Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/578 E. 2026/1495 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/578
Karar No
2026/1495
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/578

KARAR NO:2026/1495

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:08/12/2022

NUMARASI:2022/102 Esas - 2022/1528 Karar

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ:20/01/2022

İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/09/2026

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili; davalı ile müvekkili arasında üç katlı maske makinesi satışından kaynaklanan ticari ilişki bulunduğunu, 04/09/2020 tarihli 395.300-TL bedelli faturanın 370.000-TLsinin ödendiğini, bakiye 25.300-TL'nin ödenmediğini, davalının ticari ilişkiyi Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/151 Esas sayılı dosyasına verdiği cevap dilekçesinde ikrar ettiğini,Çerkezköy İcra Dairesinin ... sayılı dosyasıyla başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini, zorunlu arabuluculukta anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek, itirazın iptaline alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiş; 06/04/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 3.359,04 TL faiz alacağı kadar artırarak 28.659,04 TL'ye yükseltmiştir.

CEVAP :Davalı vekili; müvekkilinin adresi ve sözleşmenin ifa yeri Balıkesir olduğundan Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açıldığını, davacının ayıplı ifası nedeniyle makinenin teslim edildiği üçüncü kişinin müvekkili aleyhine ayıp davası açtığını, o dosyada yapılan keşifte makinenin açık ayıplı olduğunun tespit edildiğini, sözleşmeye uygun ifa bulunmadığından bedel ödeme borcunun muaccel olmadığını, müvekkilinin haklı sebeple ödemeden kaçındığını, faturanın büyük kısmının ödendiğini ileri sürerek yetkisizlik kararı verilmesini, Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/83 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını ve davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; davacının ticari defterleri, davalının vergi dairesine yaptığı bildirim ve talimatla incelenen davalı defterlerine göre davalının davacıya 25.300- TL borçlu olduğunun sabit olduğu,Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/163 Esas sayılı dosyasında alınan raporda ayıbın kullanım sırasında mı ilk teslimde mi var olduğunun tespit edilemediği anlaşıldığından o dosyanın bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmadığı, İİK'nın 50. maddesi, HMK'nın 6. maddesi, HMK'nın 10. maddesi ve TBK'nın 89. maddesi uyarınca davacının yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğu, itirazın iptali davasında dava konusunun ıslah yoluyla artırılmasının davanın niteliğini değiştirmeyeceği,gerekçesiyle davalının itirazının iptali ile takibin 25.300- TL asıl alacak ve 2.557,55- TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.857,55 TL üzerinden devamına, asıl alacağa %16,75 ve değişen oranlarda ticari faiz uygulanmasına,takip tarihine kadar işlemiş olan bakiye işlemiş faiz tutarı 801,49 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; itirazın iptali davasında ıslah yoluyla dava değerinin artırılamayacağını, davanın alacak davasına dönüştürülmediğini, müvekkiline bir tebliğ yapılmadığını, ayıp ihbarı sebebiyle takas-mahsup hakkı doğabileceğinden borcun muaccel olmadığını ve fatura tarihinden faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taleple bağlılık ilkesi gereği reddedilen 801,49 TL için fazlaya ilişkin talebin reddine dair hüküm kurulmadığını ve bu konuda gerekçe gösterilmediğini, harcın eksik yatırıldığını, faturanın neredeyse tamamının ödendiğini, üçüncü kişinin açtığı ayıp davası ve bekletici mesele talebi karşısında borcun muaccel ve likit olmadığını, icra inkâr tazminatı koşullarının oluşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

GEREKÇE:Dava, ticari satımdan kaynaklanan fatura bakiyesinin tahsili için başlatılan ilamsız takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. İnceleme, HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine aykırılıkla sınırlı olarak yapılmıştır.Davalının istinaf sebepleri ağırlık merkezi, satılan makinenin ayıplı olduğu ve bu nedenle bakiye bedelin muaccel olmadığı savunmasıdır.TTK'nın 23. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmeli, açıkça belli değilse malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve ayıp ortaya çıkarsa bu süre içinde ihbarla yükümlüdür; olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayan ayıp sonradan anlaşılırsa TBK'nın 223. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hemen satıcıya bildirilmelidir. Somut olayda davalının davacıya yönelttiği bir ayıp bildirimi dosyada bulunmamaktadır. Davalının dayandığı bildirim, üçüncü kişinin davalı aleyhine açtığı Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/151 Esas sayılı davanın davacıya ihbarıdır. Celbedilen dosya kapsamına göre makine üçüncü kişiye 23/10/2020 tarihinde teslim edilmiş, üçüncü kişinin ayıp iddialarını içeren ihtarnamesi davalıya 25/01/2021 tarihinde, dava dilekçesi 06/04/2021 tarihinde tebliğ edilmiş; davalı ihbar talebini 04/05/2021 tarihli cevap dilekçesiyle ileri sürmüş, ihbar davacıya 30/07/2021 tarihinde tebliğ edilmiştir.Davanın ihbarı ayıp ihbarı niteliğinde kabul edilse dahi, ihbar ayıp iddiasının davalıca öğrenildiği en geç tarihten 99 gün sonra talep edilmiş, 186 gün sonra davacıya ulaşmıştır; bu süre, kanunun aradığı "hemen" bildirim ölçüsüyle bağdaşmaz.Süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığından davalı malı ileri sürdüğü ayıpla birlikte kabul etmiş sayılır; bu sonuç, üçüncü kişinin açtığı davanın akıbetinden bağımsızdır. Bu nedenle ayıba dayalı savunma ile buna bağlı muacceliyet, takas-mahsup ve bekletici mesele itirazları TTK'nın 23. maddesi karşısında yerinde görülmemiştir.Davalı, itirazın iptali davasında ıslahın mümkün olmadığını ileri sürmüş ise de HMK'nın 176. maddesi uyarınca taraflardan her biri yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. İşlemiş faiz icra takibinde ve itirazın iptali davasında dava konusu olduğundan ıslah ile davaya eklenmesi mümkündür; ancak itirazın iptali davası takiple bağlı olduğundan bu ekleme, takipte istenenin üzerindeki kısım yönünden itirazın iptali olarak değil alacak talebi olarak mümkündür. İlk derece mahkemesi de takip talebiyle sınırlı 2.557,55 TL yönünden takibin devamına, aşan 801,49 TL yönünden ayrıca tahsile karar vererek ıslahı bu şekilde değerlendirmiştir. Bu nedenle ıslaha yönelik istinaf sebebi HMK'nın 176. maddesi karşısında yerinde görülmemiştir. Aynı şekilde, ilk derece mahkemesi 801,49 TL yönünden ret değil tahsil hükmü verilmiş red edilen kısım bulunmadığından, bu kısım için hüküm kurulmadığına ilişkin istinaf sebebi de HMK'nın 297. maddesinin ikinci fıkrası karşısında yerinde görülmemiştir.İİK'nın 67. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca itirazın iptaline karar verildiğinde borçlu aleyhine hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmolunur.Takip konusu asıl alacak faturaya dayalı olup tarafların ticari defterlerinde aynı miktarda kayıtlıdır; davalı tutarı inkâr etmemiş, yalnız muacceliyete itiraz etmiştir. Alacak miktarı belli ve borçlusunca bilinebilir olduğundan likittir; ayıba dayalı savunma yerinde bulunmadığından itiraz da haksızdır. İcra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir.Alacağın muaccel olması ile borçlunun temerrüde düşmesi ayrı olgulardır. Muacceliyet alacaklının ifayı isteyebileceği anı, temerrüt ise ifa edilmeyen borcun faiz doğurmaya başladığı anı belirler. TBK'nın 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer; borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmişse bu günün geçmesiyle temerrüde düşer.Usulünce çekilmiş bir temerrüt ihtarı bulunmadıkça ve ifa günü taraflarca birlikte belirlenmedikçe, muacceliyet gerçekleşmiş olsa bile temerrüt takip tarihinde gerçekleşir (Yargıtay 11. HDnin 23/05/2019 tarihli 2017/4740 Esas 2019/4095 Karar sayılı ilamı)Faturada yazılı vade dahi, salt faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle taraflarca kararlaştırılmış kesin vade sayılmaz (Dairemizin 08/10/2020 tarihli 2020/1083 Esas 2020/957 Karar sayılı ilamı).TTK'nın 1530. maddesinin ikinci fıkrasındaki ihtarsız temerrüt kuralının bu dosyada uygulanıp uygulanamayacağı ayrıca değerlendirilmiştir. Hüküm, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde ihtara gerek olmaksızın temerrüdü öngörmektedir; maddenin beşinci ve sekizinci fıkralarında alacaklının küçük veya orta ölçekli işletme, borçlunun büyük ölçekli işletme olduğu hâller için getirilen ödeme süresi ve taksit sınırları da düzenlemenin, tedarik ilişkisinde alıcıya bağımlı tedarikçiyi korumaya yönelik olduğunu göstermektedir. İki tacir arasındaki her satım, bu anlamda bir tedarik ilişkisi değildir. Nitekim Dairemizin 29/12/2020 tarihli 2018/2223 Esas 2020/1377 Karar sayılı ilamında da "TTK'nın 1530. maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup, satış sözleşmelerine uygulanmaz" denilmiştir.

Somut olayda uyuşmazlık tek bir makinenin tek faturalı satımına ilişkin olup taraflar arasında sürekli bir tedarik ilişkisi bulunmamaktadır. Faturada ödeme tarihi yazılı değildir, taraflar arasında ödeme gününü belirleyen bir sözleşme yoktur ve bedelin 350.000,00 TL'lik kısmı faturadan önce ödenmiştir. Davacının takipten önce davalıya bir ihtar gönderdiği ispat edilmemiştir. Davalının faturayı ticari defterine kaydetmesi ve vergi dairesine bildirmesi borcun varlığını gösterir ise de, alacaklının ifaya davetini içermediğinden temerrüt sonucu doğurmaz. Ayrıca davacı takip talebinde işlemiş faizi TTK'nın 1530. maddesindeki temerrüt faizi olarak değil, avans faizi olarak talep etmiştir. Satımın tek seferlik niteliği, faturada ödeme gününün bulunmaması, bedelin büyük kısmının faturadan önce ödenmiş olması, takip öncesinde bir ihtarın ispat edilememesi ve TTK nın 1530. Maddesinin temerrüde ilişkin hükümlerinin uygulama yeri bulunmadığından , davalının takip tarihi olan 25/05/2021'de temerrüde düştüğü ve takipten önceki döneme ait işlemiş faizin istenemeyeceği sonucuna varılmıştır.

İlk derece mahkemesince, temerrüdün takip tarihinde gerçekleştiği kabul edilerek takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddi gerekirken, temerrüt tarihine ilişkin gerekçe gösterilmeden ve davalının ihtar bulunmadığına ilişkin itirazı karşılanmadan, TTK'nın 1530. maddesine göre hesap yapan bilirkişi raporu esas alınarak işlemiş faiz bakımından itirazın iptaline ve takipde talep edilmeyen kısmın tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.İşlemiş faiz yönünden kararın kaldırılması nedeniyle karar ve ilam harcının, yargılama giderlerinin, arabuluculuk ücretinin ve vekâlet ücretlerinin kabul ve red oranına (%88,28) göre yeniden belirlenmesi gerekmiş, karar ve ilam harcından icra dairesine ödenen 139,29 TL peşin harç da mahsup edilmiştir.Davalı vekili harcın eksik yatırıldığını ileri sürmüş ise de davacı tarafça yatırılması gereken peşin harçların eksiksiz yatırıldığı anlaşılmıştır. Davalı lehine vekâlet ücreti, AAÜTnin 13. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca reddedilen miktarı geçmemek üzere takdir edilmiştir. Davacı lehine vekâlet ücreti ise aynı Tarifenin 2. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kaldırma kararı sonrasında hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan Tarifeye göre belirlenmiş; asliye mahkemesi için öngörülen maktu ücret kabul edilen miktarı aştığından, 13. maddenin ikinci fıkrası uyarınca kabul edilen 25.300- TL ile sınırlı olarak takdir edilmiştir. Kararı yalnız davalı istinaf etmiş ise de Tarifenin "hangi sebeple olursa olsun" ibaresiyle kurduğu bu kural aleyhe değiştirme yasağına üstün tutulmaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 04/07/2024 tarihli 2024/4902 Esas 2024/8217 Karar sayılı ilamı).Açıklanan nedenlerle ve HMK'nın 355. maddesine göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yapılan hata yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında karar verilerek davanın kısmen kabulüne fazla istemin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2022 tarih, 2022/102 Esas, 2022/1528 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,"Davanın kısmen kabulüne; 1-Davalının Çerkezköy İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın 25.300- TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebindeki gibi yıllık %16,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilerek devamına,Takipte istenen 2.557,55 TL işlemiş faiz yönünden istemin reddine,Islah yoluyla talep edilen takip öncesi işlemiş temerrüt faizi talebine ilişkin 801,49-TL işlemiş faiz alacağı yönünden davanın reddine,Alacağın %20'si oranda hesaplanan 5.060-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; Alınması gereken 1.728,24-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 292,78-TL peşin harç, 81-TL ıslah harcı,icra veznesine yatırılan 139,29-TL peşin harç olmak üzere toplam 513,07-TL'nin mahsubu ile kalan 1.215,17-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,Davacı tarafça yatırılan 454,48-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 1.500-TL bilirkişi ücreti, 190-TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 1.690-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.495-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davacı vekili için takdir olunan 25.300-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Davalı vekili için takdir olunan 3.359,04-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560- TL arabuluculuk ücretinin 1.377,16 TL'sinin davalıdan, 182,84 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,"Yatırılan 475,75-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Davacı tarafından yapılan 200-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 177-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/578, K. 2026/1495, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-578-e-2026-1495-k-9c6eaa1b3f90