İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/451 E. 2026/670 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/451
Karar No
2026/670
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/451 Esas - 2026/670 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/451 KARAR NO: 2026/670

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI :

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/06/2026 KARAR TARİHİ : 15/09/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 06/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalıya taşıma hizmeti verdiğini, taşıma edimini eksiksiz yerine getirmesine rağmen faturalara dayalı 3.041,65 Euro alacağının ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla Ankara Batı İcra Dairesinin ...... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemlidir. İtirazın iptali davalarında kesin olmayan yetki kuralları uygulanacağından, yetki itirazının 6100 sayılı HMK'nun 116/1-a maddesi gereğince taraflarca ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerekir. İlk itirazların bir ön sorun gibi incelenerek karara bağlanacağı hususu ise, aynı yasanın 117/3. maddesinde düzenlenmiş olup, mahkemenin takip edeceği süreç anılan yasanın 64. maddelerinde açıklanmıştır. Bu nokta da; itirazın iptali davasının ancak usulüne uygun bir takip bulunması koşuluna bağlı olması nedeniyle, icra dairesinin yetkisinin itirazın iptali davası bakımından da değerlendirilmesi gerekmektedir. Öğreti ve uygulamada icra dairelerinin yetkisinin kesin olmadığı kabul edilmektedir. İcra dairelerinin yetkisi bakımından da özel bir düzenleme öngörülmemiş olup, yetki hususunda İİK’nun 50. maddesinde HMK’ya atıf yapılmaktadır. (..., B.: İcra ve ... Hukuku, El Kitabı, 2.b., ... 2013, s.179 ve HGK., 24.04.2013 gün ve 2012/9-1435 E., 2013/569 K.). Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda Mahkememizce öncelikle, İİK.nın 50. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisi hususunda inceleme yapılmıştır. İcra takibinin yapılacağı yerin belirlenmesinde HMK nın hükümleri gereği tespit yapılacaktır. 6100 sayılı HMK'nun 6. maddesine göre; “genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” Aynı Kanunun 10. maddesine göre; “sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.” Türk Borçlar Kanununun 89. Maddesine göre ise " Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde," ifa olunur. Bu durumda takibin davalının ikametgahında yapılabileceği gibi, davacının ikametgahında da takip başlatılabilir. Somut olaya gelindiğinde; davacının ikametgah adresinin Arnavutköy/İstanbul olduğu, davalının ikametgahı adresinin ise Kahramankazan/ Ankara olduğu anlaşılmaktadır. Genel yetki kuralına göre davalının ikametgahı Kahramankazan İcra Daireleri yetkilidir. TBK 89. Maddesine göre ise davacının bulunduğu yer icra daireleri yetkilidir. Davalının icra takibine itiraz dilekçesinde yetkiye itiraz ettiği ve yetkili icra dairesini ikametgahının bulunduğu yer olan Kahramankazan İcra Müdürlüğü olarak bildirdiği görülmekle; mahkememizce öncelikle icra dairesinin yetkisi hususunda değerlendirme yapılmış, yukarıda izah olunan hususlar dikkate alındığında dosya kapsamında Ankara Batı İcra Dairelerinin yetkili olduğuna dair herhangi bir veri bulunmamakla, icra takibinin yetkisiz icra müdürlüğünde başlatıldığı kanaatine varılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; usulüne uygun, yetkili icra dairesinde açılmış bir icra takibi bulunmadığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Usulüne uygun başlatılmış icra takibi bulunmadığından HMK 114/2. Maddesi gereğince davanın USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL harcın dava açılırken peşin olarak alınan 2.547,72-TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 1.815,72-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, 5-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 6.000,00-TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.15/09/2026

Katip ..... E-imzalıdır Hakim ......E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/451, K. 2026/670, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-451-e-2026-670-k-564d0b06d29a