Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1289 E. 2026/1995 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1289
Karar No
2026/1995
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1289 KARAR NO : 2026/1995

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/04/2023 NUMARASI : 2020/77 Esas 2023/319 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak BAM KARAR TARİHİ : 23/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/09/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile ....arasında 01.06.2011 tarihli Dağıtıcı/Yetkili Servis Niyet Mektubu ve 17.05.2012 tarihli Binek Araç Yetkili Servis Sözleşmesi imzalanmak suretiyle taraflar arasında "Manisa ili" bölgesi içinde .... marka araçlara ilişkin yetkili araç satıcılığı/servis sağlayıcılığı ilişkisi tesis edildiğini, ... Türkiye'nin müvekkili şirkete gönderdiği 20.04.2018 tarihli ve bir yıllık fesih ihbar süresini içerir fesih ihbarnamesi ile sözleşmeleri 26.04.2019 tarihi itibariyle feshettiğini, ... Türkiye'nin sözleşmeleri haksız olarak feshettiğini, müvekkili şirketin ciddi zararlara maruz kalmasına sebep olduğunu, neticesinde müvekkili şirketin yatırım giderlerine ilişkin olarak delil tespiti talebinde bulunduğunu, Manisa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/41 Değişik İş sayılı dosyasına delil tespiti raporu sunduklarını, dava konusu taleplerinin karşılanması için başlatılan arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yetkili Mahkemenin İzmir Mahkemeleri olduğunu, dava konusunun tahkim şartı kapsamında yer almadığını, zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlandığını, ihtiyari arabuluculuk sürecinin işletilmesinin hukuka uygun olmadığını, arabulucuya başvurma yükümlülüğünün sona erme konusunda uyuşmazlık olduğunu bildiren tarafa ait olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmelerden doğan edimlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, ... Türkiye'nin müvekkili şirkete gönderdiği 20.04.2018 tarih ve bir yıllık fesih ihbar süresini içerir fesih ihbarnamesi ile sözleşmeleri 26.04.2019 tarihinde feshettiğini, ... Türkiye tarafından müvekkili şirkete gönderilen 21.11.2019 keşide tarihli ihtarname uyarınca sözleşmenin 26.04.2019 tarihi itibariyle feshedildiğinin vurgulandığını, müvekkili şirketin sözleşmelerden doğan edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, Rekabet Kurumu tarafından yayımlanan 2017/3 Sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin 5/4/b maddesi uyarınca belirsiz süreli sözleşmelerdeki fesih ihbarı süresinin 2 yıl olduğunu, ... Türkiye'nin ise müvekkili şirkete gönderdiği fesih ihbarnamesinde dağıtım sistemi ve dağıtım stratejisinin yeniden organizasyonu iddiasının ileri sürülerek 1 yıllık fesih ihbarı verildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mezkur tebliğin 5/4/b maddesi uyarınca ... Türkiye'nin ancak "Dağıtım sisteminin önemli bir kısmını ya da tamamını yeniden düzenlemesinin zorunlu olması nedeniyle" 1 yıllık fesih ihbarı süresini kullanabileceğini, ... Türkiye'nin herhangi bir surette dağıtım sisteminin önemli bir kısmını ya da tamamını yeniden düzenleme zorunluluğu içerisinde olmadığını, bu sebeple ... Türkiye tarafından gerçekleştirilen feshin haksız ve kötü niyetli olduğunu, Sözleşmeler'in 19.1 süre başlıklı maddesi uyarınca belirsiz süreli olarak akdedildiğini, müvekkili şirketin de söz konusu bu madde kapsamında yatırımlarını gerçekleştirdiğini, müvekkili şirket ile ... Türkiye arasında sözleşmelerin akdedilmesinden sonra gelen talepler doğrultusunda sözleşmelerin değiştirilmesi amacıyla tadil mekanizmalarının işletildiğini ve bu mekanizmanın taraflar arasında mutad hale geldiğini, taraflar arasında tadil mekanizmasının işletilebilmesi imkanı bulunuyorken Sözleşmeler'in feshedilmesinin ... Türkiye'nin asil iradesini gösterdiğini, müvekkili şirket ile ... Türkiye arasında ekonomik bir bağlılık olduğunu, müvekkili şirket bağımsız kişi olsa da daha fazla koruma ihtiyacının bulunduğunun açık olduğunu, bu nedenle Sözleşme'de taraflardan birinin dilediği zaman sözleşmeyi sona erdirme hakkının sözleşmelerin niteliğine uymadığını, sözleşmelerin niteliği itibariyle süreklilik arz ettiğini ve bu sürekliliği ve istikrarı gerektirdiğini, sözleşmelerin 19.1maddesi uyarınca taraflar arasında süresiz/belirsiz süreli bir akdi ilişki tesis edildiğini, taraflar arasında akdedilen Servis Sözleşmesi hükümleri ve Servis Sözleşmesinin EK 4'ü uyarınca müvekkili şirketin ... Türkiye tarafından talep edilen ve zorunlu kılınan pek çok ekipman, demirbaş, makine, tesis ve altyapı yatırımı gerçekleştirdiğini, bir bilirkişi incelemesi yapılarak tesis ve donanımın hangi oranda müvekkil şirket tarafından kullanıldığı ve kullanılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, kullanılmayan oranın bedelinin müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan yatırımların taraflar arasındaki ticari ilişkinin sürdürülebilmesi için gerekli olan harcamalar olduğunu, müvekkili şirketin ... Türkiye tarafından talep edildiği şekilde ve buna uygun olarak yatırımlarını gerçekleştirdiğini, ... Türkiye'nin sözleşmeleri haksız feshettiğini ve müvekkili şirket tarafından yapılan yatırımların büyük oranda müvekkili şirketin elinde kalarak müvekkili şirketi zarara uğrattığını, müvekkili şirketin 31.12.2012 tarihi itibariyle yaptığı yatırım harcamalarının 3.320.135,61 TL tutarında olduğunu, Sözleşmeler'in sona ermesiyle birlikte gerçekleştirilen yatırımların büyük bir kısmının müvekkili şirket tarafından kullanılamayacağını ve müvekkili şirkete yarar sağlayamayacağını, taraflar arasında herhangi bir para aktarımı/transferi olmayarak ... Türkiye .... Manisa ... Şubesi nezdinde açılmış olan müvekkili şirkete ait faktörün limitinden otomatik olarak tahsilen yapıldığını, taraflar arasında esas olan prensibin sipariş usulü olduğunu, yani müvekkili şirketin herhangi bir sipariş vermeden ... Türkiye tarafından araç/yedek parça gönderimi yapılmadığını, ... Türkiye'nin müvekkili şirket tarafından sipariş verilmemiş olan araçları müvekkili şirkete gönderip bedellerini otomatik olarak tahsil ettiğini, ... Türkiye'nin hukuka aykırı bir şekilde müvekkili şirketin almak zorunda olmadığı araçları zorla ve cebren müvekkili şirkete sattığını, müvekkili şirketin ihtiyacı olmayan ve sipariş etmediği ürünleri stoğuna almak zorunda kaldığını, Dağıtıcı Sözleşmesi'nin EK 5.4 maddesi ve Servis Sözleşmesi'nin Ek 4.4 maddesi uyarınca müvekkili şirketin çalışanlarına ilişkin belirli eğitimleri alma zorunluluğunun düzenlendiğini, müvekkili şirketin söz konusu yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirdiğini, eğitim masraflarını karşıladığını, ... Türkiye'nin Sözleşmeleri haksız olarak feshetmesi neticesinde müvekkili şirketin bünyesinde ... markasına ilişkin eğitim almış pek çok çalışanı ile kaldığını, ... Türkiye'nin Sözleşmeleri haksız bir şekilde feshettikten sonar zorla müvekkili şirketin tesislerine gelip 07.05.2019 tarihinden müvekkili şirketin tüm müşterilerinin gözü önünde ve müvekkili şirketin bina ve tesislerine zarar vermek suretiyle hurda kırma işlemi gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin müşterilerine ve çalışanlarına mahçup olduğunu bildirerek davalarının kabulüne, belirsiz alacak mahiyetinde olan denkleştirme tazminatının bilirkişi marifetiyle hesaplanıp dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ... Türkiye'den tahsiline, 31.12.2012 tarihi itibariyle toplam yatırım gideri olan 3.320.135,61 TL dikkate alınmak suretiyle bilirkişi tarafından hesaplanacak kullanılmayan orana tekabül edecek toplam yatırımı giderinin bilirkişi tarafından hesaplanmasını ve hesaplamanın bu rakamın 31.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ... Türkiye'den tahsil edilmesine, faiz zararı araç listesinde ifade edilen her bir aracın müvekkili şirkete fatura edilmesi ve müvekkili şirket tarafından 3. Kişi müşteriye satışı anına kadar geçen zaman içerisinde müvekkili şirketin mezkür araç bedeline yönelik parayı kullanamaması sebebiyle maruz kaldığı ve ilgili döneme ilişkin olan bankalarca uygulanan en yüksek ticari mevduat faizinin yapılacak bilirkişi incelemesi marifetiyle hesaplanmasına, bu doğrultuda hesaplanan rakamın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkili şirkete işlenmesine, müvekkili şirket bünyesinde çalışmakta olan ve ... Türkiye tarafından mecburiye bir şekilde eğitim aldırılan kişilere yönelik eğitim harcamalarının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak hesaplanan rakamın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesine, müvekkili şirketin uğradığı manevi zararın giderilmesi amacıyla ... Türkiye'den 50.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili .....Şirketi ile davacı .. Şirketi arasında 17.05.2012 tarihinde Binek Araç Dağıtıcı Sözleşmesi ve yine 17.05.2012 tarihinde Binek Araç Yetkili Servis Sözleşmesi imzalandığını, böylece....'in ... markaları araçları satmayı ve teknik servis hizmeti sunmayı yükümlendiğini, ... tarafından gönderilen 20.04.2018 tarihli taahhütlü mektupla sözü edilen sözleşmelere ilişkin bir yıllık ihbar süresi ve fesih ihbar edildiğini, sözleşmenin 26.04.2019 tarihinde sona ereceğini davalıya bildirdiğini, bu hususun ... tarafından davalıya Kadıköy 30. Noterliği eliyle gönderilen 21.11.2019 tarihli ve 56572 yevmiye numaralı ihtarnameden de açıkça anlaşıldığını, davacının denkleştirme tazminatı talebinin kabule şayan olmadığını, her iki sözleşmenin de acentelik sözleşmesi veya tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkisi niteliğinde olmadığını, somut olayda denkleştirme tazminatının şartlarının oluşmadığını, denkleştirme tazminatının ilk şartının müvekkilinin acentenin bulunduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinden sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi olduğunu, her iki sözleşme bakımından da bu şartın oluşmadığını, ...'in kendi gayretiyle müvekkiline müşteri kazandırmış olmadığını, zaten ... müşterisi olan kişilere teknik servis hizmeti sunduklarını, Binek Araç Dağıtıcı Sözleşmesi için de benzer bir durumun söz konusu olduğunu, davacının müvekkilinin markasının tanınırlığı sayesinde satış yaptığını, hali hazırda da ikinci el otomotiv satışıyla iştigal edip ... sayesinde edindiği müşteri portföyünden yararlandığını, müvekkilinin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesinin söz konusu olmadığını, Manisa da halihazırda bir araç satış bayisi ve yetkili ... servisi olmadığını, denkleştirme tazminatının ilk şartının gerçekleşmediğini, ikinci şart olarak sözleşme ilişkinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi olduğunu,somut olayda bu şartın gerçekleşmediğini, davacı ile olan sözleşmesel ilişkinin sona ermesinden sonra müvekkilinin Manisa çevresinde bir araç satışı veya teknik servis sağlama girişiminin olmadığını, davacının işletmeye kazandırdığı veya kısa bir süre içinde yapılacak işler dolayısıyla herhangi bir gelirden yoksun kalmasının söz konusu olmadığını, müvekkilinin davacıyla olan sözleşmelerini davacıyla olan ticari ilişkisini sonlandırmak amacıyla feshetmediğini, amacının yeni bir sözleşme imzalamak olduğunu, bunun nedenlerinin sözleşmelerini 24.02.2017 tarihinde yürürlüğe giren Motorlu Taşıtlar Sektöründeki dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Maafiyeti Tebliği çerçevesinde yeniden düzenlemek zorunda kalması ve Kasım 2017 itibariyle ...'in dava dışı ....na dahil olduğunu, b şirket hisselerinin dava dışı bir otomotiv şirketine satıldığını, davacının müteaddit defalar yeni bir sözleşmeye imza atmak için davet edildiğini, davacının henüz kendisine yeni sözleşme örneği dahi gönderilmeden ve yeni sözleşme şartlarını müzakere dahi etmeden 07.08.2018 tarihli e-postayla bayiliği bırakmak istediklerini açıkça bildirdiklerini, müvekkilinin davacıya karşı sözleşmeye aykırılığı veya başkaca bir hukuka aykırı fiili olmadığından yatırım bedelini müvekkilden talep etmesinin gayri ciddi olup sebepsiz zenginleşme arzusu olarak nitelendirilebileceğini, müvekkilinin her iki sözleşmeyi de sözleşmelerin 19.3.3 maddesine uygun olarak feshettiğini, müvekkilinin sözleşmeleri 24.02.2017 tarihinde yürürlüğe giren Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği çerçevesinde yeniden düzenlenmek durumunda kaldığını, Kasım 2017 itibarıyla ...'in dava dışı ....'na dahil olduğunu, şirket hisselerinin dava dışı bir otomotiv şirketine satıldığını, bu durumda ...'in bayi ve servis ağının yeniden organize edilmesi gerektiğini, müvekkilinin de bu gereklilik nedeniyle sözleşmelerin 19.3.3. Maddesine uygun olarak davacıyla olan sözleşmelerini feshettiğini, davacının kendi özgür iradesiyle müvekkili ile sözleme imzalamış olduğunu ve bu yüzden ... bayisi ve yetkili servis olarak faaliyet gösterebilmek için gerekli olan giderlere de katlanması gerektiğini, davacının iş yerinin yapımı ve dekorasyonu için harcadığı paranın zarar niteliği taşımadığını, davacının sadece inşaat giderlerini değil bizzat kullandığı iş yeri için yaptığı her türlü gideri de müvekkilinden istediğini, bu talebin hiçbir dayanağı olmadığını, davacı kar elde etmeden araba sattı ise bunun davacının kararı olduğunu ve sonuçlarına katlanması gerektiğini, davacıya zorla araba sattırmanın söz konusu olmadığını, davacıya stok yükümlülüğüne ve siparişlerine aykırı hiçbir teslimat yapılmadığını, davacının personelinin müvekkili tarafından düzenlenen eğitimlere katıldığını, müvekkilinin düzenlediği eğitimlerin davacının işini layıkıyla yapmasını sağladığını, davacının personeline aldırdığı eğitimlerin giderini zarar olarak nitelendirilmesinin hukuken kabule şayan olmadığını, müvekkilinin davacının aramalarına ve e-postalarına cevap vermemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin bölge müdürlerinin beyaz yakalı çalışanlar olup bizzat hurda kırmadıklarını, hurda kırma işlemlerinin davacının çalışanları tarafından davacının belirlediği yerde yapıldığını, müvekkilinin bölge müdürlerinin de bu işlemi video ile kayıt altına aldığını, böylece hurda parçaların araçlara takılmasının engellendiğini, hurda kırma işlemine bu nedenle sadece nezaret edildiğini bildirerek maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Dosyaya toplanan deliller alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından ; Somut olayda davacı tarafça taraflar arasında 17/05/2012 tarihinde "Binek Araç Dağıtım Sözleşmesi" ve " Binek Araç Yetkili Servis Sözleşmesi" istinaden davacı tarafın, Manisa Bölgesinde ... marka araçların satıcılığı ve servis sağlayıcılığını yaptığı, ...'in bir yıllık kesin ihbar süresini içerir fesih ihbarı ile dağıtım ve satış sözleşmelerinin 26/04/2019 tarihinde feshettiği, sözleşmelerin haksız feshedildiği, tadil mekanizmasının işletilmediği, sözleşmeler ve niyet mektubunda davacının ana sorumluluk alanının Manisa olduğunun belirlendiği, sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerin ifası ve ... Türkiye tarafından talep edilen uygulamaların icrası için ciddi yatırımlar yaptığı, ... Türkiye lehine araç satış ve servis hizmetine yönelik bir portföyün oluşmasını sağladığı, davacı şirketin tesislerin inşaatını ... Türkiye tarafından talep edildiği şekilde ... Türkiye tarafından belirlenen firmanın çizdiği projelere uygun olarak gerçekleştirdiği, sözleşmenin haksız feshi sonrasında ...'in istemleri doğrultusunda yapılan tesis ve donanımların bir kısmını kullanılmaz hale geldiği, davacının ihtiyacı olmayan araçları stok olarak almak zorunda kaldığı, söz konusu araçların alım ile satım tarihine kadar geçen süre içinde faiz ödemek zorunda kaldığı, faiz sebebiyle zarara uğradığı, davacının sözleşmelere uygun davranabilmek için personellerine eğitim aldırdığı, çalışanların eğitim masrafını karşıladığı, haksız olarak sözleşmenin feshi nedeniyle personellerinin eğitimlerinin kullanılabilir ve faydalanılabilir bir yanının kalmadığını, hurda işleminde davacının bina ve tesislere zarar verildiği, bu işlemin müşterilerinin gözü önünde olduğu, itibarının zedelendiği bildirilerek belirsiz alacak mahiyetinde 150.000 TL denkleştirme tazminatı, 100.000 TL yatırım gideri, 10.000 TL faiz zararı, 10.000 TL personel eğitim gideri ile 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline yönelik olarak iş bu davanın açıldığı; Taraflar arasındaki sözleşmenin Bayilik Sözleşmesi olduğu, ...'in 20/04/2018 tarihli fesih ihbarıyla sözleşmelerin 19.3.3. Maddesi gereğince bir yıl ihbar öneli vererek 26/04/2019 tarihinde bayilik sözleşmesini feshettiği,bir yıllık ihbar önelinin özel durumlar için özel durumlar için öngörüldüğü, davalı tarafın dağıtım ağının yeniden organize edilmesine yönelik gerekçelerinin ispatlanamadığı, feshin bayinin kusurundan kaynaklanmadığı, sözleşmenin haklı bir neden olmaksızın fesh edildiği; Ancak TTK 122 madde kapsamında Denkleştirme Tazminatı talep edilebilmesi için taraflar arasında Acentelik sözleşmesi ya da tek satıcılık ile benzeri tekel hakkı veren sözleşmelerin bulunması gerektiği, taraflar arasında Acentelik Sözleşmesinin bulunmadığı, Bayilik Sözleşmesinin bulunduğu, davacının ...'in Manisa bölgesinde binek araçların satış ve servisini gerçekleştiren bayisi konumunda olduğu, sözleşmelerde münhasır bayilik " Tek Satıcılık" sözleşmesi olduğuna dair bir hüküm bulunmadığı, , fiili uygulamanın münhasır " Tek Satıcılık" satış yetkisini ispata yeterli olmadığı, davacı tarafa münhasır bayilik ya da tek satıcılık verilmediği nazara alındığında TTK 122/5 maddesi kapsamında denkleştirme tazminatı talep koşullarının bulunmadığı, dava konusu yatırım giderleri yönünden alt yapı tesisin davacının mülkiyetinde olduğu, tesis içindeki donanımın maliyetinin davacının bayilik ilişkisi sürecinde elde ettiği gelirle karşılandığı hususunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davacının basiretli bir tacir olarak nitelikli personelleri işe alarak teknolojik gelişmelere uygun olarak eğitmesi gerektiği, araçların herhangi bir çekince koymadan davacı tarafça satın alındığı ve üçüncü kişilere satıldığı, bayi olarak araç satışından kaynaklanan ticari riskin davacı tarafça gözetilmesi gerektiği dikkate alındığında yatırım gideri, personel gideri ve faiz taleplerinin sabit olmadığı; davalı tarafın davacı taraftan 06/05/2019 tarihli e-posta ile ölü stok parçaları kontrol edip imha işlemini gerçekleştireceklerini bildirerek güncel stok-p33 raporunu istedikleri, istenen raporun aynı tarihte gönderildiği ve 07/06/2019 tarihinde ölü stok imha işleminde belirtilen 85 adet parçanın imha edildiğine dair tutanak düzenlendiği, davacı taraf tanık beyanlarında hurda imha işleminin servisin ortasında yapıldığını bildirildiği, davacı tanığı ....'in imha edilecek yeri kimin gösterdiğini bilmediğini, tanık ....'ın ise davalı servis müdürlerinin servis ortasını gösterdiklerini, davalı tanığı ....'ın hurda kırma işleminin bayilik dönemi boyunca yapılan rutin işlem olduğunu ve hurdaların bayinin uygun gördüğü yerde kırıldığını beyan ettikleri, 07/06/2019 tarihli hurda imha tutanağında hurda kırma işleminin davalı tarafça belirlendiğine ve davacı tarafından bu hususun kabul edilmediğine dair bir şerhin bulunmadığı, ayrıca imha işleminin müşterilerin girmemesi gereken servis alanında yapıldığı nazara alındığında davaya konu manevi tazminat talebinin sübut bulmadığı sonucuna ulaşılarak davanın reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.'' gerekçesi ile; "KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın reddine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından sözleşmeler haksız olarak feshedilmiş olup işbu hususun tüm dosya kapsamında sübuta erdiğini, davalı tarafın, "dağıtım sistemi ve dağıtım stratejisinin yeniden organizasyonu" zorunluluğuna dayandığını, ancak işbu iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve herhangi bir şekilde dağıtım sisteminin önemli bir kısmını yahut tamamını yeniden düzenleme zorunluluğu içerisinde olmadığından, gerçekleştirilen feshin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı tarafından sözde bahanelerin arkasına sığınılmış olup davalının, herhangi bir tadil mekanizması işletme yoluna gitmediğini, yahut sadece Grup Muafiyeti Tebliği’nin gerekliliklerine göre tadil süreci yürütmediğini ve sözleşmeleri fesih yoluna başvurduğunu, tüm bu iddia ve beyanlarının ilk derece mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama aşamasında tanzim edilen 12.05.2022 tarihli Rapor'da "2. Fesih Sürecinin İncelenmesi ve Fesih Etkisinin Belirlenmesi" başlığı altında "28. Madde" kapsamında: ".. Sonuç olarak ..., 20.04.2018 tarihli fesih ihbarıyla bir yıl ihbar öneli vererek 26.04.2019 tarihinde bayilik sözleşmesini feshetmiştir. ...'in bir yıl ihbar öneli vererek fesih hakkını kullanılması için objektif bir sebep ileri sürmemiş, dağıtım ağındaki değişim ihtiyacını açıkça ispatlayamamış ve feshin son çare olma ilkesini gözetmemiştir. Bu nedenle ...'in bayilik sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın usulüne aykırı olarak feshettiği kanaatine ulaşılmıştır..." şeklinde tespitler ile sübuta erdiğini, denkleştirme istemine ilişkin - müvekkilinin yaklaşık 7 sene boyunca Manisa bölgesinde davalı'nın tek bayisi olarak çalışma gerçekleştirmiş olup denkleştirme tazminatı talebinin kabulünün gerektiğini, yatırım giderlerine ilişkin - müvekkili tarafından belirsiz süreli sözleşmelere duyulan güven ile yatırımların yapıldığını ve davalı tarafından sözleşmelerin haksız feshi sebebi ile büyük zarara uğranıldığını, personel giderlerine ilişkin - müvekkili şirket bünyesinde nitelikli ve donanımlı personeller bulunmakta iken davalı tarafından ... markasına ilişkin eğitimler aldırıldığını ve müvekkili tarafından eğitim harcamalarının gerçekleştirildiğini, manevi tazminat talebine ilişkin - davalının haksız eylemleri ile müvekkilini zor durumda bırakmış olup manevi tazminat talebinin kabulünün gerektiğini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: Tazminat istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında 17/05/2012 tarihinde "Binek Araç Dağıtım Sözleşmesi" ve " Binek Araç Yetkili Servis Sözleşmesi" istinaden davacı tarafın, Manisa Bölgesinde ... marka araçların satıcılığı ve servis sağlayıcılığını yaptığı,davalının bir yıllık kesin ihbar süresini içerir fesih ihbarı ile dağıtım ve satış sözleşmelerinin 26/04/2019 tarihinde feshettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bilirkişi heyetinden raporlar alınmış; 12.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda; yerinde yapılan incelemede mahallerin halihazırda kullanılır durumda olduğu, ancak keşif günü asma katta bulunan yaklaşık 24 m2 ve 22 m2 olan mahallerin, zemin katta yer alan yaklaşık 20 m2 mahalin, yaklaşık 12 m2 boya deposunun ve yaklaşık 24 m2'lik boya fırınının kullanılmadığının belirtildiği, bu hususla yaklaşık olarak toplam 102 m2'lik alanın kullanılmadığı, mahallerin içlerinde davacıya ait araç/gereçlerin olduğunun gözlemlendiği, 21/11/2012 tarih ve 670 belge no'lu Yapı Kullanma İzin Belgesinde yapı sınıfının 4B olarak geçtiği aynı zamanda servis hizmetleri için kullanılan binanın alanının 4040 m2 olduğu, dava tarihi itibariyle 2020 yılı alınarak davaya konu yapının, yaklaşık birim maliyeti, yapının mimarlık hizmetlerine esas olan sınıfı dikkate alınarak; KDV hariç, genel giderler (%15) ile yüklenici karı (%10) dahil edilerek 02 Aralık 1982 tarihli ve 17886 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan aşınma payı oranı da dikkate alınarak davacı şirket tarafından yapılan personel eğitim giderleri toplamının KDV'si hariç 194.483,32 TL olduğu, davacı şirket tarafından yapılan tesis donanım harcaması giderinin 912.224,86 TL olduğu, davacı şirket yapılan alt yapı inşaat harcaması toplamının 1.643.902,63 TL olduğu, davacının talep edebileceği denkleştirme tazminatı tutarının 249.935,35 TL olduğu, davaya konu sözleşmenin haksız olarak fesih edilip edilmediği hususunun hukuki değerlendirmeye tabi olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi heyetine nitelikli hesap uzmanını katılımıyla taraf itirazları irdelenmek suretiyle ek rapor alınmasına karar verilmiş; Bilirkişiler 12.05.2022 tarihli ek raporlarında; ... ile ... arasında bayilik sözleşmesi olduğu, ...'in ... Manisa bölgesindeki binek araçlarının satışını ve servisini gerçekleştiren bayisi konumunda olduğunu, sözleşmede ...'in tek satıcı olmadığı kararlaştırılmış olsa da fiili olarak yaklaşık yedi yıldır tek satıcı konumunda olduğunu, somut olayda ...'in 20.04.2018 tarihli fesih ihbarıyla sözleşmelerin 19.3.3 maddesi gereğince bir yıl ihbar önelli fesih hakkını kullandığını, ...'in sözleşmenin 19.3.3 maddesinde belirtilen dağıtım ağını yenileme ihtiyacı sebebiyle sözleşmeyi feshetmesinin özel durumlarda kullanılabilen bir yıl ihbar öneli olan olağan fesih sebebi olduğunu, kural olarak iki yıl ihbar öneli olan süreli fesih sebebini değil, bir yıl ihbar önelli fesih hakkını kullanması halinde fesih sebeplerini somut ve objektif şekilde muhataba açıkça bildirmesi ve dava sırasında dağıtım ağında değişiklik yapılmasının gerekçelerini açıklayıp ispat etmesi gerektiğini, dağıtım ağında bir değişiklik yapılması ihtiyacının bulunduğu ispatlanmış olsa da, ...'in feshin son çare olması ilkesini gözeterek bayinin menfaatlerini sınırlamayacak şekilde tadilat önerisi sunması ve müzakereler sonunda sonuca ulaşılamazsa bir yıl önelli fesih hakkını kullanması gerektiğini, dağıtım ağının yeniden organize edilmesi gerektiğini bildirmesinin objektif ve makul bir sebep olmadığını, bu nedenle ...'in bayilik sözleşmesini usulüne aykırı olarak haklı bir neden olmaksızın feshettiği kanaatine ulaştıklarını, somut olayda davacının talepleri gözetildiğinde ...'in feshinin hukuka uygun olarak kabul edilse de davacının sözleşmenin feshinde kusuru bulunmadığı için tazminat istemlerinin yine aynı şekilde değerlendirileceğini, Bayilik Sözleşmesinde ...'e açıkça tekel hakkı tanınmadığını, Yargıtay İçtihatlarına göre ...'in denkleştirme isteminin münhasır bayi veya tek satıcı olmadığı için TTK m.122/5 çerçevesinde reddedilebileceğini, ...'e açıkça tekel hakkı tanınmasa da ...'in fiili olarak yaklaşık sekiz yıldır Manisa bölgesinde ...'in tek bayisi niteliğinde olduğunu, bu nedenle TTK m. 122/5 hükmünün kıyasen somut olayda uygulanmamasının doktrinde de belirtildiği üzere TMK m. 2/2 uyarınca menfaatler dengesine ve hükmün amacına aykırı olacağını, bu sebeple davacının ...'in davalı ...'den 249.935,35 TL denkleştirme bedeli isteyebileceği kanaatine de varılabileceğini, davacının tesis içerisindeki donanımlar için yapmış olduğu masrafların toplamının 912.224,86 TL,altyapı için yapılan harcamanın ise 1.643.902,63 TL olarak tespit edildiği, altyapı için yapılan harcamanın Yargıtay içtihatları çerçevesinde altyapı tesisinin mülkiyeti bayiye kaldığı için kabul edilmediğini, bayinin beş yıllık karının dahi tesis içerisindeki donanınım maliyetini karşıladığı gözetildiğinde bayinin yatırım giderlerini talep edemeyeceğini, davacı bayinin tacir olduğu, kendi adına ve hesabına hareket ettiği, basiretli bir tacir olarak nitelikli personelleri işe alması ve personellerini teknolojik gelişmelere uygun olarak eğitmesi gerektiğini ve sözleşmelerin 11.4. maddesi gözetildiğinde personel giderlerinden kaynaklı olarak alacak isteminin kabul edilebilir olmadığını, davacının sipariş verilmeksizin kendisine zorla araç satıldığını ispatlayamadığı, herhangi bir çekince koymaksızın araçları satın aldığı ve üçüncü kişilere sattığını, bayi olarak araç satışından kaynaklı ticari riskin kendisinde olduğu gözetildiğinde faiz zararına ilişkin istemin de kabul edilebilir olmadığı kanaatine ulaşıldığını bildirilmiş; bilirkişiler 16.09.2022 tarihli ek raporlarında; önceki rapordaki görüşte bir değişiklik olmadığını bildirmişlerdir. TTK nın 122. Maddesinde; "(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kaza0ndırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. (4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır. " şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Davalı tarafın dağıtım ağının yeniden organize edilmesine yönelik hususları ispatlayamadığı, dolayısıyla davalının feshinin haklı olmadığı denetime elverişli ve açık bilirkişi raporları ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır. TTK 122. maddesi hükmüne göre denkleştirme tazminatını ancak acente veya tek satıcı talep edebilir. Feshin haklı olmamasının bir önemi olmamakla, somut olayda davacı taraf davalının bayisi konumundadır bu nedenle ilgili madde gereği denkleştirme tazminatı talep edemez. Davacının diğer personel giderleri, yatırım giderleri ve faiz talepleri yönünden ise; işletmenin devamlılığı için bunlar zaten zorunlu yapılması gereken giderler olduğundan, sözleşmenin 2012 yılında düzenlendiği ve 2019 yılına kadar da sürdüğü göz önünde bulundurulduğunda 7 yıl içinde zaten davacının elde ettiği kâr ile bunlar fazlasıyla karşılanmış olduğundan mahkemenin bu yönde verdiği kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının bu yöne ilişkin istinaflarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Davacının manevi tazminat talebi yönünden ise; 07/06/2019 tarihli hurda imha tutanağında hurda kırma işleminin davalı tarafça belirlenmiş olmasına, davacı tarafça tutanağa bir ihtirazi kayıt konulmamış olmasına, imha işleminin müşterilerin girmemesi gereken servis alanında yapıldığının dosya kapsamından anlaşılmasına göre davacının manevi bir zarara uğradığını ispat edemediği kanaatine varılmakla bu yöne ilişkin istinafı da yerinde bulunmamıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; İlk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi heyet raporlarının denetime elverişli ve açık olmasına, davacının bayi olması nedeniyle denkleştirme tazminatı talep edemeyecek olmasına, diğer taleplerine ilişkin de davasını ispatlayamamasına göre, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/04/2023 tarih, 2020/77 Esas ve 2023/319 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1289, K. 2026/1995, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1289-e-2026-1995-k-ab7fd1d4dd35