Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1010 E. 2026/2437 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1010
Karar No
2026/2437
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/1010

KARAR NO:2026/2437

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:01/11/2023

NUMARASI:2023/302 Esas, 2023/913 Karar

DAVANIN KONUSU:İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki))

KARAR TARİHİ:24/09/2026

KARAR YAZIM TARİHİ:30/09/2026

K A R A R

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 3 Numaralı davalı malik eş tarafından üçüncü şahıs 2 numaralı davalı borçlu lehine kefil sıfatıyla 1 numaralı davalı olan ipotek alacaklısı lehine Tapu Müdürlüğü'nün 29.06.2018 tarihli ipotek senediyle İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, ... Mah., 996 Ada, 15 Parsel, 4. Normal Kat, B1-76 Blok 20 No'lu bağımsız bölüm mesken nitelikli taşınmaz üzerinde 300.000,00-TL değerinde 28.12.2018 tarihinde sona erecek şekilde 1. Dereceden ve faizsiz olmak üzere ipotek tesis edildiğini, bu ipoteğin 3 numaralı davalı olan eşin Beyoğlu ... Noterliği'nin 28.06.2018 tarih ... Yevmiye numaralı vekaletnamesi ile 2 numaralı davalı lehine verilmiş bulunan bir ipotek olduğunu, İşbu ipotek 3 numaralı davalı tarafından bir nevi kefalet çerçevesinde takip borçlusu 2 numaralı davalının 1 numaralı davalıya olan borcuna karşılık teminat olarak verildiğini, 2 numaralı davalı ...'in, 1 numaralı davalıya olan borcundan dolayı borcun ödenmemesi nedeniyle temerrüte düştüğünü, bunun üzerine 1 numaralı davalı tarafından İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, işbu takip neticesinde Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyası ile davaya konu taşınmazın satış işlemlerine başlandığını, Söz konusu icra takibine sebebiyet vermiş bulunan ipotek yapılmış bulunan hukuki ve fiili birtakım yanlışlıkla sebebiyle tesis edilmiş olduğunu, aslında hiç tesis edilmemesi gerekmekteyken fiiliyat kazandığını, bu nedenle söz konusu ipoteğin geçersiz kılınması ve buna bağlı olarak yapılmış bulunan iptaline karar verilmesi gerekmekte olduğu; ipoteğin verilmiş olduğu 29.06.2018 tarihinde davacı müvekkilinin, 3 numaralı davalı olan taşınmaz maliki eşi ile evli olduğu bu evlilik halen devam etmekte olduğu, 3 numaralı davalı malik söz konusu ipoteği 2 numaralı davalının 1 numaralı davalıya olan borcunun teminatı olarak vermiş, yani bir şekilde işbu borcun kefili durumuna geldiği,1 numaralı davalı ile 3 numaralı davalı arasında imzalanmış bulunan 29.06.2018 tarihli ipotek senedi incelendiğinde o tarihte evli olan 3 numaralı davalının eşi olan davacı müvekkilinin herhangi bir rızasının olmadığı görülmek olduğu, 3 numaralı davalı malik eş tarafından üçüncü şahıs 2 numaralı davalı borçlu lehine kefil sıfatıyla 1 numaralı davalı olan ipotek alacaklısı lehine İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, ... Mah., 996 Ada, 15 Parsel, 4. Normal Kat, B1-76 Blok 20 No'lu bağımsız bölüm mesken nitelikli taşınmaz üzerinde tesis edilmiş bulunan ipoteğin fekkine, davaya konu ipotekli taşınmaz üzerine davacı müvekkili lehine ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;" dosyanın esas borçlusu Müvekkilden 300.000,00 TL nakit para borç alan davalı ... olduğu, Davalı ... borca teminat olarak kardeşi ... adına kayıtlı dava konusu taşınmazın müvekkil lehine ipotek verileceğini belirterek 300.000,00 TL’yi, müvekkilden almış ardından tapuda ilgili ipotek şerhi konulduğu, 6 ay vade bulunduran ipotek sözleşmesine istinaden borç muaccel hale geldiği, tarafılarınca yapılan görüşmelere rağmen ödeme yapılmadığı ve muacceliyet tarihinden tam iki ay sonra 19/02/2019 tarihinde diğer davalılar ... ve ... aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğü .... Numaralı dosya tahtında İpoteğin Paraya Çevrilmesi yolu ile takibe geçildiği, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünde ikame edilen icra takibinin akabinde diğer Davalılar ... ve ... müvekkil aleyhinde İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/329 E. Sayılı dosya tahtında dava ikame etmiş yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği, daha sonra Müvekkil ...’in alacaklı olduğu İstanbul 10. İcra Müdürlüğü .... Sayılı dosyadan ipotekli taşınmazın satışı için yazılan talimat ile Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü ... talimat sayılı dosya derdest hale geldiği, satış ilanı hazırlanarak ilan ilgililere tebliğ edildiği, dosya bu aşamada iken Mahkemenize işbu dava ikame edildiği ve eşin rızasının olmadığı gerekçesi ile tedbir kararı talep edildiği ve hukuka, usule ve yasaya aykırı olarak satış ilanı ile belirtilen satış gününe 20 gün kala, teminatsız şekilde tedbir kararı verildiği,Aşağıda yapılacak açıklamalarımız neticesinde taşınmazın devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati haciz niteliğindeki ihtiyati tedbir kararının mahiyeti göz önüne alınarak hukuka aykırı olduğunun tespiti ile kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir, davacı ...’in eşi ... hiçbir surette şahsi bir sorumluluk üstlenmediği, ayni olarak taşınmazı ile teminat sağladığı, Davacı yanın "bir nevi kefalet" şeklindeki ifadesi de ipoteğin kefalet olmadığının kabulü olduğu, zira bunun ispatı için kanun yeterli olup ipotek hiçbir surette kefalet olmadığından davacı yanca dayanılan Borçlar Kanunu 584/1 hükmünün davada uygulama alanı bulunmadığı, Zaten ipoteğin kefalet sözleşmesini oluşturulabilmesi için ipotek sözleşmesi ve resmi senette ipotek verenin ayrıca ipotek edilen haricinde malvarlığı ile de borcun tamamından sorumlu olacağına dair maddeler olması gerektiği, dava konusu ipotek tesisini konu alan ipotek senedinde kefalete ya da üçüncü şahıs ...’in şahsen sorumluluğuna ilişkin herhangi bir madde söz konusu olmadığı, İşbu borç ilişkisinde davacının eşi davalı ..., icra takibinden de anlaşılacağı üzere bizzat borçlu olmadığı, bizzat borçlu olmayan üçüncü şahıs ipotek borçlusunun sorumluluğu ise, borçlunun borcunu ödememesi halinde ipotekli taşınmazın yahut taşınmaz payının icraca satılmasına ve satış bedelinden ipotek tutarınca borcun ödenmesine katlanmaktan ibaret olduğu, bu nedenle, ipotek borçlusu üçüncü şahsın borçtan ötürü şahsen sorumluluğu olmadığı, Şahsen sorumluluğu olmayan davalının kefalete ilişkin taahhüt ya da yükümlülüğü de söz konusu olmadığından taşınmazına ipotek tesisi noktasında tasarrufta bulunmasına engel bir durum bulunmamakta olduğu, davacı yanın taleplerin makul olabilmesi için davamız konusu ipotekli taşınmazın aile konutu olması gerekmekte olduğu, fakat davacı yanın da hiçbir surette belirtmediği gibi dava konusu taşınmaz, aile konutu oladığı, tapu kaydında aile konutu olduğuna dair bir şerh olmadığı gibi aile konutu olduğuna dair bir iddia da söz konusu olmadığı, taraflarınca İstanbul 10. İcra dosyasından ve Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğünden yapılan tebligatların hiçbiri dava konusu taşınmaz adresine gönderilmediği hiçbiri de dava konusu taşınmazın bulunduğu adreste tebliğ olmadığı, daha önceden taraflarına İstanbul 15. İcra Mahkemesi 2019/329 E. Sayılı dosya tahtında ikame edilen davada ... tarafından bizzat verilen 18/02/2019 tarihli vekaletnamede imzasının hemen üstünde yer alan adresinin “... Bahçelievler/İst.” olduğu taraflarınca görüldüğü İşbu dava dilekçesinde her ne kadar davacı ...’in adresi belirtilmemişse de davacı yanın ekte sunduğu vekaletnamede davacı adresi de“... Bakırköy /İstanbul” olarak gözükmekte olduğu, satış ilanı da bu adrese tebliğ olduğu, Kanaatlerince aile konutu bu adres olduğu, fakat dava konusu taşınmazın aile konutu olmadığına ilişkin davacı ve eşi davalı ...’in malvarlığı ile Mernis Adreslerinin sorgulanarak dosyaya alınması gerektiği, Diğer davalılar kötü niyetli hareket ediyorsa davacı ... de aynı kötü niyete sahip olduğu, kendisi ipotek şerhinden haberdar olduğu, Hukuki süreç içerisinde en başından beri ...’e yapılan tebligatlar davacı ile ortak konuta yapıldığı,Ayrıca satış ile ancak zararının bir kısmı giderilebilecek olan müvekkili verdiği 300.000,00 TL nakit paranın tahsili noktasında tek güvencesi de mahkemenizce durdurulduğundan daha sonra yeniden yapılacak satış masraflarının ve müvekkilin zararı gözetilerek tedbir kararına istinaden davacı yandan teminat alınması gerektiği, hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati haciz niteliğindeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatte ise teminat yatırılmasını, hukuki dayanaktan yoksun ipoteğin fekki isteminin ve davanın reddini, yargılama masrafları, ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini bilvekale arz ve talep etmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan 30/10/2023 tarihli beyan dilekçesinde özetle;Davacı tarafından ipoteğin fekki talebiyle ikame edildiğini, Bu kapsamda; Davacı tarafından İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, ... Mah., 996 Ada, 15 Parsel, 4. Normal Kat, B1-76 Blok 20 No'lu bağımsız bölüm mesken nitelikli taşınmaz üzerinde tesis edilmiş bulunan ipoteğe ilişkin eşin rızası olmaksızın kefil olunması sebebiyle ipoteğin fekki talep edilmiş olup, ayrıca söz konusu taşınmaza ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, Küçükçekmece 5. Aile Mahkemesi tarafından mezkur taşınmaza ilişkin ihtiyati tedbir kararı verildiğini, huzurdaki davaya konu mezkur mesken üzerindeki ipoteğe ilişkin olarak İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla açılan icra takibine ilişkin borcun Müvekkili tarafından ödendiğini, bu hususun 16.10.2023 tarihli celsede de izah edildiğini, Ayrıca; Davacı asilin de huzurda görülen celsede ödemenin yapıldığını, bu sebeple davanın konusuz kaldığını, işbu sebepten ötürü davanın reddini talep ettiğini,yargılama devam ederken davanın konusuz kalması durumunda usul ekonomisi gereğince yargılamanın sonlandırılması gerektiğini, izah etmiş olduğu sebeple, huzurda ikame edilen davaya konu taşınmaza ilişkin olan borç sebebiyle başlatılan icra takibine konu borcun müvekkili tarafından ödenmiş olduğunu, bu sebeple huzurda ikame edilen davanın reddine ilişkin hüküm kurulması gerektiğini, bu minvalde huzurda ikame edilen davanın reddine ilişkin hüküm kurulmasını ve davaya konu taşınmaza ilişkin alınan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ve davacının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ettiği görüldü.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece" Davacı asil 16/10/2023 tarihinde mahkememizce alınan beyanında ipotek bedelinin ödendiğini davanın konusuz kaldığını beyan etmiştir. Bu nedenle davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu değerlendirildiğinde yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına" şeklinde karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; takip konusu borcun müvekkili tarafından ödendiğini, davacı asilin 16/10/2023 tarihli duruşmada davanın konusuz kaldığını ve yargılama gideri ile vekâlet ücreti talebinin bulunmadığını açıkça bildirdiğini, buna rağmen müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ilk derece mahkemesince gerekli araştırma ve inceleme yapılmadığını, davanın konusuz kalıp kalmadığı ve tarafların dava tarihindeki haklılık durumlarının yeterince değerlendirilmediğini, icra takip dosyası ile tapu kayıtlarının gereği gibi incelenmediğini, ayrıca duruşma günü verilmiş olmasına rağmen belirlenen duruşma yapılmadan 01/11/2023 tarihinde tarafların yokluğunda hüküm kurulduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

DELİLLER:Tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:6100 sayılı HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf incelemesi, kamu düzenine aykırılık halleri re’sen gözetilmek üzere istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından; dava konusu 20 numaralı bağımsız bölüm üzerine 28/12/2018 tarihinde ... lehine 300.000,00 TL bedelle, birinci derecede ve faizsiz ipotek tesis edildiği, söz konusu ipoteğe dayalı olarak İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı anlaşılmaktadır.İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası kapsamındaki belgelerden, takip borcuna mahsuben 08/08/2022 tarihinde davalı ... tarafından 230.600,00 TL ve 120.421,00 TL olmak üzere toplam 351.021,00 TL ödeme yapıldığı, aynı tarihli icra müdürlüğü yazısında borcun tamamının ödenmesi nedeniyle takip dosyasının infazen kapatıldığı belirtilerek Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyasının kapatılmasının istendiği; yine 08/08/2022 tarihli yazı ile Başakşehir Tapu Müdürlüğünden İİK’nın 150/c maddesi kapsamında konulan şerhin kaldırılmasının talep edildiği görülmektedir.Dosyada mevcut son tapu kaydında dava konusu ipotek bulunmamakta ise de, ipoteğin tapu sicilinden hangi tarihte terkin edildiğine ilişkin kayıt ve belge dosyaya getirtilmemiş, bu husus ilk derece mahkemesince araştırılmamıştır.Davanın ipoteğin fekki istemine ilişkin olduğu gözetildiğinde, ipoteğin tapu sicilinden hangi tarihte terkin edildiğinin belirlenmesi, davanın hangi tarihte konusuz kaldığının ve buna bağlı olarak yargılama giderlerinden sorumluluğun değerlendirilmesi bakımından önem taşımaktadır.Nitekim HMK’nın 331. maddesi uyarınca davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Bu nedenle davanın konusuz kaldığının belirlenmesi tek başına yeterli olmayıp, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden hangi tarafın sorumlu tutulacağının tespiti bakımından tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumlarının dosyadaki delillerle birlikte somut biçimde değerlendirilmesi gerekir.Somut olayda mahkemece, gerekçeli kararda yalnızca “davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu değerlendirildiğinde yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına” şeklinde bir açıklamaya yer verilmiş; ancak davacının dava tarihi itibarıyla hangi maddi ve hukuki nedenlerle haklı kabul edildiği, davalıların hangi nedenle yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutuldukları ve dava konusu ipoteğin tapu sicilinden ne zaman terkin edildiği açıklanıp tartışılmamıştır.Ayrıca 16/10/2023 tarihli duruşma tutanağında davacı asil ...’in, eski eşinin ödemeyi yaptığını, bu nedenle davanın konusuz kaldığını, yargılama gideri ve vekâlet ücreti talebinin bulunmadığını ve karşı tarafla anlaştıklarını bildirdiği; davalı ... vekilinin dosya borcunun müvekkili tarafından ödendiğini belirterek davanın reddi ile tedbirin kaldırılmasını talep ettiği; davalı asil ...’in de ipotek bedelinin ödendiğini ve tedbirin kaldırılmasını istediği görülmektedir.Davalı ... vekili ise ortada kefalet sözleşmesi bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiş, ayrıca vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ederek taraflar arasında bir uzlaşma bulunmadığını bildirmiştir. Bunun üzerine davacı asil ... de karşı tarafın kendisinden yargılama gideri ve vekâlet ücreti talep etmesi hâlinde kendisinin de aynı yönde talebinin bulunduğunu açıklamıştır.Bu beyanlarda HMK’nın 307 ve devamı maddeleri anlamında davadan feragat bulunmamaktadır. Davacı, dava konusu talebinden vazgeçtiğini bildirmemiş; takip borcunun ödenmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığını açıklamıştır. Bu nedenle uyuşmazlığın yargılama giderleri yönünden HMK’nın 331. maddesi kapsamında çözümlenmesi gerekmektedir.Öte yandan dosyanın usulî seyri incelendiğinde, mahkemece tensip aşamasında ön inceleme duruşması için gün tayin edildiği hâlde belirlenen tarihte duruşmanın açılmadığı; yine 16/10/2023 tarihli duruşmada tarafların beyanları alındıktan sonra davacının davanın konusuz kaldığı yönündeki açıklamasına karşı tarafların beyanda bulunmaları için iki haftalık süre verilmesine ve yargılamanın 20/09/2024 tarihine bırakılmasına karar verildiği, buna rağmen belirlenen duruşma günü beklenmeksizin ve yeni bir duruşma yapılmaksızın 01/11/2023 tarihinde tarafların yokluğunda esas hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.Mahkemece taraflara sonraki duruşma günü bildirilmiş ve tarafların beyanda bulunmaları için süre verilmiş olmasına rağmen bu usul işlemlerinin gereği yerine getirilmeden dosyanın karara bağlanması, tarafların hukuki dinlenilme hakkı ile çelişmektedir.HMK’nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını ve mahkemece bu açıklamaların dikkate alınarak kararların somut ve açık biçimde gerekçelendirilmesini kapsar. Mahkemenin taraflara beyanda bulunmaları için süre verip duruşmayı ileri bir tarihe bıraktıktan sonra belirlenen duruşmayı yapmadan ve taraflara dosyanın daha önce karara bağlanacağı konusunda bilgi vermeden hüküm kurması bu ilkeye uygun değildir.Diğer taraftan HMK’nın 297. maddesi uyarınca gerekçeli kararda tarafların iddia ve savunmalarının özeti, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalar ile bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi zorunludur.İlk derece mahkemesinin yargılama giderleri yönünden yalnızca “davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu değerlendirildiğinde” şeklindeki soyut ifadeye yer vermesi, hangi deliller ve hangi hukuki nedenlerle davacının haklı, davalıların ise haksız kabul edildiğini ortaya koymadığından, kararın bu kısmı HMK’nın 297. maddesinde öngörülen gerekçe unsurunu karşılamamakta ve istinaf denetimine elverişli bulunmamaktadır.Bu durumda mahkemece; ilgili tapu müdürlüğünden dava konusu ipoteğin tapu sicilinden fiilen hangi tarihte terkin edildiği sorulup buna ilişkin kayıt ve belgeler getirtilerek, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasındaki 08/08/2022 tarihli ödeme ve infaz işlemleri de birlikte değerlendirilmek, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları HMK’nın 331. maddesi kapsamında somut olarak belirlenmek ve sonucuna göre yargılama giderleri ile vekâlet ücreti hakkında denetime elverişli gerekçe oluşturulmak suretiyle yeniden karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır....’in Ek Karara Yönelik İstinaf Başvurusunun incelenmesinde; Davalı ... vekilinin 01/11/2023 tarihli nihai karara karşı istinaf başvurusunda bulunduğu, ancak istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harç ve giderlerin eksik yatırıldığı, bunun üzerine ilk derece mahkemesince HMK’nın 344. maddesi gereğince eksik harç ve giderlerin tamamlanması için bir haftalık kesin süre içeren muhtıra tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.Verilen kesin süre içerisinde eksik harç ve giderlerin tamamlanmaması üzerine Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince 20/12/2023 tarihli ek kararla ...’in istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.HMK’nın 344. maddesinde, istinaf dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin hiç ödenmediğinin veya eksik ödendiğinin sonradan anlaşılması hâlinde, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içerisinde bunların tamamlanması gerektiği, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususunun başvurana yazılı olarak bildirileceği ve verilen kesin süre içerisinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde mahkemece başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlenmiştir.Somut olayda usulüne uygun muhtıraya rağmen davalı ... tarafından eksik harç ve giderlerin verilen kesin süre içerisinde tamamlanmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince verilen ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davalı ... vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise yukarıda açıklanan usule ve esasa ilişkin eksiklikler nedeniyle başvurunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın; dava konusu ipoteğin tapu sicilinden terkin tarihinin belirlenmesi, tarafların dava tarihi itibarıyla haklılık durumlarının HMK’nın 331. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve yargılama giderleri ile vekâlet ücreti konusunda denetime elverişli gerekçe oluşturularak yeniden hüküm kurulması için kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olmak üzere karar verilmesi gerektiği kanısına varılarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a/6. maddesi gereğince KABULÜNE,

3-(Kapatılan)Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/11/2023 tarih, 2023/302 Esas, 2023/913 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

4-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde işlem yapılmak ve yeniden karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

5-Davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istem halinde davalılara iadesine,

6-Davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından verilecek kararda değerlendirilmesine ve hükme bağlanmasına, diğer davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından kendisini vekille temsil ettiren davalı ... yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1 bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1010, K. 2026/2437, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1010-e-2026-2437-k-eb91fc5fb34c