Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/962 E. 2026/1446 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/962
Karar No
2026/1446
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/962 Esas

KARAR NO : 2026/1446

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 08/04/2026

NUMARASI : 2024/8 E. - 2026/282 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkili aleyhine İst.Anadolu 4.İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, takibe konu çekden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığını, müvekkilinin eşi ...'e verdiği vekaletle işlerini yürüttüğünü, takibe konu Çekte adı geçen lehdar ... Ltd.Şti. Sahibi ...'in müvekkilinin eşi ...'le uzun yıllara dayalı ticari ilişkilerinin mevcut olduğunu ve söz konusu çekin hatır çeki olarak verildiğini, daha sonra ... şirketi sahibinin bu çekleri doldurup kendisine çek hesabı açtırıp kredi çektiğini, bu aşamadan sonra çekleri ilgili bankalardan geri alıp düzenleme tarihlerini değiştirerek yeniden bankalara ciroladığını, müvekkilinin bu hususlarda suç duyurusunda bulunduğunu, dava konusu çekin ön yüzü incelendiğinde düzenleme tarihinin değiştirildiği bu açıdan çekin tahrif edildiğinin görüleceğini, bu tahriften hemen sonra müvekkili aleyhine kendilerine ciro edilen bankalarca takipler başlatıldığını, işbu takipten farklı olarak ayrıca Kastamonu 4.İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı ve İstanbul 31.İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı takiplerinde mevcut olduğunu bu takiplerde de aynı şekilde çekler üzerinde tahrifat olduğunu, müvekkilinin borçlu olmadığı halde hakkında başlatılan takip konusu çek'in hatır çeki olduğunu iddia ile müvekkili aleyhine başlatılan İst.Anadolu 4.İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı takibin iptaline, teminatsız olarak yargılama sonuna kadar takibin durdurulması için ihtiyati tedbir konulmasını ve %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kredi borçlusu ... ....Ltd.Şti.'ne ihbar edilmesi gerektiğini, davaya konu çek'in müvekkili bankanın kredi borçlusu dava dışı ....Ltd.Şti. Tarafından ciro edilerek müvekkili bankaya verildiğini ve ibrazında karşılıksız çıktığından İst.Anadolu 4.İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyasından takip başlatıldığını, davada husumetin müvekkili bankaya yöneltilemeyeceğini, davanın müvekkili bankanın kredi borçlusu olan ... ....Ltd.Şti.'ne karşı açılması gerektiğini belirterek husumet itirazında bulunmuş, esasa ilişkin olarak da davacının ileri sürdüğü iddialarını müvekkili bankaya karşı sözlü veya yazılı olarak bildirmediğini, ayrıca Taşköprü Cum.başsavcılığınca müvekkili bankaya karşı icra takibinin durdurulması yönünde verilmiş herhangi bir ihtiyati tedbir kararı veya bir bildirim bulunmadığından müvekkili bankaca icra takibi başlatıldığını, icra takibinden sonra davacı tarafından Taşköprü İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/2 Es. Sayılı dosyasıyla icra takibine itiraz davası açıldığını ancak işbu davada davanın reddi ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilerek dosya yetkili İst.Anad. İcra Hukuk Mahkemesine gönderildiğini, İst.Anad.3.İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/1097 sayılı esasını aldığını ve davanın henüz derdest olduğunu, müvekkilinin çekte iyi niyetli hamil ve son ciranta olduğunu, çek aslı incelendiğinde dava konusu çekin usulüne uygun ve geçerli şekilde düzenlenmiş olduğu, zorunlu şekil şartlarını taşıdığı, çekin ibraz edildiği ve karşılıksız çıktığının tespit edileceğini, çekin müvekkili bankaya ödenmemiş olduğunu, borcun devam ettiğini, çekdeki imzanın davacıya ait olup olmadığı ve tahrifat iddialarının incelemeye muhtaç olduğunu, davacı tarafın iddialarını kanıtlaması gerektiğini, davacının ödemeyi kanıtlayan hiçbir yazılı delil sunmadığını davanın haksız açıldığını savunarak reddine karar verilmesini istemiş ve davacının %20 oranında tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesinin 08/10/2019 tarihli 2018/67 E. 2019/1143 K. Sayılı Kararı ile; dava hukuki niteliği itibariyle icra takibine konu çekten dolayı borçlu olup olmadığının tespitine yönelik olup Davalı tarafından davacı aleyhine İst.Anadolu 4.İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, takibe konu çekden dolayı davacının eşi ...'e verdiği vekaletle işlerini yürüttüğünü, takibe konu Çekte adı geçen lehdar ... Ltd.Şti. Sahibi ...'in davacının eşi ...'le uzun yıllara dayalı ticari ilişkilerinin mevcut olduğunu ve söz konusu çekin hatır çeki olarak verildiğini, daha sonra ... şirketi sahibinin bu çekleri kullandığını beyan ettiği, davacının eşinin savcılıkta ki ifade tutanağında dava konusu çekin ... Ltd.Şti. Sahibi ...'e ticari ilişki sonucu verildiğini beyan ettiği verilen bu çekin hatır çeki olduğunu, ... verilen çekin kendisinin rızası dışında cirolandığını beyan ettiği ettiği, 6102 Sayılı T.T.K.nun 687 maddesinin yollamasıyla çeklerde de uygulama yeri olan 6102 Sayılı T.T.K.nun 818 maddesi uyarınca poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; ancak, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması halinde bu defiler ileri sürebilecektir. Dosya kapsamına göre, takip alacaklısının kötüniyetli olduğu iddia ve ispat edilmediği gibi senet metninde de hatır çeki olarak verildiğine dair bir ibare bulunmadığı anlaşıldığından davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Dairemiz 23/11/2023 tarihli 2020/1893 E. 2023/1447 K. Sayılı kararı ile; davaya konu çekin keşide tarihinin sahte parafla değiştirildiği ve gerçek keşide tarihine göre de süresinde ibraz edilmediği iddia edilmiş olup tahrifatlı olduğu sübuta eren ve süresinde ibraz edilmeyen çek kambiyo vasfını kaybedeceğinden bu iddialara yönelik araştırma yapılması gerekirken araştırma yapılmadığı delillerin değerlendirilmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmeksizin İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. hükmü uyarınca kaldırılmasına, davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde, davacının eşi ...'in müvekkili adına vekaletle hareket ettiğini, ...'in imzasının incelenmesi gerektiğini ileri sürdüğü gözetilerek, bankadan davacının eşi ...'in verdiği vekaletname aslının celp edilerek, davacı ve eşinin usulünce imza örneklerinin alınarak ve çekin keşide tarihinden önce ve sonraya ilişkin imzalarının bulunduğu belge asılları toplanarak yöntemince imza incelemesi yapıldıktan sonra inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin 08/04/2026 tarihli 2024/8 E. 2026/282 K. Sayılı kararı ile; dava konusu çekte keşide tarihi bölümünde atılı iki adet düzeltme imzası ile ... ve ...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği kanaatine varıldığından davacının bu çek nedeni ile borçtan sorumlu olmayacakları kanaati ile davanın kabulüne, davalının icra takibini kötüniyetli olarak başlattığına dair delil bulunmadığından davacının şartları oluşmayan kötüniyetli takip tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Mahkemenin, esas itibarıyla Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Kurulu raporunda, çekte keşide tarihi bölümündeki iki düzeltme imzası ile davacı ve eşine ait mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği kanaatine dayanarak davacının borçlu olmadığını kabul ettiğini, ancak uyuşmazlığın yalnızca düzeltme imzasının kime ait olduğu noktasında değil; çekin keşide tarihinin gerçekten değiştirildiği, bu değişikliğin hangi tarihte ve hangi teknik yöntemle yapıldığı, tahrifatın çekin kambiyo vasfına ve ibraz süresine etkisinin ne olduğu, ayrıca davacının iddia ettiği hatır çeki ilişkisine rağmen davalı bankaya karşı ileri sürülebilir somut ve geçerli bir def’i bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığını, İlk derece mahkemesi bu hususları gereği gibi tartışmadan, eksik ve denetime elverişsiz bir teknik rapora dayanarak sonuca gittiğini

-Bilirkişi raporu; yalnızca keşide tarihi bölümündeki iki adet düzeltme imzasının davacı ve eşi ile ilgi ve irtibatının tespit edilemediğini söylediğini, ancak Keşide tarihi alanında maddi tahrifat bulunup bulunmadığı, Varsa tahrifatın öncesindeki ilk tarihin ne olduğu, Üst yazı, alt yazı, karalama, silinti, kazıma veya ekleme bulgularının teknik olarak tespit edilip edilmediği, Mürekkep/kalem farklılığı, çizgi sürekliliği, baskı farkı gibi kriterlerin incelenip incelenmediği, Tahrifatın ne zaman yapıldığının teknik olarak saptanıp saptanamayacağı, Çekin gerçek ibraz süresi bakımından hangi tarihin esas alınması gerektiği hususlarının açıklığa kavuşturulmadığını,

-Mevcut olayda davanın kabulü, esasen eksik bilirkişi incelemesine ve yetersiz teknik rapora dayandığından, kararın kaldırılması gerektiğini ayrıca, davacının iddiasını yalnızca raporla değil, tüm dosya kapsamıyla birlikte değerlendirmek zorunda olmasına rağmen, çekin keşide tarihi üzerinde gerçekten tahrifat bulunup bulunmadığı, bu tahrifatın kambiyo vasfına ve ibraz süresine etkisi, tahrifat öncesi tarih ve ibrazın süresinde olup olmadığı yönlerinden somut bir hukuki değerlendirme yapmadığını, bu eksiklik, davanın kabulü sonucunu doğuran esaslı bir usul ve değerlendirme hatası olduğunu,

-Somut olayda davacı tarafın çekin hatır çeki olduğunu, lehdarın veya üçüncü kişilerin çek tarihini değiştirdiğini, çekin tahrif edildiğini, bu nedenle borçlu olmadığını iddia etmiş; ancak bu iddiaların tamamı bakımından doğrudan sonuca götüren kesin delil sunamamış olduğunu, müvekkili banka yönünden çek usulüne uygun ciro silsilesiyle intikal ettiğini, ibrazda karşılıksız kaldığını ve kambiyo senedi niteliğini koruyan bir alacak belgesine dayalı takip başlatıldığını, Davacının, lehdar ile kendi arasındaki temel ilişkiyi ve buna bağlı özel def’ileri, iyi niyetli son hamil ve yetkili ciranta konumundaki bankaya karşı ileri sürebilmesi için, bankanın kötü niyetli iktisabı ya da bile bile borçlunun zararına hareket ettiği hususunu somut şekilde ispatlaması gerektiğini, bunu ispatlayamadığını, hatır çeki iddiası bakımından ispat külfetini davacıda olduğu halde, bu yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediğini yeterince tartışmadan hüküm kurulduğunu,

-Dava konusu çekin, icra dosyasına dayanak kambiyo senedi olduğunu, çekin, lehtar tarafından ciro edilerek müvekkili bankaya intikal ettiğini, banka da iyi niyetli hamil/son ciranta sıfatıyla takip başlattığını, Davacının iddialarının esasta keşideci ile lehdar arasındaki temel ilişkiye yönelik olduğunu ancak kambiyo senetlerinde, iyi niyetli hamile karşı temel ilişkiye dayalı def’ilerin ileri sürülebilmesi sınırsız olmadığını, hamilin kötü niyetli olduğunun veya borçlunun zararına bilerek hareket ettiğinin açıkça ispatlanması gerektiğini,

-İlk derece mahkemesi, kaldırma sonrası yaptığı incelemede de tahrifatın kapsamını, öncesini ve ibraz süresine etkisini tam olarak aydınlatmadığını, BAM’ın önceki kaldırma gerekçesinin devam ettiği; eksikliğin giderildiği söylenemeyeceğini, ATK raporu, keşide tarihinin gerçekten tahrif edilip edilmediği, edildiyse hangi tarihten hangi tarihe dönüştürüldüğü ve bunun senedin kambiyo vasfına etkisi hususlarını cevaplamadığını, karar yine eksik incelemeye dayalı olduğunu,

-Davanın kabulüne dayanak teşkil eden esaslı hata nedeniyle, davacı lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi de hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin kabul hükmü ortadan kalktığında, davacı lehine hükmedilen harç, vekâlet ücreti ve gider kalemlerinin de kaldırılması zorunlu olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, İİK 72. madde kapsamında açılan menfi tespit davasıdır.

Davacı taraf, İst. Anadolu 4.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasına konu borç dayanağı çek üzerinde tahrifat yapıldığı, çekin hükümsüz kaldığı, bu çek sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı taraf çekin yetkili hamili olduğunu, çekte ciro silsilesininde kopukluk olmadığını, çekin sahih olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Davaya konu 30.01.2017 keşide tarihli, ... çek nolu, 52.500,00 TL bedelli çekin lehtarının ....LTD.ŞTİ. Olduğu ve ciro edilerek davalı Bankaya verildiği anlaşılmıştır.

Uyuşmazlık takip konusu çekin lehtar tarafından keşide tarihinde değişiklik yapılarak tekrar tedavüle sokulması nedeniyle düzeltme öncesi davacının hamile borçlu olup olmadığına ilişkindir.

Keşide tarihi çekin zorunlu unsurlarından olup kural olarak keşide tarihi değiştirilirse keşidecinin değişiklik yanına paraf/ imza atmış olması lazım gerekir ancak paraf/ imza bulunmadığı takdirde senet metninde yazan tarih keşide tarihi sayılır. Tarihin kimin tarafından değiştirildiğinin dosyada bilgi- belge ve delille desteklenmemektedir.

Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ve Yargıtay 12. Hukuk dairesi'nin 2020/2358 esas ve 2020/9830 karar sayılı; "Çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı, imzanın da sahte olduğu yönündeki itirazlar, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden HMK'nun 266. maddesi uyarınca bilirkişi incelemesi ile sonuçlandırılmalıdır. Çek keşideci tarafından düzenlenmiş olduğundan, çek üzerindeki çıkıntı ve değişikliklerin keşideci tarafından paraf edilmesi ya da imzalanması gerekir" şeklindeki kararı uyarınca, keşide tarihindeki değişikliğin sahteliğinin bilirkişi incelemesi ile saptanması zorunludur.

Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Kurulu raporunda özetle; Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; İnceleme konusu çekte keşide tarihi bölümünde atılı iki adet düzeltme imzası ile ... ve ...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği hususlarını bildirir kanaat raporu olduğunu bildirmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/06/2018 tarihli 2017/19-1630 Esas ve 2018/1186 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; bir çekin keşide tarihinin değiştirildiği iddiasında, ibraz süresi belirlenirken değişiklikten önceki keşide tarihi esas alınır. Eldeki davada, davaya konu çekin keşide tarihinin sahte parafla değiştirildiği ve gerçek keşide tarihine göre de süresinde ibraz edilmediği iddia edilmiş olup tahrifatlı olduğu sübuta eren ve süresinde ibraz edilmeyen çek kambiyo vasfını kaybedeceğinin belirtildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/06/2018 tarihli 2017/19-1630 Esas ve 2018/1186 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; bir çekin keşide tarihinin değiştirildiği iddiasında, ibraz süresi belirlenirken değişiklikten önceki keşide tarihi esas alınacağı, eldeki davada, davaya konu çekin keşide tarihinin 30/01/2016 iken 30/01/2017 yapıldığı, çekin ibraz tarihinin 30/01/2017 olduğu, keşidecinin davacı ... olduğu, sahte parafla değiştirildiği ve gerçek keşide tarihine göre de süresinde ibraz edilmediğinin anlaşıldığı, tahrifatlı olduğu sübuta eren ve süresinde ibraz edilmeyen çek kambiyo vasfını kaybedeceğinden dayanak belgeler kapsamında, hamilin temel ilişkiye dayanarak kendisinden önceki cirantaya ve ancak TTK'nun 732.maddesine göre keşideciye talep yöneltebileceği hususlarının değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği, buna göre davacının keşide ettiği çek karşılığında mal veya hizmet alıp almadığı, alınmış ise ticari defterlerde kayıtlı olup olmadığı, davacının ilk ciranta ile ticari ilişkisinin olup olmadığı, çekin ödeme aracı olarak kullanıldığı ticari ilişki nedeniyle davacının borcunu ödeyip ödemediği, hatır çeki olup olmadığı, sonuç olarak davacının sebepsiz zenginleşip zenginleşmediğinin tespiti gerektiği, Davaya konu çek kıymetli evrak vasfı sebebi ile temelindeki hukuki ilişkiden ayrık olarak ödeme belgesi olup, HMK 190. maddesi uyarıca dava konusu çekin hatır çeki olduğunu kanıtlamak bu iddiadan yarar sağlayacak olan davacı tarafa ait olduğu, Davacı tarafın sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükü altında olup, bu yönde dosyaya herhangi bir delil sunmadığından çekin hatır çeki olduğu kanıtlanmadığı, buna göre davacının çek bedeli nedeniyle sorumlu olduğu, buna göre davalı yönünden davanın reddine açıklanan gerekçe ile karar verilmesi gerekirken, tahrifat gerekçesi ile karar verilmesi yerinde görülmediğinden kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,

2-(KAPATILAN)İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/04/2026 tarih, 2024/8 E., 2026/282 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3- Davanın REDDİNE,

4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 896,57-TL'nin mahsubu ile 164,50-TL harcın harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,

4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin 191,20-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4/çKarar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 2.002,00-TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/962, K. 2026/1446, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-962-e-2026-1446-k-bacfaeeae522