Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/353 E. 2026/1102 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/353
- Karar No
- 2026/1102
- Karar Tarihi
T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/353 KARAR NO : 2026/1102
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ :
DAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan Araç Hasarı ve Cismani Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ :
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/09/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 01/10/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen 'kısmen kabul kısmen reddine' dair kararın süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACININ İDDİA VE TALEBİ: Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde; 02/04/2021 tarihinde davalı ....'ın, diğer davalı .... tarafından .... numaralı poliçe ile sigortalanan.... plakalı aracıyla seyir hâlindeyken, ....'un sevk ve idaresindeki.... plakalı araca arkadan çarparak trafik kazasına sebebiyet verdiğini, kaza tespit tutanağında davalı ....'ın 2918 sayılı KTK'nın 56/1-c maddesini ihlal ederek asli ve tam kusurlu olduğunun, davacının ise kusursuz olduğunun tespit edildiğini, kaza neticesinde davacının vücudunda yaralanmalar oluştuğunu ve aracının kullanılamaz hâle gelerek hurdaya ayrıldığını, .... hakkında taksirle yaralama suçundan soruşturma açıldığını ve şüpheli .... ile maddi ve manevi tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla kısmi uzlaşma sağladığını, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde kısmi ödeme yapıldığını ancak bu ödemelerin gerçek zararı karşılamadığını, arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını, davacının kaza sonrası omuzundaki yaralanma nedeniyle .......Devlet Hastanesi'nde uzun süreli tedavi gördüğünü, tedavi sürecinde hastaneye taksi ile ulaşım sağladığını ve bu yol masraflarının tazminini gerektirdiğini, davacının.... plakalı .... model ...... marka aracının rayiç değerinin sigorta şirketi tarafından ödenen 241.000 TL tutarından daha yüksek olduğunu, bakiye araç bedelinin tahsilinin gerektiğini, davacının kaza nedeniyle yaşadığı bedensel bütünlüğün zedelenmesi, uzun tedavi süreci, başkasının bakımına muhtaç kalması ve araçsız kalması sebebiyle manevi tazminat şartlarının oluştuğunu belirterek 10.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı araç sürücüsünden tahsiline; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile bakiye araç bedeli ve bedensel zarar olmak üzere 1.000 TL maddi tazminatın, davalı sürücü yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketi yönünden ise temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan ortaklaşa tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 15/01/2025 tarihinde sunduğu "dava değerinin belirlenmesi" konulu dilekçesi ile; davalılardan .... ile müvekkili arasında düzenlenen "uzlaşma raporu"nda "dosya müştekisi müvekkili .... ile yapılan görüşmede yaşana kazadan dolayı omzunda ağrıların hâlâ devam ettiğini ve aracın kullanılamaz hale geldiğini ve sigorta şirket, tarafından ödenene söz konusu meblağın aracın gerçek değerini karşılamaıdğını ve bu haklardan vazgeçmemek yani .... ve sigorta şirketine açacağı maddi ve manevi tazminat davası vs saklı kalmak kaydıyla ve şüpheli .... tarafından kendisine 15.000 TL ödendiği takdirde söz konusu ceza davasından vazgeçeceği ve uzlaşacağı' nın belirtildiğini, yapılan ödemenin maddi tazminata mı yoksa manevi tazminata mı ilişkin olduğu hususunda müvekkilinin net bir talebinin olmadığını bu konuda net bir açıklamada bulunmadığını, dolayısıyla davalı .... tarafından bu ödemenin (kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte) 7.500 TL'lik kısmının maddi zararın tazminine ilişkin olarak yapıldığını, 7.500 TL'lik kısmının da manevi tazminata ilişkin olarak yapıldığının değerlendirildiğini, buna göre bedensel zarara ve araç hasara bedeline ilişkin taleplerini 4.053 TL'ye yüklsettiklerini ifade etmiştir. Davacı vekili (26/06/2025 tarihli celse 1 nolu ara karar gereği) sunduğu açıklama dilekçesinde; dava dilekçesindeki 1000 TL maddi tazminat taleplerinin 100 TL'sinin bedensel zarara, 900 TL'sinin bakiye araç hasarına ilişkin olduğunu açıkladı bedensel zarara ilişkin olarak 2.553,60 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, araç hasar bedeline ilişkin olarak da (bilirkişice hesaplanan 9.000 TL'den uzlaşma kapsamında ödenen 7.500 TL düşülerek) 1500 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan ortaklaşa ve zincirleme olarak tahsiline karar verilmesini, 10.000 TL manevi tazminatın da olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte trafik kazasına neden olan araç sürücüsü davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B) DAVALILARIN SAVUNMASI: Davalı Sigorta vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği maddi tazminatın poliçe limitleri ve genel şartlarla sınırlı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin teminat dışı kaldığını, gerçek maddi zararın tespiti gerektiğini, hasar tespitinin uzman sigorta eksperleri tarafından yapılması gerektiğini, 6111 sayılı Yasa ve 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesi gereğince tedavi giderleri ile geçici iş göremezlik tazminatlarının Sosyal Güvenlik Kurumu sorumluluğunda olduğunu, bu kalemler için davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının sigortalı araç sürücüsünün kusurunu ispat etmesi gerektiğini, kusur durumunun uzman bilirkişi tarafından belirlenmesinin zorunlu olduğunu, tazminat hesabı yapılacaksa bunun Hazine Müsteşarlığı tarafından yetkilendirilen aktüerler tarafından ve TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu ile %1,8 teknik faiz oranı esas alınarak yapılması gerektiğini, maluliyet oranının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya yapılan ödemelerin tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, birden fazla zarar gören olması halinde Karayolları Trafik Kanunu'nun 96. maddesi uyarınca teminatın paylaştırılması gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu ve faiz başlangıç tarihinin kaza tarihi değil dava tarihi olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. -Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında ... tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacı tarafından talep edilen maddi ve manevi tazminat iddialarının haksız ve hukuksuz olduğunu, davalı sevk ve idaresindeki .... plakalı araç ile seyir hâlindeyken önünde seyreden davacı yönetimindeki.... plakalı araca sokağa çıkma yasağı telaşı ve dikkatsizlik sonucu arkadan çarptığını, kaza sonrası davalının davacı ile yakından ilgilendiğini ve özürlerini ilettiğini, davacının .......Şehir Hastanesine kaldırılması üzerine davalının hastaneye giderek durumunu takip ettiğini, davacı yakını olduğunu belirten .... isimli şahısla görüşerek davacının durumunun iyi olduğu bilgisini aldığını, sonrasında taraflar arasında karşılıklı geçmiş olsun dileklerinin iletildiğini, kaza sonrası açılan soruşturma kapsamında dosyanın uzlaştırma bürosuna sevk edildiğini, davacının sigorta şirketinden beklediği ödemeyi alamadığı gerekçesiyle şikayetçi olmak zorunda kaldığını beyan etmesi üzerine davalının iyi niyet göstergesi olarak 15.000,00 TL tutarında ödemeyi kabul ederek uzlaştığını ve bu ödemeyi gerçekleştirdiğini, davalının kaza sürecinde davacının yanında bulunarak her türlü desteği sağladığını, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalının kendi aracı pert olmasına rağmen davacının mağduriyetiyle ilgilendiğini, davacının kötü niyetli olarak hakkını kötüye kullandığını, davalının kasko poliçesinin tüm maddi ve manevi zararları teminat altına aldığını, davacının maddi zararının sigorta şirketi tarafından karşılandığını, davalının üzerine düşen tüm vazifeleri yerine getirdiğini ve vicdani sorumluluğunu yerine getirdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin .......tarih ve E. ......., K. ....... sayılı kararı ile; "Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davalı ....'ın kusuru ile kazanın meydana geldiği, kazada asli kusurlu olduğu davacının kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığı, aktüerya bilirkişi raporu ve makine mühendisi bilirkişi raporu ile geçici iş görmezlik tazminatı ve araç hasar bedeli fark tazminatı hesaplanmakla davacı tarafça da maddi tazminat yönünden dava dosya kapsamı itibariyle ispatlanmakla dosya kapsamı itibariyle davadan önce sigorta şirketine başvuru söz konusu olmasa da Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2023/12689 Esas, 2024/4378 Karar sayılı kararı ile de sabit olduğu üzere arabuluculuk başvurusu olması durumunda bu dava şartının yerine getirilmesinin aranmasında usul ekonomisi gereği bir fayda olmadığından davacının davalılar yönünden araç bakiye fark hasar bedeli ve geçici iş göremezlik maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiş, olay haksız fiilden kaynaklandığından yasal faize hükmedilmiştir. Manevi tazminat davası yönünden ise, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2022/3084 Esas, 2024/11230 Karar sayılı ilamında "Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değiştirilen 253 üncü maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Somut olayda, uzlaşma gereği davalı İbrahim Arslan'ın davacıya 20.000,00 TL tazminat ödediği, uzlaşma tutanağında yapılan ödemenin maddi ya da manevi tazminata ilişkin olduğuna dair bir ayrımın yapılmadığı, mahkemece ödemenin 1/2’sinin maddi, 1/2’sinin ise manevi tazminata ilişkin olduğunun kabul edildiği, manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereği davacının manevi tazminat talep hakkının kalmadığı gerekçesiyle mahkemece manevi tazminata ilişkin birleşen davanın reddine karar verildiği anlaşılmış olup, birleşen davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır." şeklinde belirtilmektedir. Somut olayda da davacıya ödeme kapsamında ödeme yapıldığı, ödemenin davacı vekili beyanında da belirtildiği üzere maddi tazminat için mi manevi tazminat için yapıldığı belirtilmediğinden yer verilen Yargıtay kararında da belirtildiği üzere manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereği davacının manevi tazminat talep hakkının kalmadığı anlaşılmakla manevi tazminat davasının reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile; "Davanın kısmen kabulü ile; 1-) Davacının geçici iş göremezlik zarara göre 2.553,60-TL'nin arabuluculuk sürecinin başladığı tarihi olan 27/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere), 2-) Davacının araç hasar bedeli olan 1.500-TL'nin arabuluculuk sürecinin başladığı tarihi olan 27/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere), 3-)Davacının manevi tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. D) İSTİNAF NEDENLERİ Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurulmuştur istinafında; yerel mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne ve manevi tazminat talebinin reddine karar verildiğini, kararının usûl ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ile davanın tüm ferileriyle kabul edilmesini istediğini, trafik kazasından sonra .... ile davacı arasında düzenlenen uzlaşma raporunda ....'un omuzundaki ağrıların devam ettiğini, aracın kullanılamaz hâle geldiğini ve sigorta şirketinin ödediği meblağın gerçek değeri karşılamadığını, .... ve sigorta şirketine açılacak maddi ve manevi tazminat haklarının saklı kalması kaydıyla şüpheli tarafından kendisine 15.000.00 TL ödendiği takdirde ceza davasından vazgeçeceğinin ifade edildiğini, yapılan ödemenin maddi mi yoksa manevi zararın tazminine ilişkin mi olduğu hususunda davacının net bir talebi ve açıklamasının bulunmadığını, manevi tazminat konusunda davacının irade beyanının olmadığını ve manevi tazminatın tekliği ile bölünmezliği ilkesinden bahisle talep hakkının kalmadığını değerlendirmenin hukuka uygun olmadığını, davacının uzlaşma tutanağına maddi ve manevi tazminat davası açma hakkının saklı olduğuna dair şerh kaydettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ödemenin 7500,00 TL'lik kısmının maddi, diğer 7500,00 TL'lik kısmının ise manevi zararın tazminine ilişkin yapıldığının değerlendirildiğini, manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesinin tazmin eden kişi açısından da geçerli olacağını kabul etmenin ciddi hak kayıplarına sebep olacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. E) DELİLLER: ..........Asliye Ticaret Mahkemesinin E........... K. .......... sayılı kararı dosyası kapsamı. F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKÎ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı ve cismani zarar nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini talebine ilişkindir. Mahkemece, 'Davacının geçici iş göremezlik zararına ve araç hasar bedeline ilişkin talebinin kabulü ile 2.553,60 TL' geçici iş göremezlik tazminatı ile 1.500 TL bakiye araç hasar bedelinin arabuluculuk sürecinin başladığı tarihi olan 27/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte -sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere- davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; Davacının manevi tazminat talebinin reddine' karar verilmiş; karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki; karar başlığında davacının adresinin, taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması HMK'nin 297. maddesine aykırı ise de, bu eksikliğin mahallinde her zaman düzeltilebilmesinin mümkün olduğunu değerlendiren Dairemiz, anılan hususu eleştirmekle yetinmiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (06/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun'un 24. Maddesiyle değişik ) 253. Maddesinin "Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.” şeklindeki 19. fıkrasının 5. cümlesi olan "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" bölümü Anayasa Mahkemesinin 18/10/2023 tarihli resmi gazetede yayımlanan 26/07/2023 tarih ve E.2023/43, K.2023/141 sayılı kararı ile, Anayasanın 13. ve 36. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Yine 07/11/2024 tarih ve 7531 sayılı yasa 16. maddesiyle bu fıkranın beşinci cümlesinin başına "Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" ibaresi eklenmiştir. Kazaya ilişkin soruşturma dosyası (.........Cumhuriyet Başsavcılığının.......soruşturma sayılı dosyası) içerisinde bulunan ..........tarih ve ....uzlaştırma nolu "uzlaştırma raporu" incelendiğinde; raporda aynen; "Müşteki .... ile yapılan görüşmede yaşana kazadan dolayı omzunda ağrıların hâlâ devam ettiğini ve aracın kullanılamaz hale geldiği ve sigorta şirketi tarafından ödenen söz konusu meblağın aracın gerçek değerini karşılamadıpını ve bu haklarından vazgeçmemek yani .... ve sigorta şirketine açacağı maddi ve manevi tazminat davası vs saklı kalmak kaydıyla ve şüpheli .... tarafından kendisine 15.000 TL ödendiği takdirde söz konusu ceza davasından vazgeçeceğini ve uzlaşacağını belirtmiştir.Müştekinin uzlaşma konusu edimi şüpheli ....'a iletilmiş ve şüpheli ....; müştekinin istediği söz konusu 15 (onbeş) bin TL'lik meblağı karşılayacağını ancak; müşteki ve sigorta şirketi arasında oluşabilecek diğer sorumlulukları kabul etmeyeceğini belirtmiştir. Dosya konusu 15(On beş) bin TL'lik meblağ şüpheli ....'ın hesabından müşteki ....'un hesabına EFT yoluyla havale yapılmış olup dekontu ekte sunulmuştur. Yapılan görüşmeler neticesinde taraf iradeleri uyuştuğundan dolayı uzlaşma gerçekleşmiştir." ifadelerine yer verildiği ve raporun ve müşteki/davacı, şüpheli/davalı ...., uzlaştırmacı kişi tarafından imza altına alındığı ve ilgili Cumhuriyet Başsavcısı tarafından onaylandığı anlaşılmıştır. İstinafa konu uyuşmazlık; ceza soruşturması aşamasında sağlanan uzlaşma kapsamında davacıya ödenen bedelin mahiyeti ile manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereğince davanın manevi tazminat yönünden reddine karar verilmesinin usûl ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Somut olayda, ...........Cumhuriyet Başsavcılığının.... soruşturma sayılı dosyası kapsamında yapılan uzlaşma gereği davalı .... tarafından davacı ....'a -yapılan ödemenin maddi ya da manevi tazminata ilişkin olduğuna dair bir ayırım yapılmaksızın- 15.000 TL tazminat ödemesi yapılmış olup, davacı yan söz konusu bu ödemenin maddi tazminata yahut manevi tazminata ilişkin olacağına ilişkin herhangi bir taleplerinin bulunmadığını, -kabul anlamına gelmemek üzere- davalı ....'ın ise, yapılan ödemenin 7.500 TL'sinin manevi tazminata, 7.500 TL'sinin maddi tazminata ilişkin olduğunu değerlendirdiğini ifade etmiştir. Manevi tazminatın zararlandırıcı bir olay nedeniyle ancak bir defa istenebileceği bu tazminat türünün bir gereğidir. Başka bir anlatımla hukuk sistemimizde manevi tazminatın bölünmezliği kabul edilmiş bulunmaktadır. İlk derece mahkemesince 'uzlaşma aşamasında alınan 15.000 TL'lik ödemenin 1/2'sinin maddi, 1/2'sinin de manevi tazminata ilişkin olduğunun kabulü gerektiği ve manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereği davacının manevi tazminat talep hakkının kalmadığı' şeklinde yapılan değerlendirme ile davacının manevi tazminat talebinin reddi yönünde tesis edilen hükümde usûl ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18/11/2024 tarih ve E.2022/3084, K.2024/11230 sayılı emsal içtihatı da bu yöndedir. Bu itibarla; dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usûl ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-) Davacı vekilinin inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) İstinaf eden davacıdan alınması gerekli istinaf karar ilam harcı peşin olarak alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-) İstinaf talebinde bulunan tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-) İstinaf incelenmesi dosya üzerinden yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-) Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nin 333.maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 7-)Dairemizce verilen temyizi kabil olmayan işbu kararın HMK'nin 359/4 maddesi uyarınca taraflara tebliği, harç tahsil ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 30/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.¸
Başkan e imzalıdır
Üye e imzalıdır
Üye e imzalıdır
Katip e imzalıdır
Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.