Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/397 E. 2026/1557 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/397
Karar No
2026/1557
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/397

KARAR NO: 2026/1557

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : (KAPATILAN)BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi)

TARİHİ: 20/12/2022

NUMARASI: 2021/666 2022/1245

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin alacağının alacağının tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; alacaklının başlattığı ilamsız icra takibine dayanak olarak gösterdiği faturalar, cari hesap ve cari hesap mutabakatında yer alan kaşelerdeki imzaların davalı şirket yetkilisine ait olmadığını, bu hususun faturalar üzerindeki imzalar ile müvekkili şirket yetkilisinin imzası mukayese edildiğinde açıkça ortaya çıkacağını, söz konusu faturalarda bulunan imzanın davalının eski çalışanı olan ...'a ait olduğunu, sözü edilen şahısın, şirketi temsil etme yetkisi olmadığını, eski şirket çalışanı ...'ın şirketi temsil yetkisi bulunmadığı gibi şirketi borçlandırma yetkisi de bulunmadığını, dolayısıyla, söz konusu dava dışı şahsın, davacı alacaklı tarafından düzenlenen faturaları şirket kaşesini kullanmak ve şirket kaşesi üzerine imza atmak sureti ile şirketi borçlandırma yetkisi bulunmadığını, dolayısıyla davalının haberi dahi olmayan faturalardan sorumlu tutulamayacağını, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı 2021/42089 soruşturma dosyası kapsamında dava dışı Erhan Tayırcıktan şikayetçi olduklarını, kolluk kuvvetlerine 23.08.2021 tarihinde verdiği ifadesinde davaya konu faturalar üzerindeki imzaların kendisine ait olduğunu beyan ettiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin, bahsi geçen faturalarla ilgili bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... İncelemeye sunulan defter ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davalı cevap dilekçesi ile faturalardaki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığı iddia savunmasında bulunmuş ise de, bu iddiasını somutlaştıramadığı ve davacının takip konusu ettiği faturaların e-fatura olup isim ve imzasının bulunmadığı ve ayrıca takip konusu faturaların kabul edilen kısmının davalı tarafından BA formu ile beyan edildiği tüm dosya kapsamı ile tespit edilmiş olup bu durumda davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan 14.657,17-TL hesap alacağının bulunduğu anlaşıldığından davalının kısmen itirazının iptaline, davalının aleyhine girişilen icra takibinin tamamına haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiği, dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğunda ... '' gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 14.657,17-TL asıl alacak yönünden davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin bu miktar yönünden aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, işlemiş faize ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilecek olan icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 28/05/2022 tarihli bilirkişi raporu ile davacının davalı yandan takip tarihi itibariyle 25.031,22 TL alacağı bulunduğu tespit edildiğini, raporların alacağı ortaya koyduğunu, davalının bilirkişi incelemesi için 2021 yılına ait ticari defterlerini ibraz etmekten kaçındığını, yerleşik Yargıtay İçtihatlarında görüleceği üzere, davalı yanın defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle, HMK 220/3 maddesi uyarınca davacının haklı alacağının kabulü ile, davalı tarafın borca itirazının kaldırılması, takbin 25.031,22 TL üzerinden devamına karar verilmesi gerekirken davalının tek taraflı beyanlarına istinaden davanın kısmen reddinin hatalı olduğunu, her iki bilirkişi raporunda davacının davalıdan olan alacağının 25.031,22 TL olduğunu gösterirken mahkemece yalnızca davalının ileri sürdüğü iddialar göz önüne alınarak takibin 14.657,17 TL üzerinden devamına karar verilmesinin hatalı olduğunu, HMK madde 222 fıkra 5 uyarınca ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmeyen tarafın karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarını kabul etmiş sayılacağı böylelikle de ticari defter ve kayıtlarını hukuka uygun olarak tutan tarafın ispat yükünü yerine getirmiş sayılacağını, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2016/4087 E., 2017/261 K., 23.01.2017 T.'li kararının benzer olduğunu, davalının defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerektiğini, HMK madde 220/3' de " Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir." denildiğini, bu sebeple davalı yanın defterlerini ibraz etmemesinin HMK 220/3 maddesi uyarınca davacı müvekkilinin haklı alacağının kabulü ile, davalı tarafın borca itirazının tüm alacak kalemleri yönünden iptalinin gerektiğini, asıl alacağın tamamı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari satıma ilişkin fatura ve açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacı vekili; davacının davalı ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu, ancak davalının cari hesap borcu olduğunu ileri sürerek, icra takibi başlatmış ve itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı ise; cari hesap mutabakatındaki imzanın kendilerine ait olmadığını, faturalardaki imzanın yetkili kişiye ait olmadığını savunmuştur.

Dosya kapsamında bulunan .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 25.031,22 TL cari hesap alacağı, 2.421,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.452,22 TL alacak yönünden icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak cari hesap alacağı gösterildiği, ödeme emrinin 01.08.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 29.07.2021 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.

Davacı taraf, 25.031,22 TL cari hesap alacağı, 2.421,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.452,22 TL üzerinden takip başlatmış, itirazın iptali davasında 25.031,22 TL dava değeri göstererek itirazın iptalini talep etmiştir.

HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda; taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı defterlerinde davacının 25.031,22 TL alacaklı olduğu, 24 adet ve 50.561,22 TL lik faturanın davacı defterinde kayıtlı olduğu, 24 adet davacı faturasından 14.657,17 TL'lik faturanın davalı defterlerine kayıt edildiği, davalı defterlerinde davalının davacıya 14.657,17 TL borçlu olduğu, faturaların e-fatura olduğu, teslim eden ve imza bulunmadığı, davalının 14.653,96 TL tutarlı davacı faturasına ilişkin BA bildiriminde bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı taraf 2020 yılı defterlerini sunmuş, 2021 yılı defterlerini sunmamış, davacı defterlerini sunmuştur.

Fatura tek başına akdi ilişkinin ve alacağın varlığını kanıtlamaz. Davalının fatura konusu mal veya hizmet bedelinden sorumlu tutulması için faturaların tebliği ve malların tesliminin veya hizmetin verildiğinin kanıtlanması gerekir. Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde münhasıran davalı tarafın ticari defterlerine dayanmadığından davalının sunduğu defterlerine göre tespit edilen 14.657,17 TL'yi aşan alacak iddiasını başka delillerle kanıtlamalıdır. Davalı, sadece 2020 yılı defterlerini sunmuş, 2021 yılı ticari defterlerini inceleme için sunmamıştır. Davacı, yukarıda belirtilen ve sunulan 2020 yılı davalı defterlerine göre tespit edilen alacağı dışında bakiye alacağına ilişkin teslimi veya hizmeti verdiğini usulüne uygun bir delille kanıtlayamamıştır. Davacı delillerini davalının ticari defterlerine hasretmemiştir. Davacı taraf, HMK'nın 222/son maddesi uyarınca delillerini davalının defterlerine hasretmemiş, defterler dışında da deliller bildirmiştir.

Davacı delillerini hasretmediğinden davalının bir kısım (2021 yılı) ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olması, davacı iddiasının ispatlanmış kabul edilmesi için yeterli olmayıp davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi ispat yükünü ters çevirmeyecektir. Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Somut olayın özelliğine göre verilen ve istinaf başvurusunda sözü edilen Yargıtay ilamının belirtilen bu temel ilkeden ayrılmayı gerektirmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Öte yandan, itirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, alacağın likit olması, buna rağmen borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve davacının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Davacı, dava ve takip konusu yaptığı alacağından 14.657,17 TL'lik kısmını ispatlamış olup bu bakımından davalının itirazın haksız olduğu ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle bu bedel üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerinde olup aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 23.09.2026

KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/397, K. 2026/1557, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-397-e-2026-1557-k-defdc985cbbc