Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1253 E. 2026/1654 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1253
Karar No
2026/1654
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :2024/1253 Esas

KARAR NO :2026/1654 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ:(Kapatılan)Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI:2023/541 Esas- 2024/388 Karar

TARİH:06/05/2024

DAVA:Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:24/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibi ile, dava dışı .... Şti.’nin ... ... Şubesinden kullandığı/kullanacağı kredilere karşılık kefil olması nedeni ile davalı tarafından ödenen kısmın kefillerden olan davacı payına düşen miktarının tahsilinin talep edildiğini, davacı tarafın müvekkili aleyhine yapmış olduğu takibin hukuk dışı olduğunu, tamamen kötü niyetli bir şekilde dürüstlük kuralına aykırı olarak müvekkiline karşı icra takibi yaptığını, nitekim bahsi geçen kredi sözleşmesinin asıl borçlusunun .... Şti. olduğunu, ilgili şirketin mensubu bulunduğu İstanbul Ticaret Odası bilgileri incelendiğinde şirketin ortakları olarak davacı ve kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak gözüken ... ile ...'ın görüleceğini, davalı taraf zaten ortağı/yetkilisi olduğu şirketin borcunu ödemiş olup, kefil olduğu bu sözleşmeden ötürü ödemiş olduğu parayı müvekkiline rücu etmek istemesinin hakkaniyete aykırılık teşkil eden, iyi niyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmayan bir eylem olduğunu, kefillere rücu edebilmek için kanunen gerekli şartların oluşmadığını, buna rağmen bir kefilin borcu ödeyip diğer kefillere rücu etmesinin hukuk nezdinde kabulü mümkün değilken davalı tarafından müvekkiline rücu edilmesinin de kabul edilebilir bir durum olmadığını, öncelikle asıl borçludan borcun tahsili, tahsil edilemediği takdirde kefillere rücu edilmesi gerektiğini beyanla müvekkilinin davalıya takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline, davalı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin görevsiz olduğunu, dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, müvekkili ve davacının dava dışı üçüncü bir şahıs ile .... Şti.'nin ... ... Şubesinden kullandığı kredilere karşılık müteselsil kefil müşterek borçlu sıfatı ile kefil olduğunu, tarafların ortak olduğu şirketin finansal anlamda zora girdiğini ve borçlarını ödeyemez hale geldiğini, asıl borçlu ... Şirketi tarafından işbu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan kredi borçlarının süresinde ödenmemesi nedeniyle davalı alacaklı bankanın müvekkili ile birlikte müteselsil kefil müşterek borçlu kefilleri ihtar ederek 3 gün içinde borcun ödenmesini, ödenmediği takdirde yasal yollara müracaat edileceğini ihtar ettiğini, müvekkilinin gönderilen ihtar neticesinde 115.150,00 TL'yi müteselsil kefil müşterek borçlu sıfatı ile 03/02/2016 tarihinde ilgili banka şubesine şahsen ödediğini, bu nedenle müteselsil kefil olan davacıya rücu koşullarının oluştuğunu beyanla davacının açmış olduğu hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece; davanın, İİK'nun 72/3.maddesi uyarınca açılmış Bakırköy 13. İcra Müdürlüğünün .... sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, dava dışı şirketin dava dışı bankadan kullandığı krediye ilişkin genel kredi sözleşmesinin davacı ve davalı ile birlikte dört kişi tarafından müteselsil kefil olarak imzalandığı, davalı tarafça eş rızasının bulunmadığı ileri sürülse de, davalının eşinin rızasına ilişkin imzalı muvafakatnamenin dosyaya ibraz edildiği, davalı dışındaki kefillerin asıl borçlu şirketin ortağı oldukları, dava dışı şirketin bankadan kullandığı taksitli kredi ödemelerinde gecikme yaşandığı gerekçesiyle davalı dışındaki kefillere 20.01.2016 tarihinde borcun 3 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamede, şirkete kullandırılan 3 ayrı kredinin geciken tutarının 120.293,29-TL olarak belirtildiği,davacı tarafından da 03.02.2016 tarihinde dava dışı bankaya kredi numaraları belirtilerek "krediler için yatırılan" açıklamasıyla 115.150-TL ödeme yapıldığı, dava dışı şirketin kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle, borcun muaccel olduğu ve bu durumun da söz konusu ihtarname ile davacı kefile ihtar edildiği, bu durumda davacının yaptığı ödeme doğrultusunda payı oranında kefil olan davalıya rücu hakkına sahip olduğu, TTK'nın 587/son ve 596/1 maddeleri uyarınca davacının menfi tespit isteminin yerinde olamadığı gerekçesi ile davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;Mahkemece verilen kararın gerekçesiz olduğu, davalı tarafından ödemenin alacaklıya değil borçlu şirkete yapıldığı, bu nedenle ödemenin kefil sıfatı ile gerçekleştirilmiş bir ödeme olduğunun kabul edilemeyeceği ve davalının ortak sıfatı ile gerçekleştirdiği bir ödeme olduğuna dair iddialarının Mahkemece değerlendirilmediği, kefilin diğer kefillere rücu edebilmesi için alacaklıya ödeme yapmış olması gerektiği, davalı tarafından alacaklı bankaya yapılmış bir ödeme olmadığı, davalı alacaklı bankaya dava dışı şirket tarafından ödeme yapılmış olduğu, davalının, dava dışı şirkete yaptığı ödemenin verilmiş bir borç niteliğinde olduğu, kefalet sözleşmesine istinaden yapılmış bir ödemenin bulunmadığı, bu nedenle kefile rücu şartlarının oluşmadığı ve limited şirketlerde ortakların şirket borçlarından doğrudan sorumlulukları da söz konusu olmadığından Mahkemece verilen kararın kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, dava dışı şirket ile dava dışı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzalayan davalı tarafından şirket tarafından ödenmeyen kredi borcunun ödenmiş olması sebebiyle, kendi payını aşan ve yine müteselsil kefil olan davacının payına düşen kısmın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve kötü niyet tazminatı taleplerine ilişkindir.Mahkemece ilk olarak 2017/1119 Esas, 20118/776 Karar sayılı ve 09/07/2018 tarihli karar ile; davacının ödediği borcun dava dışı şirketin borcu olduğu ve limited şirketlerde şirket ortaklarının, şirketin borçlarından doğrudan sorumlu tutulamayacakları, davalının ödediği bedeli davacıya rücu edemeyeceğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafın vaki istinafı üzerine Dairemizin 11/05/2023 tarihli, 2021/724 Esas ve 2023/795 Karar sayılı kararı ile; "....davalının icra takibi ile talep ettiği alacağın müteselsil kefil sıfatı ile ödediği asıl borçlu şirkete ait borcun diğer müteselsil kefilden rücuan tahsili sebebine dayandığı, davacıdan şirket ortağı olması sebebiyle herhangi bir talepte bulunmadığı, davalı kefilin dava dışı asıl borçlu şirketin borcunu ödemesi halinde alacaklının haklarına halef olacağı ve asıl borçlu ile diğer kefillere rücu edebileceği, dosyada mübrez banka yazı cevabından davalının yapmış olduğu ödemenin asıl borçlu şirketin anılan kredi borçlarına mahsup edilip edilmediği, davalının ödeme tarihinden önce banka tarafından asıl borçlu şirket ile işbu dosyanın taraflarına gönderilmiş bir ihtarın bulunup bulunmadığı, davalının ödeme tarihinde, dava dışı şirketin dava dışı bankaya borçlu olup olmadığı hususlarının anlaşılamadığı,bu nedenle Mahkemece öncelikle görevli olup olmadığı konusunda bir karar verilmesi, görevli olduğuna karar vermesi halinde dava dışı bankadan açıklanan hususların sorulması, gerekli olması halinde bankacı bilirkişiden banka kayıtları da incelenmek suretiyle rapor alınması ve davalı tarafından sunulan dekonttaki ödemenin dava dışı asıl borçlu şirketin kredi borcu nedeniyle yapıldığının anlaşılması halinde, davalının diğer müteselsil kefillere payları oranında rücu edebileceği kabulünden hareketle bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma, inceleme, dosya kapsamı ile uyuşmayan ve kanuna aykırı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur." gerekçesi ile HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş, Mahkemece kaldırma kararı sonrası devam edilen yargılamada bu kez, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.6098 sayılı TBK'nın 587. ve 596. maddeleri birlikte kefalet ve kefilin rücu hakkına ilişkin düzenlemeler içermektedir. Buna göre; birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi, borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olmaktadır. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir. Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olmaktadır.Somut olayda; dava dışı ... Şirketi ile dava dışı ... arasında 07/10/2013 tarihli-2.000.000 TL limitli, 11/09/2014 tarihli-2.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, davacı, davalı ve dava dışı ... ve ...'ın her iki kredi sözleşmesini aynı limitle ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları, Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararından sonra dava dışı bankaya yazılan müzekkereye verilen cevapta, dava dışı şirket adına açılan iki ayrı krediye ilişkin borcun, 03/02/2016 tarihinde şirket hesabına davalı tarafından yatırılan 115.150 TL bakiyeden ödenerek kapatıldığı ve borçlu ile kefillere ödemelerdeki gecikmeler ile ilgili uyarı mektuplarının gönderildiğinin bildirildiği, buna göre davalının, dava dışı şirket tarafından ödenmeyen kredi borcunu, dava dışı banka tarafından gönderilen ihtar üzerine müteselsil kefil sıfatı ile ödediği, ödemenin dava dışı şirketin kredi borcunun tahsil edildiği dava dışı banka nezdindeki hesabına yapılmış olmasının, alacaklıya değil borçluya yapılmış olduğu sonucunu doğurmayacağı, paranın dava dışı şirketin alacaklı banka nezdinde olan ve doğrudan borcun tahsil edildiği hesabına yatırıldığı, dolayısıyla davalının, müteselsil kefil olarak yaptığı ödeme doğrultusunda, payı oranında bir diğer müteselsil kefil olan davacıya rücu hakkına sahip olduğu ve bu itibarla Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1253, K. 2026/1654, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1253-e-2026-1654-k-1ba9684f99ff