Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2239 E. 2026/1563 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2239
Karar No
2026/1563
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2239 KARAR NO: 2026/1563 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/05/2022 NUMARASI: 2020/431 Esas 2022/367 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit -Alacak Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi, bedel iadesi, menfi tespit ve alacak talepli asıl ve karşı davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen karara karşı, asıl davada davacı-karşı davada davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan Kasım 2019'da '' ...'' marka iki adet yazıcı satın aldığını, ancak kullanım sonrasında ve gözden geçirme ile anlaşılamayacak bir şekilde malda gizli ayıp fark edildiğini, durumun hem sözlü hem de yazılı olarak davalıya bildirildiğini, mallardan birinin bir ay sonra siyah mürekkep tarafı 5 cm kadar şeridi boş basmaya başlayıp baskı hatası verdiğini, akabinde iş bu durumun davalı tarafa bildirildiğini, tamir edilip bir ay sonra gönderilen malda üç yüz baskı sonrası aynı hatanın tekrar başladığını, diğer yandan ikinci yazıcıda da aynı hata olduğunu, tamir için alındığını, araya giren pandemi süreci, pazarlamacı problemleri gibi durumlar nedeni ile yazıcının teslim edilmediğini, tamir edildiği iddia edilen yazıcının da ilk zamanki baskı hatasına devam ettiğini, daha açık bir ifade ile iş bu arızanın giderilemediğini, yazıcılarda gizli ayıp olduğunu, davalının defalarca makinaları biz bu hataları düzeltiriz diye alıp tamir edemediğini, son çare olarak sözleşmenin feshi ve malların iadesi hakkını kullanmak zorunda kalındığını, kaşı tarafa bu talebin mail ile bildirildiğini, ancak davalının bunu kabul etmediği gibi olmayan bir cari borç çıkararak, hem de daha önce davacının satın aldığı yazıcıya haksız bir şekilde el koyarak müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini, hem ihtarnamede verilen sürelerde hem de yasal olarak zorunlu dava şartı olan arabulucu sürecinde bir sonuç alınamadığını, davalının seçimlik hakları doğrultusunda yazıcıları hem iade almadığını, hem de davacıya ait olan ve 3 yıl önce ücreti ödenmiş olan yazıcıyı davacıya iade etmediğini, ayıplı makinelerin fatura bedellerinin ödenmesi halinde büyük baskı makinesini davacıya vereceğini beyan ettiğini, ancak sözleşmenin feshi yasal hakkını kullandıklarından davalının belirtmiş olduğu gibi bir cari borcun bulunmadığını, bu sebeple yazıcılardan sözleşmenin feshine ilişkin olarak davacının bir borcunun olmadığının tespitini talep ettiklerini, ilişkinin cari hesap üzerinden devam etmiş olması sebebiyle davacı tarafından yapılan ödemeler ile karşı tarafın kabul etmiş olduğu hesap arasında mutabakat sağlanamadığını, bu sebeple tarafların defterlerinin incelenerek yapılan ödemelerin netleştirilmesi, sözleşmenin feshi nedeni ile davalıya davacı yanca yapılan ödemenin de davacıya iadesine karar verilmesini talep ettiklerini, yazıcıların toplam değerinin11.800,00 TL olduğunu, diğer yandan 3 (üç) yıl önce alınan ve ödemesi tamamlanan büyük yazıcı ve baskı makinesinin (...) de parçasının değiştirilmesi için davalı tarafından alındığını, ancak halen teslim edilmediğini, buna ilişkin olarak yaklaşık olarak 26.000,00 TL olan makinenin iddia edilen yaklaşık 8.000,00 TL olan cari hesaba ilişkin hapis olarak tutulduğu ve iade edilmeyeceğinin bildirildiğini, burada hapis hakkı kullanımı yasalara ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, dolayısıyla ile makinenin davacıya teslimini öncelikle istemek zorunluluğu hasıl olduğundan bu konuda tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, makinelerdeki hatanın davacının beklediği faydaları da ortadan kaldırdığını, davacının reklam ve baskı ve matbaa işleri üzerine çalıştığını, ancak davacının davalıya ayıplı mal satarak zararınına sebebiyet verdiğini, daha önce satın almış olduğu mallara haksız bir şekilde el koyarak makinenin kullanımına engel olduğunu, halen zararına sebep olduğunu, bu satın alınan makinelerin yerine tekrar makine alınmak zorunda kalınması sebebiyle zarara uğradığını, bu durumlardan dolayı müvekkilinin uğramış olduğu zararların da davalı tarafından tazmini gerektiğin ileri sürerek, ... marka yazıcının davacıya teslimine ilişkin tedbir kararı verilmesini, 2 adet ... marka yazıcılar için yapılan sözleşmenin feshi ile malların iadesine, buna ilişkin olarak davacının borçlu olmadığının tespitine, davacının ödediği bedelin iadesine, ... marka yazıcının davalı uhdesinde olması ve ... marka yazıcılardan verim alınamamış olması ve kullanılamamış olmasından kaynaklı zararlar bakımından şimdilik 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında ve karşı davasında özetle; davacının davalıdan 26.11.2019 tarihinde, seri numaraları ...ve ...olan... marka ... model yazıcı satın aldığını, yazıcılarda hiçbir açık, örtülü, gizli ayıp bulunmadığını, ...seri numaralı yazıcının, davacının talebi üzerine farklı tarihlerde davalı tarafından incelendiğini, yapılan incelemelerde, yazıcının uzun süreler boyunca mürekkepsiz olarak çalıştırıldığı, sarf malzeme eksikliğinden dolayı baskı alınamadığı, yazıcının mürekkep geçmesi gereken baskı kafalarından anılan şekilde hatalı kullanımlardan dolayı pek çok kez yalnızca hava geçişinin olduğu, bu nedenle mürekkep geçişinin oldukça zorlaştığı ve bu kullanımların kalıcı hasarlara sebep olduğu hususlarının tespit edildiğini, davacının hatalı kullanımlarından kaynaklanan arızaların garanti kapsamında olmadığını, buna rağmen davalının yazıcıyı hiçbir ücret almaksızın, tamamen iyi niyet ile onardığını, yazıcı ve benzeri ürünlerin ne derece kullanıldığının, satın alımdan itibaren geçen süre ile değil ancak gerçekleşen baskı sayısı ile ölçülebileceğini, bu tarz ürünlerin kullanım süresi açısından makul sürelerin değerlendirmesi ancak ve ancak yapılan baskı miktarları gözetilerek gerçekleştirilebileceğini, kaldı ki davacının satın aldığı ...seri numaralı yazıcının bulunan teknik servis raporunda görüleceği üzere 01.06.2020 tarihi itibarıyla gerçekleştirdiği baskı sayısının 82.084 olduğunu, daha önce teknik servise gönderilmemiş ...seri numaralı yazıcının toplam baskı sayısının ise bilinmediğini, davacının olağan akışa göre imkan bulur bulmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren ayıp görürse uygun süre içerisinde satıcıya bildirmek yükümlülüğünde olduğunu, 82.084 baskı aldıktan sonra dahi ancak 27.05.2020 tarihinde davacı tarafından gönderilen yazı ile cari borcunun istenmesi üzerine ayıp iddiasında bulunulmasının, başlı başına davanın kötü niyetli ve kanuna aykırı olduğunu gösterdiğini, bir an için yazıcıların kullanım hatası olmaksızın çalıştırıldığı düşünüldüğü takdirde dahi 82.084 adet baskı yapmış bir yazıcının 'kullanımla anlaşılmayan derecede gizli ayıp bulundurduğu iddiasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca sözleşmeden dönmenin hakkaniyetli olmayıp onarım talep edilebileceğini, davacının, davalıda bulunan bir adet... marka ... model yazıcının teslimine ilişkin tedbir kararı talep ettiğini, ancak davalının yazıcı üzerinde cari hesap alacaklarına istinaden yasal hapis hakkını kullandığını, bu yazıcının davacının iddiasının aksine hiç kullanılmamış sıfır halinin 18.000 TL'ye satıldığını, kaldı ki davacının bugüne dek yazıcıdan 465.745 adet baskı aldığını, davacının bir zararı bulunmadığını, yersiz iade faturası düzenlediğini, bunun davalı yanca iade edildiğini savunarak, asıl davanın reddini istemiştir. Karşı dava dilekçesinde ise; ticari alımlarından kaynaklı olarak müvekkili karşı davacının asıl davacıdan alacakları olduğunu, müvekkilinin karşı davalıya 27.05.2020 tarihinde gönderdiği e-postada ''09.03.2020 tarihinden beri bakiye 8.109,61 TL borcu bulunduğunu, borcun tamamının ödenmesi gerektiğini aksi halde hakkında yasal işlem başlatılacağı''nı ihtar ettiğini, müvekkilinin 8.109,61 TL olan bakiye borcunun halen ödenmediğini ileri sürerek, 8.109,61 TL cari borcun temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte karşı davalı-asıl davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Karşı davada davalı vekili, savunmasında özetle; karşı davacının hatalı ve sonradan öğrendiklerine göre taklit ürünleri müvekkiline sattığını, karşı davacıya cari borç bulunmadığını, karşı davacının seçimlik hak doğrultusunda yazıcıları hem iade almadığını hem de müvekkiline ait olan ve 3 yıl önce ücreti ödenmiş olan yazıcıyı müvekkiline iade etmediğini, ayıplı yazıcıların fatura bedellerini ödenmesi halinde büyük baskı makinesinin verileceğini belirttiğini, ancak müvekkilinin sözleşmenin feshi yasal hakkını kullandığını, bu sebeple müvekkilinin cari borcu bulunmadığını savunarak, karşı davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; '' ... asıl davada davacı taraf, davalı taraftan 2 adet ... marka yazıcıları satın aldığını, işbu yazıcılarda gizli ayıp farkedilerek bu durumun hem sözlü hem de yazılı olarak defaten davalı tarafa bildirildiğini, davalı tarafın defalarca biz bu hataları düzeltiriz diyerek işbu dava konusu makineleri aldığını ve sonuç olarak ne makinelerin tamir edilebildiğini ne de baskı hatalarının düzeltildiğini, bunun üzerine sözleşmenin feshi ve malların iadesine ilişkin seçimlik haklarını kullandıklarını bildirir davalının mail adresine gönderdiklerini bildirdiğini ve buna ilişkin olarak yazıcıların iade faturalarını da yine kendilerine ilettiklerini, ancak davalı tarafın yasal haklarını kullanmalarını tanımadıkları gibi hakkı olmayan bir cari borç çıkararak 2 adet yazıcıdan daha önce satın almış oldukları yazıcıya haksız bir şekilde el koyarak -hapis hakkını kullanarak- mağduriyetlerine sebebiyet verdiklerini belirterek öncelikle 2 adet ... marka yazıcılar için yapılan sözleşmenin feshi ile malların iadesi ve buna ilişkin olarak borçlu olmadıklarının tespiti ve ödemiş oldukları tutarların taraflarına iadesini, işbu yazıcılardan verim alınamamış olması ve daha önce alınan yazıcı üzerinde de haksız hapis hakkının kullanılması nedeniyle mağduriyetlerine sebebiyet verildiğinden tüm zararların giderilmesini talep etmiş, davalı taraf ise, davacı tarafın kendilerinden 26/11/2019 tarihinde seri numaraları ...ve ...olan ... model yazıcılar satın aldığını, anılan yazıcılarda hiçbir açık, örtülü veya gizli bir ayıbın söz konusu olmadığını, davacının satın aldığı yazıcılardan seri numarası ...olan yazıcının, davacının talebi üzerine farklı tarihlerde kendilerince alınarak incelendiğini, yapılan incelemelerde, yazıcının uzun süreler boyunca mürekkepsiz olarak çalıştırıldığı, sarf malzeme eksikliğinden dolayı baskı alınamadığı, yazıcının mürekkep geçmesi gereken baskı kafalarından anılan şekilde hatalı kullanımlarından kaynaklanan arızaların garanti kapsamında olmadığını, bununla birlikte yazıcı ve benzeri ürünlerin ne derece kullanıldığı, satın alımdan itibaren geçen süre ile değil ancak gerçekleşen baskı sayısı ile ölçülebilir olduğunu, bu tarz ürünlerin kullanım süresi açısından makul sürelerin değerlendirmesinin ancak ve ancak yapılan baskı miktarları gözetilerek gerçekleştirilebileceğini, kaldı ki, davacının satın aldığı seri numarası ...yazıcının teknik servis raporunda görüleceği üzere 01/06/2020 tarihi itibariyle gerçekleştirdiği baskı sayısının 82.084 olduğunu, diğer yazıcı ise daha önce teknik servise gönderilmediğinden baskı sayısının bilinemediğini, yine ayıp iddiasının da ilk kez kendilerince, davacı tarafa gönderilen 27/05/2020 tarihli e-posta ile bakiye borçlarının ödenmesi istemi üzerine davacı tarafça 31/05/2020 tarihli ihtarnamede yer aldığını, başka bir deyişle davacı tarafın ilk kez sözleşmeden dönme isteğini, ayıp iddiasını kendilerince cari alacaklarının istemesinin hemen akabinde açıklanmasının kötü niyetli olduklarının göstergesi olduğunu, kendilerinin ayrıca cari hesap alacaklarına istinaden yasal hapis haklarını kullandıklarını, anılan yazıcı bedelinin de yaklaşık sıfır halinin belirtilen 26.000,00-TL değil aksine 18.000,00-TL olduğunu, işbu yazıcıdan da 465.745 adet baskı alındığını beyanla asıl davanın reddini, karşı davada ise cari hesap alacakları olan 8.109,61-TL'nin kendilerine ödenmesini talep ettiği tespit edilmiştir. Öncelikle taraflar arasında 2 adet ... marka yazıcının davacı tarafından davalıdan satın alındığı ve bu yazıcılardan daha önce alınan yazıcının da davalının hapis hakkını kullanarak uhdesinde tuttuğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki yukarıda ayrıntılı bir şekilde belirtilmiştir. Burada taraflar arasında çözümlenmesi gereken ilk husus, asıl davada taraflar arasındaki satış sözleşmesine ve davaya konu edilen 2 adet ... marka yazıcının ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın mahiyetinin ne olduğu, süresinde ihbarda bulunulup bulunulmadığı, yazıcılardaki arızanın/sorunun/ayıbın kullanıcı hatasından/kullanımından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususudur. Mahkememizce teknik anlamda yeterli ve denetime elverişli görülerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; ...seri numaralı yazıcının, toplam motor sayfa sayısının 82.084 olduğu, yazıcılarda, yazıcı üreticisinin koyduğu standartların dışına çıkıldığı (muadil kartuş kullanımı) ve yazıcının mürekkeple ve kartuşla ilgili sensörlerin hata verdiği, kullanım kılavuzundaki 5 bölümün ihlal edildiği, kartuşun(ların) mürekkepsiz kaldığı ve çalıştırılmaya devam edildiğinden tıkanmaların olduğu ve daha büyük arızalara sebep olabileceği, yazıcıda orijinal sarf malzemesi kullanılmadığından ve kartuşun mürekkepsiz kullanılmasından kaynaklanan hatalardan dolayı yazıcıda gizli ayıbın olamayacağı başka bir deyişle kusurun davacının yazıcıları kullanım şeklinden kaynaklaması nedeniyle Mahkememizce asıl davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında çözümlenmesi gereken ikinci husus ise; taraflar arasındaki ticari ilişkiden dolayı davalı-karşı davacının davacı-karşı davalıdan cari hesaba dayalı alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacağının varlığı ve miktarı, hapis hakkının kullanımın koşullarının oluşup oluşmadığı hususudur. Özel hukuka ilişkin bir uyuşmazlıkta, hâkim kural olarak, doğduğu iddia edilen bir hukuksal sonucun, gerçekten doğup doğmadığını belirleyebilmek için o hukuksal sonucu öngören hukuk kuralındaki olumlu veya olumsuz koşulların (öğe olayların), somut olarak ortaya çıkıp çıkmadıklarını kendiliğinden araştıramaz. O hukuksal sonucun doğduğunu iddia eden tarafın, gerçekleşmesi gereken koşulların, somut olarak gerçekleştiğini ispat etmesi gerekir. Genel ispat kuralı gereğince, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (MK m.6). Bu bakımdan bir olguya bağlanan hukuksal sonuçtan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o olguyu ispat yükü altındadır (HMK m.190/1). Somut olayda ispat yükünün, çekişmeli olgulardan kendi lehine haklar çıkaran davacı taraf üzerinde olduğu kabul edilmiştir. Taraf arasında TTK'nın 89.maddesinde tanımlandığı şekilde yazılı bir cari hesap sözleşmesi yapılmamıştır. Taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından aradaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle de davacı taraf bu açık hesap ilişkisi nedeniyle alacağı talep edebilir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/04/2018 tarihli, 2017/19-903 esa, 2018/974 karar, 28/03/2018 tarihli 2017/19-1634 esas, 2018/633 karar, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 30/10/2018 tarihli 2016/20574 esas, 2018/5306 karar, 18/04/2016 tarihli 2015/15462 esas, 2016/6686 karar sayılı ilamları da bu yöndedir. Mahkememizce ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde aldırılan ve itibar edilen bilirkişi raporuna göre usulüne uygun tutulmuş davalı-karşı davacı tarafın ticari defterleri itibariyle davalı-karşı davacı, davacı-karşı davalı taraftan 13/08/2020 tarihi itibariyle 8.109,63 TL alacaklıdır. Bununla birlikte incelenen taraf şirketlerin ticari defterlerinden de anlaşılacağı üzere taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve davacı-karşı davalı şirketin ara ara davalı-karşı davalıya ödemeler yaptığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte davacı-karşı davalı şirketin 2019 yılı sonunda yaptırılması gereken yevmiye defteri kapanış tasdikinin yaptırılmamasından dolayı davacı-karşı davalı şirketin 2019 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşımadığı tespit edilmiştir. Keza davacı-karşı davalı şirkete ait 2020 yılı ticari defterlerinden olan yevmiye defteri kapanış tasdikinin henüz tasdikinin yapılmamış olması, davacı-karşı davalının iddialarını ispatlayamamış olması ve ihtarnamelerin içeriği ile tüm dosya kapsamı nazara alınarak Mahkememizce karşı davada karşı davanın kabulü ile, 8.109,61-TL'nin temerrüt tarihi olan 16/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine karar verilmiştir. Taraflar arasında çözümlenmesi gereken üçüncü husus ise; davalı-karşı davacı tarafın hapis hakkı kullanım koşullarının oluşup oluşmadığı hususudur. Hapis hakkının kullanımı hususunda ise, Mahkememizce teknik anlamda yeterli ve denetime elverişli görülerek hükme esas alınan bilirkişi raporlarında ve Mahkememizce de NL7AUDBF04 seri numaralı yazıcının 13.08.2020 tarihinde yaklaşık 18.000,00-TL olabileceği ve davalı-karşı davacının, davacı -karşı davalıdan 8.109,61-TL alacaklı olduğu tespit edildiğinden hapis hakkı kullanımının koşullarının oluştuğu ... " gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 8.109,61 TL'nin temerrüt tarihi olan 16/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı- karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı- karşı davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçede ''Mahkememizce teknik anlamda yeterli ve denetime elverişli görülerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere'' denilse de bilirkişi raporunun asla kabul edilemeyeceğini, ayıplı mal incelemesinin dosya üzerinden değil, malın kendisinin yerinde incelenmesi gerektiğini, ancak dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda malın kendisini incelemediği gibi, itiraza konu olan iki adet yazıcıdan sadece bir tanesinin dosya arasında bulunan ve davalı tarafından sunulmuş olan onarım belgelerinin incelenmesi ile hazırlandığını, ayıplı mala konu iki adet yazıcı varken sadece birinin incelenmeye alınmasının bile başlı başına hazırlanmış olan raporun kabul edilebilirliğini engellediğini, yerinde inceleme ve malın kendisinin incelenmesine ilişkin itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, gerekçe olan bilirkişi raporunda malın ayıplı olmadığı, kullanılan mürekkebin sahte olduğu, kartuşların mürekkepsiz kullanıldığından bahisle yazıcıda orijinal sarf malzemesi kullanılmadığından ve kartuşun mürekkepsiz kullanılmasından kaynaklanan hatalardan dolayı yazıcıda gizli ayıbın olamayacağına ilişkin mütalaada bulunulduğunu, davacıya satılan yazıcıların orijinal ürün olmadığını, yani yazıcıların kendisi... marka olarak davacıya satılmış ve sonrasında bu ürünlerin orijinal... marka olmadığının anlaşıldığını, bu hususun ne bilirkişi ne de mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, yazıcıların içinde mürekkep ile satın alındığını, davacının kullanmış olduğu ilk mürekkebin satın almış olduğu sırada yazıcının içerisinde bulunan mürekkep olduğunu, ayrıca sonrasında alınan yedek parça mahiyetindeki mürekkebin de davalı tarafından davacıya satıldığını, sundukları faturalardan bu durumun anlaşılacağını, davacının davalıdan satın almış olduğu mürekkepleri kullandığını, sahte mürekkebin davalı tarafından sağlandığını, raporda bu hususa değinilmediğini, raporda kartuşların mürekkepsiz kullanıldığı şeklinde tespit yapıldığını, bunun kabul edilemeyeceğini, yazıcıların profesyonel makineler olmakla birlikte ev tipi bir yazıcının bile kartuşsuz çalışmadığını, davacının yıllardır matbaa ve baskı işi yaptığını, böyle bir hata ile yazıcıları bozmuş olamayacağını, tek bir yazıcının incelendiği bilirkişi raporunda yazıcıların sürekli olarak aynı arızaları verdiği tespit edildiğini, kullanıma başlandıktan bir buçuk ay sonra yazıcıların hata verdiğini, tamire gittiğini, tekrar hata verdiğini, tamire gittiğini, sürekli aynı hataları verdiğini, sonradan öğrenilmiş olduğu üzere yazıcılara dolum kartuş olarak tabir edilen kartuşlar takıldığını, ne yazık ki ürünün orjinalliği bozulduğunu, ancak mahkeme tarafından iş bu hususa ilişkin itiraz ve beyanlarının değerlendirilmediğini, ayrıca bilirkişi raporunda yer alan diğer bir husus olan yazıcıda ağ hatası olduğu bunun yazıcının yazılımından kaynaklı bir hata olduğu mütalaasının da hiç değerlendirmeye ve dikkate alınmadığını, davacı şirketin defterlerinin lehine delil olamayacağına ilişkin tespitin hatalı olduğunu, sadece davalının defterlerinin incelenmesi sonucuna göre işlem yapılmasının hatalı olduğunu, davacının düzenlemiş olduğu iade faturasının ve davalının nezdinde bulunan hem küçük yazıcı hem de büyük yazıcı değeri tespit edilmeden haksız hapis hakkı kullanımı hatalı yorumlanarak karar verildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere ve itirazlarını saklı tutarak davalı şirketin hapis hakkının kullanımının haklı olduğu varsayımında, hapis olarak tutulan malı zaten alacağına ilişkin tuttuğunu, malın değerinden arta kalan bakiyenin davacı tarafa ödenmesi gerektiğini, aksi halde davalının hem hapis olarak tutmuş olduğu malı aldığını hem de bu mala karşı hapis olarak kullanmış olduğu alacağını karşılamış olmakla hak etmiş olduğundan fazlasını aldığını, diğer yandan ise ... marka yazıcılardan birinin davalı elinde olduğunun da göz ardı edildiğini, ayrıca defter incelemesine ilişkin yapılan bilirkişi raporunda defterlerin kapanışlarının olmadığını, davacının iade faturasının hiç dikkate alınmadığını, faturaya itiraz edilmiş olması faturanın gerçeği yansıtmadığı anlamına gelmeyeceğini, mahkeme tarafından hapis hakkının kullanımının koşullarının oluştuğuna ilişkin kabul kararı verilmiş olmasının usule ve yasalara aykırı olduğunu, hapis hakkında, alıkonan eşyalardan alacağı karşılamaya yetecek kadarı üzerinde hapis hakkı kullanılabileceğini, bundan fazlasının borçluya geri verilmesi gerektiğini, hapis hakkının MK 950 ve MK 951'de açıklanan doğuş ve varlık şartlarının olumlu ve olumsuz şartlar olarak ikiye ayrıldığını, TMK 950 anlamında olumlu şartların; alacaklının borçlunun rızasıyla paraya çevrilebilen taşınırlarına veya kıymetli evrakına zilyet olması, muaccel bir alacağın varlığı, alacakla alacaklının zilyetliğindeki taşınırlar ve kıymetli evrak arasında tabii bir irtibatın bulunması, TMK 951/II de ise olumsuz şartların yer aldığını, hapis hakkının alacaklının yüklendiği borç veya borçlunun verdiği talimatla bağdaşmaması, hapis hakkının kullanılmasının kamu düzenine aykırı olması olduğunu, somut olayda özellikle önem arz eden hususun hapis hakkı kullanıldığı iddia edilen malın davacının rızası olmadan alınmış olması olduğunu, söz konusu mal tamir edilmek üzere alınan ... marka yazıcının almaya gelinmesi nedeni ile davalı tarafından davacının olmadığı bir zamanda ondan habersiz ... marka yazıcıya el konulduğunu, kesinlikle bir rıza ve onay söz konusu olmadığı gibi davacı müvekkilinin yazıcının alınmış olmadan sonradan haberi olduğunu, defalarca geri istenmesine rağmen rağmen teslim edilmediğini, kabul anlamına gelmemek üzere; hapis hakkı kullanımı için alacak ile hapis hakkı kullanılan taşınmaz arasında bağlantı olması gerektiğini, bu bağlantının da dürüstlük kurulu çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, ancak davalı tarafın hem ayıplı olduğu iddia edilen yazıcılardan birini ( ... marka yazıcı) kendi uhdesinde tuttuğunu, hem de üç yıl önce ödenmiş ve cari hesap ile ilgili olmayan ve kullanılmaması davacıyı zarara sokan bir yazıcıyı (... marka yazıcı) elde tutarak zarara sebebiyet verdiğini, davalının haksız bir uygulama yaptığını, alacağından fazlasını, alacağı ile ilgisi olmayan bir malı elinde tuttuğunu, bu sebeple davacının ticari zarara uğratmasına sebep olduğunu, üstelik iş bu durumu cari borçtan kaynaklı olduğunu iddia ettiği yazıcı elinde olmasına rağmen yaptığını, davalının tamamen kötü niyetli davrandığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, TBK'nın 227.maddesi uyarınca taraflar arasındaki ticari satıma konu yazıcıların ayıplı olduğu iddiasına dayalı sözleşmenin feshi ile bedel iadesi, menfi tespit ve uğranan zararın tazmini istemine; karşı dava, açık hesap alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davacı-karşı davalı yanca yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, ticari satım konusu olan iki adet... ... model yazıcının gizli ayıplı olduğu iddiasına dayanılarak TBK'nın 227. maddesi gereğince malın iadesi ile ödenen bedelin iadesi, zararın tazmini ile borçlu bulunamadığının tespiti istemine; karşı dava ise, ticari satım sebebiyle doğan cari alacağın tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık, asıl dava konusu iki adet yazıcının ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise gizli ayıp olup olmadığı, ayıbın kullanıcı hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, bunun sonucuna göre bedelin iadesi şartlarının oluşup olmadığı, davacının borçlu olup olmadığı, karşı davada ise, karşı davacının satım ilişkisi sebebiyle alacaklı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Dosya kapsamındaki 26.11.2019 tarihli faturaya göre asıl davacı şirketin davalı-karşı davacı şirketten iki adet... ... marka ve model yazıcı satın aldığı konusunda bir itirazın olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre tacir olan taraflar arasında satım ilişkisi bulunmakta olup uyuşmazlığın TTK'nın 23. maddesi ile TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. TBK'nın 227. maddesinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiş olup maddenin 1.1 bendinde satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme seçimlik hak olarak sayılmıştır. Her ne kadar asıl davanın reddine-karşı davanın kabulüne karar verilmiş ise de, ilk derece mahkemesince, aşağıda açıklanacak sebeplerle eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Asıl davada davacı, dava konusu iki adet yazıcının ayıplı olduğunu ileri sürmüş, mahkemece yazıcıların ayıplı olup olmadığının tespiti için dosya teknik bilirkişiye tevdi edilmiştir. Ancak alınan 28.07.2021 tarihli bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Zira bilirkişi raporunda sadece bir adet yazıcının teknik raporları üzerinde inceleme yapıldığı, diğer yazıcıya ilişkin belgelerin bulunmaması sebebiyle bir değerlendirme yapılmadığı belirtilmiş olup ayrıca ayıplı olduğu iddia edilen dava konusu bu iki adet yazıcı üzerinde bizzat bilirkişi tarafından herhangi bir inceleme yapılmadığı, bu haliyle mahkemece ayıbın tespiti bakımından eksik inceleme yapılarak karar verildiği, asıl davada davacı vekilinin teknik bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmediği, ek rapor alınmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle kurulan hüküm, istinaf denetimine uygun olmayıp eksik inceleme sebebiyle usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu durumda mahkemece, dava konusu iki adet... ... marka yazıcının nerede olduğu ( dava dilekçesinde birinin davalıda olduğunun iddia edildiği hususu dikkate alınarak) taraflardan sorulmak suretiyle, yazıcılar üzerinde konusunda uzman bilirkişi tarafından inceleme yaptırılarak yazıcıların ayıplı olup olmadığı hususu tespit ettirilerek bunun sonucuna göre tarafların alacaklı ve borçlu olup olmadıkları değerlendirilip, asıl ve karşı dava hakkında bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine, 4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 23.09.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2239, K. 2026/1563, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2239-e-2026-1563-k-b55c11264a36