Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1293 E. 2026/1471 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1293
Karar No
2026/1471
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1293

KARAR NO: 2026/1471

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2023/1139 Esas, 2025/130 Karar

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit

DAVA TARİHİ: 24/12/2023

İSTİNAF KARARININ

VERİLDİĞİ TARİH: 02/10/2026

YAZILDIĞI TARİH: 02/10/2026

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1139 Esas, 2025/130 Karar sayılı ilamına karşı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında oto araç kiralama - rent a car sözleşmesi imzalandığını, müvekkili ile davalının pazarlık yaptığını, davalının araç kiralama bedeli olarak 70.000,00 TL, kasko sigortası için 7.500,00 TL ve kapora olarak 4.500,00 TL istediğini, müvekkilinin ise bu paraları davalının yönlendirmesiyle ortağı olan ...'in hesabına gönderdiğini, müvekkilinin aracı teslim alıp kullanmaya başladıktan bir süre sonra seyir halindeyken arkadan 15 yaşında bir çocuğun kullandığı motosikletin çarptığını ve araçta hasarlar meydana geldiğini, bu olay neticesinde kusurlu olan tarafın aracın tüm hasarlarını ödediğini, bu süreçte müvekkilinin kazaya ilişkin tüm detayları ve aracın hasarlı fotoğraflarını davalıya gönderdiğini, davalının tüm hasardan ve hasarların onarım sürecinden haberi olduğunu, müvekkilinin aracı teslim için davalıya gittiğinde davalının aracın çamurluğunda boya olduğunu ileri sürerek müvekkilinden 70.000,00 TL araç değer kaybı istediğini, fakat müvekkilinin kazası neticesinde aranın çamurluğuna boya yapılmadığını, aracın çamurluğuna önceden boya yapıldığını, müvekkilinin teker değişimi ve jant onarımı için harcadığı para ile iade edilmeyen kaporaya ilişkin icra takibi başlattığını, bunun üzerine davalının da müvekkilinin borçlu olarak göründüğü ... vade tarihli, ... tanzim tarihli, 15.0000,00 TL bedelli senede dayanarak icra takibi başlattığını, müvekkilinin davalı ile sözleşme imzalanırken kamufle edilen bu senedi göremediğini ve onu sözleşmesinin son sayfası sanarak imzaladığını, senedin kira bedeli için teminat senedi olduğunu belirterek işbu sebeple söz konusu bonodan kaynaklı Kayseri Genal İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasında müvekkilinin borcunun olmadığının tespiti ile bononun iptalini talep ve dava ettiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davacı tarafça oto kiralama sözleşmesi imzalanırken davacı tarafın dava konusu senedi imzalattığı iddia edilse dahi böyle bir durumun söz konusu olmadığını, davacı tarafın dilekçesinde ...'ın oto kiralama sözleşmesi imzalarken söz konusu senedi sözleşmenin son sayfası sanarak imzaladığını iddia ettiğini, ancak bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, içtihatlarla yerleşik uygulama, kambiyo senetlerinde amir mücerretlik ilkesi gereği yasalarla düzenlenmiş geçerlilik şartlarını havi her bir kambiyo senedinin düzenlenme amacından bağımsız olarak geçerli bir borç ilişkisi ifade ettiğini, mücerretlik ilkesi gereği kambiyo senetlerine konu olmuş borçların meydana gelme sebeplerinden bağımsız olarak yalnızca kambiyo senedine konu olduklarından dolayı geçerli olacağını, her ne kadar kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gereği icra takibine konu bononun tanzim sebebinin hükme esas alınmasının usul ve yasalara aykırı olacaksa da zaten eldeki dava bakımından ispat yükü davacı tarafın üzerinde olup dosya kapsamında davacı tarafın iddialarını ispata yarar senet niteliğinde herhangi bir delilin bulunmadığını, ayrıca eldeki dava bakımından ispat yükünün davacı tarafta olduğu da senedi senetle ispat ilkesi gereği davacı tarafça iddialarının senet niteliğinde delillerle ispat edilmesinin gerektiği halde iddialarını ispata yarar senet niteliğinde bir delil dosya kapsamında bulunmadığını belirterek kambiyo senetlerine hakim ilkeler ve davacı tarafın iddialarını ispata yarar delil bulunmaması sebepleriyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;

"1-Davanın REDDİNE,

2-İİK'nın 72/4. maddesi gereğince, Mahkememizce verilen tedbir kararı bulunmadığından davalı tarafın tazminat talebinin reddine, ..." dair karar verildiği görülmüştür.

Bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşme imzalanırken senedin kamufle edilerek sözleşmenin son sayfası olarak gösterilip imzalatıldığını, somut olayda kiralanan aracın kira bedeli 70.000,00 TL iken, icra takibine konu edilen senedin miktarının 150.000,00 TL olmasının senedin kira bedeli için teminat amaçlı düzenlendiğinin en açık göstergesi olduğunu, müvekkilinin kullandığı araca kullanımı sırasında arkadan bir motosiklet çarpması sonucu hasar gördüğünü, ancak karşı tarafın kusurlu olması nedeniyle tüm hasarları onun tarafından karşılandığını, müvekkilinin kaza ve hasar durumunu davalıya bildirdiğini, davalının müvekkilinden 70.000,00 TL araç değer kaybı zararı istediğini, davalının bu şekilde başka kişilerede hile ile senet imzalamak suretiyle hileli işlemlerde bulunduğuna dair bir çok haber yapıldığını ve bunların dosya arasına sunulduğunu belirterek arz edilen nedenlerle ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılmasını talep ettiği görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dairemizce, HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınmak suretiyle yapılan incelemede; Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince verilen nihai karar, davacı vekilince 10/03/2025 tarihinde istinaf edilmiş olup, davacı vekili 28/08/2026 havale tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiklerini bildirmiştir. Davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde feragate ilişkin yetkisinin bulunduğu görülmüştür.Çekişmeli yargıda kural olarak, "tasarruf ilkesi" geçerlidir ve taraflar dava konusu üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilirler. Bu suretle davaya son verilebilmesinin bir yöntemi davadan feragattir ve anılan müessese 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 307 ila 312. maddeleri ve arada kalan maddelerde düzenlenmiştir.HMK'nın 307. maddesinde; feragatin, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğu, 309. maddesinde; feragatin, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, hüküm ifade etmesinin karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, kayıtsız ve şartsız olması gerektiği, 310. maddesinde; feragatin, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, 311. maddesinde; feragatin, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğu, irade bozukluğu hallerinde feragatin iptalinin istenebileceği ve 312. maddesinde de; feragat beyanında bulunan tarafın, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği, feragat, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyetin, ona göre belirleneceği düzenlenmiştir.

Bu yasal çerçevede feragat; davacının istinaftan ve davadan vazgeçmesi olup, kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğurmaktadır. Geçerliliği için davacının rızasına veya mahkemenin kabulüne gerek olmayıp, bu konudaki tek taraflı irade beyanının mahkemeye ulaşması yeterlidir. Mahkemenin, yalnızca, feragatin gerçekten anılan anlamı içerip içermediğinin ve yasal yönteme uygun yapılıp yapılmadığını araştırması ve koşullar gerçekleşmişse feragat nedeniyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerekir. Diğer taraftan, davacı tarafından feragat bildirimi yapıldıktan sonra mahkemece henüz buna dayalı olarak karar verilmemiş olsa da, feragatten dönülemez. Davacının bu tür durumlarda, hata, hile veya ikrah nedeniyle feragatin geçersiz olduğunu aynı davada ileri sürebilme veya feragatin feshi için ayrı bir dava açabilme hak ve imkanı bulunmaktadır. Feragatin kesin hüküm oluşturma etkisi maddi anlamdadır ve feragat nedeniyle reddedilen dava, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeniden açılamaz. Ayrıca, feragat ile dava konusu uyuşmazlık esastan sona erdiğinden ve koşula bağlı hüküm verilemeyeceğinden, koşullu feragat geçersiz olduğu gibi, davacının istem sonucunun bir kısmından vazgeçmesi (kısmî feragat) durumunda, davanın feragat edilmeyen bölümü yönünden yargılamaya devam edilmesi zorunludur.Öte yandan, Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî Ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in, Karar verilmiş dosyalara ilişkin işlemler başlığını taşıyan 215. maddesindeki, "(1) Hükmün kesinleşmesinden önce davadan feragat, davayı kabul veya sulh hâlinde, hâkim dosya üzerinden bu konuda ek karar verir. Taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi sırf bu nedenlerle dosya istinaf veya temyiz incelemesine gönderilmez." düzenlemesine uygun olacak şekilde 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle HMK'nın 310. maddesine; "Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir." düzenlemesini içeren 2. fıkrasının eklendiği de belirtilmelidir.HMK'nın 310. maddesi, feragat hakkında karar verecek ayrı bir yargı mercii göstermediğine göre, dava hangi yargılama aşamasında ise, feragat hakkında karar verme görevi de o derece mahkemesine ait olacaktır. Dava dosyası istinaf yargılaması sürecini tamamlamadan önce feragat beyanı ulaştığından, feragat hakkında karar verme görevi de dairemize aittir. İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak feragat hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi, usul hukukuna hakim olan ilkelerden usul ekonomisi ilkesine aykırı olacak, gereksiz emek ve zaman kaybına sebebiyet verecektir. Ayrıca böyle bir uygulama, istinaf kanun yolunun niteliğine de uygun düşmeyecektir.Belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde; vazgeçilemez ve feragat edilemez herhangi bir hakka ilişkin ihtilaf söz konusu olmayan somut olayda, vekaletnamesinde yetkisi olan davacı vekilinin 28/08/2026 tarihli dilekçesinin davadan feragat niteliğinde olduğu, istinaf eden davacının yasal yönteme uygun davadan feragat etmesi ve istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince duruşma yapılmaksızın esastan reddine ve HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

A-)Davacı ...'ın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

B-)Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1139 Esas ve 2025/130 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA, hükmün HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince YENİDEN TESİSİNE,

1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,

2-İİK'nın 72/4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince verilen tedbir kararı bulunmadığından davalı tarafın tazminat isteminin reddine,

3-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, davacıdan peşin olarak alınan 2.577,54-TL harçtan mahsubu ile artan 1.845,54 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,

4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

5-Davacı tarafça yapılan yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6-Davalı tarafça yapılan bir yargılama gideri bulunmadığın bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,

7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. uyarınca taktir olunan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,

C-)Davacının istinaf başvurusu kabul edilmiş olmakla;

1-)Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde istinaf kanun yoluna başvuran davacıya iadesine,

2-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT'nin 2/2. maddesi uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

3-)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davadan feragat nedeniyle üzerinde bırakılmasına,

D-)1-)İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,

2-)Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK'nın 302/5 ve 359/3. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-b maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1293, K. 2026/1471, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1293-e-2026-1471-k-2659a3099379