Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/383 E. 2026/1556 K. – Yapılan İtirazın
Konu: Yapılan İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/383
- Karar No
- 2026/1556
- Karar Tarihi
- Konu
- Yapılan İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/383
KARAR NO: 2026/1556
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ( İstanbul 30. Asliye Ticaret Mahkemesi)
TARİHİ: 22/11/2022
NUMARASI: 2020/442 Esas 2022/782 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki yapılan itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının davalıdan ''...'' cihazını 19.08.2016 tarihli satış sözleşmesi ile davacının işlettiği otelinde kullanmak üzere satın aldığını, cihazın 22.08.2016 tarihinde davacıya teslim edildiğini, aynı gün cihaz bedelinin davalıya ödendiğini, ancak cihazın ayıplı olması sebebiyle sözleşmeden dönme hakkı doğrultusunda ayıplı cihaz bedelinin davacıya iadesi için davalı hakkında 07.09.2017 tarihinde .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından icra müdürlüğünün yetkisine ve borca yönelik itirazda bulunulduğunu, borca yönelik itirazın haksız olduğunu, itirazın iptali davası açıldığını, ancak .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/627 Esas ve 2018/413 Karar sayılı dosyası ile icra dairesinin yetkisizliği sebebiyle davanın usulden reddedildiğini, bunun üzerine dosyanın İstanbul .... İcra Müdürlüğüne gönderilerek ... Esas numarasını aldığını, davalının bu takip dosyasına da itirazda bulunduğunu, cihazın kullanımından önce davalının davacı personeline eğitim verdiğini, cihazın 27.08.2016 tarihi itibariyle misafir giriş güvenlik noktasında kullanılmaya başlandığını, ancak, daha ilk günde arızalandığını, durumun 28.08.2016 tarihinde davalıya iletildiğini, davalının 31.08.2016 tarihinde cihazı yenisi ile değiştirerek davacıya teslim ettiğini, yeni cihazın da düzgün şekilde çalışmadığını, öncekine benzer sorunlar ortaya çıktığını, davalıya bildirim üzerine davalı tarafça gönderilen “hatalı cihazın çalışma/arama kaydedicisinin yurtdışına yollanacağı ve bu sebeple bir müddet daha kullanılması” yönündeki talebi içerir 02.09.2016 tarihli e-mail sonrasında cihazın davacı personeli tarafından tekrar aktif olarak kullanılmaya başlandığını, cihazın çalışma/arama kaydedicisi yurtdışına gönderildiğini, bunun üzerinden bir ay geçtikten sonra dahi, ilgili cihazın davacıya iade edilmediğini, bu süreçte çalışma/arama kaydedicisi davalı uhdesinde olduğundan, bomba dedektörü cihazın da doğal olarak kullanım dışı kaldığını, bunun üzerine, davalı şirkete .... Noterliği aracılığıyla 07.10.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek, dava konusu bomba dedektörü cihazın çalışma/arama kaydedicisinin cihaz kullanıma hazır olacak şekilde davacıya teslim edilmesi hususunun ihtar edildiğini, ihtarnamenin üzerine cihazın tekrar otele getirildiğini, ancak hiçbir surette tam ve eksiksiz şekilde çalışmadığını, 11.10.2016 tarihinde davalı şirket yetkililerinden birinin iki gün boyunca cihazdaki arızayı gidermeye çalıştığını, 13.10.2016 tarihinde arızanın giderildiği gerekçesiyle cihazın müvekkil şirket kullanımına tekrar verildiğini, ancak yine çalışmadığını, bu durumun davalıya bildirimi üzerine üretici firma tarafından 09.11.2016 tarihinde ... isimli bir çalışanın gönderildiğini, bu kişinin otelde 3 gün boyunca kaldığını, ancak cihazı çalıştırmayı başaramadığını, cihazın davalı şirket yetkililerinden ... isimli kişi tarafından bakım yapılmak üzere 12.11.2016 tarihinde otelden alındığını, birkaç gün sonra sorunun çözüldüğü beyanıyla otele geri getirildiğini, ancak çalıştırılmadığını, ... isimli kişinin otele yapacağı ikinci ziyaretin beklendiğini, 24.11.2016 tarihinde ... isimli kişi, arızayı gidermek üzere otele tekrar gelmiş ve 02.12.2016 tarihine kadar otelde kaldığını, bu tarihte arızanın giderildiği sözünü vererek otelden ayrıldığını, ancak bu tarihten sonra da cihazın düzgün çalışmadığını, bunun üzerine davalının otel yönetimi tarafından alınan karar ile Aralık 2016 ayı itibariyle dava konusu cihazın otelde kullanımının durdurulduğunu, davacının mevcut arızalara ilişkin olarak cihaz üzerinde yapılan bakım ve onarımların rapor şeklinde bildirilmesi için gerek üretici firmaya gerekse davalıya defalarca talepte bulunulmuşsa da herhangi bir netice alınamadığını, davacının otelinde güvenlik zaafına sebep olunduğunu, davacının büyük sıkıntı yaşadığını, bu kapsamda, .... Noterliği aracılığıyla 08.12.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek, en geç 7 (yedi) gün içerisinde cihazın ayıpsız misli ile değiştirilmesi, cihaz için Türkçe bir kullanım kılavuzunun müvekkili şirkete teslimi ve gerekli eğitimlerin verilmesi, ayıpsız bir cihazın verilen süre içinde teslim edilememesi halinde, düzenlenecek iade faturası ile birlikte cihazın müvekkili şirketten iade alınarak KDV Dahil 44.368,00 USD bedelin müvekkil şirkete iade edilmesi hususlarının davalıya ihtar edildiğini, ancak davalının cihazı değiştirmediğini, bedeli iade etmediğini, cihazın tanıtım sürecinde taahhüt edildiği gibi çalışmadığını, gerek operasyonel açıdan beklentileri karşılamaya yönelik güvenlik tedbirlerinin uygulanması ve gerekse de bakım ve sarf malzemelerinin tüketimi gibi hususlarda farklılık, uyuşmazlık, çelişkiler ortaya çıktığını, halihazırda cihaz fiziksel olarak var olsa da hiçbir fonksiyonu bulunmayıp çalışmadığını, yerli yersiz uyarılar verdiğini, amaçlanan işlevini yerine getiremediğini, cihazın her türlü zorlu ve kötü hava ve ortam şartlarında 7/24 kullanılabileceği, ortam değişikliği ve hava şartlarından kolay etkilenmediği, hatta ABD Ordusunun Irak ve Afganistan’da bu cihazı kullandığı bilgisi verildiğini, sonrasında (cihaz satın alındıktan sonra problemler ortaya çıkınca), yaşanan problemlerin cihazın yağmurlu hava şartlarında kullanıldığı ve ortam değişikliklerinden kaynaklandığının belirtildiğini, cihazın sabit bir noktada çalıştırılması gerektiğinin (güvenlik kulübesinin içi veya dışarısı) davalı tarafça tavsiye edildiğini, başlangıçta, cihazın çok hassas olmadığı (düşürme hariç) bilgisi verildiğini, sonrasında bazı yerlerine el sürülmesinde, cihazı çıplak elle kullanımında sakınca olduğu (eldiven ile kullanılması gerektiği) söylendiğini, cihazda yaşanılan problemlerin cihazın çıplak elle kullanılması ve değişik bölgelerine el sürülmesinden kaynaklandığının iaddi edildiğini, başlangıçta, cihazın Aktif Mod ve Devamlı Mod olarak iki türlü çalışma sisteminin olduğu, Devamlı Mod’da iken vakit kaybetmeksizin bir sonraki aracın rahatlıkla aranabileceği ve böylelikle geçiş yapan tüm araçların aranmasında cihazın diğer cihazlara göre kolaylık sağladığı söylennmesine rağmen sonrasında Devamlı Mod’un çalışmasının uygun olmayacağı, cihazın Aktif Mod’da çalıştırılması gerektiğinin davalı yanca bildirildiğini, cihazın aktif olarak sahada kullanılmasına başlamasından itibaren -yaklaşık olarak- 15 araçta 2 veya 3 defa olmak üzere, cihazın Sahte Alarm verdiğini (özellikle Nitrat) dolayısıyla cihazdan beklenen faydanın sağlanamadığını, bu alarmlar nedeniyle cihaz kullanımında bir güvensizlik oluştuğunu, başlangıçta cihazın temizlik ve bakım ihtiyacının çok olmadığı, kesintisiz ve zaman tahdidi olmadan kullanabileceği yönünde beyanda bulunulduğunu, 3 ayda bir Arempa tarafından temizlik ve bakım (Deep Cleaning) işleminin yapılacağının söylendiğini, sonrasında, cihazın her 3 saatte bir minimum yarım saat bir temizleme kiti ile temizlenmesi gerektiğinin söylendiğini, bu temizleme süreci, cihazın günlük en aktif olarak kullanılacağı zaman periyodunda en az 4 saat kadar atıl kalmasına ve güvenlik noktasında, güvenlik zafiyetine sebep olduğunu, bu temizliğin yanı sıra her gece saat 02.00 ile 06:00 saatleri arasında detaylı temizlik yapılması gerektiğinin davalı tarafça beyan edildiğini, başlangıçta, cihazın analiz yapması için kullanılan özel kağıdın, alarm alınmaması durumunda 1 tanesinin 1 ay kadar rahatça kullanılabileceğinin söylendiğini, sonrasında davalı tarafça tavsiye edilenin ise, 1 analiz kağıdının maksimum 10 kez kullanılması olduğunu, eksik ve yanlış bilgilendirme yapılması durumu, alım aşamasında yapılan bütçelemeyi (sarf malzemesi kullanımı maliyetini) olumsuz ve yanlış etkilediğini, e cihazın kullanım maliyetlerini arttırdığını, başlangıçta, cihazın çalışma sisteminde önemli etkisi olan “...” adlı sıvının 6 ay kadar kullanılabileceğinin söylendiğini, sonrasında davalı tarafça tavsiye edilenin ise, 1 şişenin ancak 2 hafta kullanılabileceği olduğunu, bu durumun da alım aşamasında yapılan bütçelemeyi (sarf malzemesi kullanımı maliyeti) olumsuz ve yanlış etkilediğini, cihazın kullanım maliyetlerini arttırdığını, başlangıçta, davalı tarafça cihazın çalışma sisteminde herhangi bir radyoaktif madde olmadığı, ....’ndan kullanımla ilgili bir lisansa gerek olmadığı belirtildiğini, fakat sonrasında, bu konunun doğru olmadığı, cihazın radyoaktif madde içerdiği ve yasal olarak kullanılabilmesi için lisans ücretinin ödenerek ...’ndan lisans alınması gerektiğinin öğrenildiğini, .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/81 D.İş sayılı dosyası kapsamında delil tespiti yapıldığını, 08.06.2017 tarihli bilirkişi raporunda cihazın ayıplı olduğunun tespit edildiğini, sözleşmeyle satın alınan Rapiscan marka, Detectra HX model bomba dedektörü cihazının ayıplı olması, amacına uygun şekilde çalışmaması, cihazdan beklenilen faydanın sağlanamaması, cihazdaki arızaların onarımla giderilmesinin mümkün olmaması ve satıcının cihazın kullanımı ve özellikleri hususunda müvekkilinin yanıltması nedenleriyle sözleşmeden dönme hakkını kullandıklarını, bedelin iadesi için takip başlatıldığını, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere icra-inkâr tazminatına, ... cihazı davalı tarafından geri alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; dava konusu ürünün davacının teknik personelinin uygunsuz kullanımının söz konusu olduğunu, cihaz değil cihazın kaydedicisinin yani logların üretici firma tarafından doğrudan cihaza bağlanarak alındığını, cihazda hiç bir sorun bulunamadığını, cihaz tanıtımının bu iş için kullanılan bir cihaz ile yapıldığını, akabinde davacının kullanacağı cihazın davalıya teslim edildiğini, yani kurulan ilk cihazın arızalı olması ve bunun daha sonra değişmesi gibi bir durum asla söz konusu olmadığını, cihazla ilgili gerekli eğitim ve bilgilendirmelerin yapılmadığı yönündeki iddiaların da gerçeklerle asla bağdaşmadığını, ilgili personelin eğitimi ile ilgili tutanakların mevcut olduğu gibi, cihazın kurulum , çalıştırılması ve kullanılması ile ilgili orijinal kullanım kılavuzu hem basılı olarak hem de CD ortamında davacıya ürünle birlikte teslim edildiğini, davacı tarafın dilekçesinde yazdığı ve tamamen kullanıcı hatasından kaynaklı tüm şikayet ve olumsuzlukların tamamının karşılığının söz konusu kullanım kılavuzu ve kitapçıkta mevcut olduğunu, ancak davacı tarafın personelinin cihazın kullanımı ile ilgili sürekli baskı altında tutulduğunu, davacı şikayeti üzerine ürünün davalı yetkililerince yapılan testlerde sorunsuz olarak yüzlerce aracı taradığı gibi firma yetkililerince de çok sayıda aracın sorunsuz olarak tarandığına ilişkin aylık raporların davalıyla paylaşıldığını, cihazın sarfettiği malzemeler hakkında yalnızca tahmini ve genel geçer bilgiler verildiğini, ne kadar sarf malzemesinin kullanılacağının yapılan kontrol ve tarama ile ilgili olduğunu, cihazın çalışma sisteminde radyoaktif madde olmadığını zannettikleri iddiasının da diğer ididalar gibi yersiz ve mesnetsiz olduğunu, bu cihazın ve bu amaca hizmet eden benzer türdeki tüm cihazların çalışma prensiplerinin aynı olup radyoaktif özelliliğin hepsinin ortak özelliği olduğunu, davacının daha önce de benzer bir cihaz kullandığını, bu tür cihazların çalışma prensipleri konusunda gayet fikir sahibi olduğunu, davacı firmanın daha önceki cihazda da aynı süreci yaşadığını, cihaz ithal edilirken ya da satılırken ithalatçı ya da satıcının bu izni almadığını , ancak kullanırken kullanıcı firmanın ...'den izin alması gerektiğini aslında gayet iyi bildiğini, daha önceki cihaz için de gerekli izni davacının aldığını, davacı dilekçesinin son kısmında daha önce yaptırdığı delil tespiti dosyasına dayanmış ise de, buna itiraz ettiklerini, davalı itirazlarının karşılanmadığı bu rapora itibar edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dosyada, davanın mahiyeti, miktarı, HMK 202 ve devamı maddelerinin kapsamı, davacı tarafın açıkça muvafakatinin bulunmaması bir bütün olarak gözetilerek tanık dinlenmesine yer olmadığına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dosya, sözleşme yorum denetim uzmanı bilirkişi, elektrik ve elektronik yüksek mühendisi/bilişim sistemleri uzmanı bilirkişi ve mali müşavir bilirkişi heyetine tevdi edilmiş; 02.11.2021 tarihli rapora göre, dosyadaki bilgi, belge, satım sözleşmesi ışığında, tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve lehlerine delil teşkil ettiği, taraflar arasında herhangi bir cari hesap alacağı/borcu kalmadığı, tüm bilgi ve belgelerden davalı tarafça verilen hizmetin ayıplı olduğu kanaatine varıldığı, davacının TBK 227.maddede belirtilen seçimlik hakkını kullandığı ve ödediği meblağı talep etme hakkı bulunduğu, takip tarihi itibariyle ayıplı hizmete ait 156.508,12 TL asıl alacak ve 1.505,05 TL faiz alacağı bulunduğu, rapor edilmiş olup, tarafların rapora karşı itirazlarının aydınlatılması amacıyla dosya aynı bilirkişi heyetine tevdi edilerek ek rapor alınmış, itirazlar aydınlatılarak sunulan 10.01.2022 tarihli ek rapora göre, davacının 44.368,00 USD asıl alacak ve 08.08.2017 temerrüt tarihine göre 76,33 USD işlemiş faiz alacağı bulunduğu rapor edilmiş olup, davalı tarafın itirazlarının aydınlatılması amacıyla dosya aynı bilirkişi heyetine tevdi edilerek ek rapor alınmış, itirazlar aydınlatılarak sunulan 22.04.2022 tarihli ek rapora göre, bilirkişilerin kök rapordaki görüş ve kanaatleri ile ek rapordaki görüş ve kanaatlerinin aynı olduğu anlaşılmış olup; bilirkişi kök ve ek raporlarının bu yönleriyle gerekçeli, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu, her ne kadar davalı tarafça keşif yapılması talebinde bulunulmuş ise de, dava açılmadan önce cihazın hali hazır durumunun tespit edildiği, buna ilişkin, dosyada değişik iş dosyasının bulunduğu anlaşıldığından yerinde görülmeyen keşif yapılması talebinin reddine karar verildiği, yine her ne kadar davacı tarafça 44.368,00 USD asıl alacak ve 92,35 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 45.293,35 USD üzerinden takip yapılmış ise de, davacı alacağının 4.368,00 USD asıl alacak, 76,33 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 44.444,33 USD olduğu, yerleşik içtihatlar uyarınca ayıplı hizmet ifa eden davalının, bu sebeple sorumluluğu doğduğu, 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca Kamu Bankalarının Usd mevduatlarına uyguladıkları yasal faizin talep edilebilmesinin mümkün olduğu tespitiyle beraber davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, toplam 44.444,33 USD (44.368,00 USD asıl alacak, 76,33 USD işlemiş faiz olmak üzere) üzerinden takibin, fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının ödenmesi suretiyle devamına karar vermek gerekmiştir.(Her ne kadar davacı tarafça dava dilekçesinde bedelin iadesi talebi de belirtilmiş ise de, itirazın iptali kararı ile davacı tarafın bedel iadesi muradı karşılanacağından, mükerrer bedel iadesine sebebiyet vermemek amacıyla bu hususta ayrıca hüküm kurulmamış, bu hususa değinilmekle yetinilmiştir).
Öte yandan davacı tarafça davalıdan icra inkar tazminat talebinde bulunulmuş olup 44.368,00 USD asıl alacağın likid olması karşısında 2004 sayılı İİK'da yer alan İcra İnkar Tazminatının yasal koşulları oluştuğundan (takip tarihi olan 03.05.2019 tarihinde efektif satış kuru 1 USD=5,9799 TL nazara alınarak)" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, toplam 44.444,33 USD (44.368,00 USD asıl alacak, 76,33 USD işlemiş faiz olmak üzere) üzerinden takibin, fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının ödenmesi suretiyle devamına, asıl alacak 44.368,00 USD'ye takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun madde 4/a uyarınca Kamu Bankalarının USD mevduatlarına uyguladıkları yasal faiz uygulanmasına, İİK'nın 67/2. maddesi gereğince 44.368,00 USD asıl alacak üzerinden %20 oranında belirlenen 53.063,24 TL (takip tarihindeki efektif satış kuru nazara alınarak) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan ek ve kök bilirkişi raporlarında, faiz hesaplamasının hatalı yapıldığını, faiz başlangıç tarihinin tüm itirazlarına rağmen yanlış değerlendirildiğini, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ve istinaf konusu davada kısmen kabul edilen taleplerinin '' bedel iadesini içeren sözleşmeden dönme" olduğunu, hukuki açıdan sözleşmeden geçmişe etkili olarak dönme üzerine sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olacağını, bu halde tarafların, edinimlerini aynen iade borcu altında olduğunu, temerrüt faizi başlangıcının, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren değil sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren hesaplanması gerektiğini, temerrrüt faizi başlangıç tarihi olarak, 22.08.2016 (yani davalı firmanın davalı konu detektöre ilişkin fatura tarihi ve aynı zamanda davalıya yapılan ödeme tarihi)'nin takipte esas alındığını, ancak mahkemece bu tarihin esas alınmamasının hatalı olduğunu, sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği 22.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca 1 yıllık USD mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizinin hesaplanması ve sonucun yine USD olarak belirlenmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarında, temerrüt faizi başlangıç tarihi olarak ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 08.08.2017 tarihinin esas alınmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının belirtilen yönlerden usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ürünün satışı, teslimi, verilen kurs ve eğitimler, çıkan sorunların hatalı kullanımdan kaynaklanması gibi maddi vakılara ilişkin tanık dinletme taleplerinin kabul görmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının itiraz ettikleri değişik dosyasındaki tespit raporuna dayandığını, mahkeme tarafından yerinde görülerek cihaz üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmişse de son duruşmanın yapıldığı 22.11.2022 tarihinde, duruşmaya katılmak için mevcut durumu bildirir bekletme talepleri dikkate alınmadan, oluşturulan yerinde inceleme yapılması ara kararından rücu edilerek karar verildiğini, usul ve yasaya ve hatta hakkaniyete aykırı bir şekilde oldu bitti ile karar verildiğini, itiraz ve taleplerinin değerlendirilmediğini, delil tespiti raporunun birebir kopyala yapıştır yapılmak suretiyle düzenlenen raporların esas alınarak haksız karar verildiğini, ürününün çalışmamasının davacı tarafın ve teknik personelinin uygunsuz kullanımı ile ilgili olduğunu, cihaz değil cihazın kaydedicisinin yani logların üretici firma tarafından doğrudan cihaza bağlanarak alındığını, cihazda hiç bir sorun bulunamadığını, cihaz tanıtımının bu iş için kullanılan bir cihaz ile yapıldığını, akabinde davacının kullanacağı cihazın davalıya teslim edildiğini, yani kurulan ilk cihazın arızalı olması ve bunun daha sonra değişmesi gibi bir durum asla söz konusu olmadığını, cihazla ilgili gerekli eğitim ve bilgilendirmelerin yapılmadığı yönündeki iddiaların da gerçeklerle asla bağdaşmadığını, ilgili personelin eğitimi ile ilgili tutanakların mevcut olduğu gibi, cihazın kurulum, çalıştırılması ve kullanılması ile ilgili orijinal kullanım kılavuzu hem basılı olarak hem de CD ortamında davacıya ürünle birlikte teslim edildiğini, davacı tarafın dilekçesinde yazdığı ve tamamen kullanıcı hatasından kaynaklı tüm şikayet ve olumsuzlukların tamamının karşılığının söz konusu kullanım kılavuzu ve kitapçıkta mevcut olduğunu, ancak davacı tarafın personelinin cihazın kullanımı ile ilgili sürekli baskı altında tutulduğunu, davacı şikayeti üzerine ürünün davalı yetkililerince yapılan testlerde sorunsuz olarak yüzlerce aracı taradığı gibi firma yetkililerince de çok sayıda aracın sorunsuz olarak tarandığına ilişkin aylık raporların davalıyla paylaşıldığını, cihazın sarfettiği malzemeler hakkında yalnızca tahmini ve genel geçer bilgiler verildiğini, ne kadar sarf malzemesinin kullanılacağının yapılan kontrol ve tarama ile ilgili olduğunu, cihazın çalışma sisteminde radyoaktif madde olmadığını zannettikleri iddiasının da diğer ididalar gibi yersiz ve mesnetsiz olduğunu, bu cihazın ve bu amaca hizmet eden benzer türdeki tüm cihazların çalışma prensiplerinin aynı olup radyoaktif özelliliğin hepsinin ortak özelliği olduğunu, davacının daha önce de benzer bir cihaz kullandığını, bu tür cihazların çalışma prensipleri konusunda gayet fikir sahibi olduğunu, davacı firmanın daha önceki cihazda da aynı süreci yaşadığını, cihaz ithal edilirken ya da satılırken ithalatçı ya da satıcının bu izni almadığını , ancak kullanırken kullanıcı firmanın ...'den izin alması gerektiğini aslında gayet iyi bildiğini, delil tespiti dosyasına itiraz ettiklerini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satıma konu malın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak sözleşmeden dönme ve bedelin iadesi için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dosya kapsamında bulunan İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ( yetkisizlikle gelen ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası) icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 44.368,00 USD asıl alacak, 925,35 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 45.293,35 USD alacak yönünden 06.09.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak cihaz bedeli ve 08/06/2017 tarihli .... Sulh Hukuk Mahkemesi 2017//81 değişik iş sayılı dosyasında mevcut bilirkişi raporunun gösterildiği, ödeme emrinin 22.10.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 22.10.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı davalıdan, işlettiği otelde kullanılmak üzere 22.08.2016 tarihli satış faturasına göre ''...''nü 44.368,00 USD bedel karşılığın satın almış olup söz konusu cihazın ayıplı olduğunu, bir çok kez davalı yanca sorunun giderilmeye çalışılmasına rağmen giderilemediğini ileri sürerek, cihazın iadesi ve bedelinin iadesi için ilamsız icra takibi başlatmıştır.
Davacı taraf icra takibini ilk olarak 06.09.2017 tarihinde ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatmış, davalının borca ve yetkiye itirazı üzerine açılan Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan davada mahkemenin 2017/627 Esas, 2018/413 Karar sayılı kararı ile icra dairesinin yetkili olmaması sebebiyle davanın usulden reddi kararı üzerine dosyanın İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına kaydının yapılmış, yeniden gönderilen ödeme emrine davalı yanca itiraz edilmesi üzerine eldeki dava açılmıştır.
Davalı taraf, kullanım hatası bulunduğunu, bu konuda kendi şirket çalışanlarının tanık olarak dinlenmesi gerektiğini, delil tespiti raporuna itiraz ettiklerini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, ayıplı olduğu belirtilen cihaz üzerinde inceleme yapılmadan, dosya üzerinden inceleme yapılmak üzere dosya bilirkişiye tevdi edilmiş kök ve ek raporlar alınmış, alınan bu raporlar uyarınca ürünün ayıplı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı her iki tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporları, ayıplı olduğu belirtilen cihaz üzerinde inceleme yapılmadan, davacı tarafın talebi üzerine .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/81 D.İş dosyası kapsamında yapılan delil tespiti ile alınan 08.06.2017 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler üzerine düzenlenmiştir.
Mahkemece 28.06.2022 tarihli duruşmada, yeri bildirilince cihaz üzerinde inceleme yaptırılarak rapor alınmasına karar verilmiş, davacı vekilince dava konusu ürünün bulunduğu yer 29.08.2022 tarihli dilekçe ile bildirilmiştir. Ancak mahkemece, bu ara karadan daha sonra, delil tespiti dosyasında cihazın mevcut halinin tespit edildiği, belirtilerek dönülmüştür.
Delil tespitinin konusunu maddi vakıalar oluşturur. HMK'nın 403.maddesi gereğince, delil tespiti yokluğunda yapılmış olan karşı tarafın, delil tespitine itiraz edebileceği düzenlenmiş olup delil tespitinin davalının yokluğunda yapıldığı gibi, davalı tarafından delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporuna da itiraz edilmiştir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere, itiraza uğramış olan delil tespiti raporu ise hükme esas alınamayacaktır. Bu durumda somut olayda mahkemece, dava konusu cihaz üzerinde yerinde inceleme yaptırılarak rapor alınması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Öte yandan, davalı tarafça cihazın davacı yanca uygunsuz ve hatalı kullanımı bulunduğu ileri sürülmüş ise de, mahkemece bu konuda da bir araştırma ve inceleme yapılmaması da hatalı olmuştur.
Bu durumda mahkemece, dava konusu cihaz üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, kullanıcı hatası bulunup bulunmadığının tespiti için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 23.09.2026