İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/217 E. 2026/45 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/217
- Karar No
- 2026/45
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 25. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/217 Esas KARAR NO : 2026/45
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/11/2023 KARAR TARİHİ : 11/09/2026
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılamasında dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 11.01.2016 tarihinde Acentelik Sözleşmesi imzalandığını, Müvekkil Şirketin, ilgili Acentelik Sözleşmesi ve ... 5. Noterliğinden tasdikli ... tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletname uyarınca davalı Şirket'in yetkili acentesi olarak sigortacılık faaliyetlerini yürüttüğünü, ancak, davalı Şirket tarafından gönderilen ... 5. Noterliğinden tasdikli ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile Belirsiz süreli Acentelik Sözleşmesinin 11-a maddesi ile TTK m. 121 uyarınca feshedildiğini, ilgili hükümler uyarınca feshin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 3 ay süre sonrasında hüküm ifade edeceğini, ilgili sürenin sonunda vekaletname ile verilen yetkilerden azledildiğini davacıya bildirdiğini, ... 5. Noterliğinden tasdikli ... tarihli ... yevmiye numaralı azilname ile müvekkili Şirketin vekillik yetkilerinden azledildiğini, davacı ile davalı arasında acente sözleşmesinin akdedildiği ...tarihinden Sözleşmenin haksız feshinin hüküm ve sonuçlarını doğurduğu ve müvekkil Şirketin azledildiği 06.06.2023 tarihinde kadarki 7 yılı aşkın süre boyunca davacının davalı nam ve hesabına sayısız sigorta poliçesi düzenlediğini, faaliyet gösterdiği alanda çok sayıda müşteriyi davalı şirkete kazandırdığını, bu haliyle ve Mahkemece yapılacak inceleme neticesinde müvekkilinin davalı lehine gerçekleşen bu kazanımlardan dolayı TTK m. 122 gereği portföy tazminatına hak kazandığını, bu sebeplerle nihai tazminat tutarı Mahkemece belirlenmek üzere şimdilik 50.000 TL portföy tazminatının davalı Şirket tarafından müvekkil Şirkete ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin, davalı adına toplam 862 adet poliçe ile 3.660.971,30 TL değerinde sigorta poliçesi düzenlendiğini, müvekkilinin, bu süre zarfında davalının nam ve hesabına çalışarak, çok sayıda müşteriyi davalı Şirkete kazandırdığını, mevcut haliyle müvekkili kayda değer bir süre boyunca davalının vekili olarak sektörde faaliyet göstermesinin davalı şirket'e ciddi bir müşteri çevresi ve önemli bir iş potansiyeli kazandırdığı hususunda şüphe bulunmadığını, davalının, müvekkilinin icra ettiği acentelik faaliyeti neticesinde düzenlediği sigorta poliçeleri kapsamında sözleşmenin feshinden sonra dahi poliçe prim bedellerini tahsil etmek ve müvekkilinin sağladığı müşteri çevresi ve tanınırlık sayesinde yeni sözleşmeler akdetmek suretiyle maddi kazanç elde etmeye devam ettiğini beyanla müvekkili şirket ile davalı şirket arasında akdedilen 11.06.2016 tarihli Acentelik Sözleşmesi'nin davalı Şirket tarafından haksız bir biçimde feshedilmesi neticesinde TTK m. 122 uyarınca müvekkili şirket tarafından hak kazanılan toplam tutar Sayın Mahkemece belirlenmek kaydıyla şimdilik 50.000 TL portföy tazminatının fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirket tarafından müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı ...Şirketi ile müvekkili ... Şirketi arasında 11.01.2016 tarihinde bir sigorta acentelik sözleşmesi akdedildiğini, davacı tarafından acente olarak faaliyetine başlandığını, söz konusu Acentelik Sözleşmesinin belirsiz süreli olduğunu, acentelik Sözleşmesi'nin 11-(a) maddesi uyarınca şirket, yukarıda belirtilen sebeplerle veya herhangi bir zamanda acentenin şirketin talep ve beklentilerini gereği gibi yerine getiremediğine karar verirse, işbu Acentelik Sözleşmesini feshetmemekle beraber acenteye vermiş olduğu bilgisayar ve ilgili ekipmanının tümünün ya da bir kısmım veya müşterilere ait bilgilerin ve tüm bilgisayar datalarının veya ilgili dokümanların bildirim tarihinden itibaren en geç 24 saat içinde kendisine teslimini lalen etme hakkımı sahiptir. (...)” şeklinde olduğunu, davacı acentenin faaliyetleri ile yazılan poliçelerden elde edilen primlerin istikrarlı biçimde düştüğünü, davacı acentenin faaliyetleri ile yazılan poliçelerin 26.12.2023 tarihi itibarıyla hasar/prim oranları, yani net prim, oranı ile müvekkili şirketin karşılamak zorunda kaldığı sigorta tazminatlarının oranı incelendiğinde bu oranın yüksek olduğunu, bu oranlardan davacının anılan yıllarda müvekkili şirkete hiç kâr getiren bir poliçe düzenlemediğini, tam aksine müvekkile zarar veren poliçeler düzenlediğini ortaya koyduğunu, bu çerçevede müvekkiline davacı acentenin üretim yetersizliği ve hasar- prim dengesinin uygun olmaması durumunda sözleşmeyi feshetme ve acentenin yetkilerini kısıtlama/ekranlarını kapatma yetkisi veren taraflar arasındaki 11.01.2016 tarihli Acentelik Sözleşmesinin m.11 hükmü uyarınca işbu acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, müvekkilinin, taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkiline verdiği bir hakkı, sözleşmedeki şartlara uygun olarak kullandığını, davacının denkleştirme/portföy tazminatı talebinin şartlarının oluşmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenlerle feshedildiğini, davacının denkleştirme isteminin hakkaniyet koşulunun da gerçekleşmediğini beyanla haksız davanın reddine ve vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, taraflar arasında imzalanan 11.06.2016 tarihli acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haklı/haksız ne şekilde feshedildiği, TTK 122 uyarınca davacı tarafından talep edilebilecek portföy tazminatı bulunup bulunmadığı var ise miktarının tespiti talebine ilişkindir. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilerek deliller toplanmış, bilirkişilerden rapor aldırılarak sonuca gidilmiştir. Bilirkişiler heyet raporunda özetle; Davacı ile Davalı şirket arasında 11.01.20216 tarihinde “Acentelik Sözleşmesi'nin” akdedildiği, Mahkemece tazminata hükmedilmesine karar verilmesi halinde; bilişim uzmanı tarafından yapılan inceleme sonucunda davacı şirketin davalı şirketten azami 40.024,40 TL'lik portföy tazminatı talebinde bulunabileceği, bilişim uzmanı tarafından yapılan incelemede 06.06.2023 tarihli Azilmame sonrasında toplam 5 Müşterinin poliçesinin yenilendiğine ve toplam komisyon tutarının 1.592,05TL olduğu tespit edildiği, yapılan inceleme sonucunda, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedilmiş olduğu değerlendirildiğinden davacının portföy tazminatı talep edebilmesi için yasal koşullarının oluşmadığı, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi, meselenin asli ve nihai hukuki takdiri ve tavsifi 6100 sayılı HMK'nın md. 266/c.2 hükmü ve 6754 sayılı Kanun'un md. 373 hükmü gereği, delillerle doğrudan temas eden yüce Mahkemeye aittir. HMK md. 282 hükmü gereği bilirkişi görüşü Mahkemeyi takyit etmediğinden, muhterem yargı makamı tamamen davacı savları veya tamamen davalı savunmaları yönünde hüküm kurmakta muhtariyeti yönünde görüş ve rapor tanzim edildiği anlaşılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE Davacı tarafça da sözleşmenin haksız feshi nedeniyle denkleştirme-portföy tazminatı talebiyle eldeki davanın açıldığı ve taraflar arasında 11.01.2016 tarihli belirsiz süreli "Acentelik Sözleşmesi" düzenlendiği ve davalı tarafından davacıya gönderilen ... 5. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiği anlaşılmaktadır. Eldeki uyuşmazlık sigorta acenteliği sözleşmesinden kaynaklanmakla TTK ve Sigortacılık Kanunu kapsamında davacının portföy tazminatı talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda 6102 sayılı Kanun sonrası getirilen değişiklikle m. 23/16 da, " Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer." denilmektedir. 6102 sayılı TTK m. 122 ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 23/16'da belirtilen koşulların varlığı halinde, davacı sigorta acentesinin, acentesi bulunduğu davalı sigorta şirketinden portföy zararını talep edebilecektir. Portföy tazminatı istenebilmesi için maddede aranan tüm koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Sözleşmenin sona ermesi yeterli olup, hangi sebeple sona erdiğinin bir önemi yoktur. Sözleşme; sürenin son bulması, iflas, ölüm, kısıtlama veya feshi ihbarla sona ermiş olabilir. (Sabih ARKAN, Ticari İşletme, 2015, s.228 ) Bu noktada önemli olan, sözleşmenin sona ermesinde acentenin (tek satıcının) kusurlu bir davranışının olmamasıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ...E- ... K sayılı 1.3.2017 tarihli kararı) Başka bir anlatımla, acentenin (tek satıcının) kusuru olmaksızın sözleşmenin her hangi bir şekilde sona ermesi durumunda talep edilebilecektir. Dava konusu olayda, fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK.nın 122. maddesi uyarınca, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliğine göre, sözleşmenin davacının bir kusuru olmaksızın davalı tarafından sona erdirilmesi ve diğer koşulların da bulunması kaydıyla denkleştirmeye ilişkin bu tazminat davacı tarafından talep edebilecektir. Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir: 1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, 2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, 3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması, 4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması ( Özge Ayan, Acentenin Denkleştirme Talep Hakkı, Seçkin Yayınları, Ankara 2008, s. 146 vd; Arslan Kaya, Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap Ticari İşletme- Yedinci Kısım-Acentelik, 2. Basım, İstanbul 2016, s.247 vd). Mahkemece öncelikle bu dört koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmelidir. Bundan sonra, koşulları varsa, alacağın hesaplanmasına geçilmelidir. Somut uyuşmazlıkta önce talimat Mahkemesine müzekkere yazılarak davacının ticari defterlerinin incelenmesi için dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmesi istenmiş daha sonra acentelik sözleşmesinin fesih süreci ve talep edilebilecek portföy tazminatının bulunup bulunmayacağı konusunda rapor düzenlenmesi için sigortacı sektör bilirkişi ve sözleşme hesap uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş itiraz üzerine bu defa içinde yazılım uzmanının da bulunduğu farklı bir heyetten rapor alınmıştır. Birbirini teyit eden her iki raporda da Portföy tazminatı istenebilmesi için TTK 122.maddesi ve yasal düzenlemeler gereği aranan tüm koşulların birlikte gerçekleşmediği, davalının acentelik sözleşmesinin 11-a ve 11-c maddeleri uyarınca dava konusu sözleşmeyi haklı neden ile feshettiği kanaati oluştuğundan, davacının talep edebileceği bir tazminatın bulunmadığı değerlendirilerek davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE 2-Alınması gerekli 732,00- TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 123,11-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 492,29-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, 6-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen miktar üzerinden davalı vekili için takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/09/2026 10:56:15
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır