İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/519 E. 2026/660 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/519
- Karar No
- 2026/660
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/519 Esas KARAR NO : 2026/660
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/06/2025 KARAR TARİHİ : 15/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında mevcut ticari ilişkiden doğan ... tarih ve ...-...-... numaralı fatura tutarının ... EUR tutarlı kısmı peşin olarak ödendiğini, bakiye fatura tutarının tahsili amacıyla taraflarınca ... tarihli ... Euro bakiye alacak ve ... Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam ... Euro üzerinden Antalya Genel İcra Dairesi .../... E. sayılı dosyası icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu ürünlerin davalı tarafından sipariş edilmediği gibi, teslim alınmadığını, faturanın sehven ticari defterlere kayıt edildiğini, faturaya konu ürünlerin davalının iştigal konuları arasında yer almadığını belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içerisinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davacı, borçlunun davalı olduğu, ... asıl alacak, ... Euro işlemiş faiz olmak üzere ... Euro toplam alacak için ilamsız takiplere mahsus icra takibinin yapıldığını, davalı borçlunun takibe itiraz ettiği, görülmüştür. Mali müşavir bilirkişi ... ...'nun ... tarihli raporunda özetle; Davacı taraf ... tarafından Davalı taraf adına tanzim edilen ... tarih ...-...-... numaralı ... Euro tutarındaki faturanın davalı taraf ... Şti.'nin ticari defterinde yer aldığını, ... ... firmasından alınan bu malzemeler Davalı ... Şti. tarafından ... tarihli ... numaralı ... Euro tutarında fatura ile ... ... isimli .../...'a adresinde bulunan firmaya satıldığı ve ticari defter kayıtlarında yer aldığını, dosyada mevcut alacaklı firmanın cari hesabında ... Euro davalı firmadan tahsili görülen tutar ... şirketinin kayıtlarında bulunmadığı tespit edildiği, dosyada taraflar arasında olan mevcut yazışmalarda; davacı tarafın malları Türkiye de teslim ettiğini belirterek alacağının ödenmesini, davalı tarafın ise ... ... paranın geri kalanını öder edemez borcun ödeneceğini belirten ifadelerin olduğu; davalı firmanın cari hesabında ... ... firmasının (... Euro) ... TL alacaklı olduğu, davacı tarafın nakden tahsil ettiğini beyan ettiği ... Euro tutarının mahsubu ile davalı firmadan ... Euro alacaklı olduğu tespit edildiği belirtilmiştir. Dava konu olayla ilgili hukuk kuralları şunlardır; 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 67. maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 6. maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 187., 190. maddeleri. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinde "takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir" hükmüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "ispat yükü" başlıklı 190. maddesinde "ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir" hükmüne, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "ispat yükü" başlıklı 6. maddesinde "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" hükmüne yer verilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin birinci fıkrası, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6. maddesi gereği davacı iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için; geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, icra inkar tazminatı talep edilmiş olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacak belgeye ise alacak likit (muayyen, belirlenebilir) nitelikte bulunduğundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67/2. maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 24/11/2016 tarih 2016/4405E. 2016/15076K. sayılı kararı). Fatura alacağı likit, bir başka ifade ile bilinebilir, belirlenebilir alacaktır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 20/06/2016 tarih 2016/2941E. 2016/10949K. sayılı kararı). Kötü niyet tazminatı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. Maddesinde hükme bağlanmıştır. İtirazın iptali davasında, davanın reddine karar veren mahkeme, alacaklının haksız ve kötü niyetle icra takibinde bulunduğu ve itirazın iptali davası açtığı kanısına varırsa, alacaklıyı, borçluya red olunan alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum eder. Alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/03/2010 tarih 2010/19-123E. 2010/154K. sayılı kararı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/12/2011 tarih 2011/13-576 E. 2011/747K. sayılı kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/03/2013 tarih 2012/19-778E. 2013/250K. sayılı kararı). Fatura, içeriğine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, yalnızca tebliğ edilmekle muaccel olmayacaktır. Faturayı tebliğ alan borçlu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşecektir. Anılan husus 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 117. maddesi ile düzenlenmiştir. Bu durumda, borçluya ihtarname gönderilmeden başlatılan icra takibinde, takip tarihinden öncesi için faiz talep edilemeyecek, borçlu icra takibi ile temerrüde düşürülmüş sayılacaktır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 18/09/2008 tarih 2008/2642E. 2008/8549K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/03/2014 tarih 2013/25897E. 2014/8435K. sayılı kararı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 23. maddesinde tacirler arasında yapılan ticari satış ve mal değişimlerinin esas itibari ile Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olacağı belirtildikten sonra bu tür sözleşmelere uygulanacak özel bazı hükümlere de yer verilmiştir (Arkan, Sabih; Ticarî İşletme Hukuku 25. Bası, Ankara 2019, s. 174 vd.). Satış sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207/2. madde hükmü gereği, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Aynı anda ifa kuralının iki işlevi vardır. Birincisi taraflara, karşı tarafın kendi edimini teklif etmeden kendisinden ifa talep edemeyeceğini ileri sürerek ifadan kaçınma (ödemezlik defi) imkanı sağlaması; ikincisi ise edimlerin aynı anda ifa edildiği karinesini oluşturmasıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre; kanunda aksi öngörülmüş olmadıkça, herkes hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. İfa, borçluyu kurtaran bir olay olduğu için uyuşmazlık halinde bunun ispatı borçluya düşer. Yasal olay karinesi, belirli bir hukuksal sonucun doğumu için varlığı gerekli olumlu veya olumsuz olayın gerçekleşmiş olduğunun, var olduğu anlaşılan fakat bir hukuksal sonuçla ilgisi olmayan başka bir olaydan çıkartılmasına olanak veren bir yasa kuralıdır (Prof. Dr. Bilge Umar, Prof. Dr. Ejder Yılmaz; İspat Yükü; 1980 Büyükçekmece; s.167 dipnot 14'de yer alan yazarlar). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kanuni karine gereği, malın alıcıya teslimi ile birlikte, bedelinin peşin olarak satıcıya ödendiği kabul edilir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2021 tarih 2021/3992E. 2021/9391K. sayılı kararı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda fatura tanımlanmamıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 229. maddesinde yer alan tanımlamada ise; "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır." şeklindedir. Böylece fatura; "ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını ölçüsünü fiyatım ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir." şeklinde tanımlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 21/1. maddesi uyarınca ticari işletmesi gereği bir mal satan, üreten, bir iş gören veya bir menfaat sağlayan tacir fatura düzenlemek verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bu hususu da faturada göstermek zorundadır. İrsaliyeli fatura ise Vergi Usul Kanunu’nun 211 Sayılı Genel Tebliği ile düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 21/2. maddesi uyarınca bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gereklidir. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa "icap" mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir. Buna itiraz edilmemesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur (Doğanay, İsmail; Türk Ticaret Kanunu Şerhi 2. Baskı, Ankara 1981, s. 149; Arkan, Sabih; Ticari İşletme Hukuku 25. Baskı, Ankara 2019, s. 163 vd., Ünal, Oğuz Kürşat; Türk Ticaret Kanununda ve Vergi Usul Kanununda Fatura ve İspat Kuvveti, Ankara 1997, s. 90 vd.; Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması; TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd. ). Fatura ticari deftere kaydedilmişse ve süresi içinde faturaya itiraz edilmemişse, faturada belirtilen alacağın varlığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 222. maddesi uyarınca ispatlanmış sayılacağı yüksek mahkemelerce kabul edilmektedir. Nitekim; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarih 2015/2467E. 2015/7975K. sayılı kararında; "...borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." denilmiştir. Diğer taraftan, alıcı tarafından Vergi Dairesi’ne bildirilen BA-BS formları da fatura kapsamındaki malın teslim edildiğini gösterir (Alışkan, Murat; İtiraz Edilmeyen Faturanın Malın Teslim Edilmiş ve İşin Yapılmış Olduğunu Gösterip Göstermeyeceği; Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi 2018, Cilt: 22, Sayı: 3, s. 216). Nitekim; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 14/10/2014 tarih 2014/11846E. 2014/15110K. sayılı kararında; "...davacı vekili, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü' nden dava konusu faturaya ilişkin BA-BS formlarının celbedilerek incelenmesini talep etmiştir. Bu durumda mahkemece davacının belirtilen bu delili üzerinde durulup, celp edilecek formların incelenmesi sonucunda davalı tarafın dava konusu faturayı ilgili vergi dairesine bildirmesi halinde, bu bildirimin fatura kapsamındaki malların teslim alınmış olduğunu göstereceği hususu gözetilerek..." denilmiştir. Faturanın karşı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olması fatura kapsamındaki malların teslim edildiğine, hizmetin verildiğine karine teşkil eder (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 25/01/2023 tarih 2022/255E. 2023/266K. sayılı kararı). Fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir, ticari defterlerin kesin delil olması nedeni ile fatura belirtilen işin yapıldığı kabul edilir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 16/11/2015 tarih 2016/3890E. 2018/368K. sayılı kararı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Yargıtay uygulanmasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı kararı). Ticari defterler, kanunda öngörülen şartlara uygun tutulmuş olsun ya da olmasın, sahibi aleyhine her zaman delil olurlar (Ceyhun, Deniz; Ticari Defterlerin Delil Olma Niteliği, Ankara 2017, s. 117 vd.; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 07/02/2019 tarih 2018/748E. 2019/762K. sayılı kararı). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302E. 2015/12272K. sayılı kararı). Hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden faturaların davalı defterinde kayıtlı olması faturalar içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğine karine oluşturur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14/05/2019 tarih 2017/19-823E. 2019/553K. sayılı kararı). Yabancı para cinsinden olan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin davada 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesi uyarınca hükmedilecek icra inkar tazminatının, yabancı paranın icra takip tarihi itibariyle geçerli olan TL karşılığı tespit edilip bu miktar üzerinden tazminata karar verilmesi gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 03/04/2017 tarih 2016/8757E. 2017/2653K. sayılı kararı). Yabancı para cinsinden olan alacağın tahsili için ilişkin davada hükmedilecek nisbi vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının yabancı paranın dava tarihindeki kur üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre hükmolunması gerekir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/02/2020 tarih 2019/3473E. 2020/2039K. sayılı kararı). Yabancı para cinsinden olan alacağın tahsili için ilişkin davada dava tarihindeki kur karşılığı Türk lirası üzerinden karar tarihindeki nispi harç oranına göre alınması gerekir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2019 tarih 2016/23646E. 2019/12123K. sayılı kararı). Davamıza gelince; davacı faturalı alacağına istinaden ilamsız takiplere mahsus icra takibi yapmış, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Dava, itirazın iptali davası olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı/iş gören tarafından gönderilen faturanın alıcı/karşı taraf tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura alıcının/karşı tarafın ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı/iş gören alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Senetle ispat zorunluluğuna ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 200 vd. maddelerindeki düzenlemelerin sonucu olarak sözleşme ilişkisi kurulması hukuki işlem niteliğinde olduğundan kural olarak yazılı delille veya ikrar, yemin ticari defterler gibi diğer kesin delillerle ispatlanması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince iddia eden, iddiasını ispat yükümlülüğü altındadır. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu, iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Başka bir ifade ile fatura, sözleşme hükümlerinden farklı ise, sözleşmenin faturada yer alan yönde değiştirilmesine ilişkin bir öneri (=icap) niteliğindedir. Böyle bir faturaya itiraz edilmeyip ticari deftere kaydedilmesine, söz konusu sözleşme değişikliği önerisinin, irade faaliyetiyle kabulü sonucu bağlanabilir. Satış sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207/2. madde hükmü gereği, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kanuni karine gereği, malın alıcıya teslimi ile birlikte, bedelinin peşin olarak satıcıya ödendiği kabul edilir. Fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Faturanın karşı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olması fatura kapsamındaki malların teslim edildiğine, hizmetin verildiğine karine teşkil eder. Davalının ticari defterini inceleyen bilirkişi raporuna davaya ve takibe konu fatura davalının ticari defterinde kayıtlı olduğu gibi, faturada yer alan ürünlerin dava dışı üçüncü kişi satıldığı buna ilişkin fatura düzenlenip ticari defterine kayıt edildiği, davalı şirket yetkilisi ile davacı şirket yetkilisi arasında geçen mail yazışmalarında; davacı tarafın malları Türkiye de teslim ettiğini belirterek alacağının ödenmesini, davalı tarafın ise ... ... paranın geri kalanını öder edemez borcun ödeneceğini belirten ifadelerin olduğu, bu hali ile davaya ve takibe konu ürünlerin davalıya teslim edildiği ve davalının borçlu olduğu sonucuna varılmıştır. Fatura, içeriğine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, yalnızca tebliğ edilmekle muaccel olmayacağı, faturayı tebliğ alan borçlu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceği, davacı alacaklı davalı borçluyu takipten önce temerrüte düşürdüğünü ispat ettiği, bu nedenle takipten önce temerrüt olduğundan birikmiş faiz isteyebileceği sonucuna varılarak davanın kabulü gerekmiştir. Geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmuş, borçlunun ise süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, icra inkar tazminatı talep edilmiş olması ve alacağın likit olması nedeniyle, yabancı para cinsinden olan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin davada 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesi uyarınca hükmedilecek icra inkar tazminatının, yabancı paranın icra takip tarihi itibariyle geçerli olan TL karşılığı tespit edilip bu miktar üzerinden tazminata karar verilmesi gerekmesi nedeni ile bu değer üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönününde karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının KABULÜNE, 2. Davalının Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 3. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesi uyarınca alacağın % 20 si oranında tespit edilen ... TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5. Arabuluculuk başvuru dosyasında arabulucuya Bakanlık Bütçesinden karşılanarak ödenen ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6. Davacı tarafından yapılan ... TL başvurma harcı, ... TL peşin harç, ... TL posta ve bilirkişi masrafının olmak üzere toplam ... TL'nin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 326/1. maddesi gereğince davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8. Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 330. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 333. maddesi gereğince giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, 10. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 301/1., "Bölge Adliye Ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî Ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik" in "İlâm ve suretlerin verilmesi, kesinleşme kaydı ile harçların tahsili" başlıklı 216/1. maddesi gereğince, Hâkimin re’sen harekete geçtiği hâller ile kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla taraflardan birinin talebi hâlinde hükmün bir nüshası makbuz karşılığında talep eden tarafa verilmesine ve varsa bir nüshasının da diğer tarafa tebliğine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK.'nun 341/1-a, 342 ve 345. maddeleri gereğince Mahkememiz gerekçeli kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE İÇERİSİNDE Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile, ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE İSTİNAF KANUN YOLU açık olmak üzere oybirliği verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/09/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır