Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/962 E. 2026/1939 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/962
- Karar No
- 2026/1939
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/962 KARAR NO : 2026/1939
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2021/565 Esas 2023/633 Karar DAVA : SİGORTA TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 17/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 17/09/2026
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/565 Esas ve 2023/633 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketince sigortalı olan .... plakalı otobüsün 05/04/2013 tarihinde tek taraflı trafik kazası geçirdiğini, yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralandığını, %100 oranında sakat kaldığını, bu sebeple 175.000,00 TL tazminatın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İzmir 8. Tüketici Mahkemesinin 26/06/2018 tarih ve 2018/320 esas ve 2018/371 karar sayılı kararı ile "... sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden tazminat talep ettiği anlaşılmış olup bu durum karşısında davacı ile davalı sigorta şirketi arasında 4077 ve 6502 sy TKHK kapsamında bir tüketici işlemi bulunmadığı, davacının haksız fiil nedeniyle sigorta şirketinden poliçe teminatı kapsamında tazminat istediği anlaşılmakla, mahkememizin görevli olmadığı, ticaret mahkemesinin görevli olduğu, zira sigorta hukukuna göre ihtilafın çözüleceği, sigorta hukukunun ise Türk Ticaret Kanununda düzenlendiği ve TTK nın 3, 4 ve 5.maddeleri gereğince Ticaret mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılarak HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine.." karar verilmiş, dosya mahkememize tevzi edilmekle mahkememizin 2021/565 esasına kaydı yapılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 14/04/2016 tarihli ve 6704 sayılı Torba Yasa ile Karayolları Trafik Kanunu madde 97’de yapılan aşağıdaki değişiklik ile sigorta şirketlerine dava açılabilmesi için öncelikle ilgili Sigorta kuruluşunun merkez veya şubelerine, tazminat ödemesinin hak edilip edilmediği, şayet tazminata hak kazanıldıysa bunun tespiti için gerekli tüm evraklarla birlikte başvuru yapılması zorunluluğu getirildiğini, davacı taraf, müvekkili sigorta şirketine KYTZKFKS kapsamında yaptığı başvurusunu 21.05.2018 tarihli dilekçe ile yaptığını, davacı tarafça dava öncesinde müvekkili şirkete yapılan başvuruda hiçbir belge sunulmadığını, müvekkili şirketin ödeme iradesi engellenmiş olmakla birlikte işbu haksız dava açıldığını, dava şartı olan müvekkili sigorta şirketine yapılması gereken ön başvurunun usulüne uygun şekilde yapılmamış olması nedeniyle işbu başvurunun tazminat istemi bakımından esasa girilmeden usulden reddi gerektiğini, dava konusu kaza 05.04.2013 tarihinde meydana geldiğini, dava ise 19.06.2018 tarihinde ikame edildiğini, davacı tarafından dava öncesinde davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında olmasına rağmen zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadan açılmış olması nedeni ile davanın usulden reddi gerektiğini, dava dilekçesi HMK. 121. maddesine aykırı olup, davacı tarafın delilleri tebliğ edilmediğini, dava konusu kaza nedeni ile davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine ikame edilmiş ve Yargıtay Bozma kararı sonrasında derdest olan İzmir 1. Tüketici Mahkemesi'nin 2021/394 E. dosyası bulunduğunu, yine davacı tarafça dava konusu kaza nedeni ile davalı....A.Ş. aleyhine ikame edilen İzmir 4. Tüketici Mahkemesi'nin 2021/505 E. sayılı dosyası ise halen derdest olduğunu, her iki dosyanın mahkemeniz dosyasına getirtilerek incelenmesi sonrasında derdestlik itirazı gereğince huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi nezdinde ..... Şti. adına kayıtlı ... plakalı otobüs için 18511976 nolu ve 01.04.2013-01.04.2014 başlangıç ve bitiş tarihli Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza sigorta poliçesi düzenlendiğini, kaza tarihi itibari ile ölüm ve sakatlanma teminat limiti 175.000,00- TL olduğunu, kaza tarihi itibariyle Zorunlu Koltuk Sigortaları için Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenen "Sakatlanma ve Ölüm Teminatı" 175.000,00 TL olup bu poliçe limiti kapsamında ve poliçe genel şartları ile belirlenen esaslar dahilinde müvekkili sigorta şirketinin zarar görenlere karşı sınırlı sorumluluğu bulunduğunu, dava konusu kazanın Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları A.5 maddesi ve Hazine Müsteşarlığı'nın 2010/8 sayılı genelgesi gereğince değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu kaza genel şartlar A.5. ve Hazine Müsteşarlığı'nın 2010/8 sayılı Genelgesi maddesi kapsamında değil ise davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Sigorta Genel şartları ve Hazine Müsteşarlığı'nın 2010/8 sayılı genelgesi gereğince dava konusu kazanın, il sınırları içinde yapılan taşıma olup olmadığı, yine taşımanın şehirlerarası taşıma olması halinde 100 KM'yi aşıp aşmadığının araştırılması gerektiğini, bu hususta dava konusu kaza nedeni ile açılmış ceza davası var ise dava dosyanın dosya arasına getirtilerek incelenmesini talep ettiklerini, dava konusu kazanın il sınırları içinde yapılmış olması veya 100 Km'yi aşmayan şehirlerarası taşıma olması halinde davacı talebinin teminat kapsamı dışında kalacak olması nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kaza sırasında araçta yolcu olduğunu ispat etmesi gerektiğini, ..... plakalı aracın kaza tarihinde taşımacı yetki belgesine sahip olup olmadığının araştırılması gerektiğini, .... plakalı aracın kaza tarihinde taşıma yetki belgesine sahip olmaması halinde davacı talebinin sigorta kapsamında olmaması nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu kazaya sebebiyet veren..... plakalı aracın kaza tarihi itibari ile 10.07.2003 tarih ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununa istinaden verilen taşımacı yetki belgesine sahip olup olmadığının araştırılması gerektiğini, kaza tarihi itibari ile bu yetki belgesine sahip olmadığının tespiti halinde huzurdaki davada davacının taleplerinin sigorta kapsamına girmemesi nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kaza sırasında emniyet kemerini takmamış olması nedeni ile müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kaza tespit tutanağında davacının kaza sırasında emniyet kemerini takmadığının sabit olduğunu, davacının kaza sırasında emniyet kemerini takmaması nedeni ile müterafik kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Yerleşik Yargıtay Kararlarına göre belirlenecek tazminattan % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, dava konusu kaza sonrasında açılan ceza dava dosyasının getirtilerek incelenmesi ile davacı tarafın sanık ile CMK 253/19 maddesi gereğince uzlaşıp uzlaşmadığının araştırılması gerektiğini, davacının faiz talebinin reddi gerektiğini, müvekkili şirket, davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama gideri, faiz ve vekalet ücretinden sorumlu olmadığını, davacı tarafın olay tarihinden itibaren avans faizi talebi de yersiz olup reddine karar verilmesi gerektiğini, zira Sigorta genel Şartları B.5 maddesi gereğince kabul anlamına gelmemek kaydı ile uygulanabilecek faiz yasal temerrüt faizi olduğunu, yine müvekkili şirket yönünden ancak ve ancak dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini, davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, öncelikle dava şartı, zamanaşımı, derdestlik ve zorunlu arabuluculuk dava şartı itirazlarımızın kabulü ile davanın reddine; yine esasa ilişkin yapılacak yargılama sonunda davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT : Mahkememizin 02/11/2021 tarihli ön tensip tutanağında davacı vekiline peşin ve başvuru harcını yatırması için süre verilmiş ise de davacı vekilinin dilekçe ve ekleri, UYAP entegrasyon verileri ile daha evvelki yargılamada adli yardımdan istifade etmesi ve mevcut durum itibariyle adli yardım talebinin HMK 334 ile 340 maddesi uyarınca kabulüne karar verilmiştir. Dosyada mevcut kaza tespit tutanağına göre dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü ....’in tam kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Dosya içerisinde bulunan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen 20.06.2016 tarihli raporda davacının trafik kazasına bağlı yaralanmaları nedeniyle meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının %100 olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Dosyanın aktüerya ve sigorta alacakları bilirkişine(heyet) tevdi edilerek, dosya kapsamı ve uyuşmazlık noktaları nazara alınarak dosyada mevcut sağlık kurulu raporu nazara alınarak tazminat hesabı yapılması hususlarında alınan bilirkişi heyeti raporunda özetle; Zarara sebebiyet veren .... plakalı aracın, 01.04.2013/2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 18511976 numaralı Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta poliçesi ile davalı.... A.Ş. nezdinde sigortalı olduğu; Davacının; Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta poliçesi kapsamında sakatlık tazminatının 175.000,00.TL olarak hesaplandığı rapor edilmiştir. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır. Dava; 05/04/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasına bağlı yaralanmaları nedeniyle meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının %100 olması nedeniyle maddi zararlarının kazaya sebebiyet veren aracın ZMMS sigortacısından tahsili istemine ilişkindir. 6098 Sayılı TBK nun 54.maddesinin 3.bendinde çalışma gücünün azalmasından yada yitirilmesinden doğan kayıpların bedensel zarar kavramı içinde sayıldığı anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, kara yolu zorunlu mali sorumluluk(trafik) sigortası, bir motorlu aracın kara yolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan hukuki sorumluluğu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve kanun gereği yapılması zorunlu olan sigorta türüdür. Davaya konu olay, 05/04/2013 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu dava dışı .....'in idaresindeki..... plakalı aracın trafik kazasına karışması neticesinde yolcu olarak bulunan davacının yaralanmasıyla sonuçlanmıştır. Kaza sonucu, davacının %100 oranında meslekte kazanma gücündeki kayıp oranı tespit edildiği, trafik kazasının oluşumunda davalı sigortalısı .... plaka sayılı aracın sürücüsü dava dışı ....' in %100 kusurlu bulunduğu, davacıya izafe edilecek kusur oranının bulunmadığı anlaşılmıştır. Eldeki davada, davalı,.... plaka sayılı aracın trafik (ZMMS) sigortacısı sıfatına haiz olup, dava dışı işletenin ve onun eyleminden sorumlu olduğu kişinin (sürücünün) kusuru oranında ve poliçe limiti dahilinde zarar gören davacıya karşı sorumludur. Bu nedenle, davalının, trafik kazası sonucu davacıda oluşan meslekte kazanma gücündeki kayıp oranına ilişkin tazminatları poliçe limiti dahilinde karşılaması gerekmektedir. Toplanan delillerden, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının zorunlu koltuk sigortası kapsamında bu sigortadan istifade edip edemeyeceği, edebilirse hangi miktarda hangi tarihten itibaren ve hangi faiz türü ile talep edebileceği" noktalarında toplandığı, Somut olayda; davacının yolcu olarak bulunduğu dava dışı kişiye ait ve dava dışı başka bir kişi tarafından sevk ve idare edilen davalı sigorta şirketine sigortalı olan aracın maddi trafik kazası yaptığı ve otobüste yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, Davaya konu trafik kazası sonucu zarara sebebiyet veren.... plakalı aracın, 01.04.2013/2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 18511976 numaralı Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta poliçesi ile davalı ... A.Ş. nezdinde sigortalı olduğu; davacının; Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta poliçesi kapsamında sakatlık tazminatının 175.000,00.TL olduğu, davalı sigorta şirketinin tespit olunan zararın tamamından, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile poliçe teminat limiti dahilinde sorumlu tutulması..." gerekçesi ile, davanın KABULÜNE, zorunlu koltuk sigortası bedeli olarak, 175.000,00 TL alacak kaleminin 21.05.2018’e(müracaat tarihi) KTK 97. Madde mucibince 15 gün ilavesi ile 06.06.2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, davanın zamanaşımından reddinin gerektiğini, kazanın kaza tarihinden itibaren 2 yıl içinde davacının sakatlığına neden olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, derdestlik ve birleştirme itirazlarının değerlendirilmediğini, eksik inceleme yapıldığını, kazanın karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası genel şartları A.5. maddesi ve hazine Müsteşarlığı'nın 2010/8 sayılı genelgesi gereğince değerlendirme yapılmadığını, .... plakalı aracın kaza tarihinde taşımacı yetki belgesine sahip olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının kaza sırasında emniyet kemeri takmamış olmasından dolayı müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, tek trafik kazasında yolcunun malul kalacak şekilde yaralanmasından dolayı zorunlu koltuk ferdi kaza sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Koltuk Ferdi Kaza Sigortası, Genel Şartlarının A.1.maddesinde "Bu sigorta, yurtiçi ve uluslararası yolcu taşımacılığı kapsamında seyahat eden yolcuları, sürücüleri ve yardımcılarını, taşımacılık hizmetinin başlangıcından bitimine kadar geçen seyahat süresi içinde, duraklamalar da dahil olmak üzere, maruz kalacakları her türlü kazaların neticelerine karşı aşağıdaki şartlar çerçevesinde teminat altına alır.”şeklinde tanımlanmıştır. Zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası yolculuğun başlangıcından bitişine kadar, otobüsün içinde veya dışında, otobüs hareket halinde iken veya değilken, yolculuk sırasında veya bekleme, duraklama ve mola yerlerinde karşılaşılabilecek her türlü kazalara karşı, sigortalılar yararına taşımacı tarafından yaptırılması zorunlu bir kaza sigortası olup kazanın oluşunda taşımacının ya da sürücü ve yardımcılarının bir kusurları bulunmasa bile, ölümlerde sigorta poliçesinde yazılı tutarın tamamı, bir zarar hesabı yapılmaksızın ölen kişinin mirasçılarına eksiksiz ve kesintisiz olarak; yaralanmalarda beden gücü kayıp oranına göre zarar gören kişilere ödenir. Duraklama: trafik zorunlulukları dışında araçların, insan indirmek ve bindirmek, eşya yüklemek, boşaltmak veya beklemek amacı ile kısa bir süre için durdurulmasıdır.(Bknz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/3189 Esas ve 2025/1607 Karar sayılı ilamı) Karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortasında sigortalanan kişilerin kimler olduğu ise yine Genel Şartların A.1.maddesinde, yurtiçi ve uluslararası yolcu taşımacılığı kapsamında seyahat eden yolcular, sürücüler ve yardımcıları olarak belirtilmiştir. Ferdi kaza Sigortaları, can sigortası türlerinden olup, meblağ sigortası olması itibariyle de, ölüm halinde limit kadar olmak üzere maktu; yaralanma halinde ise, yapılan tedavi giderleri bakımından buna ilişkin limiti geçmemek üzere ve yapılan harcama kadar nispi; sürekli sakatlık halinde ise, sakat kalma oranı ve sakatlığın derecesine göre limitin belli oranı olmak üzere, sigorta bedelinin ödenmesini gerektirir. Nitekim bu durum Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.07.2018 tarihli, 2017/4534 Esas, 2018/7227 Karar sayılı ilamında; Ödenecek tazminat miktarı yönünden “zarar sigortası - tutar (meblâğ) sigortası” ayrımında Zorunlu Koltuk Sigortası bir “tutar (meblâğ) sigortası”dır. Zarar sigortasında sigortacının ödeyeceği tutar, “sigorta değeri” ya da “sigorta poliçesinde yazılı tutar” olmayıp, sigortalının ya da üçüncü kişinin uğradığı “zararın tutarı”dır. Meblâğ sigortasında ise, sigortacı, sigorta ettirilen kişinin zarara uğraması durumunda, somut zarar ne olursa olsun, sigorta sözleşmesinde belirlenen tutarı (meblâğı), başka bir deyişle, sigorta poliçesinde yazılı olan “sigorta bedelini” eksiksiz ve tam ödemek zorundadır. 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile buna bağlı Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen 25.03.2004 tarihli Genel Şartlar A.3.2 maddesi 1.fıkrasında: “Bu sigorta ile teminat altına alınan bir kaza, sigortalının kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde sakatlığına yol açtığı takdirde, tıbbi tedavinin sona ermesi ve sakatlığın kesin olarak tespiti sonucunda, sakatlık tazminatı aşağıda belirtilen oranlar dahilinde kendisine ödenir.“ denildikten sonra, (36) satırdan oluşan bir tabloya yer verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. Bu durumda Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 15.06.2023 tarihli ve 2022/919 Esas, 2023/8037 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; öncelikle, davacının maluliyetinin; poliçe şartlarında ve klozlarında düzenlenmiş olan maluliyet cetvelinden hangisi kapsamında kaldığının belirlenmesi gerekmektedir. Şayet maluliyet, cetvelde belirtilen maluliyetlerden herhangi biri kapsamında değilse bunun organın işlev ve önem derecelerine göre cetvelde yazılı oranlara göre kıyasen belirlenmesi gerekmekte olup, ferdi kaza sigortacısı olan davalının sorumluluğunun tespit edilen sakatlık oranı ve Genel Şartlar'a ekli cetvellere göre alanında uzman bir doktor bilirkişi marifetiyle tespitinden sonra meblağın hesaplanması gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan raporların somut olayın özelliklerine ve dosya kapsamına uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine açık, hükme esas alınmaya elverişli olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. . HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/07/2023 tarih ve 2021/565 Esas, 2023/633 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 11.954,25.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 2.988,57.TL harcın mahsubu ile bakiye 8.965,68.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 17/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.