Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/497 E. 2026/1142 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/497
Karar No
2026/1142
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/497 Esas 2026/1142 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/497 KARAR NO : 2026/1142

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/11/2025 NUMARASI : 2025/93 Esas 2025/793 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Kasko Rücu) DAVA TARİHİ : 05/02/2025 KARAR TARİHİ : 16/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/09/2026

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı, davalı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı ...'in sürücüsü ve diğer davalının maliki olduğu ... plakalı araç ile 26/10/2023 tarihinde vuku bulan trafik kazası sonucu sigortalısı ... plakalı araçta meydana gelen hasar ödemesinin tarafından yapıldığını, davacı şirketin halefiyet kuralı uyarınca ödemiş olduğu tazminat için rücuen Ankara 3. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/29426 sayılı dosyası ile davalılar aleyhine takip başlattığını, davalılar tarafından ödeme emrine itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, takibe yapılan itirazların iptali gerektiğini belirterek davalıların vaki itirazlarının iptaline, takibin devamına, lehine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı tarafa yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermemişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının sigortalısına ödemiş olduğu 69.254,87-TL asıl alacak tutarı ile ödeme tarihinden takip tarihinden işlemiş 2.527,33-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 71.782,20-TL'yi davalıdan isteyebileceği, re'sen yapılan hesaplama sonucu işlemiş faiz isteminde fazlalık bulunmadığı, uyuşmazlık haksız eylemden kaynaklandığından ve alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle; "davanın kabulüne, davalıların Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2024/29426 Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın iptali ile takibin aynı koşullarda devamına, Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirir alacak belirgin olmadığından icra inkar tazminatı isteminin reddine" karar verilmiş, karara karşı davalı şirket tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya, ... A.Ş. tarafından ödeme yapıldığının mahkemece dikkate alınmadığını, mükerrer ödemeye neden olacak şekilde hüküm kurulduğunu, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, karşı tarafın tam ve asli kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağı ile hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı bulunduğunu, kusur yönünden yeniden inceleme yapılarak Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması ve kamera kayıtlarının değerlendirilmesi gerektiğini, somut olayda rücu koşullarının oluşmadığını, kazaya konu aracın yalnızca kayıt maliki olduğunu, sürücü veya işleten sıfatının bulunmadığını ve araç üzerinde fiili hâkimiyetinin olmadığını, tarafına husumet yöneltilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hasar bedelinin hangi kriterlere göre hesaplandığının açıklanmadığını, belirlenen bedelin fahiş olduğunu ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; TTK.m.1472 uyarınca rücuen tazminat istemine ilişkin başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden nazara alınması gerekir. 6102 Sayılı TTK'nın 4. maddesinde mutlak ticari davalar belirtilmiş, aynı yasanın 5/(1) bendinde de aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu, 5/(3) bendinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme yapılmıştır. 22/03/1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur", denilmiştir. Somut olaya gelince, davacı sigorta şirketinin sigortalısının gerçek kişi olduğu, dava dışı ...'ya ait kazaya karışan sigortalı aracın hususi araç olup ticari araç olmadığı gibi dava konusu olayın haksız fiil niteliğinde olduğu, bu hale göre dava konusu kazanın tacirler arası haksız fiil niteliğinde olmadığı, davacının halefiyete dayalı olarak açtığı rucüen tazminat davasının ticari dava olmaması nedeniyle haksız fiilden doğan davada genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemelerinin davaya bakmakla görevli olduğu, TTK'nın 6335 sayılı Kanun ile değişik 5/3 maddesi uyarınca 01/07/2012 tarihinden itibaren asliye ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisi haline dönüştürüldüğü, mahkemenin görevli olmasının ise, HMK'nun 114/1.c maddesi uyarınca dava şartlarından olup anılan kanunun 115. maddesi uyarınca da davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılacağı, hal böyle olunca, davacının halefiyete dayalı olarak açtığı iş bu tazminat davasında asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davalı şirketin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık yönünden kabulü gerekmiş, HMK'nın 353(1)-a.3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının görevli mahkemenin tayini yönünden kaldırılmasına, HMK'nın 353(1)-a.3 maddesinin hükmü özel düzenleme içerdiğinden HMK'nun 360. maddesinin atfı ile HMK'nun 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın ve talebe bağlı olmaksızın dosyanın görevli Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı şirketin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-a.3 maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/11/2025 tarih 2025/93 Esas 2025/793 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-HMK'nun 353(1)-a.3 maddesi uyarınca dosyanın görevli ve yetkili Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine, 4-Kararın bir örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, 5-Davalı şirket tarafından yatırılan 1.226,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine, 6-Davalı şirket tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.3 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/09/2026

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/497, K. 2026/1142, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-497-e-2026-1142-k-9e6ba3107625