Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/754 E. 2026/1387 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/754
- Karar No
- 2026/1387
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/754
KARAR NO : 2026/1387
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/02/2026
NUMARASI : 2024/784 E. - 2026/183 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Sözleşmeden Kaynaklanan)
MAHKEMENİN BİRLEŞEN 2019/75 ESAS, 2020/272 KARAR SAYILI DOSYASI
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yapılmış 19/01/2018 tarihli Franchising Sözleşmesi gereği davalı tarafça müvekkili şirkete ayıplı ve eksik hizmet verildiğini, franchise hizmeti alan müvekkili şirkete orijinal olmayan bir takım ürünlerin teslim edildiğini ve orijinal ürünün ücretinin alındığını; davalıya yapılan ihtara rağmen değişiminin yapılmadığını, davalı tarafça ayıbın kabul edildiğini ve sorumluluğun dava dışı ... firmasında olduğunun bildirildiğini; davalının ağır kusuru nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle, müvekkiline teslim edilen mallara yönelik davalıya ödenen 185.592,76 TL, franchise bedeline yönelik 45.000 TL, inşaat tadilat, reklam ve tabela giderlerine yönelik 283.368,22 TL sözleşmenin feshi nedeniyle yoksun kalınan kardan kaynaklı şimdilik 1.000 TL olmak üzere toplam 514.960,09 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 19/01/2018 tarihli Franchising Sözleşmesinin imzalandığını; sözleşme gereği davacıya teslim edilen malların dava dışı ... firmasından tedarik edildiğini, malların orijinal olmadığının anlaşılması sonrasında bu firma aleyhine İstanbul Anadolu 10 ATM'nin 2018/2905 E sayılı dosyasından ayıplı ifa sebebiyle tazminat davası açıldığını, müvekkili tarafından orijinal ürün satışı yapılmadığı tespit edilen tüm franchise firmalara (davacı dahil) davanın ihbar edildiğini; davacı tarafça talep edilen ekipman ve makine bedellerini geri ödeme yükümlülüğünün dava dışı ... firmasına ait olduğunu, ayrıca sözleşmenin hangi hususlarda ihlal edildiğinin somut olarak belirtilmediğini, müvekkilinin tedarik süreciyle ilgili bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının işletmeyi kapattığı için sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmenin haksız feshedildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
DAVA: Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılmış 19/01/2018 tarihli Franchising Sözleşmesi gereği, davalıya ekspertiz hizmeti vermek üzere franchising verildiğini, akabinde hizmetin verildiği yerin kapalı olduğunun öğrenildiğini; davalının üzerine düşen edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle sözleşmeden kaynaklı alacak ve cezai şart için şimdilik 100.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak feshedildiğini, davacının franchise hizmeti alan müvekkili şirkete ayıplı ve eksik hizmet verdiğini, müvekkili şirket esaslı şekilde yanılgıya düşürüldüğünü, davacının ağır kusurlu hareketleri nedeniyle sözleşmenin feshinden kaynaklı doğmuş zararların ve kar kayıplarının bulunduklarını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesinin 24/02/2022 tarih ve 2019/106 Esas- 2022/181 Karar Sayılı kararla;
"Asıl Davanın REDDİNE, Birleşen Davanın KISMEN KABULÜ ile,
a-16.447,74 TL'nin 15/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte birleşen dosya davalısından alınarak birleşen dosya davacısına ödenmesine,
b-Birleşen dava yönünden fazlaya ilişkin istemlerin reddine," karar verilmiştir.
Dairemizin 28/11/2024 tarih ve 2022/864 Esas ve 2024/1975 Karar Sayılı kararıyla; "Asıl Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK 353/1-a- 6 maddesi gereğince, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "1-Asıl davada davacının davasının REDDİNE,
2-Birleşen İstanbul 11. ATM 2019/75 Esas sayılı dosyasında davanın açılmamış sayılmasına," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı birleşen davada davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın eksik incelemeye dayandığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi tarafından verilen kaldırma ilamındaki hususların yerel mahkemece tam olarak yerine getirilmediğini, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, taraflar arasındaki franchising sözleşmesi kapsamında teslim edilen cihazların ayıplı olduğunu, davalının 25.12.2018 tarihli cevabi ihtarnamesinde ayıplı makineler nedeniyle mağdur olduğunu ve ... firmasına dava açtığını, bu durumun davalının ayıp vakıasını bildiğini ve yargılama sürecindeki savunmalarıyla çeliştiğini, teslim edilen cihazların orijinalliğinin yüzeysel bir incelemeyle anlaşılamayacağını, bu nedenle ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu, müvekkilinin ayıbı öğrenir öğrenmez 13.12.2018 tarihli ihtarname ile bildirimde bulunduğunu, davalının franchise sistemini kuran ve yöneten profesyonel bir aktör olarak TBK m. 225 uyarınca ağır kusurlu olduğunu, sözleşmenin davalının esaslı ihlali nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, mahkemenin zarar kalemleri yönünden de eksik inceleme yaptığını, bilirkişi raporunda hukuki nitelendirme hataları bulunduğunu, mahkemenin davalının kendi tedarikçisine karşı açtığı dava ile müvekkiline karşı ileri sürdüğü savunmalar arasındaki çelişkiyi değerlendirmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil istinafa cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 19/01/2018 tarihinde franchise sözleşmesi imzalandığını, davacının 23/01/2018 tarihli fatura ile teslim edilen cihazların orijinal olmadığını iddia ederek sözleşmeyi feshettiğini, davacının işletmesini kapatması üzerine franchise sözleşmesini haksız yere sonlandırdığını, uyuşmazlık konusu cihazların müvekkil ... firmasından tedarik edildiğini, cihazların orijinal olmadığına dair iddiaların asılsız olduğunu, modern sanayi pratiğinde farklı komponentlerin bir araya getirilmesinin ürünün orijinal olma vasfını değiştirmediğini, ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın istinaf başvurusunun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yerel mahkemece yapılan yargılamanın Bölge Adliye Mahkemesi bozma ilamı doğrultusunda eksiksiz tamamlandığını, bilirkişi raporlarıyla cihazlardaki marka farklılığının basit bir muayene ile anlaşılabilecek açık ayıp niteliğinde olduğunun ispatlandığını, davacının basiretli bir tacir olarak teslimden itibaren iki ve sekiz günlük yasal ihbar sürelerine uymadığını, davacının istinaf aşamasında ileri sürdüğü yeni iddiaların HMK m. 357 uyarınca dinlenemeyeceğini belirterek, davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, franchising sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine, birleşen dava ise aynı franchising sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve cezai şart istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 19/01/2018 tarihli Franchising Sözleşmesi düzenlendiği, asıl davada, lisans verenin orijinal olmayan ürün tesliminin sözleşmeye aykırılığı nedeniyle oluşan zararın tahsili, birleşen davada ise, lisans alanın işyerini kapatmasına dayalı sözleşmenin ihlali nedeniyle haklı nedenle fesih gerekçesiyle sözleşmeye dayalı alacak ve cezai şart bedelinin tahsili talep edilmiştir.
Mahkemece 24.02.2022 tarihli kararla asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine dairemizin 28.11.2024 tarihli, 2022/864 Esas ve 2024/1975 Karar sayılı kararıyla hükme esas alınan bilirkişi raporunun uyuşmazlığı çözmeye elverişli olmadığı, tamamen orijinal mal teslim edilmemesinin tarafların sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirip getirmediğine etkisinin, ithal ürünlerde bazı parçaların yerli üretim olmasının olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılabilecek ayıp olup olmadığının, TBK m.225 kapsamında ağır kusurun, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının, satılanın kabul edilmiş sayılıp sayılmayacağının, feshin haklılığının ve istenebilecek alacak ve zararların tespiti gerektiği gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrası alınan 11.12.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda: ...’ya 45.000 TL franchise bedeli ile toplam 185.592,76 TL cihaz bedeli fatura edildiği, bunların geri verilmesinin gerekip gerekmediğinin mahkemenin takdirinde olduğu, ...’nın 2018 yılında 268.424,89 TL, 2019 yılında 249.537,21 TL zarar beyan ettiği ve 2019 yılında satışının bulunmadığı, fesih öncesi dönemde de zarar açıklanması nedeniyle 02.01.2019-19.01.2023 dönemi için yoksun kalınan kar hesabı yapılamadığı giderlere ilişkin faturalı masraflar 279.368,34 TL olduğu, 2.000 TL su sebili bedeli dışlandığında 277.368,34 TL olacağı, kira giderlerinin istenemeyeceğinin kabulü halinde ise 137.368,22 TL zarar hesaplanabileceği , marka farklılığının olağan gözden geçirmeyle anlaşılabilecek açık ayıp olduğu, ...’nın süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı, ...’un asıl faaliyet alanının franchise konusu faaliyet olduğu ve teknik cihaz satışını meslek edinmediği için ağır kusurlu sayılamayacağı, bu nedenle ...’nın talep edebileceği zarar bulunmadığı, mahkemenin ...’u ağır kusurlu kabul etmesi halinde ...’nın feshinin haklı sayılabileceği, bu durumda 185.592,76 TL cihaz bedeli ile 45.000 TL franchise bedelinin geri istenebileceği, birleşen dava yönünden ise 16.447,74 TL cari hesap alacağının istenebileceği, cezai şart koşullarının ise oluşmadığı, ... kayıtlarına göre 31.12.2018 tarihinde ...’nın ...’dan 14.891,44 TL alacaklı göründüğü belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın ise açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Asıl davanın reddine dair karara karşı asıl davacı vekili istinaf talep etmiştir.
Somut olayda taraflar arasında düzenlenen 19.01.2018 tarihli franchising sözleşmesiyle davacıya oto ekspertiz hizmeti vermek üzere franchise hakkı verilmiş, davalı tarafından franchise sistemi içerisinde kullanılacak makine ve cihazlar davacıya teslim edilerek bedelleri fatura edilmiştir. Uyuşmazlık, sözleşme kapsamında teslim edilen cihazların faturalarda belirtilen marka ve nitelikte olup olmadığına ve bu teslimin ayıplı ifa oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.
Franchising sözleşmesinde davacıya teslim edilecek makine ve cihazların somut marka ve modelleri belirtilmemiş olmakla birlikte, davalı tarafından düzenlenen faturalarda teslim edilen malların markalarının gösterildiği ve bedellerin buna göre belirlendiği anlaşılmaktadır. Davalı bu malların dava dışı ... firmasından tedarik edildiğini ve tedarikçiye karşı ayıplı ifa iddiasıyla dava açıldığını bildirmiş ise de, davalının bu beyanı malların niteliğini teslim sırasında bildiğinin veya ayıbı davacıdan ağır kusurla gizlediğini kabul niteliğinde değildir. Teslim edilen malların faturalarda gösterilen markalardan farklı olduğu hususunun davalının beyanıyla sabit olduğu kabul edilse dahi, bu durum davacının malları süresinde gözden geçirme ve tespit ettiği ayıbı bildirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Dosyada bulunan 11.12.2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda farklı marka ürün tesliminin olağan bir gözden geçirmeyle anlaşılabilecek açık ayıp niteliğinde olduğu, cihazların satışını meslek edinmeyen davalının ağır kusurlu sayılamayacağı ve davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı bildirilmiştir.Bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki sözleşme, faturalar, ihtarnameler ve ticari kayıtlarla birlikte değerlendirilmesi sonucunda kaldırma kararında belirtilen eksikliklerin giderildiği anlaşılmakla, raporun denetime elverişli olmadığı ve kaldırma kararının gereğinin yerine getirilmediği yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ayıbın teslim edilen cihazların iç aksamındaki farklılıkların incelenmesi ile belirlenebileceği ileri sürülmüş ise de, somut olayda uyuşmazlığın teslim edilen cihazlarla faturalarda gösterilen markaların uyuşmamasından kaynaklandığı bu farklılığın cihazların üzerindeki marka ve dış görünüşün faturalarla karşılaştırılması suretiyle olağan bir incelemeyle belirlenebileceği anlaşılmıştır. TBK’nın 225. maddesinin uygulanabilmesi için satıcının ayıplı ifada ağır kusurlu olduğunun belirlenmesi gerekir. Davalının franchise sistemi kapsamında cihazları dava dışı tedarikçiden temin ederek davacıya teslim ettiği, davalının ayıbı teslim sırasında bildiği, davacıyı yanıltmak amacıyla hareket ettiği veya ayıbın ortaya çıkmasını engellediğini gösteren delil bulunmadığı, bu nedenle davalının ağır kusurlu olduğunun kabulüne olanak bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda satıma konu faturaların 23.03.2018 tarihinde düzenlendiği, davacının cihazları teslim alarak işletmesinde kullandığı ve ilk ayıp bildirimini 13.12.2018 tarihli noter ihtarnamesiyle, teslimden yaklaşık dokuz ay sonra yaptığı, cihazların üzerinde bulunan marka ve dış görünüşe ilişkin farklılıkların olağan bir gözden geçirmeyle belirlenebilecek nitelikte olduğu, tacir olan davacının teslim aldığı cihazları faturalarla karşılaştırarak süresinde incelemesi ve açıkça görülebilen aykırılıkları TTK’nın 23/1-c ve TBK’nın 223. maddelerinde öngörülen sürelerde bildirmesi gerektiği halde davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği dikkate alındığında davacının ayıp ihbarını süresinde yapmaması nedeniyle teslim edilen malları kabul etmiş sayıldığı, davalının TBK’nın 225. maddesi anlamında ağır kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı, buna bağlı olarak davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ve talep ettiği cihaz bedeli, franchise bedeli, işletme giderleri ile yoksun kalınan kara hak kazandığını ispatlayamadığı anlaşılmakla asıl davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dosya kapsamına, delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmamasına ve ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/02/2026 tarih ve 2024/784 E., 2026/183 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026