Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1586 E. 2026/1099 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1586
- Karar No
- 2026/1099
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1586 Esas 2026/1099 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1586 KARAR NO : 2026/1099
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/02/2022 NUMARASI : 2021/488 Esas 2022/131Karar DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 24/09/2018 KARAR TARİHİ : 11/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/09/2026
Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ...'nun diğer davalı Bankadan çekmiş olduğu 27/03/2013 tarihli genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu, bu kredi borcunun ödenmesinden sonra müvekkilinin bu kez 17/10/2014 tarihinde davalı ... ...'nun sahibi olduğu ... San. ve Tic. AŞ için davalı ... ve müvekkilinin kefil olduğu 30.000,00 TL'lik kredi çekildiğini, bu kredinin de faizi ile birlikte ödendiğini, ancak davalı ...'nun bu sözleşmelere istinaden tekrar tekrar krediler kullandığını, davalı Bankanın 25/06/2018 tarihli ihtar ile borç miktarının 22.691,27 TL olduğunu ve borcun ödenmediğini bildirdiğini, ayrıca müvekkiline protesto geldiğini ve akabinde Kayseri 7. İcra Müdürlüğünün 2018/9611 sayılı dosyası ile bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalılara bono vermediğini, ancak müvekkiline imzalatılan 23/03/2013 tarihli sözleşmenin yaklaşık 86 sayfa olup her sayfasını imzaladığı için neyi imzaladığını bilmediğini, bononun düzenleme tarihinin 27/03/2013 olup, sözleşme ile aynı gün ve belgeler içerisinde imzalatıldığını, ancak keşideci ismi dışındaki kısımların başkası tarafından doldurulduğunu, 27/03/2013 tarihinde düzenlenen senet için 5 yıl sonrası için 20/08/2018 tarihinin vade tarihi olarak yazılmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kredi borcunun senet sonradan doldurularak kötüniyetli olarak müvekkilinden tahsil edilmeye çalışıldığını ileri sürerek müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine, borcun müvekkiline ait olmaması nedeniyle davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde özetle; takip konusu yapılan senedin kanuna uygun şekilde doldurularak müvekkiline teslim edildiğini, borçlunun senet metninin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yönünde bir iddiası var ise bu hususu yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, dava dilekçesinde takip konusu senedin kredi sözleşmesi içinde imzalatıldığı belirtilmiş ise de, söz konusu senedin teminat senedi olmadığını, davacının bu sözleşmeye istinaden alındığını ileri sürüyorsa bunu yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, kambiyo senedi vasfındaki bononun sebepten mücerret olduğunu ve temel ilişkiye girilmemesi gerektiğini, ancak yine de kabul anlamına gelmemek üzere davacının genel kredi sözleşmesini müşterek ve müteselsil kefil olarak imzaladığını ve sorumluğunun bulunduğunu, davanın haksız olduğunun savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı ... A.Ş tarafından davacı aleyhine, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ve bu sözleşme kapsamında düzenlendiği anlaşılan 27/03/2013 tanzim ve 18/08/2018 vade tarihli 25.000,00 TL bedelli bonoya istinaden Kayseri 7. İcra Müdürlüğünün 2018/9611 Esas sayılı takip dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile icra takibine başlanıldığı, taraflar arasında imzalanan 27/03/2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalı ...'nun asıl borçlu, davacı ...'ın ise müşterek ve müteselsil borçlu/kefil sıfatını taşıdığı, kredi kartı, kredili mevduat hesabı ve taksitli krediden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından asıl borçlu ve davacı kefile ihtarname gönderildiği, her ne kadar davacı vekili tarafından takibe konu bononun 27/03/2013 tarihli genel kredi sözleşmesine binaen teminat maksadıyla verildiği ve bu kredinin ve yine müvekkilinin kefil olduğu 17/10/2014 tarihli kredinin ödeme yapılmak suretiyle kapatılmış olması nedeniyle müvekkilinin bono nedeniyle borçlu olmadığı ileri sürülmüşse de, genel kredi sözleşmelerinin cari hesap şeklinde işleyen kredi sözleşmeleri olup, bu tür kredilerde bankanın, sözleşmenin geçerlilik süresi içerisinde ve sözleşme limiti dahilinde verebileceği kredileri tekrarlayabildiği, bir başka deyişle kredi kullanıcısının sözleşme kapsamında aldığı kredi tutarını ödediği takdirde ek bir sözleşmeye gereksinim duymaksızın aynı sözleşme çerçevesinde tekrar kredi kullanabildiği, alınan bilirkişi raporundan davalı bankanın davalı asıl borçludan olan alacağının icra takip tarihi itibariyle 24.278,82 TL olduğunun tespit edildiği, davalı banka tarafından davacıdan talep edilen alacak miktarının davacının da imzası bulunan sözleşmeden kaynaklandığı ve kefalet limiti sınırları içerisinde bulunduğu, davacının kefil olduğu sözleşmeden dolayı teminat maksadıyla verilen bonodan dolayı davalı bankaya borçlu olduğu, diğer davalı ... tarafından davacıya yöneltilen bir takip bulunmadığı, icra takibinde davalının da borçlu konumunda olduğu, verilen ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davalı ...'ya karşı açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine, davalı ... A.Ş'ye karşı açılan davanın esastan reddine, mahkemece verilen tedbir kararı bulunmadığından davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın müvekkili aleyhine başlattığı takibin kredi sözleşmesine dayalı olmayıp, bonoya dayalı olduğunu, davalı bankanın bu bonoyu kredi sözleşmesinin ekine koyarak gerekli bilgilendirmeyi yapmadan imzalattığını, sözleşmenin üzerinden 5 yıl geçtikten sonra senedin 5 yıl sonraki bir vade ile doldurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda diğer davalı ...'nun aralıklarla kredi çektiğinin tespit edildiğini, bunlardan hiç birinden müvekkilinin haberdar edilmediğini, davalı bankanın takip konusu senedin teminat senedi olduğunu inkar ettiğini, ancak senedin ne için alındığı ve GKS ekinde alındığının açıkça belli olduğundan senedin teminat senedi olduğunu, kambiyo takibine konu olamayacağını, bu nedenle takibin iptali gerekirken davanın reddine karar verilmesinin haksız olduğunu, senet üzerinde kriminal inceleme yapılmış olsa idi senet üzerindeki imza ile yazı ve tarihlerin ve özellikle vade tarihinin çok sonra doldurulduğunun görüleceğini, kefilin sorumluluğunun kefalet akdindeki miktarla sınırlı olduğunu, kefilin sorumlu olduğu miktarı kendi el yazısı ile doldurması ve kendisine bu konuda bilgi verilmesi gerektiğini, bu hususların yerine getirilmediğini ve sözleşmenin müvekkili kefil yönünden geçersiz olduğunu, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığını, kredi kartı ya da mevduat hesabı bulunmadığını, davalı banka ile hiç bir ticari ilişkisi olmamasına rağmen davalı bankaya kambiyo senedi vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senedin davalı ...'nun çekmiş olduğu GKS ekinde alındığının açık olduğunu, davalı bankanın da bu hususu kabul ettiğini, müvekkilinin iyi niyetli bir şekilde kredi sözleşmesine kefil olduğunu ve çekilen tutarın asıl borçlu davalı ... tarafından ödendiğini, ancak davalı ...'nun daha sonra bu kredi sözleşmesine ek olarak müvekkilinden habersiz çekilen krediler ödenmeyince sözleşme ekinde imzalattırılan bononun işleme konulduğunu, davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin haksız olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kambiyo senedi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 2021/980 E.-2021/857 K. sayılı ve 23/06/2021 tarihli karar ilamı ile eldeki davanın genel kredi sözleşmesi ve kambiyo senedinden kaynaklanması nedeniyle mutlak ticari dava ve görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık nedeniyle kaldırılmasına karar verilmesi üzerine görevli mahkemece eldeki istinaf incelemesine konu karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; ►Dava konusu Kayseri 7. İcra Müdürlüğünün 2018/9611 sayılı icra takip dosyası ile davalı Banka tarafından davacı ve diğer davalı hakkında 24.000,00 TL asıl alacak, 273,00 TL işlemiş faiz ve 72,00 TL komisyon olmak üzere 24.345,00 TL'nin tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, takip konusu bononun, 27/03/2013 tanzim ve 20/08/2018 vade tarihli 25.000,00 TL bedelli, borçlusunun davacı ve lehtarının davalı ... olduğu, davalı ... tarafından diğer davalı Bankaya ciro edildiği, ►Davalı banka ile davalı ... arasında 27/03/2013 tarihli 85.450,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye davacının 85.450,00 TL limitle kefil olduğu ve eş rızası alındığı, davalı Banka tarafından 25/06/2018 tarihinde kredi hesabının kat edilerek 5.581,97 TL kredi kartı borcunun ödeme tarihine kadar işleyecek faiz, vergi, masraf ve tüm teferruatı ile birlikte 24 saat içinde ödenmesinin istenildiği, ►Davalı Bankaya yazılan müzekkereye verilen 15/11/2021 tarihli cevapta; takip dayanağı bononun teminat senedi olmadığı, kredi borcunun ödenmesi amacıyla verildiği, ... ile 27/03/2013 tarihinde kredi sözleşmesi imzalandıktan sonra 30.000,00 TL taksitli ticari kredi kullandırıldığı ve bu kredinin 29/09/2014 tarihinde kapatıldığı, daha sonra 21/10/2014 tarihinde taksitli kredi kullandırıldığı ve bu kredinin de 01/02/2018 tarihinde kapatıldığı, takibe konu kredilerin ise 01/02/2018 tarihinde kullandırılan ve geri ödenmeyen 10.000,00 TL, 01/03/2018 tarihinde kullandırılan ve geri ödenmeyen 1.500,00 TL, 02/04/2018 tarihinde kullandırılan ve geri ödenmeyen 2.200,00 TL taksitli krediler ile KMH ve business kart borcu olduğunun bildirildiği, ►Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davalı bankanın asıl borçlu davalı ...'dan icra takip tarihi itibariyle 3 adet taksitli kredi, kredi kartı ve kredili mevduat hesabından kaynaklanan 23.131,76 TL anapara+1.092,44 TL işlemiş faiz+54,62 TL BSMV olmak üzere toplam 24.278,82 TL nakit alacağının bulunduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında davalı banka ile diğer davalı ... arasında akdedilen 27/03/2013 tarihli genel kredi sözleşmesine davacının müteselsil kefil olduğu, davalı Banka tarafından bonoya dayalı olarak davacı ve davalı ... hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı ve takip konusu bonoda davacının düzenleyen olarak imzasının bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, icra takibine konu senedin anlaşmaya aykırı doldurulup doldurulmadığı, senedin davacının müteselsil kefili olduğu genel kredi sözleşmesinin teminatı olup olmadığı, senet teminat senedi ise davalı bankanın dava tarihi itibariyle genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı, dava tarihi itibariyle davacının davalı bankaya senet nedeniyle borçlu olmadığı bir miktar bulunup bulunmadığı hususlarında toplanmaktadır. Dava konusu icra takibinn dayanağı senet kambiyo senedi vasfını haiz olup, senet üzerinde teminat olduğuna dair herhangi bir ibare yazılı değildir. Davacı vekili, senedin teminat senedi olduğunu ve keşideci ismi dışındaki kısımların müvekkilince doldurulmadığını ileri sürmüş, davalı banka ise senedin teminat senedi olmadığını savunmuştur. Söz konusu iddia ve savunma karşısında ispat yükü davacı üzerinde olup, senedin teminat senedi olduğu ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu davacı tarafından yazılı delil ile ispatlanmalıdır. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu dosya üzerinden yapılan incelemeyi içermekte olup, banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme sonucu hazırlanmadığından dava konusu icra takip dayanağı senedin banka kayıtlarında ne şekilde kayıtlı bulunduğuna ilişkin bir incelemeyi ve borç miktarı yönünden denetime elverişli bir hesaplamayı içermediğinden hüküm kurmaya ve denetime elverişli değildir. 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması" halinde duruşma yapılmadan karar verileceği düzenlenmiştir. O halde Mahkemece, davalı Banka tarafından davalı ...'ya kredi açılışına ilişkin evraklar da getirtilmek ve bankacı bilirkişiden banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme ve belge alma yetkisi verilmek suretiyle inceleme yaptırılarak; dava konusu senedin teminat senedi olarak banka kayıtlarına işlenip işlenmediği, senedin bankada hangi amaçla kayıtlı bulunduğu, senedin bir örneğinin bankada bulunup bulunmadığı, senedin teminat vasfının veya banka alacağına karşılık borcun ifasına yönelik verildiğinin tespiti halinde ise, dava tarihi itibarıyla senedin teminat vasfının devam edip etmediği, dava konusu borcun hangi sözleşmeden kaynaklandığı, davacının kefili olduğu sözleşme kapsamında borç bulunup bulunmadığı ve varsa tutarı, hesap kat ihtarnamesinin davacı ile davalıya tebliğine ilişkin mazbatalar incelenmek suretiyle hangi tarihte temerrüt oluştuğu ve temerrüt tarihindeki fiili faiz oranları belirlenerek, dava tarihi itibarıyla davacının dava konusu icra takibi nedeniyle borçlu olmadığı bir miktar bulunup bulunmadığının tespiti ile rapor dayanakları da bilirkişi raporuna eklenmek suretiyle denetime elverişli bilirkişi raporu alınmak ve tarafların iddia ve savunmaları da değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikteki delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/02/2022 tarih ve 2021/488 Esas 2022/131 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/09/2026
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi-...