Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1293 E. 2026/1996 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1293
- Karar No
- 2026/1996
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1293 KARAR NO : 2026/1996
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/03/2023 NUMARASI : 2022/144 Esas 2023/206 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 23/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/09/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan alacağının tahsili talebi ile İzmir / Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü’nün 2021/2335 sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını, davalının takibe itiraz etmesi ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, müvekkilinin alacağının faturaya dayanmakta olup itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu beyanla davalının Karşıyaka 2. İcra müdürlüğünün 2021/2335 esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Dava dilekçesi ve tensip zaptının davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamış olup, davanın reddi talebi mahiyetinde kabul edilmiştir. MAHKEMECE: "...Dava, İİK'nun 67.maddesi uyarınca açılmış olup, icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir. Davacı vekili delil olarak, Karşıyaka 2. İcara Müdürlüğü’nün 2021/2335 sayılı icra dosyası içeriği, alacağı tevsik eden belgeler, ticari defterler, 7 adet iş makinaları çalışma puantajı, bilirkişi incelemesine dayanılmıştır. Tarafların anlaşamadıkları ve çözülmesi gereken hususların takibe ve davaya konu hizmetin davacı tarafından davalıya verilip verilmediği, takibe ve davaya dayanak belgeler üzerindeki imzaların davalıya ya da çalışanlarına ait olup olmadığı, davacının davalıdan Karşıyaka 2. İcra müdürlüğünün 2021/2335 esas sayılı dosyasında talep edilen alacak miktarı kadar alacaklı olup olmadığı, alacaklı olması halinde takipte talep edilebilecek alacak kalemlerinin ne olduğu noktalarında olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizin 06/10/2022 tarihli duruşmasında dosyanın SMMM bilirkişisine tevdi ile, davacının ticari defterlerinin incelenmesi sureti ile uyuşulamayan noktalar çerçevesinde rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi ... tarafından sunulan 12/12/2022 tarihli raporda ; davacı ile davalı arasında 2020 Ağustos döneminde vinç hizmeti verilmesine ilişkin ticari bir ilişkinin olduğu, davacının davalının hesaplarını 120.160 Alıcılar hesabında takip ettiği, 2020 ve 2021 yılında toplam 161.539,67 TL fatura kesildiği, karşılığında 127.814,00 TL tahsilat yapıldığı, geriye 33.725,67 TL bakiyenin kaldığı ve bu bakiyenin hesaplarında bir sonraki yıla devir ettiğinin görüldüğü, davacı şirket vekilinin dosyaya sunmuş olduğu vinç çalışma gün ve saatlerini gösteren Puantaj cetvellerinde, 43 gün ve 44 saat vinç çalışması olduğu, bu hizmetin alınmasına ilişkin olarak davalı şirketin çalışanı olan ... isimli şahsın hizmet alan kısmında imzasının olduğu, alınan hizmetlerin karşılığı hesaplandığında 33.016,87 TL, takip tarihi ile fatura tarihi arasına yasal faiz uygulandığında 439,62 TL olmak üzere toplam 33.456,49 TL davacı şirketin davalı şirketten alacağının olduğu bildirilmiştir. Takibe dayanak makbuzlar üzerinde imzası bulunan ...'ın Zonguldak 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/11/2022 tarihli celsesinde dava konusu uyuşmazlık konusunda bilgi ve görgüsüne ilişkin tanık sıfatı ile beyanı alınmış, takibe ve davaya dayanak makbuzların kendisine gösterilerek imzaların kendisine ait olup olmadığı, hangi nedenle ve sıfatla imza attığı ve makbuzlarda yer alan mal ve hizmetlerin kim tarafından kime verildiği, takibe ve davaya dayanak makbuzlar altında yer alan imzaların kendisine ait olmadığını beyan etmesi halinde imza incelemesine esas olmak üzere imza ve yazı örneklerinin ve makbuzların düzenlenme tarihlerinden önceki tarihlerde atılmış imza örneklerinin bulunduğu kurumlar hususunda beyanı alınmıştır. Davacı tanıkları ... ve ...'un Bartın 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/12/2022 tarihli celsesinde beyanları alışmıştır. Davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi için dosya SMMM bilirkişi ....'a tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından 13/02/2023 tarihli raporda İlgili mevzuat gereği; Davalı şirket tarafından sunulan 2020 yılına ait Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin kanuni süresi içinde açılış tasdikleri ile 2020 yılı Yevmiye Defterinin kapanış tasdiklerinin yapıldığı; 2021 yılı inceleme döneminde E-DEFTER tuttuğu, inceleme dönemlerine ait tutulan Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebirin E-Defter Beratları tarafımdan incelenmiş olup, oluşturma tarihlerinin yasal süresi içinde yapıldığı davalı .... resmi defterlerinde davacının, Davalı ....'dan takip tarihi itibariyle 0,00.-TL hiç Alacağının olmadığının kaydedildiğinin görüldüğü, 24222010113925640...-73/000 işyeri sicil no.lu, ....ŞTİ. Ünvanlı işyerinin 11/2020 dönemine ilişkin Sigortalı Hizmet Listelerinde; 11/2020 döneminde ... T.C.Kimlik No.lu ...'ın sigortalı çalışanlar listesinde gösterilmediğinin görüldüğü, Karşıyaka Sosyal Güvenlik Merkezi Tarafından, Sayın Mahkemenize Gönderilen, Cevabi yazıda aynen; "Merkezimizde 1392564... sicil nolu işyeri ile ilgili olarak ilgide kayıtlı yazınıza istinaden yapılan inceleme sonucunda ... (T.C.Kimlik No:...)'ın 09.12.2020 - 13.12.2020 tarihleri arasında 5 gün çalışması olduğu tespit edilmiştir." denildiğinin görüldüğü, taraflar arasındaki "uyuşulmayan noktalar- çözülmesi gereken sorun" İrdelendiğinde; "Takibe ve davaya konu hizmetin davacı tarafından davalıya verilip verilmediği," hususu irdelendiğinde; Davacı şirket vekili tarafından, dosyaya sunulan Dilekçelerin ekinde İş Makineleri Çalışma Puantaj Cetvelleri incelendiğinde; ....Plakalı İş Makinesi ile; 28 gün vinç hizmeti (1 günü Pazar çalışması) + 30 saat fazla mesai çalışmasının yapıldığı; ... Plakalı İş Makinesi ile; 15 gün vinç hizmeti (1 günü Pazar çalışması) + 14 saat fazla mesai çalışmasının yapıldığı; olmak üzere, iki ayrı iş makinesi ile toplamda 43 gün vinç hizmeti (4 günü Pazar çalışması) + 44 saat fazla mesai çalışmasının yapıldığı, Hizmet Alan: ... (imzalı) yazıldığı, ...'ın Davalı ...'da 11/2020 döneminde sigortalı hizmet listesinde çalışan olarak gösterilmediği; ancak Karşıyaka Sosyal Güvenlik Merkezi Tarafından, Sayın Mahkemenize Gönderilen, Cevabi yazıda; ... (T.C.No:...)'ın 09.12.2020 - 13.12.2020 tarihleri arasında 5 gün çalışması olduğunun tespit edildiğinin bildirildiğinin görüldüğü, "Takibe ve davaya dayanak belgeler üzerindeki imzaların davalıya ya da çalışanlarına ait olup olmadığı," hususu irdelendiğinde; Tanık ... beyanında; "...bana mahkemenizce gösterilen ....Şti.'nin 000054, 000151, 000152 sıra nolu faturalardaki isim ve imzalar tarafıma aittir,..." şeklinde beyan verdiğinin görüldüğü, "Davacının davalıdan Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğünün 2021/2335 esas sayılı dosyasında talep edilen alacak miktarı kadar alacaklı olup olmadığı, alacaklı olması halinde takipte talep edilebilecek alacak kalemlerinin ne olduğu," hususu irdelendiğinde; Takdir Mahkemeye ait olduğundan, tarafımdan alternatifli hesaplamalar yapılmış olup; mahkeme tarafından takibe ve davaya konu fatura içeriğindeki hizmetin, davalıya verildiği görüş ve kanaati hasıl olur ise; davacı resmi defterlerindeki gibi davacının davalıdan 33.725,67 TL tutarında alacaklı olacağı; Her ne kadar davacı defterlerinin incelendiği Bilirkişi Raporunda "vinç çalışma gün ve saatlerini gösteren Puantaj cetvellerinde, 43 gün ve 44 saat vinç çalışması olduğu, bu hizmetin alınmasına ilişkin olarak davalı şirketin çalışanı olan ... isimli şahsın hizmet alan kısmında imzasının olduğu, anılan hizmetlerin karşılığı hesaplandığında 33.016,87 TL, takip tarihi ile fatura tarihi arasına yasal faiz uygulandığında 439,62 TL olmak üzere toplam 33.459,49 TL davacı şirketin davalı şirketten alacağının olduğu" hesap edilmiş ise de; İş Makineleri Çalışma Puantaj Cetvelleri tarafımdan incelendiğinde ise; iki ayrı iş makinesi ile toplamda 43 gün vinç hizmeti (4 günü Pazar çalışması) + 44 saat fazla mesai çalışmasının yapıldığı görülmekle, takibe ve davaya konu faturadaki birim fiyatlar ile hesaplama yapıldığında ise; %18 KDV Dahil 33.724,87.-TL olarak, (takibe ve davaya konu fatura ile aynı tutarda) hesap edilmiştir. Davacı defterlerinin incelendiği Bilirkişi Raporunda (4 günü Pazar çalışması) faturada yazıldığı gibi ayrıca her gün için ilave 150,00.-TL'den hesap edilmediğinden (4*150 TL = 600 TL + 108 TL %18 KDV =) 708,00.-TL (33.724,87-33.016,87=708,00.-TL fark) olduğu görülmüştür. Dosya içeriğinde taraflar arasında düzenlenmiş sözleşme görülmediği gibi, davacının davalıya gönderilen ihbarname de görülmediğinden, talep edilen davacının 33.724,87.-TL Alacağı için faiz hesap edilmemiş olup; faiz hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, şayet mahkeme tarafından takibe ve davaya konu fatura içeriğindeki hizmetin, davalıya verilmediği görüş ve kanaati hasıl olur ise; davalı .... resmi defterlerindeki gibi davacının davalı ....'dan takip tarihi itibariyle 0,00.-TL hiç Alacağının olmayacağının hesap edildiği bildirilmiştir. Davacı tarafından iş bu uyuşmazlığa konu Asliye Hukuk mahkemesinde açılmış, Asliye Hukuk mahkemesinin görevsizlik kararı verilmesi ile mahkememiz esasına kaydı yapılmıştır. Tensip zaptı ile davacı vekiline arabuluculuk yoluna başvurup başvurmadığı, başvurmuş ise buna ilişkin tutanağı ibraz etmesi için süre verilmiştir. Davacı vekilince arubuluculuk anlaşamama tutanağı ibraz edilmiş ancak daha sonra sunmuş olduğu beyan dilekçesinde arabuluculuk yoluna davanın açılmasından sonra başvurulması nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Aynı talep davalı vekilince de ileri sürülmüştür. TTK'nun - 7155 sayılı Kanun ile değişik - 5/A,1 madde hükmüne göre "Bu Kanunun 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." Bu bağlamda, 7155 sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Kanunun 18/A,1,2 madde hükümlerine göre "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. İlgili yasal düzenlenmelerde, görevsiz mahkemede arabuluculuğa müracaat edilmeden açılan davalara ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakla beraber, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 04/02/2021 Tarih 2020/3187 E. 2021/762 K. Sayılı kararında, görevsiz mahkemeye arabulucuğa müracaat etmeden dava açan davacının görevsiz mahkeme aşamasında eksikliğin giderilmesi halini, dava açılmadan arabuluculuğa müracat dava şartına istisna kabul ederek "...istisnai olarak görevsiz mahkeme aşamasında bu eksikliğin (arabluculuk dava şartının) giderildiği ve görevli mahkeme olan ticaret mahkemesinde davanın esasına girilmeden arabuluculuk işleminin tamamlandığı anlaşıldığından davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine karar verilmemiş ve işin esasına girilmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmış, bilirkişi raporları alınmış, davacı tarafça sunulan teslim belgeleri üzerinde bulunan işçilerin tanık sıfatı ile beyanları alınarak teslim fişleri üzerinde bulunan imzaların kendilerine ait olup olmadığı hususunda araştırma yapılmıştır. ''...İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir. Yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporları sonucunda, davacının ticari defterlerinde yer alan kayıtların usulüne uygun tutulduğu ve davacının iddialarını doğruladığı, esasen davalının ticari defterlerinin de davacının iddialarını doğruladığı ancak 18.03.2021 tarihinde Davalı ....tarafından Davacı adına düzenlenen 33.724,87.-TL tutarındaki faturanın Borç kaydının yapılarak hesabın sıfırlandığı ancak söz konusu faturanın davacının ticari defterlerinde olmadığı gibi davacıya gönderildiğine dair herhangi bir belge ya de sevk irsaliyesinin de bulunmadığı, dayanak hiç bir belgenin bulunmadığı görülmektedir. Bilirkişi tarafından puantaj cetvelleri ve dosyada bulunan belgeler kapsamında hesaplama da yapılmıştır. Ancak yukarıda açıklandığı üzere, davalının icra takibine itiraz ettiği ancak dava dilekçesine karşı herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı dikkate alındığında, mahkememizce davalının icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesindeki hususlar ile sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Tarafların ticari defterleri incelendiğinde, davaya konu hizmetin davalıya verildiği ve her iki tarafın ticari defterlerinde de söz konusu faturanın kayıt altına alındığı görülmüştür. Ancak, 18.03.2021 tarihinde Davalı .... tarafından Davacı adına düzenlenen 33.724,87.-TL tutarındaki faturanın dayanağı ya da sebebine ilişkin hiç bir bilgi, belge ve delil dosyada bulunmamaktadır. Söz konusu fatura, davacının ticari defterlerinde de yer almamaktadır. Tanık sıfatı ile beyanı alınan ve Dilekçelerin ekinde sunulan İş Makineleri Çalışma Puantaj Cetvellerinde imzası bulunan ...'ın beyanı da hizmetin davacı tarafından verildiğini doğrulamış, imzasını kabul etmiştir. Yapılan araştırmada söz konusu şahsın davalı çalışanı olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafından hizmetin verildiği kabul edilmiş ve takibe/davaya konu fatura davalının ticari defterlerinde kayıt altına alınmış ise de, taraflar arasında ödemeye ilişkin herhangi bir sözleşmenin bulunmaması, davacının davalıyı takip tarihinden önce temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir ihtar ya da benzeri belgenin bulunmaması dikkate alınarak yapılan icra takibinde yer alan işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı, yukarıda yapılan açıklamalar ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine, davaya konu alacağın likit olması dikkate alınarak davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal gerekçeye, dosyadaki delillere ve hakimin taktirine göre: Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, Davalının Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2021/2335 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 33.724,87-TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, 6.744,98-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında ödemeye ilişkin herhangi bir sözleşmesinin bulunmaması, davacının davalıyı takip tarihinden önce temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir ihtar ya da benzeri belgenin bulunmaması sebebiyle icra takibinde yer alan işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi kararına bir itirazlarının bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; yargılamaya esas bilirkişi raporunda davalı müvekkili şirkete ait 2020 yılı resmi defterleri ve 2021 yılı e- defter incelemelerinde defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun ve süresinde yapıldığının tespit edildiğini, davalı müvekkili şirkete ait tutulan defter kayıtlarında; '12.02.2021 tarih 33.724,87-TL tutarındaki faturanın alacak kaydının yapıldığı, 18.03.2021 tarihinde davalı .... tarafından davacı adına düzenlenen 33.724,87-TL tutarındaki faturanın borç kaydının yapılarak hesabın sıfırlandığı, başka bir anlatımla ; davalı ... resmi defterlerinde davacının, davalı ....'dan takip tarihi itibariyle 0,00-TL hiç alacağının olmadığının kaydedildiği ' tespit edildiğini, bu tespite bir diyeceklerinin olmadığını, zira usulüne uygun şekilde tutulmuş defterlerde yazılı kayıtlarında usule uygun şekilde tutulduğunun kabulünün gerektiğini, yerel mahkemenin hükmün gerekçesinde takibe konu faturanın dayanağı ya da sebebine ilişkin hiçbir bilgi, belge ve delilin dosyada bulunmadığını, söz konusu faturanın davacının ticari defterlerinde de yer almadığını ancak tanık ...'ın beyanı doğrultusunda hizmetin davacı tarafından verildiği ve tanık ...'ın müvekkili şirket çalışanı olduğunun kabul edildiğini, bu yönde varılan kanaatin yerinde olmadığını, davalı müvekkili şirketin sigorta hizmet listesinin incelenmesinde kayıtlarda 11/2020 dönemine ilişkin ...'ın sigortalı çalışanlar listesinde olmadığının görüldüğünü, Karşıyaka Sosyal Güvenlik Merkezi'nin cevabi yazısında ise ...'ın 09.12.2020-13.12.2020 tarihleri arasında yalnızca 5 gün çalışmasının olduğu sayın mahkemeye bildirildiğini, davaya konu faturaların ve hizmetin sunulduğu iddia edilen tarihlerde faturada ismi geçen ve imzası bulunan ... isimli kişinin müvekkilinin çalışanı olmadığının resmi kayıtlarla sabit olduğunu, ... isimli kişinin davalı müvekkili şirketin işçisi olmayıp, müvekkili adına iş veya işlem yapmaya yetkili kişi olmadığını, kendi beyanında da açıkça söylemiş olduğu üzere başkaca bir şirket yetkilisi olmadığından dolayı kendisine gösterilen evrakları imzaladığını, yetkisiz kimsenin imzası ile müvekkili şirketin borçlandırılması ve sorumluluğunun doğmasının mümkün olmadığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: İtirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davacı taraf; davalıdan faturadan kaynaklı alacaklı olduğunu itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı taraf; cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece: davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı taraf iş bu kararı istinaf ederek, davacı tarafça kendisine hizmet verilmediğini kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İş bu dava önce Karşıya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, Karşıyaka 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/12/2021 tarih 2021/362 Esas, 2021/327 sayılı kararı ile ; davanın HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiş, karar 08.03.2022 tarihinde kesinleşmiş, 14.03.2022 tarihinde dosyanın Karşıyaka Asliye ticaret mahkemesine tevzi edilmesi için müzekkere yazılmış, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince 16.03.2022 tarihinde tensip yapılmış, yapılan tensipte davacıya arabuluculuk son tutanağını sunması için İhtaratlı tebligat çıkartılmasına karar verilmiş, davacıya tebligat yapılmıştır. Taraflar tacir olup, iş bu dava nisbi ticari davadır ve Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Davacı tarafça 17.03.2022 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulmuş, 13.04.2022 tarihinde arabuluculuk son tutanağı düzenlenmiş, davacı tarafça da 03/10/2022 tarihinde arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmuştur. Davacıya son tutanağı sunması için çıkartılan ihtaratlı tebligat 21.03.2022 tarihinde yapılmış. 1 hafta süre verilmiş, en geç 28.03.2022 tarihinde sunması gerekirken bu süre içinde arabuluculuk son tutanağı sunulmamış, zaten son tutanak 13.04.2022 de yani kesin süre dolduktan sonra imzalanmıştır. Davacı vekili 14.04.2022 ve 27.04.2022 tarihinde dosyaya sunduğu dilekçelerle dava şartı olan arabuluculuk dosyasının dava açıldıktan sonra açtıklarını, bu nedenle dava şartı yokluğu nedeniyle dosyanın düşürülmesini arz ve talep etmiş, ancak mahkemece buna rağmen yargılamaya devam edilerek esas yönünden inceleme yapılmıştır. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md.5.A /1 de "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." denilmiştir. İş bu dava ise 17/12/2021 tarihinde açılmıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 'Dava Şartı Olarak Arabuluculuk' başlıklı 18/A maddesinde ise "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md.5.A /1 uyarınca iş bu itirazın iptali davası, arabuluculuğa tabidir ve bu husus dava şartıdır. Somut olayda davacı arabulucuğa başvurmadan davayı açmış, görevsiz mahkemeden görevli mahkemeye dosyanın gönderildiği aşamada da arabuluculuk dava şartını yerine getirmemiş, arabuluculuk son tutanağını ise verilen 1 haftalık kesin süre içerisinde dosyaya sunmadığı gibi arabuluculuk başvurusunu da görevli mahkemeye dosya geldikten çok sonra yapmıştır. Tüm bu bilgiler ışığında; mahkemece, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, süresinden sonra sunulan arabuluculuk son tutanağını, davacının beyanına da rağmen kabul ederek yargılamaya devam etmesi doğru olmamıştır. HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile kararın esasa ilişkin istinaf nedenleri incelenmeksizin resen kaldırılarak davanın dava şartı yokluğundan reddine dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 1-Davalı vekilinin yatırmış olduğu 492,00 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine, 2-Davalı vekilinin yatırdığı 179,90 TL istinaf maktu karar harcı ile 396,04 TL istinaf nispi karar harcı olmak üzere toplam 575,94 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Davalı tarafından yapılan 91,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, B- Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/03/2023 tarih, 2022/144 Esas ve 2023/206 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE: 1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan başlangıçta alınan 584,97 TL'den mahsubu ile bakiye 147,03 TL'nin istek halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 34.235,59 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 23/09/2026