Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1519 E. 2026/2066 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1519
Karar No
2026/2066
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1519 KARAR NO : 2026/2066

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/02/2026 NUMARASI : 2025/704 Esas 2026/108 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 30/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:30/09/2026

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/704 Esas 2026/108 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne verdiği dava dilekçesi ile özetle; müvekkili şirketin bir kısım alacaklarının tahsili amacıyla davalı hakkında İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2019/3006 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, anılan icra dosyasından gönderilen -7- örnek ödeme emrine davalı vekilince itiraz edilmesiyle icra takibinin durduğunu, takibin durdurulduğunun taraflarına tebliğ edilmediğini, itiraz dilekçe örneğini icra dosyasından tebellüğ ettiklerini, akabinde İzmir Arabuluculuk Bürosu 2019/2831 başvuru numarası ile arabuluculuk yolunu denediklerini ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin söz konusu olduğunu, bu durumun defter kayıtları, kargo ve teslim-tesellüm belgeleri ile sabit olduğunu, taraflar arasında temel ilişkinin bulunduğunu, Yüksek Mahkemenin istikrar arz eden kararlarının bu yönde olduğunu, davalının usule ve esasa ilişkin itirazlarının tamamen haksız ve yersiz olduğunu, davalının 07/03/2019 tarihli itiraz dilekçesinde yalnızca zamanaşımı itirazında bulunduğunu, borca veya imzalara itiraz etmediklerini, dolayısıyla ortada bir zımni kabulün söz konusu olduğunu, takibe konu senetlerin alacaklı müvekkili elinde bulunması sebebiyle Yüksek Mahkemenin istikrar arz eden kararları çerçevesinde ödenmemiş sayıldıklarını beyanla davalının haksız olarak yapmış olduğu borcun esasına yönelik itirazlarının iptali ile takibin devamına, %20 inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının limited şirket olduğunu, işbu davayı Ticaret Mahkemelerinin görmeye yetkili ve görevli olduğunu, görev ve yetki itirazında bulunduklarını beyanla davacının davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "... Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava, bonolara dayalı olarak girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce daha önce verilen davanın reddi kararının istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM 17.HD'nin 2025/578 esas-2025/1303 karar sayılı ilamı ile, mahkemece aldırılan bilirkişi raporundan davacının davalı ile olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak icra takip tarihi itibari ile borç ya da alacak bakiyesinin bulunmadığı, davacı şirketin dava dışı .... Ltd. şirketinden borç-alacak bakiyesinin bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilince dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı, ispat yükü kendisinde olan davacının iddialarını yazılı delille ispat edilemediği gözetilerek, davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Kaldırma kararı üzerine davacı vekiline duruşma sırasında yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış, davalı vekili yemin deliline dayanmayacaklarını beyan etmekle bu şekilde ispat yükü kendisinde olan davacının davasını yazılı delillerle ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek tüm bu açıklamalar doğrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; DAVANIN REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme; Hiç bir somut delili olmayan akla, bilime, gerçekliğe ve aklınıza gelebilecek her şeye aykırı muhasebeci bilirkişi raporuna dayanarak davayı reddettiğini, bu ödemeden davayı yedi yıldır takip etmekte olan ... ve vekilinin haberdar olmamasını, davanın davalı ...'in, oğlu ....'in sahibi olduğu "... Şti." nin müvekkil şirkete olan borcuna karşılık verdiği zaman aşımına uğradığını, -17- adet senede dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğunu, dava senet keşidecisi borçlu ile müvekkil lehtar arasındaki "temel ilişkiye" dayanarak müvekkili şirketin davalı taraftan alacaklı olduğunu ispatına ilişkin olduğunu, istinaf dilekçesinin yazılmış olduğu 27.07.2026 tarihine kadar davaya konu senetlerdeki imzaların sahteliği iddia edilmediğini, senetlerin ödendiği de iddia edilmemiş ve ödemeye ilişkin hiç bir belge de sunulmadığını, davalı tarafın borca ve imzalara itirazı olmadığını, ticari defterler kesin delil olmadığını, bu dava 15.11.2019 tarihinde açıldığını, davacı şirketin muhasebe birimi 2021 yılında davalı tarafla aralarındaki davayı unutmuş ve ... hesabını (sanki ... ödeme yapmış gibi) kapattığını, bu -6- yıl içerisinde davalı vekili Av. ... ve tarafım belki -20- nin üzerinde duruşmaya karşılıklı olarak katılmış bulunduklarını, Davalı vekili bu -6- yıl boyunca bir duruşmada çıkıp da "BİZ BORCUMUZU ÖDEDİK NEDEN DAVANIZDAN FERAGAT ETMİYOR, İCRA DOSYASINI KAPATMIYORSUNUZ" demediğini, davalı tarafın iş bu -6- yıl boyunca herhangi bir ödemeden bahsetmemesinin nedeni herhangi bir ödeme yapılmamış olmasını, ... hakkında karşılıklı bir davamız olduğuna göre, ...'in ödeme yaptıktan sonra ödemenin ispatı için müvekkili şirketten makbuz gibi herhangi bir belge alması gerekmeyeceğini, ödeme yapan bir kişinin avukatı neden 6 yıl boyunca her duruşmaya katılıp tek bir kez dahi biz borcumuzu ödedik demeyeceğini, bu dilekçenin yazıldığı 27.07.2026 tarihinde dahi davalı taraf borcu ödediğini söylemediğini, borçlu taraf borcu ödedik demezken Mahkemenin aksini iddia etmesi gerçekten akıllara durgunluk verdiğini, borçlu taraf borcu ödedik demdiğini, Mahkemenin ödediler dediğini, yedi yıllık süreç içerisinde davacı şirket ile ...'i iyi tanıyan ve ...'e mal satan tanıklar; ... ve ... mahkemece dinlenmiş tüm tanıklar davalının senet bedelleri kadar borçlu olduğunu ifade ettiklerini, dava oldukça açık ve net olduğunu, ortada imzası inkar edilmeyen 17 adet senet olduğunu, senetlerin alacaklının elinde olduğunu, borçlu taraf iş bu senetlerin ödendiğine ilişkin hiç bir bilgi yada belge sunamadığını, müvekkile ait ticari defterlerde... Şti nin borcuna karşılık davalı ...'in senet verdiği görüldüğünü, mevcut ödeme kayıtlarının gerçek olmadığını, davacı tanıkları ...'in müvekkili şirkete borçlu olduğu açık kesin ve birbirini teyit eder şekilde anlattıklarını, mahkemenin istikrar arz eden kararlarına göre zamanaşımına uğramış senetler tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir olduğunu, tanıkların dinlenmiş, birbirini destekleyen ve tutarlı beyanları ile alacağın varlığını açık ve kesin olarak beyan ettiklerini, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/704 E. 2026/108 K. sayılı kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, davalının inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Davacı vekilince, müvekkili şirketin bir kısım alacaklarının tahsili amacıyla davalı hakkında İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2019/3006 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin defter kayıtları, kargo ve teslim-tesellüm belgeleri ile sabit olduğu, davalının 07/03/2019 tarihli itiraz dilekçesinde yalnızca zamanaşımı itirazında bulunduğu, borca veya imzalara itiraz dolayısıyla ortada bir zımni kabulün söz konusu olduğu, takibe konu senetlerin alacaklı müvekkili elinde bulunması sebebiyle ödenmemiş sayılması gerektiği beyanıyla davalının itirazlarının iptali ile takibin devamına, %20 inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekilince, icra dosyasına yaptıkları itirazları tekrarla icra takibe konu bono ve bunlardan doğan alacakların zaman aşımına uğradığı, davacı şirket ile .... Şti. arasında alışveriş olmuşsa da davacının vaad ettiği dekarosyonu yapmadığı, taraflar arasında alacak kalmadığı, müvekkilinin....şirketi ile ilgisinin bulunmadığı, kaldı ki alacak iddiasının müvekkili ile ilgisi bulunmadığı, müvekkilinin davada taraf sıfatı bulunmadığı, İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili ve görevli olduğu beyanıyla davanın reddini talep edilmiştir. İzmir 20. Asliye Hukuk Mahkemesince görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın istinafı üzerine dairemizin esastan reddine ilişkin kararıyla kesinleşmiş, davaya Asliye Ticaret Mahkemesinde devam etmiştir. Mahkemece verilen ilk karar ile; Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2019/3006 sayılı takip dosyası ile yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de dosya kapsamına göre; İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2018/5922 esas dosyası hakkında İzmir 4.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/464 esas nolu hükmü ile aynı bonolarla yapılan icra takibinde zaman aşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına ve icra takıbinin iptaline ilişkin karar verildiğinin davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ile bildirilerek zamanaşımı itirazında bulunulduğu, Dava, zamanaşımına uğramış bonolara dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı vekili; müvekkilinin borcu bulunmadığını ve zamanaşımına uğramış olan bonolar nedeniyle vade tarihleri olan 2011 yılı, 2012 yılı ve 2013 yılını takip eden 3 (üç) yıldan sonra sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre 1 (bir) yıl içerisinde dava açılmadığından davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. zamanaşımına uğramış bonoya dayalı taleplerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 732. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve davacı tarafın yasanın amir hükmünde belirtilen 1 (bir) yıllık süre içinde talepte bulunmadığı anlaşılmakla davacının davaya konu ettiği dava ve takip dosyasında belirtilen toplamda 17 adet senedin 3tanesinin vade tarihinin 2011, 12 tanesinin vade tarihinin 2012, 2 tanesinin vade tarihinin 2013 olduğu, bonoların ise 27/02/2019 tarihinde takip yapıldığı ve sonrasında itirazın iptali davası açıldığı, davalı vekilinin ise cevap dilekçesinde senetler ve bunlardan doğan alacaklar için TTK hükümleri gereğince zamanaşımı defiinin süresinde yapıldığı anlaşılmakla davacının davasının TTK 732/4 gereğince zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilinin istinafı üzerine Dairemizin 2022/ 1122 Esas 2022/1239 Karar sayılı ilamı, ile " Tüm dosya kapsamına göre taraflar dava konusu senedin lehdarı ve keşidecisi olup, aralarında temel ilişki bulunduğunun kabulü gerekir. Bu durumda zamanaşımına uğramış bono taraflar açısından yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup, alacaklı iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlayabilir. Mahkemece somut olay bakımından bu yön gözetilmeksizin olayda uygulama yeri bulunmayan TTK'nın 732. madde çerçevesinde değerlendirme yapılarak davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararından sonra mahkemece, taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin açıklığa kavuşturulması yönünden taraflara ait ticari defter ve kayıtları üzerinde SMMM bilirkişisi tarafından inceleme kararı alınmış, mahkememizce de yeterli bulunan bilimsel denetlenebilir ve gerekçeli bilirkişi raporuna göre, davacı defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, lehine delil teşkil eder vaziyette olduğu, davalı tarafın ise defter sunmadığı, davacının davalı ile olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak icra takip tarihi itibari ile borç ya da alacak bakiyesinin bulunmadığı, davacı şirketin dava dışı davalının firması olan ...Şti firmasından borç-alacak bakiyesinin bulunmadığı, davacının kendi defterleri ile bu durumun sabit olduğu, takibe konu senetlerin ... tarafından düzenlendiği, senetler üzerinde dava dışı ...ŞTİ ile ilgili herhangi bir kayıt tespit edilemediği, tanık anlatımları ile de davalının davacıya borcunun bulunmadığının anlaşıldığı, bu itibarla davalının davacıya borçlu olmadığı ,davacının davasında haksız olduğu kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı veklince istinafı üzerine Dairemizce, mahkemece aldırılan bilirkişi raporundan davacının davalı ile olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak icra takip tarihi itibari ile borç ya da alacak bakiyesinin bulunmadığı, davacı şirketin dava dışı .... Ltd. şirketinden borç-alacak bakiyesinin bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı tarafa yemin delili hatırlatılmadan karar verilmesi yerinde görülmediğinden kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararından sonra mahkemece, Kaldırma kararı üzerine davacı vekiline duruşma sırasında yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış, davalı vekili yemin deliline dayanmayacaklarını beyan etmekle bu şekilde ispat yükü kendisinde olan davacının davasını yazılı delillerle ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine , karar verilmiştir. İzmir 12. İcra Dairesi'nin 2019/3006 Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine keşidecisi ... bir kısmın lehdarı boş bir kısmının lehdarı.... olan 17 adet bonoya istinaden 88.500,00 TL asıl alacak 1.423,30 TL protesto gideri 72.902,64 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 162.825,94 TL alacağın tahsili için 27.02.2019 tarihinde ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçluya 01.03.2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 07.03.2019 tarihinde bonoların zaman aşımına uğradığı beyanıyla borca, faize ve ferilerine itiraz edildiği anlaşılmıştır. Dava, İİK 67. maddede düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına , mahkemece aldırılan bilirkişi raporundan davacının davalı ile olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak icra takip tarihi itibari ile borç ya da alacak bakiyesinin bulunmadığı, davacı şirketin dava dışı ...Ltd. şirketinden borç-alacak bakiyesinin bulunmadığının, iddiasını ispat yükü üzerinde bulunan davacının yemin deliline de dayanmadığının anlaşılmasına davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/02/2026 tarih ve 2025/704 Esas 2026/108 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Kararın Dairemizce taraflara/vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 30/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1519, K. 2026/2066, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1519-e-2026-2066-k-df52cc8a8523