Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1453 E. 2026/1561 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1453
- Karar No
- 2026/1561
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1453
KARAR NO: 2026/1561
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi)
TARİHİ: 03/02/2026
NUMARASI: 2019/169 2026/74
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasında var olan ticari ilişki sebebiyle davalı ....Şti.'nden satın alacağı mallara ilişkin olarak 1 adet çek verdiğini, bu ticaret sebebiyle müvekkili tarafından davalıya ileri keşide tarihli(vadeli) 1 adet çek keşide edildiğini, çekin ..., ... Şubesi'ne ait 22.01.2019 tarihli, ... seri nolu 185.000,00 TL bedelli çek olduğunu, davalının çek konusu malları etmediğini, davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu sebeple davacını müvekkilinin çekten dolayı borçlu bulunmadığını ileri sürerek, davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... Şti vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin adresinin ".../ İstanbul" adresi olup, davamım yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının borçlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Türkiye Finans Katılım Bankası AŞ vekili, savunmasında özetle; davacının borçlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacının 30/09/2025 tarihli duruşmaya gelmediği, davacı tarafından davanın, 30/09/2025 tarihinde takipsizliği nedeniyle işlemden kaldırıldığı, aradan 3 aydan fazla zaman geçtiği halde yenilenmediği... '' gerekçesiyle, davanın HMK'nın 150-(5) madde hükmü gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 30.09.2025 tarihli duruşma öncesinde, Uyap üzerinden geçerli mazeretin sunulduğunu, 30.09.2025 tarihli duruşmaya mesleki faaliyetleri kapsamındaki "süreli işlerimizin yoğunluğu" nedeniyle katılamayacağının bildirildiğini, mazeret dilekçesinin duruşma saatinden önce UYAP sistemi üzerinden dosyaya sunulduğunu, dilekçede "Mahkemeniz duruşmasına süreli işlerimizin yoğunluğu nedeniyle katılamayacağız. Mazeretimizin kabulü ile yeni duruşma gün ve saatini Uyap üzerinden öğrenmemize karar verilmesini bilvekale talep ederiz." şeklinde beyanda bulunduklarını, buna rağmen yerel mahkemece, gerekçeli kararda sanki hiçbir mazeret sunulmamış gibi duruşmaya gelinmediği gerekçesiyle dosyanın doğrudan işlemden kaldırıldığını, mazeretin gerekçesiz bir şekilde reddedilerek dosyanın işlemden kaldırılmasının HMK m. 27'de güvence altına alınan hukuki dinlenilme hakkının açık bir ihlali olduğunu, Yargıtay'ın mesleki iş yoğunluğu gibi sebeplerle sunulan mazeretlerin, davanın uzatılması amacı taşımıyorsa kabul edilmesi gerektiğini belirttiğini, mazeret dilekçesi geçerli bir belgeye dayanmıyor olsa dahi mahkeme doğrudan ret kararı veremeyeceğini, mahkemenin, sundukları mazeret dilekçesini kabul ederek ara kararla "yeni duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesine" karar vermiş olduğu ve bu kapsamda bir sonraki duruşmaya mazeretsiz katılmadıkları düşüncesiyle işlemden kaldırma kararı tesis ettiği varsayımında dahi, kurulan hükmün açıkça usule aykırı olduğunu, dosyada halihazırda gider avansları bulunmasına rağmen kendilerine tarafımıza yeni duruşma gününü bildirir veya mazeretimizin reddedildiğini gösterir usulüne uygun bir tebligat çıkarılmaksızın dosyanın işlemden kaldırılması ve davanın açılmamış sayılmasının büyük bir usul hatası olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satım kapsamında verildiği iddia edilen çeke karşı İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılmış bir menfi tespit davasıdır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, HMK'nın 150. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece, 30.09.2025 tarihli duruşmada, davacı vekilince sunulan mazeret dilekçesinin reddine karar verilerek, dosyanın HMK'nın 150/1 maddesi uyarınca 3 aylık sürede yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, 03.02.2026 tarihinde de açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekilinin 15.03.2021 tarihli yetki belgesi ile birden çok avukatı yetkilendirdiği, mazeretine ilişkin herhangi bir belge sunmadığı, sadece süreli işlerinin yoğunluğunu gerekçe gösterdiği görülmektedir.
Anayasa'nın 141/son ve HMK'nın 30. maddelerine göre "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" biçiminde açıklanan temel ilke çerçevesinde, davacı vekilinin duruşmaya katılmama gerekçesi "geçerli bir özür" olarak kabul edilebilir ise yargılamaya devam edilmeli, aksi halde reddedilip dosya işlemden kaldırılmalıdır.
Somut olayda, davacı vekili, mazeret dilekçesinde belirtilen mazeretin kabul edilmeyerek reddine karar verilmesinin ve dosyanın işlemden kaldırılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek bu kararı istinaf etmiş ise de; yetki belgesine göre davacı vekilinin birden çok avukatı yetkilendirdiği, davacının bu şekilde birden çok vekille temsil edildiği nazara alındığında, mahkemece, ekinde belge bulunmayan davacı vekilinin mazeret dilekçesinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 23.09.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.