İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/284 E. 2026/92 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/284
- Karar No
- 2026/92
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 24. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/284 Esas KARAR NO : 2026/92
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 02/07/2024 KARAR TARİHİ : 23/09/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari hizmet ilişkisi bulunduğunu, bu kapsamda davacı tarafından davalıya kum, mıcır ve nakliye hizmetleri verildiğini ve bu hizmetlere ilişkin 30.11.2023-30.04.2024 tarihleri arasında düzenlenen toplam 52 adet faturanın karşılığının ödenmediğini, toplam alacak tutarının 3.385.330,35-TL olduğu, söz konusu alacağın tahsili amacıyla ... 18. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının borca ve ferilerine haksız şekilde itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalının faturaları teslim almasına rağmen süresi içinde itiraz etmediğini ve bu nedenle TTK m.21/2 uyarınca faturaları kabul etmiş sayılması gerektiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve borç bakiyesinin ticari defterler, cari hesap kayıtları, irsaliyeler ve kantar fişleri ile sabit olduğu, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığı, davalının itirazının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından ileri sürülen alacağın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yalnızca faturaya itiraz edilmemiş olmasının tek başına borç doğurmayacağını, faturanın ancak içeriğine karine teşkil edeceğini, fatura konusu mal veya hizmetin gerçekten ifa edildiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, bu hususun dosya kapsamında yeterli delillerle ortaya konulamadığını, davacının icra takibinde dayanmadığı delilleri sonradan ileri süremeyeceğini, ayrıca dava açılırken harçların eksik yatırıldığını ve bu eksikliğin tamamlatılması gerektiğini, takip konusu alacağın likit olmadığını ve davalının kötü niyetli olduğundan söz edilemeyeceğinden icra inkâr tazminatı şartları oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilerek davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VEGEREKÇE: Dava, İtirazın iptaline ilişkindir. ... 18. İcra Dairesi 'nin ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde 3.385.330,35-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği ve eldeki itirazın iptali davasının yasal süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde; dava ticari mal ve hizmet alım-satım sözleşmesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. Ticari yaşamda kullanılan en önemli belgelerden biri de faturadır. Pek çok mali uyuşmazlığın nedeni veya çözümü bu mali belgeden kaynaklanmaktadır. Yapılan ticari işlemin doğuracağı hukuki sonuçlar fatura ile başlar ve fatura ile biter. Kimi zaman alınan mal veya hizmet ile işlemler karşılığında düzenlenen belgelerin bir birleri ile örtüşmediği görülmektedir. Bu gibi durumlarda faturaya yapılacak itiraz ve itirazın şekli önem arz etmektedir. Faturada yazılı olan satılan malın ya da yapılan hizmetin tutarına, faturada yazılı mal ile teslim edilen malın farklı olması veya malın tutarının ya da yapılan hizmet hedelinin yüksek gösterilmesi gibi nedenlerle itiraz yapılmaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nun 23.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı (içeriği) hakkında bir itirazda bulunmamışsa, münderecatını (içeriğini) kabul etmiş sayılır” hükümde, faturaya mal veya hizmetin alındığı tarihten itibaren 8 gün içerisinde itiraz etme hakkının bulunduğu anlamı çıkmaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nda, "Faturanın düzenlendiği tarihten itibaren” değil, “Faturanın alındığı tarihten itibaren” 8 gün içinde itiraz edilmesinden söz edildiğinden, 8 günlük sürenin hesaplanmasında, faturanın düzenlendiği tarih önem taşımamaktadır. Kanun koyucunun, faturanın düzenlendiği değil de alındığı tarihi, itirazın başlangıç tarihi olarak belirlemesinin nedeni, geriye doğru 8 günden önceki tarihin yazılması ya da faturanın 8 gün bekletildikten sonra gönderilerek, itiraz hakkının engellenmesine yönelik eylemleri önlemek içindir. Faturaya tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde itiraz edilmemiş olması durumunun, sadece o faturanın miktar ve fiyat yönünden kapsamının kabul anlamını taşıdığıdır. Yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka daha önce teslim edilmiş olduğunu göstermez. Satıcının, faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine “fiilen teslim ettiğini” ayrıca kanıtlaması zorunludur. Davalının, davacı tarafından kesilen faturalara kanuni süresi içerisinde itiraz etmediği, tespit edilmiştir. Mahkememizce verilen ara kararı gereğince dosya bilirkişi heyetine tevdii edilmiş olup bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 06.07.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davalı ile davacı arasında, ticari mal ve hizmet alım-satım işleri gerçekleştirilmiştir. Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, tarafların ibraz ettiği Ticari defter ve belgelerden tespit edildiği, tarafların; 2023 ve 2024 yılı ticari defter ve belgelerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK ilgili maddelerine uygun şekilde ve zamanında yapıldığı, kayıt nizamının ve belgelerinin birbirini doğrular şekilde VUK ilgili maddelerine uygun şekilde tutulduğu, her iki taraf ticari defterlerindeki alacak/ borç kayıtlarının birbirleri ile uyumlu olduğu, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davaya konu 52 adet faturanın hem davacı hem davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, takibe konu faturalar yönünden dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalı tarafından ayıp ihbarında bulunulduğuna dair herhangi bir kayıt veya belgeye rastlanılmadığı, söz konusu faturalara karşılık davalı tarafından iade faturası düzenlenmediği, faturaların yasal süresi içerisinde usulüne uygun şekilde itiraz edilmediği, faturaların davalıya tebliğ edildiği ve bedellerinin ödenmediği, tarafların ticari defter kayıtlarına göre takibe konu 52 adet faturadan dolayı takip tarihi itibarıyla davalının davacıya 3.385.330,35 TL kaydi borçlu olduğu, tarafların BA-BS formu incelendiğinde ise 2023 ve 2024 BA - BS formlarının karşılıklı birbirleri ile birebir uyumlu olduğu ve taleple bağlılık ilkesi gereğince davalının takibe konu 52 adet faturadan dolayı takip tarihi itibarıyla davacıya 3.385.330,35 TL kaydi borçlu olduğu" görüş ve kanaati bildirilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinde; alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime el verişli olduğu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda ticari defter ve kayıtlarının birbirini doğruladığının tespit edildiği, davalının fatura bedelini ödediğini dosya kapsamında ispat edemediği anlaşılmıştır. Bu kapsamda; taraflar arasındaki ticari mal ve hizmet alım satım ilişkisinin varlığına, usule uygun tutulan tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini teyit etmesine, tarafların HMK'nın 222/3. hükmü gereğince, usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinde takiplere konu faturaların ve borcun kayıtlı olmasına göre davacının talebi gibi davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı İİK 67/2.maddesi gereğince icra inkar tazminat talebinde bulunmuştur. İcra inkar tazminatına hükmolunabilmesi için alacağın belirlenebilir nitelikte olması ve borçlunun itirazında haksız olması gereklidir. Davalı itirazında haksız olup alacak likit nitelikte olduğundan davacının icra inkar tazminat talebinin de kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, ... 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan davalı itirazının iptali ile takibin itiraz öncesi koşullarda AYNEN DEVAMINA, 2-Alacak likit görülmekle kabul edilen dava değerinin %20'si oranında hesaplanan 677.066,07-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan 427,60-TL başvurma harcı, 40.886,33-TL peşin harç, 885,00-TL posta ve tebligat masrafı, 30.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 72.198,93-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Alınması gereken 231.251,92-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvuru harcı ve 40.886,33-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 189.938,00-TL nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap edilen 482.092,95-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00-TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, İlişkin olarak davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/09/2026
Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır