün bulunmadığını, siyah çinko kaplama yerine siyah boya ile boyandığının tespit edilmesi için taraflarınca tespit yaptırıldığı ve Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/33D.İş dosyasında alınan raporda malzemelerde çinko kaplama yerine yağlı boya bulunduğunun tespit edildiğini, başlatılan icra takibinde takip dayanağının, mahkeme tarafından yapılmış keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bir bilirkişi raporu olduğu, malzemelerde bulunan ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu, TBK madde 225’e göre satıcının ağır kusurlarının sonuçlarının düzenlendiğini, bu düzenlemeye göre satıcı ayıplı mal üzerinde ağır kusuru var ise alıcının ihbar süreleri içerisinde kendisine bildirim yapmadığını ileri sürerek sorumluktan kurtulamayacağının hüküm altına alındığını, tespit yaptırıldığını, raporun tebliğ edildiğini, takip başlatılmasına rağmen itiraz bile edilmediğini, sonradan dava açıldığını, ürünlerde çinko kaplama yerine boya yapıldığı fark edilir edilmez müvekkil şirket yetkilisi ve şirket çalışanının 2-3 kere davacı firmaya giderek ürünlerin ayıplı olduğunu, kaplama yapılmadığını bu nedenle zarara uğradıklarını ve uğrayacaklarını durumun düzeltilmesini talep ettiklerini, davacı firma yetkilisi Hasan Bey ile yapılan görüşmelerde Hasan Bey onlara "bu bizim hatamız özür dileriz, sorunu gidereceğiz" şeklinde beyanlarda bulunduğunu, ancak buna rağmen sorunu çözmek adına hiçbir girişimde bulunulmadığını, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2006/5479 Esas, 2007/3213 Karar sayılı kararında "Ayıp ihbarı, hukuki işlem olmayıp, hukuki işlem benzeridir. Sözlü yapılan ayıp ihbarlarının, tanıklarla kanıtlanması mümkün olduğundan tanıkların mahkemece dinlenmesi” gerektiğinin belirtildiğini, mahkeme tarafından davacı firmaya yapılmış tebligatlar dışında yapılmış olan diğer ihbarların da dinlenecek tanık beyanları ve dosyaya sunulacak delillerle ispata hazır durumda olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın, davacı şirketin Ankara Bati İcra Dairesinin 2022/52222 esas sayılı takip dosyasından davalıya borçlu olmadığındın tespiti istemine ilişkin olduğu, davalı tarafından Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/33D. İş dosyasında delil tespiti yaptırıldığı, alınan bilirkişi raporunda siyah çinko kaplama yapılmadığı, parçaların sadece siyah boya ile boyandığı ve parçaların davacı firmanın istediği özellikte ürün haline getirmek için 687.516,00 TL'ye ihtiyaç duyulduğunun tespit edildiği, davalı tarafından Ankara Batı İcra Müdürlüğü 2022/52222 esas sayılı ilamsız icra takibi başlatıldığı, bunun üzerine davacının yapılan takip üzerine borçlu olmadığının tespiti amacıyla dava açtığı, dosya incelendiğinde; davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş 12 adet fatura olduğu, ayrıca ...San Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenmiş 2 adet Uygunluk Sertifikası bulunduğu, dosya kapsamı ve davalı şirkete eser sözleşmesi kapsamında teslim edilen parçaların siyah çinko kaplama yapılıp yapılmadığına ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ve buna ilişkin rapor tanzim edilmesine karar verildiği, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 31/07/2023 tarihli kök rapora göre dava konusu parçalara yönelik siyah çinko kaplama yapılmadığı, parçaların sadece siyah boya ile boyandığı, ayrıca dava konusu parçaların yüzeyinin hali hazırda kaplı bulunan malzemenin sökülüp temizlenip sonrasında çinko kaplamaya uygun hale getirilmesinin maliyetinin yapılan araştırmalar neticesinde 8,00 TL ile 12,00 TL arasında değişkenlik gösterdiği dolayısıyla bu işlemlerin parça başına maliyeti için 10,00 TL'nin makul olduğunun kabul edilmesi halinde 14.628 adet parça için maliyetin 146.280,00 TL olduğu, söz konusu parçaların çinko kaplamasının maliyetinin yapılan araştırmalar neticesinde 15,00 TL ile 25,00 TL aralığında değişkenlik gösterdiği parça başına maliyet için ortalama 20,00 TL'nin makul olduğu bu işlemin 14.628 adet parça için maliyetin 292.560,00 TL olduğu dolayısıyla toplam maliyetin 146.280,00 TL + 292.560,00 TL = 438.840,00 TL olduğunun tespit edildiği, taraflarca yapılan itirazları karşılar nitelikte bilirkişi ek rapor alınmasını talep edildiği, alınan 10/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda kök raporda değişiklik yapılmasını gerektirecek bir değişiklik olmadığı kanaatine varıldığı, taraflarca alınan ek raporda ayıbın gizli ayıp olup olmadığı itirazının değerlendirilmediği itirazında bulunulduğu ve ikinci bir ek rapor alınmasına karar verildiği, alınan 25/04/2024 tarihli ikinci ek raporda dava konusu malzemelerin üzerinin siyah çinko kaplama ile mi yoksa siyah boya ile mi boyandığı hususu basit bir gözden geçirme ile anlaşılacak düzeyde bir ayıp olmadığı, malzemelerin ölçüm ve testlere tabi tutulması neticesinde kaplamanın türü tespit edilebileceğinden ayıbın gizli ayıp olduğunun değerlendirildiği, gizli ayıp halinde 6102 sayılı TTK m.23/1-c hükmü gereğince 6098 sayılı TBK m.223/2 hükmünün uygulanacağının kabul edildiği, yapılan inceleme sonucunda tüm dosya kapsamında toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında eser sözleşmesi olduğu, malzemelerin siyah çinko ile kaplanmadığı siyah boya ile boyandığı ve bu sebeple malzemelerin ayıplı olduğu ve ayıbın gizli ayıp olduğu, menfi tespit davalarında kural olarak hukuki ilişkinin varlığını ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, alacaklının hukuki ilişkinin varlığını kanıtlamakla yükümlü olduğu, bu davada alınan bilirkişi raporları neticesinde davalı alacaklının sözleşmeden kaynaklı teslim edilen mallarda gizli ayıbın mevcut olduğu, ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun bir şekilde yapıldığı, zira ürün üzerinde sorun çıkmasının hemen ardından tespit yapıldığı ve tespit raporunun davacıya tebliğ edildiği, daha sonra ihtarname gönderildiği, dolayısıyla davacının ayıp nedeniyle ödemiş olduğu bedeli istemekte haklı olduğu ve böylece alacaklının ispat yükünü yerine getirdiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istenilen siyah çinko kaplama hizmetinin gereği gibi yerine getirildiği, Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/33 D.İş dosyasından alınan bilirkişi raporunda parçaların siyah çinko kaplaması yapılmadığı siyah renkte boya ile boyandığı bu sebeple davalımım zarara uğrayacağından bahisle parçaların istenilen ürün haline getirilmesi için her bir parça başına 47,00-TL ödeme yapılması gerekeceğine kanaatine varıldığı, ancak bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sırasında parça başı 47,00-TL ödemenin nasıl hesaplandığının belli olmadığı, piyasa araştırılması adı altında 1 adet proforma fatura sunulduğu, bu piyasa araştırması olarak gösterilen faturada bedel hesaplanırken boya kaplama, sökme ve siyah çinko kaplama hizmeti olarak parça başı 3,00 Euro bedel belirlendiği, dava konusu olayda ise sadece siyah çinko kaplama hizmeti üzerine taraflar arasında bir anlaşmanın mevcut olduğu, yine ilk derece mahkemesince alınan ilgili rapor düzenlenirken teslim edilen malların nerede ve ne koşullar altında saklandığı hususunun göz ardı edildiği, parçaların nem veya güneş ışığına maruz kalması nedeni ile korozyona uğramış olma ihtimalinin olduğu, siyah çinko ile kaplanan ürünlerin toplu olarak değil, parça parça iş bittikçe teslim edildiği, bu durumun Ocak/2022 tarihinden beri süregelen bir durum olup, bu tarihte teslim alınan malların hangi koşullarda saklandığının tespit edilmediği, ilgili raporun bu haliyle denetime elverişli olmadığı, teslimin 2022 Ocak ayından 2022 Mart ayının sonuna kadar parça parça yapıldığı, yapılan teslim neticesinde ise davalı firmanın 27.04.2022 tarihinde Ankara Batı 1.Sulh Hukuk Mahkemesine başvurduğu, teslim edilen ürünler üzerinde delil tespiti yaptırdığı, yapılan tespitte ürünler üzerinde ayıp olduğunun tespit edildiği, Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari alım satımlarda alıcı açık ayıplar için iki, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde muayene külfetini yerine getirip ayıp ihbarında bulunulması gerektiği, bu hak düşürücü sürelere tabi muayene külfetini yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı haklarının da ortadan kalktığı, müvekkil şirkete her hangi bir bildirimin yapılmadığı, ürünlerin davalı firma tarafından teslim alındıktan itibaren ne kanunda ön görülen şekillerde ne de kanunda sayılmayan şekilde müvekkile hiçbir ayıp ihbarında bulunulmadığı, ürünlerin parça parça olmak üzere Ocak 2022 itibaren 2022 Mart ayının sonuna kadar parça parça teslim alındığı, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı tarafından icra takibine dayalı ödeme emri gönderilince müvekkil şirket tarafından ayıbın varlığından haberdar olunduğu, davalı tarafın yasal süreler içerisinde her hangi bir yasal yollarla ayıp ihbarında bulunmadığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK’da da yer verilmiştir. HMK 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. 6100 Sayılı HMK’nın 298/2. maddede ise “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” hükmü mevcuttur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “Yasa'nın anladığı anlamda oluşturulacak hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların bu dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.”( Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/3473 Esas, 2020/2358 Karar ve 09/09/2020 tarihli ilamı.) Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; dava, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı yüklenici tarafından yapılan işlerin ayıplı olduğu ve davalının zarara uğradığı iddiası ile bu zararın tazmini için davalı tarafça davacı aleyhine Ankara Batı İcra Dairesinin 2022/52222 sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine yönelik borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Ankara Batı İcra Dairesinin 2022/52222 sayılı dosyası incelendiğinde ise takibin dayanağının Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/33 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespit nedeni ile doğduğu iddia edilen 687.516,00 TL'lik alacak olarak gösterilmiş olup tespit raporunda "malzeme üzerinden boyanın kaldırılması, kumlama yapılması ve çinko kaplanması ile birlikte fire olacağı da düşünülerek maliyetin 3 euro/adet olacağı" kanaatine varılarak ayıp giderim bedelinin 687.516,00 TL olarak tespit edildiği, bu durumda davalı tarafından giderilmesi istenen ve davacı tarafından borçlu olunmadığının tespiti talep edilen tazminatın, ayıp giderim bedeline ve bu bedelin işlemiş faizine yönelik olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte; mahkemesince yargılama aşamasında alınan rapor ve ek raporlarda ise davacı tarafından yapılan işlemlerde gizli ayıp bulunduğu belirtilerek rapor tarihi itibari ve piyasa rayiçleri ile ayıp giderim bedelinin 438.840,00 TL olduğunun tespit edildiği ve mahkemece de rapor ve ek raporun hükme esas alındığı belirtilerek davacının ödediği bedeli geri isteyebileceği kanaatine ulaşılıp aynı gerekçe ile harca esas değeri 691.966,02 TL olan davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Bu durumda davaya konu icra takibindeki talebin ayıplı ifa nedeni ile ayıbın giderilmesinden kaynaklanan zararın tazminine ilişkin olduğu dikkate alındığında; gerekçede davalının "ayıp nedeni ile ödemiş olduğu bedeli istemekte haklı olduğu" belirtilerek ödenen bedelin iadesi gerektiği yönünde değerlendirme yapılması ve yine mahkemece alınan rapor ve ek raporun hükme esas alındığı belirtildiği halde hükümde raporda ayrılma gerekçesi gösterilmeksizin gerekçe hüküm çelişkisi yaratılacak şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle sair istinaf nedenleri ve esası incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/06/2024 gün ve 2022/1117 Esas-2024/676 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Davacı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 16/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır