Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/920 E. 2026/1481 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/920
- Karar No
- 2026/1481
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/920
KARAR NO : 2026/1481
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 12/02/2026
NUMARASI : 2022/190 E. - 2026/44 K.
DAVANIN KONUSU: Marka(Tecavüzün Tespiti, Maddi Manevi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ... A.Ş. ‘nin enerji, inşaat, madencilik, tekstil, finans ve dijital alanlarında olmak üzere yurt içinde yurdışında uzun yıllardır çalışmalarını sürdürdüğünü, davacı ..., Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde, 11.08.2000 başvuru tarihli "..." markasını tüm marka sınıflarında tescil ettirdiğini, davalı şirketin "... ..." ve "... İnşaat", "... Grup", "... Dekorasyon" markalarına www.....com.tr adresli web sitesinde yer verdiğini, iş yerleri, internet siteleri, sosyal medyalarda, fatura, kartvizit, broşür vs. yerlerde kullanmak suretiyle Müvekkili şirketlerin marka haklarına tecavüz ettiği, haksız rekabet yaratan eylemlerde bulunduğu hususlarının Beşiktaş 19. Noterliğince düzenlenen 28.04.2022 tarihli, ... yevmiye numaralı e-tespit tutanağı ile tespit ettirildiğini ve marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabet oluşturan fiillerin sona erdirilmesi hususlarının davalıya ihtaren bildirildiğini, ihtarnamenin davalı tarafından 11.04.2022 tarihinde tebellüğ edilmiş olduğunu, , www.....com.tr adresli web sitesi incelendiğinde "... İnşaat" ibaresinin markasal ve ticari nitelikte davalı tarafça kullanıldığını, dilekçelerinde açıklanan sebeplere istinaden Davacıların marka hakkına tecavüzün tespiti durdurulması önlenmesine, ihtiyadi tedbir kararı verilmesine, SMK 151A kapsamında maddi tazminatın belirlenmesi ile şimdilik 10.000 Maddi, 50.000 Manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin ticaret hayatına ve dava konusu unvan kullanımına “19 Şubat 1992 tarihinde” Osmaniye Ticaret Sicil Memurluğu’nun 3581 sicil numarasına kayıtlı olarak “... Ltd. Şti.” olarak başladığını, dava konusu “...” unvanlının, şirketin kurucusu merhum ...’ın soy ismi olması sebebiyle kullanılarak ticaret hayatına başlandığını, davacılardan ... A.Ş firmasının ise 1994 yılında “... Anonim Şirketi” olarak ticari hayatına başladığı 1997 yılında unvan değişikliği ile beraber “... Anonim Şirketi” olarak anıldığının ticaret sicil gazetelerinde görülebileceğini, Uzunca bir süre ... Ltd. Şti. unvanı adı altında faaliyet gösteren müvekkili şirketin 15 Temmuz 2016 tarihinde ...A.Ş. olarak unvan değişikliğine gittiğini ve Anonim Şirket olarak ticaret hayatına devam ettiğini, müvekkil şirket dava konusu olan www.....com.tr domain adresini, davalı şirketin 18.04.2000 tarihinden itibaren kullanmaya başladığı www.....com adresinden 4 ay önce 15.12.1999 tarihinden bugüne kadar kesintisiz bir şekilde de kullandığını, Davacı şirketlerin her ne kadar marka haklarına tecavüz edildiğini, haksız rekabete maruz kaldıklarını ifade etseler de, ... A.Ş. Bir şirketler grubu olarak inşaat alanında "..." unvanıyla faaliyet göstermekte olduklarını, davacının web sitesi https://www.....com/tr/hakkimizda/...-holding adresi ve https://www.....com/tr/sektorler/insaat-sektoru adresinde görüleceği, davacı ... A.Ş. Esasen Türkiye genelinde enerji alanında kendi unvanıyla markalaşmış ve bu alanda etkin bir rol üstlenerek adını duyurmuş olduğunu, bu anlamda müvekkili şirket ile haksız rekabetin oluşması kendi unvanlarını kullandığı bir sektörle ancak iddia edilebilecek iken; kendi unvanlarını kullanmadıkları bir sektör olan İnşaat sektöründe bu hususta talepte bulunduklarını, taraflarınca davacının "... ..." için yaptığı marka başvurusuna TPE Nezdinde müvekkil şirket tarafından itiraz edilmiş, olup sürecin devam etmekte olduğunu, bu sebeple tedbir talebinin hukuka aykırı olduğunu müvekkilinin ticaret unvanı kullanımından men edilmediği ve kararın kesinleşmediği sürece tedbiren kullanımının durdurulamayacağını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI; İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/02/2026 tarihli 2022/190 E- 2026/44 K sayılı kararıyla; "...Davacının davayı kayden 25/08/2022 tarihinde açtığı, davalıya ait www.....com.tr alan adının, 15.12.1999 tarihinde tescil edildiği, davalının alan adı içindeki kullanımların ilkinin 2001 yılı olduğunun belirlendiği, davacı tarafından davanın ise 20 yıl sonra açıldığı, dosyada alınan teknik rapor incelendiğinde; alan adı içinde ... ve ...ibarelerinin yıllar içerisinde alan adı içinde ...olarak kullanıldığı, raporun 6.sayfasında ...ibaresinde A harfinin karakterize edilerek bir binanın iç görüntüsü üzerinde kullanıldığı, 2004 ve 2005 yılları içinde de aynı görüntünün bulunduğu, 2006 yılındaki görselde ... ..., ... ... , ... GRUP ibareleri ile yapılan işi gösteren görsellerin her birinin alan adında görselin üzerinde yer aldığı, 2010 yılında aynı görüntünün yer aldığı, 2013,2014 tarihli kullanımlarda da ...ibaresi , site içinde bina görseli üzerinde video gösterimi için tıklanacak bina görseli( rapor 12.sayfa) ,iletişim numaralarının bulunduğu, 2017 yılındaki görselde ...AŞ ibaresi ile firmanın ürünlerin kullandığı markaların da reklamını yaptığı, 2019 yılındaki görselde ... DEKOR, ... PARK ibareleri ile ... markasının kullanıldığına dair görüntülerin bulunduğu, 2021 tarihli görselde pencerelerde kullanılan sistem ve markaların görseli ile tamamlanmış /yapımı devam eden bina görsellerine yer verildiği(... PARK KARŞIYAKA) ,2023 yılında ise ...güvencesi sizlerle gibi ... esas unsurlu kullanımların yıllar içinde alan adı içinde kullanıldığı yani davalının ... esas unsurlu markasal kullanımını tescilsiz olarak 2001 yılından beri farklı unsurlarla kullandığı, bu kullanımın ticari olarak kötüniyetli olmadığı, internet aktörlerinin bilinen hızı, geniş kitlelere daha çabuk ulaşması, aynı alanda faaliyet gösteren davacının ise davalının varlığından 2022 yılında haberdar olduğunu TTK 18. Madde kapsamında ileri süremeyeceği, davalının tacir olarak kötüniyetli hareket ettiğinin da davacı yanca ispat edilmediği, zira davalının ticari sicile ilk kaydının 1992 yılı olup, markasal olarak kullanımlarının ise alan adı tahsisi ile 1999 yılında başladığı, 2001 yılında site içinde markasal kullanımların başladığı ve istikrarlı olarak davanın açıldığı tarihe kadar devam ettiği, davacının ise 2022 yılında ihtar göndereceği tarihe kadar sessiz kalarak davalının kullanımlarına zımnı olarak icazet verdiği , dolayısıyla aradan 20 yıla yakın süre geçtikten sonra dava açmasının hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve hükme dayanak olarak alınan 13/06/2025 tarihli bilirkişi raporunun HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, diğer alınan raporlardaki değerlendirmelerin hukuki belirlemeler içermesi ve sessiz kalma yoluyla hak kaybının ise Mahkemece değerlendirilecek bir hukuki nitelendirme olması gözetilerek ; davacı yan uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığının anlaşıldığı" gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekiline gerekçeli kararın 23/03/2026 tarihinde, davalı vekiline 07/03/2026 tarihinde tebliğ edildiği.
Davacılar vekilinin gerekçeli karar tebliğinden önce 19/03/2026 tarihli süre tutum dilekçesi verdiği, dilekçesinde; mahkemenin 12/02/2026 tarihli kararının hukuka uygun olmadığını, istinaf beyanlarını içerecek ek dilekçeyi mahkemeye sunacaklarını beyan ettiği, aynı tarihte başvuru harcı ve maktu harcı yatırdığı anlaşılmıştır.
Davacılar vekilinin gerekçeli istinaf dilekçesini ise 06/05/2026 tarihinde ibraz ettiği; davalının müvekkilinin markasına tecavüz eylemlerinin sabit olduğunu, müvekkilinin eylemden haberdar olduğunda, hukuki işlemlere başladığını, sessiz kalmadığını, mahkemenin sessiz kalma yoluyla hak kaybından dolayı davanın reddi kararının yerinde olmadığını, davalı eylemlerinin açıkça haksız rekabet teşkil ettiğini, madde ve manevi zararlarının tazmininin gerektiğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin istinaf dilekçesine cevabında; davacı vekilinin gerekçeli istinaf dilekçesi süresinde sunulmadığından, istinaf sebeplerinin dikkate alınmaması gerektiğini, HMK 355. Madde gereğince kamu düzeni ile sınırlı olarak inceleme yapılması gerektiğini, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Markaya tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklanan tazminat talepli davada, ilk derece mahkemesince davacı tarafın sessiz kalmak suretiyle dava açma hakkını kaybettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davacılar vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacılar vekilinin gerekçeli karar tebliğinden önce 19/03/2026 tarihli süre tutum dilekçesi verdiği, dilekçesinde; mahkemenin 12/02/2026 tarihli kararının hukuka uygun olmadığını, istinaf beyanlarını içerecek ek dilekçeyi mahkemeye sunacaklarını beyan ettiği, aynı tarihte başvuru harcı ve maktu harcı yatırdığı davacılar vekiline gerekçeli kararın 23/03/2026 tarihinde tebliğ edildiği, gerekçeli istinaf sebeplerinin ise 05/05/2026 tarihinde ibraz edildiği görülmüştür.
6100 Sayılı HMK 355. Madde de; "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü taktirde bunu resen gözetir." hükmü düzenlenmiştir.
Davacılar vekilinin gerekçeli istinaf dilekçesinin, karar tebliğinden itibaren iki haftalık yasal sürede verilmediğinden, bu dilekçedeki istinaf sebeplerinin incelenemeyecektir. Karar tebliğinden önce ibraz edilen 19/03/2026 tarihli süre tutum dilekçesinin ise istinaf başvurusu niteliği taşımakla birlikte herhangi bir istinaf sebebi ileri sürülmediğinden, ancak HMK 355. Madde gereğince kamu düzeniyle ilgili hususlarda hukuka aykırılık bulunup bulunmadığı konusunda inceleme yapılabileceği anlaşılmaktadır.
Dairemizce kamu düzeniyle ilgili yapılan incelemede; davanın görevli mahkemede açıldığı, taraf teşkilinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı ve davalı tarafın davacı ve davalı sıfatının bulunduğu, dava şartlarının mevcut olduğu verilen kararda kamu düzenine aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, HMK 355. Madde gereğince yapılan incelemede, mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık bulunmadığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/02/2026 tarih ve 2022/190 E. 2026/44 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davacılar tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, fazlaya ilişkin olan 1.024,65 TL'nin harcı talep ve iadesi halinde davacılara iadesine,
3-Davacılar tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026