Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1616 E. 2026/2075 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1616
- Karar No
- 2026/2075
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1616 KARAR NO : 2026/2075
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08.07.2026 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2026/449 Esas DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit TALEP : Mahkemece verilen İhtiyati Tedbir Kararına İtiraz BAM KARAR TARİHİ: 30/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 01/10/2026
İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davalı vekili 24.06.2026 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Müvekkili davacının kısıtlı olduğunu icra takibinin başlatılmasının akabinde öğrendiğini, müvekkilinin davacının hal ve hareketlerinden, davranışlarından kısıtlı olduğunu anlayabilmesinin mümkün olmadığını, davacı ile birlikte gelen kefilin de bu durumdan kesinlikle bahsetmediğini, davacı dava dilekçesinde iddialarını ispatlayacak hiçbir delil sunamadığını, yalnızca davacının soyut beyanları ile tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,, davacı ile vasisinin kendi rızaları ile ıslak imzalı muvafakat vermdiklerini, İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2024/2016 Esas numaralı dosyasının incelenmesini talep ettiklerini, emekli maaşına haciz konulmasını talep ve muvafakat ettiklerinin görüleceğini, davacı ve vasisi .... ikinci el eşya aldığını beyan ederek borçlu olduklarını kabul ettiklerini, işbu dosyamızda tedbir gerektirir bir hal bulunmadığını, davacı tarafın iddiaları asılsız ve borçtan kurtulmaya yönelik olup yaklaşık ispat bulunmadığını, borçludan teminat dahi alınmadan ihtiyati tedbir kararı verildiğini, şartları oluşmayan ihtiyati tedbir kararının ivedilikle kaldırılması gerektiğini, Yargıtayın yerleşik uygulamaları da bu yönde olduğunu, ihtiyati tedbire karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alındığını, geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemesi gerektiğini, verilen ihtiyati tedbir kararı müvekkilinin aleyhine telafisi imkansız zararlar doğuracak olduğu, iyi niyetli şekilde eşyalarını satan müvekkilinin alacağının korunmasını delillerin de göz önüne alınarak ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 19.06.2026 tarihli ara kararında; "İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2024/2016 sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının dosyamız davalısı ...., borçlunun dosyamız davacısı .... ile ...., takip dayanağının 01.03.2023 tanzim tarihli, 30.08.2023 vade tarihli 100.000,00-TL bedelli senet, 01.03.2023 tanzim tarihli, 30.11.2023 vade tarihli, 50.000,00-TL bedelli senet, 01.03.2023 tanzim tarihli, 30.05.2023 vade tarihli, 100.000,00-TL bedelli kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, icra takibinde toplam alacak tutarının 294.131,51-TL olduğu anlaşılmıştır. İİK 72/2 maddesi uyarınca " icra takibinden önce açılan menfi tespit davası nedeniyle teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına tedbiren karar verilebilir." 6100 sayılı HMK'nun 389 maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine HMK'nun 390. Maddesi gereğince ihtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için yaklaşık ispat yeterlidir. Dosyanın incelenmesinde; davacının keşidecisi olduğu 01.03.2023 tanzim tarihli senetler hakkında kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatıldığı ve davacının bu dönemde vesayet altında bulunduğu belirtilerek menfi tespit davası açıldığı ve ihtiyati tedbir kararı ile davacının emekli maaşı üzerindeki icra kesintisinin teminatsız olarak durdurulmasına karar verilmesinin talep edildiği, davacının kısıtlığına ilişkin İzmir 12 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/1927 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının İzmir 12.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/1927 Esas 2014/134 Karar sayılı kararı ile Sağlık Kurulu raporu gereğince kısıtlanmasına karar verildiği, kısıtlılık halinin halen devam ettiği, davacının sağlık nedeniyle kısıtlı olduğu döneme ilişkin düzenlemiş olduğu senetlerden dolayı başlatılan icra takibine yönelik menfi tespit davasının açıldığı, HMK'nın 389.maddesi dikkate alındığında ihtiyati tedbir kararı koşullarının bulunduğu değerlendirilmekle" şeklindeki gerekçe ile; Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile; İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2024/2016 sayılı dosyasında davacının emekli maaşı üzerindeki kesinti yapılmasına yönelik icra işlemlerinin DURDURULMASINA, davacının Adli Yardım Talebi Kabul edildiğinden ve kısıtlı olduğundan takdiren teminat alınmasına yer olmadığına, şeklinde karar vermiştir. Yine Mahkemece yapılan yargılama sırasında İstinaf incelemesine konu 08.07.2026 tarihli ara kararı ile: "Talep; ihtiyati tedbire itiraza ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nun 389. maddesi uyarınca "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." HMK'nun 390/3 maddesine göre "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." Davacının İzmir 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/1927 Esas/2014/134 Karar sayılı kararı ile HMK'nın 405. Maddesi uyarınca kısıtlandığı ve kendisine vasi atandığı, ilgili vesayet dosyasının incelenmesinde; kısıtlılık kararının halen devam ettiği anlaşılmıştır. Yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde her ne kadar davalı/karşı tarafça ihtiyati tedbir kararına itiraz edilerek, tedbir kararının kaldırılması talep edilmiş ise de, HMK'nın 389 ve devamı maddeleri dikkate alındığında verilen ihtiyati tedbir kararının bu kapsamda yerinde olduğu, davacının adli yardım talebinin kabulü nedeniyle ihtiyati tedbir kararı yönünden adli yardım kararından dolayı teminat takdir edilmediği, davalı tarafça ileri sürülen hususların yargılamayı gerektirdiği, bu nedenle devam eden süreçte herhangi bir hak kaybına neden olunmaması adına Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğu" şeklindeki gerekçe ile; ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece dava konusu dosyaya alacaklı müvekkilinin davalı borçlunun kısıtlı olduğunu bilerek kısıtlıyı borçlandırdığı varsayımına dayanılarak teminatsız ihtiyati tedbir kararı tesis edildiğini, ancak dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde söz konusu tedbir kararının hem hukuki dayanaktan yoksun olduğunu hem de ölçülülük ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davacı borçlu tarafından kendisine icra dairesinde psikolojik baskı yapılarak muvafakatname alındığı ve ileri yaşta olan vasisinin de imzası alınarak bu hukuksuzluğa kılıf uydurulduğu gibi gerçek dışı bir iddia ortaya atıldığını, davacı ile vasisinin kendi rızaları ile ıslak imzalı muvafakat verdiğini, davacının kendisinin imzasının geçersiz olduğu iddiasını da aşarak vasisinin de ileri yaşta olduğunu yani onun da imzasının geçersiz olduğunu iddia ettiğini, davacının bu iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, iyi niyeti suistimal edilen tarafın müvekkili olduğunu, dosya incelendiğinde tüm işlemlerin usulüne uygun yapıldığının anlaşılacağını, vasi tarafından tebligatın kendisine ulaştığında icra takibine itiraz etme haricinde borçluyu da alarak icra dairesine gelerek eşya alındığını bundan dolayı borçlandığını beyan ederek borcu ıslak imzalı şekilde kabul ettiğini, üstüne emekli maaşına haciz konulmasını talep ettiklerini, davacı tarafından öncelikle kefil .... isimli şahsın kendisini oyuna getirmiş olduğu vb. hususlar iddia edilerek emekli maaş hesabına haciz koyulmasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla İzmir 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2025/822 Esas sayılı davasının ikame edildiğini, davanın mahkemece reddine karar verildiğini ve kesinleştiğini, davacı borçlu tarafından yalnızca borçtan kurtulmaya yönelik hareket edildiğini, diğer dava reddolunca borçtan kurtulmak için şimdi de gerçek dışı iddialar ileri sürerek bu davanın ikame edildiğini, müvekkilinin davacının tüm bu senaryoları içerisinde iyi niyetli olan tek kişi olduğunu, davacının tamamen kötü niyetli şekilde borçtan kurtulmaya yönelik iddialarının dikkate alınmaması gerektiğini, davacının vasisinin muvafakat evrakına almakta olduğum emekli maaşımın tamamına haciz konulmasına muvafakat ediyorum şeklinde beyanda bulunarak imzaladığını, davacı ve vasisinin ikinci el eşya aldığını beyan ederek borçlu olduklarını kabul ettiklerini, icra dosyasında tüm işlemlerin usulüne uygun yapıldığını, ihtiyati tedbirin amacının geri dönüşü imkansız zararların önlenmesi olduğunu, bu dosyada tedbir gerektirir bir hal bulunmadığını, davacı tarafın iddialarının asılsız ve borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, yaklaşık ispatın bulunmadığını, yaklaşık ispat uygulamasında yerel mahkemece iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunu kabul etmekle zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmesi gerektiğini, bu sebeple ihtiyati tedbire karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınması gerektiğini, Yargıtay yerleşik içtihatlarınında bu yönde olduğunu, müvekkilinin hiçbir şekilde davacının kısıtlı olduğu konusunda bilgi sahisi olmadığını, icra takibi başlatıldıktan sonra haberi olduğunu, verilen ihtiyati tedbir kararının müvekkilini telafisi imkansız zararlara sürüklediğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep; Mahkemece ihtiyati tedbire itirazın reddine dair kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak itiraz doğrultusunda mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının da kaldırılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı tarafın dava dilekçesindeki ihtiyati tedbir kararı kapsamında oluşturduğu 19.06.2026 tarihli ara kararı ile; "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile; İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2024/2016 sayılı dosyasında davacının emekli maaşı üzerindeki kesinti yapılmasına yönelik icra işlemlerinin DURDURULMASINA, davacının Adli Yardım Talebi Kabul edildiğinden ve kısıtlı olduğundan takdiren teminat alınmasına yer olmadığına," şeklinde karar vermiştir. Davalı vekilinin iş bu karara karşı sunduğu 24.06.2026 tarihli dilekçesi ile itiraz etmesi üzerine Mahkemece mürafaalı olarak yapılan inceleme neticesinde İstinaf incelemesine konu 08.07.2026 tarihli arar kararı ile ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. İş bu karar itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İİK 72/2 maddesine göre" İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. Yine İİK 72/3. maddesine göre de " İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararı karşılamak ve alacağın alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/(6)3-969 Esas, 2021/866 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "....Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir......" Davaya konu İzmir 17.İcra Müdürlüğü'nün 2024/2016 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davalı alacaklı tarafınd.... hakkında 21/02/2024 tarihinde; 01.03.2023 tanzim ve 30.08.2023 vade tarihli 100.000,00-TL bedelli, 01.03.2023 tanzim ve 30.11.2023 vade tarihli 50.000,00-TL bedelli, 01.03.2023 tanzim ve 30.05.2023 vade tarihli 100.000,00-TL bedelli bonolara dayalı olarak faiz ve ferileri ile birlikte toplam 294.131,51-TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, eldeki iş bu davanın da 30/04/2026 tarihinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu somut olay açısından bakıldığında iş bu davanın; davalı- alacaklı tarafından davacı borçlu hakkında başlatılan dava konusu İzmir 17.İcra Müdürlüğü'nün 2024/2016 Esas sayılı icra takip dosyasından dolayı davacının, davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik İİK 72. maddesi kapsamında açılmış bir menfi tespit davası olduğu görülmüştür. Bu duruma göre, eldeki menfi tespit davasının icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olduğu konusunda bir duraksama bulunmamaktadır. Davacı borçlu vekilince dava dilekçesinde belirtilen nedenlerle; davaya dayanak icra takibine konu bonoların düzenlendiği tarihte davacının kısıtlı olduğu, bu konuda vesayet makamından alınmış bir onay veya iznin bulunmadığı, bu nedenle takibe konu senetlerin baştan itibaren geçersiz ve vesayet altındaki davacı için bağlayıcılığı bulunmadığı iddiası ile icra takip dosyasında davacının maaşına uygulanan haciz kararının ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiş olup mahkemece istinaf incelemesine konu karar ile davacının emekli maaşı üzerindeki kesinti yapılmasına yönelik icra işlemlerinin durdurulmasına karar verilmiş ve iş bu karara karşı davalı vekilince ileri sürülen itirazında istinaf incelemesine konu karar ile reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda belirtildiği üzere eldeki iş bu dava İİK 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davasıdır. Bu tür bir davada talep üzerine ve koşullarının oluşması halinde ne tür bir ihtiyati tedbir kararı verilebileceği emredici nitelikteki yasa hükmünde düzenlenmiştir. Yukarıda belirtildiği şekilde İİK 72/3. maddesine göre " İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla dahi takibin durdurulmasına karar verilemez." hükmü karşısında eldeki iş bu dava dosyasında, dava açılmadan önce başlatıldığı anlaşılan dava konusu icra takip işleminin durdurulması sonucunu doğuracak şekilde davacının emekli maaşı üzerinde kesinti yapılmasına yönelik icra işlemlerinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulması şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gibi dava konusu icra takip dosyasında davacının emekli maaşı üzerindeki haciz ve kesinti işleminin durdurulması yönündeki talep tamamen icra takip işlemi niteliğinde olup bu konuda görevli mahkemeler icra müdürünün yapacağı olumlu veya olumsuz işlem üzerine İcra Hukuk Daireleridir. Yukarıda anlatılan nedenlerle; İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin 08/07/2026 tarihli ara karar yönünden istinaf istemlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen 19/06/2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına, ve itiraz eden davalı vekilinin itirazının kabulüne ilişkin olarak HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmasına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarda açıklanan nedenlerle; A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin tarih, 2026/449 Esas sayılı dosyasında verilen 08/07/2026 tarihli ARA KARARININ KALDIRILMASINA, 2-İhtiyati tedbire itiraz eden eden davalı tarafın yatırmış olduğu 732,00 TL istinaf karar harcının ihtiyati tedbir talep eden davalıya iadesine, 3-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yolu harcının davacıdan alınarak ihtiyati tedbire itiraz eden davalıya verilmesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; İtiraz eden davalı vekilinin mahkemece verilen ihtiyati tedbire itirazının KABULÜNE; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/449 Esas sayılı dosyası üzerinden verilen "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile; İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2024/2016 sayılı dosyasında davacının emekli maaşı üzerindeki kesinti yapılmasına yönelik icra işlemlerinin DURDURULMASINA," ilişkin 19/06/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA, 2-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Artan yargılama giderinin istek halinde yatırana iadesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 30/09/2026