Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/968 E. 2026/1619 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/968
Karar No
2026/1619
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/968 - 2026/1619 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/968 KARAR NO : 2026/1619 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/02/2026 NUMARASI : 2026/26 E. - 2026/139 K.

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18/02/2026 Tarih ve 2026/26 Esas - 2026/139 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin turizm sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacı şirketin Ankara şubesinde 01.11.2013-28.07.2021 tarihleri arasında davalının bilet satış bölümünde çalıştığını, devam eden süreçte şube müdürü olarak çalışmasını sürdürdüğünü, davalının emeklilik sebebi ile işten ayrıldığını ve tüm hak edişlerinin ödendiğini, davalının işten ayrılmadan önceki son dönemlerinde çeşitli fiilleri ile şirketi zarara uğratmaya başladığını, satış yaptığı müşterilerden ödemeler alınamadığını, davalının ayrılmadan önce haricen ... Şirketi'nde sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek faaliyet yürüttüğünü ve davacı şirketten ayrıldıktan sonra bu şirkette resmi olarak çalışmaya başladığını, davalının eşinin 07.02.2020 tarihinde kurulan bu şirketin ortağı olduğunu, davalının davacı şirket bünyesinde çalışırken dahi fiilen üstü örtülü olarak bu şirketi yönettiğini, davacı şirketin müşterilerinin bu firmaya aktarıldığını, davalının rekabet yasağına aykırı olarak aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir firmaya kazanç sağladığını, davacı şirketten ayrılmadan önce aynı sektörde faaliyet göstermek üzere kurulmuş bir turizm acentasında aktif rol oynadığını ve ticari bilgileri, satış rakamları, müşteri bilgileri tamamen davalıda iken sadakat yükümlülüğüne ve rekabet etmeme borcuna aykırı davrandığını ileri sürerek, belirsiz alacak davası olarak, şimdilik 5.000,00-TL'nin davalının işten ayrıldığı tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin, davacı işveren şirket bünyesinde acente müdürü olarak çalışmaya başladığını, iş akdinin sona erdiği tarih itibariyle şube müdürü unvanını taşıdığını, 2018 yılından itibaren riskli satış yapmaya devam eden bir şube müdürünü çalıştırılmaya devam edilmesinin ticari yaşamın ve iş yaşamının olağan akışına aykırı olduğunu, davalının iş akdi süresince sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret ya da çıkar karşılığı üçüncü kişiye hizmette bulunması, kendi işvereni ile rekabete girişmesi, işveren şirketin ticari sırlarını kendi yararına kullanması vb. herhangi bir hukuka aykırı tutum ve davranışının söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının davacı şirkette 01.11.2013-28.07.2021 tarihleri arasında şube müdürü olarak hizmet verdiği, davalının işten ayrılması üzerine dava dışı şirkette 15.11.2021- 03.03.2023 tarihleri arasında tam zamanlı olarak istihdam edildiği, davalı ile şirket arasında iş akdinin kurulduğu tarihten itibaren davalıya maaş ödemesi yapıldığının bunun dışında bir ödeme bulunmadığının bildirildiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/139746 Soruşturma dosyasında davalıya isnat edilen atılı suçun "Bilişim Sistemine Hukuka Aykırı Olarak Girme ve Kalma" olduğu, şikayetçinin soyut iddiası dışında kamu davasını açılmasını gerektirir kanıt bulunamadığı gerekçesiyle şüpheliler hakkında yüklenen suçtan kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın tebliğ edilerek itiraz edilmeden kesinleştiği, dava dışı şirkete yapılan ödeme bulunup bulunmadığının tespiti için yapılan araştırmada herhangi bir ödemeye rastlanmadığı, davacı defterlerinden davalının davacı şirket bünyesinde çalıştığı süreç içerisinde uyarılara rağmen riskli satış yaparak ve işten ayrılmadan önce sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak haksız rekabet yapmak sureti ile davacıyı zarara uğrattığına ilişkin yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığı gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin kararında hukuki dinlenilme hakkı" ve "adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, davalının eşi üzerine dava dışı rakip firma kurduğunu, davacı şirkette çalıştığı süreçte planlı ve organize bir şekilde beş kişi ile birlikte bu şirkete geçtiklerinin resmi kayıtlar ile sabit olduğunu, dosya kapsamında talep edilen delillerin toplanmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı sadakat yükümlüğü ve rekabet yasağına aykırı eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalının davacı şirkette çalıştığı süre içirisinde sadakat yükümlüğü ve rekabet yasağına aykırı eylemlerinin olup olmadığının tespiti ile bu ön sorunun giderildikten sonra, ileri sürülen eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini koşullarının oluşup oluşmadığından ibarettir. Dosya kapsamından; davacı tarafından dava dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle açılan davada, yapılan yargılama neticesinde, Ankara 65. İş Mahkemesi'nin 25.11.2025 tarihli 2023/352 Esas ve 2025/447 Karar sayılı ilamıyla; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.06.2025 tarihli ve 2023/1 Esas, 2025/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 444 İla 447. maddeleri uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılacak davalarda Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verildiği ve bu kararın istinaf edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Görevsizlik üzerine gönderilmesi akabinde, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada ise de davanın esasına girilerek yukarıda izah olunan gerekçeyle, davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.06.2025 tarihli ve 2023/1 Esas, 2025/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kararında belirtildiği ve benimsendiği üzere; TBK 444 ila 447 hükümleri kapsamındaki rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan doğan davalara bakmaya asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiştir. Mezkur kararda özetle; TBK 444 ila 447 hükümlerinde rekabet yasağı taahhüdü, hizmet sözleşmesinin içinde yer almasına rağmen, hizmet akdi süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususu düzenlediği, hizmet akdinin devamı süresince yapılan bir sadakatsizliği ise ister sözleşme ile düzenlensin, isterse de kanun ile düzenlensin iş mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturacağı vurgulanmıştır. Somut olayda ise davacı, gerek dava dilekçesinde gerekse davanın her aşamasında, davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemine değil, davalının iş sözleşmesi akdi süresince sadakat yükümlüğü ve rekabet yasağına aykırı eylemlerine dayanmıştır. Yine istinaf dilekçesinde dahi uyuşmazlığın, davalının isnat edilen eylemlerinin davacı şirkette çalışırken gerçekleştirmesinden kaynaklandığını açıkça beyan ve tekrar edilmektedir. Uyuşmazlığın bu hukuki niteliği itibariyle, davanın iş mahkemesinde görülmesini gerekirken ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.06.2025 tarihli ve 2023/1 Esas, 2025/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kararına yanlış anlam verilerek, işin esasının incelenmesine girilmesi ve yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a.3. maddesi hiç bir istisna getirmeksizin "Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir" hükmünü haiz olduğundan ve tarafların ilk derece mahkemesindeki görevsizlik kararına sessiz kalmış olması, mutlak kamu düzeninden olan mahkemenin görevini ve yasal yargıç ilkesini ortadan kaldırmayacağından, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca, işin esası incelenmeden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiş, anılan maddenin (a) bendinde açıkça, bölge adliye mahkemesince dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan karar verilebileceği düzenlendiğinden, HMK'nın 360. maddesinin atfı ile aynı Kanun'un 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın, dosyanın görevli Ankara 65. İş Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 18/02/2026 gün ve 2026/26 Esas - 2026/139 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca dosyanın görevli Ankara 65. İş Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine, 3-Kararın bir örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için Ankara 65. İş Mahkemesi'ne gönderilmesine, 4-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-İstinaf kararının tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkemesince yapılmasına, 8-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/09/2026 tarihinde HMK 353/1-a-3 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/968, K. 2026/1619, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-968-e-2026-1619-k-f253802ad9bb