Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1087 E. 2026/1866 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1087
Karar No
2026/1866
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1087 KARAR NO : 2026/1866

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/04/2023 NUMARASI : 2021/976 Esas 2023/291 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 10/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 11/09/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı sigortalı .....A.Ş tarafından İtalya .... firmasına satılan balık ürünlerinin, davalı nakliyeci firma tarafından .... / .... plakalı araçlar ile Muğla'dan sevki sonrası, varış gümrüğünde ürünlerin kontrol edilmesi sırasında araçtan forklift ile boşatılması sırasında, (1) palet ürünün forklift üzerinden düşürüldüğü, ambalajları yırtılan ve yere düşen ürünlerin yer ile temas etmesi nedeniyle tüketime uygun olmadıkları gerekçesi ile imha edilmelerinin gerektiği ve ve İtalya Gümrüğü tarafından, imha edilen mallar sonrasında kalan ürünlerin ithalatına izin verildiği, sigortalının ihbarı üzerine tutulan tutanaklar ve dosya kapsamında yapılan ekspertiz incelemesinde, ekspertiz tarafından, yere düşerek hasarlanan ve İtalya gümrüğünde imha edilen ürünlerin bedelinin 1.411 Euro olduğunun belirlendiği, dosya içerisinde mevcut sigorta sözleşmesinden anlaşılabilediği üzere, müvekkil şirket tarafından 188524598 numaralı Nakliyat Emtia Sigorta poliçesi ile dava dışı sigortalı ....AŞ.'nin söz konusu taşımaya ilişkin ihraç edilen ürünleri sigorta teminat örüntüsüne alındığı, Emtea Nakliyat Sigortası Poliçesi Genel Şartları ve poliçedeki özel hükümler dikkate alınarak, eksper incelemesi sonucunda, sigortalının zararı olarak tespit edilen 1.411 Euro hasar bedelinin sigortalıya 09.08.2021 tarihinde müvekkili şirket tarafından ödendiği belirtilerek açıklanan nedenlerle, borçlunun Kemalpaşa İcra Müdürlüğü 2021/1911 Esas sayılı dosyasına takibine yaptığı itirazın iptaline, %20'den az olmamak üzere tazminat ödetilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin da davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının sigortalısının haklarına halef olabilmesi için; sigortalının zarara uğradığının, sigortalıya yapılan tazminat ödemesinin, geçerli bir sigorta poliçesinin varlığının ispatının gerektiği, bunlardan bir tanesinin yokluğunun, halefiyetin varlığını geçersiz kılacağı, davacının sunduğu deliller incelendiğinde görülecektir ki, bu üç unsurdan yalnızca sigortalıya ödeme yapıldığına ilişkin dekontun dosya kapsamında olduğu ancak bu ödemenin ex gratia (lütuf ödemesi) olup olmadığının sabit olmadığı, davacı tarafın, sigortalısı ....A.Ş. adına Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesini tanzim ettiğini beyan ettiği, o halde kanun gereği davacı tarafın sigortalısından kaynaklı halefiyet hakkını elde edebilmesi için sigortalısının zarara uğraması gerektiğinden, sigortalı ....’nın işbu taşıma nezdinde zarara uğradığının davacı tarafından ispatlanmasının gerektiği, davacının sigortalısının, alıcı .... adına mal gönderdiği ve işbu taşımayı CIF teslim şekline uygun yaptığının görüleceği, eğer davacının sigortalısı .... A.Ş. taşınan malın bedelini alıcı firmadan tahsil ettiyse yük üzerinde mülkiyet hakkı ve bu nedenle oluşan zarara katlanma yükümlülüğü bulunmadığından, yük üzerinde korunacak herhangi bir menfaatin de kalmadığı, bu halde, yük ile hiçbir ilişkisi kalmayan sigortalının işbu taşıma ve iddia edilen hasar nedeniyle hiçbir zarara uğramadığı ortada olacağından sigortacıya geçen herhangi bir halefiyet hakkının da olmayacağı, mal bedelinin alıcı tarafından sigortalı .... A.Ş.’ne ödenmiş olması halinde, davacı tarafından sigortalıya yapılan ödeme sebepsiz zenginleşmeye yol açacak olup ex gratia (lütuf ödemesi) niteliği taşıyacağı, yasaya aykırılık teşkil eden bu durumda da davacı sigorta şirketinin rücu hakkının bulunmayacağı, somut uyuşmazlıkta, davacı tarafın sigortalısı olan satıcının mal bedelini alıcıdan tahsil edip etmediğinin anlaşılamadığı, satış bedelinin ödenip ödenmediğinin kanıtı için davacı tarafın, sigortalısının ticari defterlerini dosyaya sunması ve söz konusu kayıtların bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği, işbu davaya konu taşıma için düzenlenen gümrük beyannamesinde, INCOTERMS “CIF” kaydı olduğunun görüleceği, her ne kadar sigorta poliçesi şartlarının taraflarınca incelenememişse de davacının delil listesinde yer alan ekspertiz raporunda poliçe tanzim tarihinin 13.07.2021 tarihi olarak belirtildiği ancak hasar tarihinin 12.07.2021 olduğu, işbu taşımada müvekkili şirketin kusurundan kaynaklı zarar doğduğu iddiasını asla kabul etmediklerini, hasar tespitinin CMR Konvansiyonu madde 23/1’e göre yapılmasının gerektiği, davaya konu taşımanın Muğla’dan İtalya’ya gerçekleştirilecek olup, CIF teslim şekline uygun yapılması planlanan taşıma .... / .... plakalı araç içerisinde yapıldığı, varış gümrüğünde ürünlerin kontrol edilmesi esnasında araçtan forklift ile boşaltılması sırasında 1 palet ürünün forklift üzerinden düşerek hasarlandığının iddia edildiği, bizatihi davacının kendi delil listesinde yer alan ekspertiz raporunda da belirtildiği üzere müvekkili şirketin yükü olması gereken sıcaklıkta taşıdığı ve taşımanın sorunsuz geçtiği, hasarın nedeninin müvekkiline yüklenemeyecek bir durumdan kaynaklandığı, İtalyan Gümrüğünde yaşanan hususlar nedeniyle müvekkili taşıyanın sorumlu tutulmasının mümkün olmayacağı, anılı CMR Konvansiyonu’nun madde 17/2. Fıkrasından anlaşılacağı üzere, taşıyanın önlemesine olanak bulunmayan durumlardan hasar meydana gelmiş ise, taşımacı işbu taşımadan sorumlu tutulamayacağı, müvekkili şirketin sürücüsünün, sevkiyat anında kendisinden beklenebilecek en yüksek düzeyde özeni ve dikkati göstermiş olmasına rağmen kazanın meydana gelmesini engelleyemediği, aynı şekilde müvekkili şirket kendi araçları ile taşımayı gerçekleştirmiş olup, periyodik olarak araçlarının tüm bakımlarının gerçekleştirildiği, ayrıca taşıma uygun ısı koşullarında yapılmış olup, frigorifik araç içerisinde balık emtiasının uygun koşullarda taşındığı ancak yine de kendilerinden kaynaklamayan, önceden öngörülemeyen ve engellenemeyen gümrükte meydana gelen kazanın oluştuğu ve taşınan emtiada hasar meydana geldiğinin iddia edildiği, bu minvalde, hiçbir şekilde müvekkili şirketin sorumluluğunu kabul anlamına gelmemek kaydı ile, CMR Konvansiyonu m.17 fıkra 2 uygulama alanı bulacak ve taşıyanın her türlü özen ve dikkati göstermesine rağmen gümrükte yaşanan kazanın meydana geldiği durumda, bu kaza taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumdan ileri gelmiş olacağı ve taşımacının sorumlu tutulamayacağı, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, işbu taşımada taşımacının sınırlı sorumluluk sınırının CMR’de düzenlenen sınırı aşamayacağı, hasarın varlığını kabul anlamına gelmemek üzere, davacı tarafından talep edilen tutar fahiş olup, hasar miktarına eklenen %10 ilave bedelin de davacı tarafından talep konusu edilemeyeceği, söz konusu ilave bedelin müvekkili şirket tarafından ödeme yükümlülüğü bulunmadığından bu tutarın müvekkili şirket tarafından ödenmesinin de beklenemeyeceği, gerçeğe aykırı bilgilerle oluşturulan ekspertiz raporuna dayalı hesaplanan zarar bedelinin taraflarınca kabul edilemeyeceği, yasal ihbar süresine uyulmadığı ve CMR üzerine hasar şerhi düşülmediği, icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddinin gerektiği, faizin CMR Konvansiyonuna uygun olarak talep edilebileceği belirtilerek açıklanan nedenlerle davanın öncelikle aktif husumet eksikliği nedeniyle usulden reddine, bu talepleri kabul görmez ise davanın esastan reddine, haksız ve kötü niyetli olarak takibe girişen davacı aleyhine %20 oranından az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE YAPILAN YARGILAMA SONUCUNDA; "...Yapılan inceleme neticesinde; dava dışı .... .. A.Ş. ile yine dava dışı .... isimli şirketler arasında ticari nitelikteki mal alım satımına dair anlaşmanın bulunduğu, söz konusu anlaşmaya konu ürünün Türkiye'den İtalya'ya taşınmasına yönelik dava dışı firma ile mahkememiz davalısı arasında taşıma akdinden kaynaklı ticari bir ilişkinin kurulduğu, davalı tarafın bu taşımayı adına kayıtlı olduğu UYAP'tan anlaşılan .... ve .... plaka sayılı araçlar ile yaptığı, Mahkememiz davacısı ile dava dışı .... isimli şirketler arasında emtea sigorta poliçesinin bulunduğu konularında bir uyuşmazlık olmadığı tespit edilmiştir. Yukarıdaki yapılan tespit göz önüne alındığında taraflar arası uyuşmazlık konusu hususun taşıma işinden kaynaklı olarak dava dışı .... isimli şirketin zararının oluşup oluşmadığı, bu zararın mahkememiz davacısı tarafından giderilip giderilmediği, giderilmiş ise meblağın belirlenmesi ile davalı yanca icra dosyasına yapılan itirazın bu anlamda haklılık teşkil edip etmediği, yapılan taşıma işinin CIF teslim şekil şartına uygun olup olmadığı, taşımacı davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı,davacı sigortalısına 09/08/2021 tarihinde 1.411,00 Euro tutarında ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bu nun taşıma işi ile alakalı olup olmadığının belirlenmesi neticesi uyuşmazlığın CMR'ye tabi bir taşıma akdinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, kaynaklandığının anlaşılması halinde davacının davalıdan icra dosyasındaki kadar alacaklı olup olmayacağı ve istem konusu edilen faiz türü ve faiz miktarının yerinde olup olmadığının tespit ve değerlendirilmesine esas açılan itirazın iptali isteminin yanı sıra taraflarca istem konusu edilen icra inkar ve kötü niyet tazminat talebinin davası olduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın değerlendirilmesine geçmeden evvel şu hususun belirtilmesinde fayda vardır; davalı yanca aktif husumet itirazında bulunulmuş ise de davacı tarafın sigortalısına ödeme yaptığı dosya kapsamında sabit görülmekle halefiyet ilkesi gereği iş bu dava açıldığından bu yöndeki savunmanın yerinde olmadığı yine ayrıca davalı yanca sigortanın taşımadan sonra yapıldığı belirtilmiş ise de poliçenin 09/07/2021 tarihinde yapıldığı, hasarın ise 12/07/2021 tarihinde meydana geldiği anlaşılmakla birlikte zararın sigorta örüntü tarihinde meydana geldiğinden bu yöndeki savunmanın da yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar dosyaya kazandırılan 29/09/2022 tarihli rapora esasen bir itirazlar olmamış ise de raporun yeterli teknik incelemeyi içerdiği ve denetlemeye elverişli olduğu anlaşılmış ayrıca kazandırılan 20/01/2023 tarihli rapora itirazlar ile birlikte yeni bir bilirkişiden rapor alınması talep edilmiş ise de yapılan itirazların bir kısmının resen değerlendirilmesi gereken itirazlardan olduğu, bir kısmının aksi iddia edilmekle birlikte raporda karşılandığı, raporun yeterli teknik incelemeyi içerdiği ve denetlemeye elverişli olduğu anlaşılmakla raporların hükme esas alınması gerektiği kanaatine varılmıştır. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; dava dışı.... isimli şirket ile ....firması arasında balık ürünleri alım satımına dair 08/07/2021 tarihli 56.737,30 Euro bedelli ticari ilişkin kurulduğu, bu kapsamda belirtilen tutar kadar taze soğutulmuş balık faturasının da tanzim edildiği, söz konusu sözleşmede .... isimli şirketin satıcı, .... isimli şirketin ise alıcı olduğu, .... isimli şirket tarafından bahse konu fatura muhteviyatı malların 09/07/2021 tarihli nakliyat emtea sigorta poliçesi ile davacıya sigorta ettirdiği ve böylece davacı ile.... isimli şirket arasında da bu nitelikte bir ticari ilişkinin kurulduğu, alım-satım konusu ürünlerin taşıma işinin davalıya verilmesi ile dava dışı .... isimli şirket ile davalı şirket arasında da ticari nitelikte taşıma ilişkisinin kurulduğu, fatura muhteviyatı malların davalıya ait .... plakalı araç ile yükleme yeri Milas olmak üzere İtalya'ya ihraç edilmek üzere işlem gördüğü, bu taşıma işine yönelik davalı yan konşimentosunun mevcut olduğu ve taşıma işinden kaynaklı olarak davalı tarafça dava dışı .... isimli şirkete 09/07/2021 tarihli ERN202100000002837 nolu ve 3.750,00 Euro bedelli navlun faturasının düzenlendiği ve davalı kayıtlarında olduğununu anlaşıldığı, İtalyan gümrüğünce tutulan tutanak ile 12/07/2021 tarihinde gümrüğe ulaşan fatura muhteviyatı alım-satım ürünlerinin gümrük çalışanlarınca boşaltılması sırasında 60 adet kasa içindeki 470 kg (brüt) soğutulmuş çipura ile 10 kg çipura filetonun düşmesi sonucu imha edildiği, davacı tarafından sigortalısı konumundaki ... isimli şirkete bu hasardan kaynaklı olarak 09/08/2021 tarihinde ödeme yaptığı ve bu hali ile taşıtan konumundaki ... isimli şirkete halef sıfatına sahip olduğu, söz konusu taşıma ilişkisinin CMR konvansiyonuna tabi bir uyuşmazlık olduğu anlaşılmakla birlikte bu kapsamda yapılan değerlendirme neticesinde her ne kadar yukarıdaki gerekçeler ile davacı tarafından davalı itirazının iptali talebi ile başvuruda bulunulduğu anlaşılmakta ise de bahse konu konvansiyonun 17/4.c fıkrasına göre zarara uğrayan ve davacı ödemesi ile halef olunan tutara yönelik hasarın davalı taşımacı sorumluluğunda olan bir hasar olmadığı, ürünlerin gümrük çalışanlarınca tahliyesi sırasında yere düşmesi ile hasarlandığı anlaşılmakla bu kapsamda davalı yan itirazının yerinde olduğu görülerek açılı davanın reddine karar vermek gerekmiş ayrıca her ne kadar davalı tarafça kötü niyet tazminat talebinde bulunulmuş ise de ödenen tutarın davalıdan tahsilinin talep edilmesi bakımından davacı kötü niyetinin bulunmadığı kanaatiyle davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Dava değeri takip çıkış tutarı olan 1.418,42 Euro'nun Merkez Bankası'nın gösterge niteliğindeki 27/12/2021 tarihli efektif satış kuru karşılığı göz önüne alındığında dava tarihi itibariyle Euro / TL karşılığının 1 Euro = 12.9329 TL olduğu görülmekle yapılan hesaplaması sonucu dava değeri 18.344,28 TL'ye karşılık geldiğinden hüküm istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilmiştir.' gerekçesi ile; Davanın REDDİNE, Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda,sorumluluk tespitinin hatalı olduğunu, davalı yanın dahi, davaya cevap dilekçesinde taşımanın yapıldığı ve malın henüz alıcıya teslim edilmediği gümrük kontrolü sırasında olayın meydana geldiğini kabul ettiğini, CMR Konvansiyonu CMR. m 17/1 hükmü uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere kendisine teslim edildiği andan gönderilene teslim edileceği ana kadar geçen zaman içinde kendisinin muhafazasına bırakılan eşyanın kısmen veya tamamen ziyaı ve/veya hasar görmesinden ve taşıma süresinin aşılmasından sorumlu olduğunu, taşıyıcının sorumluluğu, eşyanın taşınmak üzere onun hakimiyetine yani muhafaza ve gözetimine bırakılması ile başlayacağını, eşyanın gönderilene teslim edilmesi veya diğer bir sona erme sebebi ile taşıyıcının eşya üzerindeki muhafaza borcunun kalkması ile birlikte sona ereceğini, bu aşamada davaya konu ürünler, CMR Konvansiyonu 17/4-c fıkrası hükmünde belirlenin aksine, ne alıcının, ne satıcının, ne de bunlar adına hareket eden kişiler tarafından ziya edildiğini, İtalyan gümrüğünde halen alıcıya teslim edilmemiş olan ürünler, taşıyıcının sorumluluğunda iken, taşıyıcı adına işlem yapan forklift opetarörü tarafından düşürülerek hasarlanmasına sebebiyet verildiğini, bu durumda, dava konusu olayda CMR Konvansiyonu 17/4-c fıkrasının uygulanması imkanı bulunmadığını, dosya kapsamında yer alan taşıma senedinde ürünlerin teslimat adresi açıkça belirlenmiş bulunduğunu, taşıyıcı henüz belirtilen adreste ürünleri alıcıya teslim etmeden söz konusu ürünler hasara uğrayarak zayi olduğunu, boşaltma işleminin sona ermesi teslimin bir şartı olduğunu, boşaltma işlemi sırasında oluşan hasar sebebi ile taşıyıcının sorumluluğunun olmadığından söz etmenin mümkün olamayacağını, karayolu ile taşımalarda taşıyıcının sorumluluğunun ağırlaştırılmış kusur sorumluluğu olduğunu, taşıyıcının, sorumluluktan kurtulabilmesi için basiretli bir taşıyıcıdan beklenenin de üzerinde özen göstermesinin gerektiğini, bu nedenle taşıyıcının, teslim anına kadar alıcı yada satıcıdan kaynaklanmayan her türlü zararı giderme sorumluluğu olduğunu, müvekkili şirketin sigorta sözleşmesi gereği sigortalısının zararını giderdiği ve icra takibinde gerçek zarar olan miktarı davalı taşımacıdan talep ettiğinden ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır . 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Davanın REDDİNE, Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine," şeklinde karar verilmiştir. . İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2021/1911 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde 12.10.2021 tarihinde 1.411,00 EURO asıl alacak, 7,42 EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.418,42 EURO üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine davalı borçlu vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır. Davaya konu icra takip dosyasında takip çıkışı toplam 1.418,42 EURO olarak gösterilmiş olup eldeki iş bu dava dosyasında da davacı vekilince dava dilekçesinde harca esas değer olarak takip çıkışı 1.418,42 EURO olarak gösterilmek suretiyle iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca davaya konu icra takip talepnamesinde ve ödeme emrinde yabancı para cinsinden toplam 1.418,42 EURO alacak gösterilmiş olup TL karşılığının gösterilmediği görülmüştür. 2004 Sayılı İİK'nın 58/3.maddesine göre, "Alacağın veya istenen teminatın Türk Parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlenmeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi," takip talebinde gösterilmelidir. TBK'nın 99. maddesine göre de; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine İlişkin 24.02.2025 tarih ve 2025/617 Esas, 2025/1082 Karar sayılı kararı; "....Uyuşmazlık, yabancı para üzerinden başlatılan icra takibinde takip talebinde yabancı para alacağının TL üzerinden değerinin gösterilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35. maddesinde yer alan düzenlemedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) Takip talebi ve muhtevası başlıklı 58. maddesinde; "(Değişik birinci fıkra: 2/7/2012-6352/9 md.) Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır. Talepte şunlar gösterilir: 1. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri; varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası; şöhret ve yerleşim yeri; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye’de göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır.); 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri; Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri; 3. (Değişik: 17/7/2003-4949/12 md.) Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi; 4. Senet, senet yoksa borcun sebebi; 5. Takip yollarından hangisinin seçildiği; Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir. Alacaklıya takip talebinde bulunduğuna ve verdiği belgelere, talep ve takip masraflarına dair bedava ve pulsuz bir makbuz verilir." ve İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin İcra tutanağı ve takip talebi başlıklı 20. maddesinde; "İlâmların ve ilâm niteliğindeki belgelerin icrasına ilişkin işlemler, icra tutanağına tarih sırası ile düzenli olarak geçirilir. Bu tutanağın ilk sayfası takip talebini içerir. Bu sayfaya ilâmın veya belgenin tarih ve numarası; hangi mahkeme veya makamdan verildiği; alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; yerleşim yerindeki adresi, vergi kimlik numarası; (Değişik:RG-16/4/2013-28620) , ödemenin yapılacağı banka adı ve hesap bilgisi borçlu ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı; alacaklı tarafından biliniyorsa vergi kimlik numarası ve yerleşim yerindeki adresi; alacaklı yabancı ülkede oturuyorsa Türkiye'de göstereceği yerleşim yerindeki adresi (yerleşim yeri göstermezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır) ve hükmün veya belgenin özeti; bir terekeye karşı açılan takiplerde kendilerine tebligat yapılacak olan mirasçıların adı ve soyadı; yerleşim yerindeki adresleri; alacağın veya talep olunan teminatın cins ve Türk parası ile tutarı, faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün; alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi; alacaklının takip yollarından hangisini seçtiği geçirilir. İlâmsız takibe ilişkin bütün işlemler, icra tutanağına tarih sırası ile kaydedilir. Bu tutanağın ilk sayfasını teşkil eden takip talebinde birinci fıkrada yazılı hususlara ek olarak, talep senede dayanıyorsa senedin tarih ve özeti ve senet yoksa borcun sebebi de gösterilir." düzenlenmelerine yer verilmiştir. Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü'nün 23.12.2024 tarihli yazı cevabında; "Avukat Portal üzerinden icra takibi oluşturma işlemleri yapılırken yabancı para cinsinden olan alacağın Türk Lirası karşılığının, takip talebinde açıkça gösterilmesine engel olan sistemsel bir hata bulunmamaktadır. İlgi (b) ve (d) sayılı yazılarımızda Avukat Portal üzerinden icra takibi oluşturma işlemine ilişkin "takip türü, takip yolu, takip şekli, taraf, alacak kalemi ve faiz bilgileri, takip tarihi veya fiili ödeme tarihi" takibi başlatan avukat tarafından girilmekte olduğu, avukatlar tarafından girilen veriler doğrultusunda İcra İflas Kanunun 58. maddesinde takip talebinde bulunması gerekli unsurlar gereği takip talebi oluşturularak avukatın onayına sunulmakta ve veri girişi sonrasında düzenlenen bu belge üzerinde değişiklik yapılamadığı, Avukat Portal'da takip açılış aşamalarının birinci adımı olan "Dosya/Takip Bilgileri" ekranında "1/4 Açıklaması" alanına Avukat tarafından istenilen bilgilerin girilmesi gerektiği, söz konusu alana girilmesi gereken bilgilere dair EK-1'de gönderilen ekran görüntüsünden de anlaşılacağı üzere "Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi yazılır." ifadesinin yer aldığı, Döviz takibi başlatan alacaklı vekilince, 1/4 açıklama alanına harca esas tutarın (yabancı para cinsinden olan alacağın) Türk lirası cinsinden yazması halinde bu bilginin takip talebine yansıtıldığı, Yine EK-2'de görüleceği üzere takip açılış aşamalarının üçüncü adımı olan "İlamlı/İlamsız Bilgileri" ekranında ise (1/4 açıklama alınana girilen veriye bakılmaksızın) girilen alacak kalemlerinin Türk Lirası cinsinden hesaplanan değeri "Takibe Esas Tutar" alanında gösterildiği..." açıklanmıştır. Tüm bu açıklamalar sonrasında uyuşmazlık konusu dava dosyalarının incelenmesinde; İİK'nın 58/3. maddesinde; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 60/1-1. maddesinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK'nın 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K. sayılı kararı). Somut olayda, takip dosyalarının incelenmesinde; takip talebinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmeden takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, takip talebinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmesinin takip talebinde bulunması gerekli zorunlu unsur olduğu (Dairemizin 09.09.2024 tarihli ve 2021/8111 E., 2021/13025 K. sayılı ilamı ve 31.05.2022 tarihli ve 2021/5981 E., 2022/5251 K. sayılı ilamı ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 10.12.2024 tarihli ve 2024/6501 E., 2024/10385 K. sayılı ilamı ve 03.12.2024 tarihli ve 2024/5364 E., 2024/10157 K. sayılı ilamı), bu konuda Adalet Bakanlığının yazı cevabına göre sistemsel bir sorunun da olmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Açıklanan sebeplerle uyuşmazlığın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 15.02.2024 tarihli ve 2023/265 E., 2024/315 K. sayılı kararının gerekçesi açısından genel hatları ile Dairemiz emsal kararlarına da uygun olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın yukarıda ayrıntılı şekilde açıklanan doğrultuda giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır....." şeklindedir. Buna göre, İİK'nın 58/3 maddesine göre, icra takibinde, alacağın Türk parası ile tutarının, alacak yabancı para ise hangi tarihteki kur üzerinden alacağın talep edildiğinin gösterilmesi gerekir. Ancak uygulamada yabancı para alacağını gösteren ve ayrıca Türk Lirası karşılığını içeren takip talepleri de geçerli kabul edilmektedir. Anılan noksanlık; kamu düzeni ile ilgili devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re’sen de göz önünde tutulmalıdır.( HGK.12/05/1999 tarihli, 199/12-271 Esas, 1999/301 Karar ) Dava konusu somut olayda davacı tarafça, davalı aleyhinde 12.10.2021 tarihinde 1.411,00 EURO asıl alacak 7,42 EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.418,42 EURO üzerinden TL karşılığı gösterilmeksizin, ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali istemiyle eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen nedenlerle dava konusu somut olayda, yabancı para alacağı üzerinden icra takibinin başlatıldığı görülmüştür. Bu durumda İİK'nın 58/3 maddesine aykırı şekilde takip talepnamesinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle itirazın iptali davası için, dava şartı niteliğinde bulunan geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde esastan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.( Yine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/10534 Esas, 2023/3081 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/3738 Esas- 2023/6140 Karar ve 2022/1883 Esas- 2023/5748 Karar sayılı kararları da bu yöndedir.) HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davacı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak, 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin de reddine dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM : gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 1-Davacı tarafça yatırılan harçların iadesine, 2-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/04/2023 tarih, 2021/976 Esas ve 2023/291 Karar sayılı kararına kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; 1-6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE, 2-Koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta alınan 239,93 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 492,07 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 18.344,28 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Arabuluculuk faliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi gereğince davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 9-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 10/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1087, K. 2026/1866, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1087-e-2026-1866-k-93fdcaf243e4