Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/579 E. 2026/1284 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/579
- Karar No
- 2026/1284
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/579 KARAR NO : 2026/1284
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/10/2025 NUMARASI : 2025/176 Esas 2025/741 Karar
DAVACILAR : 1-... - ... 2-... - ... 3-... - ... 4-... - ... VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... (e-tebligat)
DAVALI : 1 -... - ...
DAVALI : 2 -... - ...
DAVALI : 3 -... VEKİLİ : Av. .
MÜTEVEFFA : ... - -...
DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 24/09/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 25/09/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... ve ... tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.07.2021 tarihinde, davalı ...'nın sevk ve idaresindeki, davalı ...'a ait, davalı ... tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç seyir halindeyken, park halindeki 06 T 7297 plakalı araca çarparak araçta hasara ve ardından da aracının yanında duran davacıların desteği ...'ya çarparak mağdurun çok ağır şekilde yaralanmasına ve uzun süren ameliyatlardan sonra 20.07.2021 tarihinde vefatına sebep olduğunu, Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nda destek ...'nun aracının ve kendisinin yaya olarak kural ihlalinin olmadığının tespit edildiği, ...'nun kazada tamamen kusursuz olduğunu, davalı ... hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2021/148755 sayılı soruşturma evrakı ile adli süreç başlatıldığını ve dosyadan alınan bilirkişi raporu ile davalı ...'nın %100 kusurlu olduğunun tespit edildiği, bu davanın şu an derdest olduğunu, müteveffa ...'nun 2010 yılında emekli olduğunu, en son aldığı aylık emekli maaşının yaklaşık 3.400,00-TL civarında olduğunu, ayrıca maliki olduğu taksiyle taksicilik yaptığını ve bundan dolayı ek gelirinin bulunduğunu, ailesinin geçimini tek başına temin ettiğini, vefat eden ...'nun maddi ve manevi desteğinden yoksun kalan müvekkilleri için kanun gereği kaza yapan aracın 286754919 nolu poliçe ile ... adına sigortalayan ... Sigorta A.Ş.'ye sigorta limiti olan 430.000,00-TL'nin müteveffanın destek sağladığı Remziye ve ...'ya ödenmesi için davacı müvekkiller adına 05.08.2021 tarihinde başvuru yapıldığını, başvuru sırasında sunulan resmi bilgi ve belgelere rağmen ...Sigorta A.Ş.'nin bunları dikkate almadığını, görüşmelerinin uzlaşma ile sonuçlanmadığını, davalı ....'nin 16.09.2021 tarihinde 241.602,53-TL destekten yoksun kalma tazminatı adı altında ödeme yaptığını, davacı tarafa avukatlık ücreti ödemediğini, davalı ...'nin, müteveffanın emekli aylığına ve kendi taksisinin aylık geliri olmasına rağmen, hesaplamayı aylık asgari ücret üzerinden yaptığını ve müvekkillerin istekleri dışında kısmi ödemede bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, ...Sigorta A.Ş.'den sigorta limitleri dahilinde ve 20.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte ... için 10.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 50.000,00-TL manevi tazminat, ... için 10.000,00- TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 50.000,00-TL manevi tazminat, müteveffanın çocukları ... ve ...'nun her biri için 40.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin sorumluluğunun, poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, poliçede ölüm/sakatlık halleri için kişi başına teminat limitinin azami 430.000,00-TL olarak sınırlandırıldığını, müvekkili şirketin asıl sorumluluğunun gerçek zarar üzerinden belirleneceğini, davacı tarafın dava açmadan önce müvekkil şirkete yapmış olduğu başvuru üzerinde müvekkil şirket tarafından hasar dosyası açıldığını, tüm hususlar dikkate alınarak aktüer rapor hazırlandığını ve söz konusu aktüer rapor doğrultusunda, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusuru uyarınca 16.09.2021 tarihinde, ... için 204.360,88- TL ve ... için 37.241,65-TL olmak üzere toplam 241.602,53-TL tazminat ödemesi yapıldığını, söz konusu ödeme ile davalı müvekkil şirket nezdinde başkaca bir sorumluluk kalmadığını, her durumda, hesaplanacak tazminat tutarından müvekkil şirket tarafından yapılan ödemenin güncelleme yapılarak indirilmesi gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, esasa ilişkin; davalı ... şirketinin sorumluluğunun, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, bu sebeple mahkeme dosyası özelinde öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini, bu konuda da Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor aldırılması gerektiğini, davacıların destekten yoksun kalıp kalmadıklarının tespiti gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi halinde dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini bildirerek, davanın hakkaniyete ve hukuka aykırı olması sebebiyle reddinin talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, kaldırma kararı sonrasında yürütülen yargılama sürecinde, davalı ... tarafından ZMMS ile sigortalanmış ... plaka sayılı aracın yaya konumunda olan davacıların desteği olan müteveffa ...'ya çarptığı ve davacıların desteğinin kazada vefat ettiği,meydana gelen ölüm sebebi ile davacı anne ... ve davacı eş ...'nun, müteveffanın desteğini kaybettiği, aldırılan kusur raporunda "Davalı sürücü ..., yönetimindeki ... plakalı araç ile Kazım Karabekir caddesinde sol şeritte seyri sırasında, olay yeri ayrıma gelmeden önce seyrine devam edeceği yola göre şerit takip etmesi, kurallar doğrultusunda seyrini sürdürmesi gerekirken, aksine yol ayrımına giriş yapmak üzere iken seyir halinde olduğu en sol şeritten ani bir manevra ile sağa doğru yöneldiği, ancak aşırı hızı nedeniyle direksiyon hâkimiyetini kaybederek taşıt yolu dışına çıktığı ve taşıt yolu dışında bulunan yaya, park halindeki araç, scooter aracı ve direklere çarpmakla sebebiyet verdiği olayda, 2918 Sayılı Karayolları Trafık Kanunu'nun 51, 52/a-b, 67/a ve 84/-g-j-L madde bentleri hükümlerine aykırı, dikkatsiz ve tedbirsiz davranışları nedeniyle tamamen kusurlu bulunduğu, dava konusu kazaya karışan ve zarar gören müteveffa yaya ..., ... plakalı araç sürücüsü ile diğer araç ve gereçlerin bulundukları yer itibariyle kazaya etken olmadıkları, buna göre; davalı sürücü ..., meydana gelen olayda %100 (Yüzde Yüz) oranında tamamen kusurlu olduğu, müteveffa yaya ..., ... plakalı araç sürücüsü ile diğer araç ve gereçlerin kusuruz bulunduklarının" belirtildiği, kusur raporunun kaza tespit tutanağı ve ceza dosyasında aldırılan raporla uyumlu ve denetime elverişli olduğu, bu nedenle rapora itibar edildiği, dosyaya sunulan poliçeye göre; kazaya karışan ... plakalı araca ait, 286754919 poliçe numaralı, 04.02.2021-2022 tarihli ZMSS poliçesi olduğu, kişi başına ölüm-sakatlık limitinin 430.000,00 TL olduğu, davalı ...Ş. tarafından, 16.09.2021 tarihinde davacı/anne ... için 37.241,65 TL, davacı/eş ... için 204.360,88 TL olmak üzere toplam 241.602,53 TL ödeme yapıldığı, davacılar vekili tarafından sunulan 08/09/2023 tarihli ek istinaf dilekçesinde davalı ... tarafından 188.397,47 TL 'nin ödendiğinin ve poliçe limiti yönünden(430.000,00 TL) davalı ... şirketini ibra ettiklerinin bildirildiği, kaldırma ilamı sonrasında aldırılan aktüer bilirkişi raporu da dikkate alındığında davadan önce ödeme yapılması halinde, ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa, karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminatın hesaplanması ve zarar ile yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacı yana yapılan ödemeye, hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak (güncelleme), hesaplanan tutardan mahsup edilmesi gerektiği, aktüer bilirkişi tarafından tanzim olunan raporun davadan önce sigorta şirketi tarafından yapılan toplam 241.602,53 TL'lik ödemenin güncellenerek rapor tarihindeki verilere göre hesaplama yapıldığı ve davalı ... şirketinin poliçe limiti olan 430.000,00 TL tutarında ibra edildiği tutarın düşüldüğü ''B.rapor tarihindeki verilere göre hesaplama'' kısmı kaldırma ilamına ve denetime elverişli olduğundan raporun bu kısmına itibar edildiği, bilirkişi raporunda davacı ...'nun 1.063.547,04 TL ve davacı ...'nun 170.605,27 TL maddi tazminat talep edebileceğinin hesaplandığı ancak taleple bağlı kalınarak davacı ... için 273.356,97 TL davacı ... için 56.107,56 TL maddi tazminata hükmedildiği, davacıların manevi tazminat talepleri yönünden deliller değerlendirildiğinde; dosyadaki mevcut bilirkişi raporları, tarafların kusur durumu, davacıların oğlu/eşi/babalarının ölümü neticesinde uğramış olduğu zarar, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmayışı, davacıların duyduğu üzüntü, tarafların kaza tarihindeki yaşı, sosyal ve mali durumuna göre, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde, manevi tazminat isteminin kısmen kabülü ile davacı ... için 40.000 TL, davacı ... için 40.000 TL, davacı ... için 30.000 TL, davacı ... için 30.000 TL manevi tazminatına hükmedildiği, davalı ... yönünden davanın konusuz kaldığı, davacılar vekilinin duruşmadaki beyanları dikkate alındığında bu davalı yönünden vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmediği, gerekçesiyle; "1) Davacıların maddi tazminat talepleri yönünden davalılar ... ve ... bakımından açılan davanın kabulü ile; Davacı ... için 273.356,97 TL’nin, davacı ... için 56.107,56 TL’nin davalılar ... ve ...’dan taleple bağlı kalınarak 20/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine, Davalı .... aleyhine açılan maddi tazminat davası konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına. 2)Davacıların manevi tazminat talepleri yönünden davanın kısmen kabulü ile; Davacı ... için 40.000 TL, davacı ... için 40.000 TL, Davacı ... için 30.000 TL, Davacı ... için 30.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...’dan taleple bağlı kalınarak 20/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE karar verilmiştir." İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... ve ... istinaf dilekçesinde; ...’ın sırf araç maliki olması nedeniyle sorumlu tutulamayacağını, yetersiz kusur raporu ile karar verildiğini, davacıların müteveffanın desteğine muhtaç olup olmadıklarının araştırılmadığını, davacı eş için evlenme ihtimalinin AYİM tablosuna göre belirlenmediğini, aktüerya raporunun yetersiz olduğunu, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davalı ... şirketinin de manevi tazminattan sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davalılar ... ve ... vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Trafik kazalarından doğan hukuki sorumluluk 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda özel olarak düzenlenmiştir. 2918 sayılı yasanın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; Kılıçoğlu Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu kanunun 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Tehlike sorumluluğunun cari olduğu işletenin sorumluluğunun son bulması için de, anılan kanunun 86/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere, illiyet bağını ortadan kaldıracak mahiyette 3. kişi kusuru-zarar görenin ağır kusuru-mücbir sebep hallerinden birinin bulunması gerekmektedir. Bu üç halden birinin bulunduğu durumda dahi işletenin sorumluluğunun son bulması için, araçtaki bozukluğun ya da işleten ile eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurunun kazaya etki etmemiş olması gerekmektedir. Somut olayda, davalı ...’ın işleten olarak sorumluluğu bulunduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir. Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçekleşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur. İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir. Anne - babanın çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, çocukların anne - babaya destek olduklarının karine olarak kabulü gerekmektedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 22.6.2018 tarih, Esas No: 2016/5, Karar No: 2018/6). Eş yönünden ise, ölüm olayı gerçekleşmeden fiili desteklik olgusu ispat edilmiş ise, ölüm olayı gerçekleşmemiş olsaydı desteklik ilişkisinin gelecekte de devam edeceği karine olarak kabul edilmektedir. Somut olayda, davacı eşe, ölen eşin sağlığında destek olduğu bilindiğine göre ölmemiş olsaydı desteklik ilişkisinin yine devam edeceğinin kabulü gerekir. Kusura ilişkin olarak ise, dosyada alınan kusur raporunda, davalı sürücü ...’nın, yönetimindeki ... plakalı araç ile ...caddesinde sol şeritte seyri sırasında, olay yeri ayrıma gelmeden önce seyrine devam edeceği yola göre şerit takip etmesi, kurallar doğrultusunda seyrini sürdürmesi gerekirken, aksine yol ayrımına giriş yapmak üzere iken seyir halinde olduğu en sol şeritten ani bir Manevra ile sağa doğru yöneldiği, ancak aşırı hızı nedeniyle direksiyon hâkimiyetini kaybederek taşıt yolu dışına çıktığı ve taşıt yolu dışında bulunan yaya, park halindeki araç, scooter aracı ve direklere çarpmakla sebebiyet verdiği olayda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 51, 52/a-b, 67/a ve 84/-g-j-L madde bentleri hükümlerine aykırı, dikkatsiz ve tedbirsiz davranışları nedeniyle tamamen kusurlu bulunduğu, dava konusu kazaya karışan ve zarar gören müteveffa yaya ..., ... plakalı araç sürücüsü ile diğer araç ve gereçlerin bulundukları yer itibariyle kazaya etken olmadıkları belirtilmiş olup, raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, raporun ceza mahkemesi kararıyla uyumlu olduğu kaldı ki, davalıların bilirkişi raporuna karşı itirazlarının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hükmedilen manevi tazminat miktarına ilişkin olarak ise, manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır (HGK 23/06/2004, 13/291-370). Zira TMK'nın 4. maddesi kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceğini öngörmektedir. Belirtilen bu hususlar ve özellikle somut olayda kaza tarihi, olayın gerçekleşme biçimi, müteveffanın kusur oranı, davacıların müteveffanın annesi, eşi ve çocukları olması, davalı tarafın sosyal ve ekonomik durumu, davacıların yaşadığı ve ömür boyu yaşayacağı üzüntü, elem ve ıstırabın ağırlığı, manevi tazminatın davacılar için zenginleştirici, davalı yönünden fakirleştirici olmaması gerektiği ilkesi, paranın satın alma gücü, ülkenin ekonomik koşulları, hakkaniyet ilkesi ve tüm dosya kapsamı birlikte gözetildiğinde takdir olunan manevi tazminatların hakkaniyete uygun olarak belirlendiği anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. Diğer taraftan, Karayolları Trafik Kanunu’nda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar” başlıklı 92 nci maddesinde: “Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar. a)İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler, c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d) Bu Kanun’un 105. maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler, e)Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f)Manevi tazminata ilişkin talepler” hükmü ile zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış, burada örnekseme yoluna gidilmeyip tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmış olup, davalı zorunlu mali mesuliyet sigortacısının manevi tazminattan sorumlu olmadığı, kaldı ki davacının bu yönde bir talebi de bulunmadığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir. Yukarıda belirtilen nedenlerle, usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı Davalı ... ve ...’nın istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1- Davalı ... ve ...’nın İstinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 32.069,12 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 8.017,27 TL’nin mahsubu ile kalan 24.051,85 TL harcın davalılar ... ve ...’ndan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar ... ve ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4-Davalılar ... ve ... tarafından yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
... ... Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.