Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/450 E. 2026/1478 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/450
Karar No
2026/1478
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2023/450

KARAR NO:2026/1478

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:25/10/2022

NUMARASI :2021/620 Esas - 2022/931 Karar

DAVA:İtirazın İptali

DAVA TARİHİ:29/07/2021

İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/09/2026

Davanın reddine ilişkin verilen kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili, taraflar arasında 15/07/2016 tarihli protokolle dava dışı... AŞ'nin %5 hisse devri sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin ödediği bedelin iadesiyle ortaklıktan ayrılabileceği düzenlendiğinden bu hakkını kullanarak davalıya ödenen 350.000-USD'nin iadesi için 27/12/2017 tarihli sözleşmeye göre 350.000-USD karşılığı 27/12/2017 tarihinde 600.000-TL nakit ödemesi ile ... Bankası'nın 25/04/2018 vadeli ...nolu 100.000-TL, 25/05/2018 vadeli ... nolu 100.000-TL, 25/06/2018 vadeli ...nolu 100.000-TL, 25/07/2018 vadeli ...nolu 34.000-TL ve ... Bankası'nın ... nolu 398.700-TL bedelli çeklerin teslim edildiğini, 398.700-TL bedelli çek yerine, daha sonra davalının ... Bankası'nın 15/08/2018 vadeli ...nolu 100.000-TL, 15/09/2018 vadeli ... nolu 150.000-TL ve 15/10/2018 vadeli ... nolu 148.000-TL bedelli çeklerin teslim edildiğini; 27/12/2017 tarihli sözleşmede "çeklerle ilgili gününde çıkan kur farkları ...'a gününde nakden ödenecektir." kaydı bulunmasına rağmen kur farklarının ödenmediğini, 52.283,43-USD kur farkının tahsili için davalı aleyhine Büyükçekmece 2. İcra Daire'sinin ... sayılı takibinin başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili, 15/07/2016 tarihli hisse devri protokolü kapsamında davacının müvekkiline 350.000-USD değil bu miktarın TL karşılığını ödediğini, davacının protokoldeki iade talep hakkını kullandığını ve aynı protokol üzerine "Bu protokol 27/12/2017 tarih itibariyle hükümsüzdür. Hiçbir alacak-verecek kalmamıştır, ibra olunur." kaydı düşülerek davacının imzasıyla tasdik edildiğini, müvekkilinin davacıya 600.000-TL'si 27/12/2017 tarihinde nakit, 732.000-TL'si için 2018 yılının 4-5-6-7-8-9-10. aylarına keşide edilmiş çeklerle, toplamda 1.332.000-TL ödediğini ve davacının müvekkilini ibra ettiğini ve borcun olmadığını belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, taraflar arasındaki 15/07/2016 tarihli protokol kapsamında davacının USD ödemesi gerekirken TL üzerinden ödeme yaptığı, bu protokole yazılan ibra kaydının 27/12/2017 tarihli protokole ilişkin bulunmadığı, 27/12/2017 tarihli iade sözleşmesindeki "çeklerle ilgili gününde çıkan kur farkları ...'a gününde nakden ödenecektir" kaydına göre davacının kur farkını isteyebileceği, ancak davalının davacıya TL üzerinden düzenlenmiş çeklerle ödeme yaptığı, ödeme vasıtası olan çekin döviz üzerinden veya keşide tarihindeki döviz kuru karşılığı üzerinden de düzenlenebileceği, buna rağmen ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceği (Yargıtay 11. HD'nin 2020/7585 E., 2022/3142 K. sayılı ve 19/04/2022 tarihli) gerekçesiyle, davanın reddine ve şartları bulunmayan kötüniyet tazminatının da reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, çekle ödemenin kur farkı istenilmesine engel olmadığını, 27/12/2017 tarihli sözleşmede çeklerle ilgili gününde çıkan kur farklarının müvekkiline gününde ve nakden ödeneceğinin kararlaştırıldığını; bilirkişi raporunda kur farkının 52.283,42-USD belirlendiğini ve 3095 sk 4/a'ya göre 5.025,76-USD işlemiş faizin istenildiğini; taraflar arasındaki ihtarların dikkate alınmadığını, davalının 24/01/2019 tarihli cevabi ihtarında 27/11/2017 tarihli sözleşmeyi ikrar ederek kur farkını ödediğini savunduğunu, yargılamada 27/11/2017 tarihli sözleşme inkarının kötüniyeti gösterdiğini; bilirkişi raporunda davalının 330.000-TL kur farkı ödediği şeklinde hatalı tespit yapıldığını, bu miktarın müvekkilinin ilk ortaklığa girdiği tarihteki USD ile ortaklıktan çıktığı gündeki tarih arasındaki USD'nin yükselmesinden kaynaklandığını ve bu hususun davanın konusu olmadığını, bu miktar dava konusu edilmiş kur farkı olsaydı tarafların 27/12/2017 tarihli sözleşmeye kur farkı ödeneceğine dair hüküm eklemeyeceklerini, zaten o gün itibariyle 330.000-TL kur farkının yapılan hesaplamalarda ödendiğinin görüldüğünü, çeklerin de bu miktarın ödenmesine ilişkin olduğunu, tarafların ayrıca bu çekler ödendiğinde kur farkı oluşacak ise bunu da davalının ödeyeceğinin kayda geçtiğini, sözleşmelerde iradelerinin, müvekkilinin ortaklığa ilk girdiğinde 350.000-USD ile girdiği, çıktığı zaman da 350.000-USD alması olduğunu gösterdiğini ve ödenen bedel hesaplandığında müvekkilinin 350.000-USD'sini tahsil edemediğinin görüldüğünü belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki şirket hissesi satımına ilişkin sözleşmenin karşılıklı olarak sona erdirilmesi üzerine ödenen bedelin davalıya iadesi kapsamında davacının iddia ettiği kur farkı alacağının tahsili için başlatılmış icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Davaya dayanak teşkil eden Büyükçekmece 2. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında, davacı-alacaklının 52.283,43-USD asıl alacak "kur farkı talebi" ve 5.025,19-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 57.309,19-USD'nin (harca esas değer 439.303,60-TL) 3095 sk'nın 4/a maddesindeki değişen oranlardaki faiziyle tahsiline karar verilmesini istediği; takip dayanağının 27/12/2017 tarihli sözleşme olduğu, borcun sebebinin "27/12/2017 tarihli anlaşma gereği ödenmesi gereken kur farkı talebi" ve davalı-borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu tespit edilmiştir.Kur farkı düzenlenen temel ilişkide asıl alacak miktarı döviz olarak aynı kalmaktadır. Kur farkı alacağının ise döviz olarak istenmesi mümkün olmayıp, TL olarak talep edilebilecek bir alacaktır. Türk Kanunları’na göre döviz alacağının TL olarak istenmesi mümkün ise de, TL olarak doğan alacağın dövize çevrilerek istenmesi mümkün değildir.Davalı borçlunun tahsilat amaçlı verdiği çekleri tamamını gününde ödeyerek TBK'nın 99/1. maddesi uyarınca artık kur farkından kaynaklanan borcunu TL olarak ödeme hakkı bulunmaktadır. TL verilen çekler gününde ödendiğinden seçim hakkı alacaklıya geçmemiş olup, davacı alacaklı kur farkından kaynaklanan alacağını ancak ödeme tarihindeki döviz kuru dikkate alınarak TL olarak isteyebilir (Yargıtay 11. HD'nin 2020/6941 E., 2022/4076 K. sayılı ve 26/05/2022 tarihli).Davacı vekili, taraflar arasındaki 15/07/2016 tarihli protokolle dava dışı şirketin %5 hisse devri için anlaşıldığını, müvekkilinin ödediği bedelin iadesiyle ortaklıktan ayrılma hakkını kullandığını, davalıya ödenmiş 350.000-USD'nin iadesi için 27/12/2017 tarihli sözleşmenin imzalandığını, 350.000-USD'nin karşılığı olarak sözleşmede belirtilen 600.000-TL naktin ödendiğini ve toplam 732.700-TL bedelli farklı vadelerde 5 çekin verildiğini, 398.700-TL'lik çek yerine sonradan toplam 398.000-TL bedelli farklı vadelerde 3 çekin verildiğini, sözleşmede "çeklerle ilgili gününde çıkan kur farkları ...'a gününde nakden ödenecektir" şartının bulunduğunu, fakat davalının kur farkını ödemediğini, davalıya gönderilmiş 19/12/2018 tarihli ihtarda 52.283,43-USD kur farkının ödenmesinin istenildiğini, davalının 24/01/2019 tarihli cevabi ihtarıyla talebin kabul edilmediğini ve alacağın işlemiş faiziyle tahsili için takip başlatıldığını belirtmiştir. Buna göre davacı, davalıya ödediği 350.000-USD'nin idesi olarak davalıdan aldığı Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş çeklerin ödeme gününe göre oluşacak kur farkı alacağını istemektedir. Kur farkı alacağının, döviz (USD) cinsinden hesaplanması mümkün değildir. İcra takibindeki alacağın tamamı USD cinsinden kur farkı alacağından kaynaklandığının anlaşılmasına göre, TL olarak doğan borcun yabancı para olarak istenilmesi mümkün olmadığı, kural olarak kur farkı alacağı varsa ancak TL cinsinden istenebileceği gerekçesiyle, davanın usulüne uygun takip yapılma şartı yerine getirilmediğinden reddi gerekmektedir.Davacının davalıya kötüniyetli olarak takip yaptığı ispatlanamadığından, davalının kötüniyet tazminatı istemi kabul edilmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken esastan kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden karar verilerek davanın usulüne uygun takip şartı yerine getirilmediğinden usulden reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/10/2022 Tarih 2021/620 Esas 2022/931 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"İtirazın iptali davasının usulüne uygun takip şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,Şartları oluşmayan davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;"Peşin yatırılan 5.305,69-TL harçtan alınması gereken 732-TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 4.573,69-TL harcın karar kesinleştiğinde isteği halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Davalı vekili için takdir olunan 45.000-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye ödenmesine,Kullanılmayan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine"Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.16/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/450, K. 2026/1478, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-450-e-2026-1478-k-68281128a696