İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/803 E. 2026/107 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/803
- Karar No
- 2026/107
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 23.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/803 Esas KARAR NO : 2026/107 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/01/2026 KARAR TARİHİ : 21/09/2026
Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; İDDİA : Davacı tarafın, davalı taraf aleyhine ... 8. İcra Dairesi ....E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalı tarafın itirazı neticesinde ve arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması sebebiyle Mahkemenize derdest davayı ikame etme zorunluluğu hasıl olduğunu, davacı tarafın başlatmış olduğu icra takip dosyası 31.07.2025 tarihli ... nolu faturadan kalan bakiye borç 25.080,00 TL ve 11.08.2025 tarihli ... nolu faturadan kalan bakiye borç 22.000,00 TL olmak üzere toplamda 47.080 TL olan cari hesap bakiye alacağına ilişkin olduğu ve icra takip dosyasının ekinde faturaların yer aldığını, davalı şirketin, davacı şirketin verdiği konaklama karşılığında ödemesi gereken borcu ödemediğini, davacı şirketin, alacağını elde edebilmek için davalı şirkete iyi niyetle çeşitli uyarılarda bulunmuşsa da bu uyarılarına bir yanıt alamadığını, davalı tarafın, işbu fatura ve cari hesaba yasal itirazda bulunmuş olup yargılamayı sürüncemede bırakmak amacıyla icra takip dosyasında haksız ve hukuksuz olarak itirazda bulunduğunu, bu itiraz neticesinde kendilerince arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş ancak bu arabuluculuk görüşmesinde anlaşma sağlanamadığını, taraflar arasında ticari defterler incelendiğinde davacı tarafın alacaklı olduğu açıkça ortaya çıkacağını beyan ederek ... 8. İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takibine haksız olarak yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, icra takibine kötü niyetli olarak itiraz eden davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı şirketin davacı yana herhangi bir borcu olmadığını, davacı tarafın fatura alacağı mevcut olmadığını, davacı yanın, davalı şirketin kendisine borçlu olduğunu iddia ettiğini, davacı yan dava dilekçesinde bu iddia edilen alacağının nereden, hangi ticari ilişkinden neye dayalı olduğunu izah etmemiş ticari alışverişin ne ile ilgili olduğu belirtilmediğini, davacı yanın bu iddia ve beyanları asılsız ve afaki iddia ve beyanlar olduğunu, davacı yanın davalı şirketle aralarında cari hesap ilişkisi olduğunu yazılı cari hesap sözleşmesi sunmak sureti ile ispat etmesi gerekmekte iken salt cari hesap ilişkisinin var olduğunu iddia etmek bu cari hesap alacağının doğduğunu ispata yetmediğini, TTK'nın emredici hükümleri gereği davacı tarafın davalı şirketle akdetmiş olduğu yazılı bir cari hesap sözleşmesini dosyaya sunması gerektiğini, taraflar arasında ki cari hesabın mevcudiyeti ancak ve ancak yazılı bir cari hesap sözleşmesinin varlığına bağlı olduğunu, davacı ile davalı şirket tarafından yapılmış bir cari hesap sözleşmesi yok iken davacı tarafın bu cari hesap ilişkisine dayanarak kendine bir alacak yaratması hukuken mümkün olmamakla birlikte dava konusu bir borcun oluşmayacağının da en açık göstergesi olduğunu, davacının sunmuş olduğu fatura, taraflar arasında davaya konu hukuki ilişkiyi ispata medar nitelikte olmadığını, davacı şirket kayıtlarında davacıya ait bir kayıt veya fatura mevcut olmadığını, davacı tarafça davalı şirket ile aralarında faturadan kaynaklı bir cari hesap ilişkisinin mevcut bulunduğunu bu faturadan bir kısmının ödendiği bazı faturalardan dolayı kaynaklanan borçların devam ettiğini iddia etmiş olup davacı tarafça tamamen mahkemeyi yanıltmaya yönelik beyanlar ile haksız alacak taleplerini bir şekilde kabul ettirme amacına giriştiğini, faturanın taraflardan birini borç altına sokabilmesi için; borç doğurucu bir hukuki işlemin bulunması gerektiğini, fatura bir akit olmayıp, ihdası muteber bir borç ilişkisinin varlığına bağlı olduğunu, TTK madde 23 hükmünün düzenlediği ve madde metninden de anlaşıldığı üzere, faturanın, onu teslim alan muhatabı bağlaması için sözleşme ile yüklenilen edimin yerine getirilmiş olması şart olduğunu, fatura, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ifa aşamasına dair düzenlenen bir belge özelliği taşıdığını, dolaysıyla sadece faturanın tanzim edilmiş bulunması, faturanın içeriğinin doğru ve haklı olduğu anlamına gelmediğini beyan ederek davacı tarafça İspat edilemeyen işbu haksız ve dayanaksız davanın reddine, haksız ve kötüniyetli davacının aleyhine 9620'dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: SMMM Bilirkişi ...tarafından hazırlanan 06/08/2026 tarihli raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür. 1. Ticari Defterlerin Usule Uygun Tutulup, Tutulmadığı Yönünden: Davacı şirketin ibraz ettiği 2025 yılına ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220- 226’ ve 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini açılış ve kapanış GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür. Davalı taraf incelemeye gelmediğinden ve yerinde inceleme talebinde bulunmadığından davalı defter incelemesi yapılamamıştır. 2. Takip Konusu Alacak Yönünden: Davacı defterlerinde davalı adına yürütülen 2025 yılı 120.01.009 kodlu mauvin defter kayıtlarına göre; davacı tarafın 2024 yılından 2025 yılına devir eden alacak tutarının 40.600,00 TL olduğu, davacı tarafından 14.01.2025 - 31.07.2025 tarihleri arasında davalı tarafa 14 adet fatura ile toplam 1.230.662,91 TL tutarında satış yapıldığı, bu süreçte davalı taraftan toplam 1.223.400,00 TL ödeme alındığı, buna göre 27.11.2025 icra takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 47.862,91 TL alacaklı olduğu ve söz konusu bakiye alacağın; Takibe konu olmayan 18.07.2025 tarihli ve ... seri numaralı 124.000,00 TL tutarlı e-faturanın 18.921,02 TL alacak bakiyesinden, Takibe konu olan 31.07.2025 tarihli ve ... seri numaralı faturadan ise 28.941,89 TL’lik kısımdan kaynaklandığı anlaşılmıştır. Takibe konu 31.07.2025 tarihli ve ... fatura ve faturanın Yevmiye Kayıtları İncelemesi: Bu tutarın KDV dahil 154.000,00 TL olduğu, 125.058,11 TL'sinin kredi kartından (POS) peşin tahsil edildiği, kalan 28.941,89 TL'lik kısmın ise (982 nolu yevmiye maddesi ile) davalının 120.01.009 kodlu alıcılar hesabına borç kaydedildiği görülmüştür. Takibe konu 11.08.2025 tarihli ve ... seri numaralı 22.000,00 TL tutarlı e-fatura bedelinin tamamının kredi kartından (POS) peşin tahsil edildiği (1027 nolu yevmiye maddesi ile) ve davalının cari hesabına borç kaydedilmediği görülmüştür. Buna göre, icra takibine konu edilen 11.08.2025 tarihli ve ... seri numaralı 22.000,00 TL'lik e-fatura cari hesap bakiyesinde borç olarak yer almazken, 31.07.2025 tarihli ve ... seri numaralı 154.000,00 TL tutarlı e-faturanın 28.941,89 TL’sin davalının cari hesabına borç kayıt edildiği görülmüştür. Takip konusu olan 31.07.2025 tarihli ve ... seri numaralı 154.000,00 TL tutarlı e-fatura ile 11.08.2025 tarihli ve ... seri numaralı 22.000,00 TL tutarlı e-faturaların “Temel Fatura” senaryosuna göre düzenlendiği, GİB portalı üzerinden davalı tarafa teslim edildiği ve davalının 2025 yılı BA formunda kayıtlı olduğu. Davalının söz konusu faturalara Türk Ticaret Kanununun 18'inci maddesinde belirtilen yöntemler ile yasal 8 günlük itiraz süresi içerisinde itirazda bulunduğuna dair dosya kapsamında dayanak belgeye rastlanmadığı görülmüştür. Bu durumun, TTK m. 21/2 uyarınca fatura içeriğinin davalı tarafça aynen kabul edildiğine karine teşkil ettiğin Sayın Mahkemece kabulü halinde; 27.11.2025 icra takip tarihi itibariyle; icra takibine konu edilen ... tarihli ve ... seri numaralı 22.000,00 TL tutarlı e-faturanın, davacının ticari defter kayıtlarında kredi kartı (POS) yoluyla tahsil edilmiş olarak kayıtlı olduğu ve davalının cari hesabına borç kaydedilmediği anlaşıldığından, defter kayıtlarına göre bu e-faturadan kaynaklı olarak davacının davalından alacaklı olmadığı, İcra takibine konu edilen ... tarihli ve ... seri numaralı 154.000,00 TL tutarlı e-faturanın ise davacının cari hesaba borç kaydedilen 28.941,89 TL tutar yönünden alacaklı olduğu; ancak davacının icra takibinde bu e-faturadan 25.080,00 TL talep ettiği gözetilerek, taleple bağlılık ilkesi gereği 31.07.2025 tarihli faturadan kaynaklı davacının davalından 25.080,00 TL alacaklı olduğu. 3. İşleyecek Faiz Yönünden: Takip alacaklısı davacı taraf 27.11.2025 tarihli takipte 47.080,00 TL asıl alacağına işlemiş faiz talep etmemiş asıl alacağına takip tarihinden itibaren TTK 1530 uyarıca faiz yürütülmesini talep etmiştir. Sayın Mahkeme tarafından kısmen veya tamamen davacı lehine hüküm kurulması halinde, hüküm kurulacak asıl alacak tutarı için takip sonrasında işleyecek faiz oranı ve uygulanmasına ilişkin takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki konaklama sözleşmesinden kaynaklı olarak konaklama ücretine ilişkin fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ... 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibine vaki itirazın iptali davasıdır. ... 8. İcra Dairesi'nin...Esas sayılı takibi incelendiğinde davacının davalı aleyhine 27/11/2025 tarihinde "31.07.2025 tarihli ... nolu Faturadan kalan bakiye borç 25.080,00 TL ve 11.08.2025 tarihli ... nolu Faturadan kalan bakiye borç 22.000,00 TL" alacak sebebine dayalı olarak 25.080,00 TL fatura alacağı ve 22.000,00 TL fatura alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 83. Maddesi uyarınca "(1) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. (2)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. Maddesi uyarınca "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur." Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 sayılı TTK 21/1). Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 sayılı TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacak miktarı kadar iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. Aradan uzun zaman geçtikten sonra iade faturası düzenlenmiş olması alacağın varlığını ortan kaldıran bir hukuki sonuç doğurmayacaktır (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin muhtelif kararları). Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın belirtildiği gibi fatura alacağına dayalı itirazın iptali davası olduğu, davacı alacaklının hukuki ilişkiyi ve alacağın varlığını, davalı borçlunun ise borcun ifa veya sair sebeple bulunmadığını ispatlamakla mükellef olduğu, davanın hukuki ilişkinin ve alacağın varlığı hususunda faturaya ve ticari defterlere dayandığı, ticari defterlerin yukarıda atıf yapılan yasa hükümleri uyarınca mahkememizce resen de incelenebileceği, bu doğrultuda taraflara verilen kesin süre içerisinde davacı tarafın ticari defterlerini ibraz ettiği, davalının ise verilen kesin süre ve usulüne uygun ihtara rağmen ibrazdan kaçındığı, bu sebeple davacının usule ve kanuna uygun tutulmuş açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve birbirini doğrulamış defter kayıtlarının kendisi lehine kesin delil teşkil ettiği, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği ve yukarıda açıklandığı üzere kesin delil niteliğindeki davacı defterlerinde takip tarihi itibariyle 31.07.2025 tarihli ve ... seri numaralı 154.000,00 TL tutarlı e-faturanın ise davacının cari hesaba borç kaydedilen 28.941,89 TL tutar yönünden alacaklı olduğu; ancak davacının icra takibinde bu e-faturadan 25.080,00 TL talep ettiği, 11.08.2025 tarihli ve ... seri numaralı 22.000,00 TL tutarlı e-faturanın, davacının ticari defter kayıtlarında kredi kartı (POS) yoluyla tahsil edilmiş olarak kayıtlı olduğu ve davalının cari hesabına borç kaydedilmediği anlaşıldığından, defter kayıtlarına göre bu e-faturadan kaynaklı olarak davacının davalından alacaklı olmadığı, bu sebeple davacının alacağını kısmen ispatladığı, takipte talep edilen faiz türünün de tarafların tacir olması nedeniyle hukuka uygun olduğu, dava konusu alacağın faturaya dayanması ve likit olması, alacaklının talebinin bulunması ve davalının itirazında haksız çıkması nedeniyle borçlunun kabul edilen dava değeri üzerinden icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiği, reddedilen kısım yönünden davacının kötüniyetli olduğunu gösterir bir delil bulunmadığı kanaatine varılmış, davanın kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı borçlunun ... 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibine yaptığı itirazın 25.080,00 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, takibin takip tarihi itibariyle bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Kabul edilen alacağın (25.080,00 TL) yüzde 20'sine karşılık gelen 5.016,00 TL icra ve inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (25.080,00 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 1.713,21 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 732,00 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 981,21 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafça yapılan 1.568,00 TL dava açma masrafı ve 11.145,00 TL bilirkişi/posta masrafından ibaret 12.713,00 TL yargılama giderinin kabul/dava değeri oranına (25.080,00/47.080,00) göre 6.772,39 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça yapılan vekalet harcına ilişkin 104,00 TL yargılama giderinin ret/dava değeri oranına (22.000,00/47.080,00) göre 48,60 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine, 8-Davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (25.080,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 uyarınca hesaplanan 25.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (22.000,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 22.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 6.000,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/dava değeri oranına (25.080,00/47.080,00) göre 3.196,26 TL’sinin davalıdan, bakiye 2.803,74 TL’sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Dair, e-duruşma yolu ile davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/4 maddesi uyarınca alacağın kabul edilmeyen ve reddedilmeyen kısmının kesinlik sınırı altında olması nedeniyle kesin olmak üzere karar verildi. 21/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır