Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/818 E. 2026/1831 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/818
Karar No
2026/1831
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/818 KARAR NO : 2026/1831

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2026 NUMARASI : 2025/683 Esas 2026/170 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 09/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/09/2026

Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/683 Esas 2026/170 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin faaliyet gösterdiği plastik ve kimya endüstrisi alanında davalı şirketle ticari ilişki kurup ve farklı tarihlerde ürün satışı yaptığını ve ürünlerin davalıya teslim edildiğini, ancak alacaklarının ödenmediğini bunun üzerine Torbalı İcra Dairesi'nin 2025/3957 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, arabuluculuk toplantısından sonuç alınamadığını, davalının itirazının kötü niyetli olduğu, alacağın likit olduğunu beyanla davalının Torbalı İcra Dairesinin 2025/3957 Esas Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin işlemiş ve işleyecek faiz ve tüm fer’ileri ile birlikte devamına, Davalının, takip tutarının en az %20‘den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, (Davalı, Sırf süre kazanmak amacıyla takibe itiraz ettiği için, icra inkar tazminatını %100 ' e kadar tayin etmek Sayın Mahkemenin takdir yetkisinde olduğundan Davalı tarafın %20' nin üzerinde bir oranda icra inkar tazminatına mahkum edilmesine) karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. MAHKEMECE: "...Dava, İİK.nun 67.madde uyarınca açılmış olup, icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili delil olarak;Torbalı İcra Müdürlüğünün 2025/3957 E. Sayılı takip dosyası, Arabuluculuk Dosya No: 2025/125305 numaralı arabuluculuk dosyası, tanık, bilirkişi, keşif, yemin, her iki tarafın ticari kayıt ve belgeleri, müvekkil tarafından kesilmiş faturalar, irsaliyeler, müvekkil tarafından tutulan cari hesap ekstreleri, her iki tarafın ticari kayıt ve defterleri, taraflar arasında yapılan muhasebe mutabakatları, elektronik ve sair ortamda yapılan yazışmalar, ilgili kurum ve kuruluşların konuyla ilgili belge ve bilgileri, yemin ve sair her türlü kanuni delillere dayanmıştır. Tarafların arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı ve davacı tarafın icra takibinde talep edebileceği alacak tutarının ne olduğu, icra inkar tazminatı talebinin (asıl alacak, işlemiş faiz ve işlemiş faiz yönünden temerrüt durumu değerlendirilmek ve alternatifli olarak TTK’nun 1530. Maddesi kapsamında hesaplama yapmak sürüte ile) yerinde olup olmadığı hususlarında ihtilaf bulunduğu saptandı. Hasan Tahsin Vergi Dairesi'nden davacı .... Şirketi' ne ait 2024 yılına ilişkin Karşılaştırmalı Alış Satış Analiz formları celp edilmiş, Torbalı Vergi Dairesi'nden davalı .... Şirketi 'ne ait 2024/11 dönemine ait Karşılaştırmalı alış-satış analizleri celp edilmiştir. Mahkememiz 16/12/2025 tarihli ön inceleme duruşma zaptı ara kararında; dosyanın 1 SMMM uzmanı bilirkişiye tevdii ile mahkememizce tespit edilen uyuşulamayan noktalar çerçevesinde rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, Bilirkişi mali müşavir ... tarafından sunulan uyap tanzim tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının (HMK md.222 TTK 64 m/mülga TTK 85 m.) e-defter olarak tutulduğu, açılış ve kapanış beratlarının yasal süresi içinde yaptırıldığı, yevmiye ve kebir defterlerinin birbirini teyit eder şekilde ve kanunlara uygun şekilde tutulduğu, görülmüş olup değerlendirilmesi ve takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, tarafların, Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) uyarınca tacir sıfatına haiz olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2024 yılı öncesinde başladığı, davacının davalıya düzenlediği faturaların Temel Fatura niteliğinde olduğu, taraflar arasında imzalanmış herhangi bir bilgi belge, sözleşmeye rastlanılmadığı, dava konusu 22.11.2024 ve 25.11.2024 tarihli faturaların EUR karşılıkları esas alınmış, 18.03.2025 tarihinde yapılan 524,85 EUR tutarındaki kısmi ödeme mahsup edildiğinde; takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan olan asıl alacağının 21.957,43 EUR olduğu, davacı ticari defter kayıtlarına göre TL cinsinden asıl alacak tutarının ise 805.909,52 TL olduğunun tespit edildiği, ödeme emri ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; takip konusu toplam alacağın EUR cinsinden talep edildiği, 29.04.2025 tarihli TCMB efektif satış kuru esas alınarak 962.510,75 TL karşılığının gösterildiği, bu tutarın alacağın Türk Lirası karşılığını ifade ettiği değerlendirildiği, bu çerçevede, takibin esas itibarıyla yabancı para alacağına dayalı olarak yürütüldüğü, faiz hesabında 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarınca EUR cinsinden 1 yıla kadar vadeli mevduatlara fiilen uygulanan azami faiz oranının esas alınmasının uygun olduğu kanaatine varıldığı, bununla birlikte, davacı ticari defter kayıtlarına göre TL cinsinden asıl alacak tutarının 805.909,52 TL olduğu, faturalarda bedelin USD ve TL karşılıklarıyla birlikte yer aldığı dikkate alındığında, Türk Ticaret Kanunu’nun 1530. maddesinin uygulanabilirliğinin alternatif olarak değerlendirilebileceği, alacağın hangi para birimi üzerinden esas alınacağı ve uygulanacak faiz türüne ilişkin nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı, davalı tarafın, ticari defterlerin bulunduğu yerin belirlenen süre içerisinde bildirilmediği, ticari defter ve belgelerine ilişkin herhangi bir beyan ya da ibrazda da bulunmadığı, bu nedenle, davalıya ait ticari defterlerin usulüne uygun şekilde incelenmesinin mümkün olmadığı, söz konusu defterler üzerinden herhangi bir değerlendirme yapılamadığı bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve davacı tarafından sunulan belge ve faturalar birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davaya konu faturalarda yer alan alacak iddiası ile davalı hakkında ilamsız icra yolu ile icra takibi başlatılmıştır. Başlatılan takipte 21.959,99 Euro alacağın fiili ödeme tarihindeki efektif kur üzerinden tahsili talebinde bulunmuştur. Ancak, dayanak faturaların incelenmesinde dolar üzerinden düzenlendiği, Türk Lirası karşılıklarının gösterildiği ancak, fatura bedellerinin farklı bir para birimi üzerinden talep edilebileceğine dair herhangi bir ibarenin de bulunmadığı anlaşılmıştır. Bunun yanında, taraflarca, taraflar arasındaki alacak verecek ilişkisinin faturalarda yer alan dolar dışında başka bir para birimi üzerinden talep edilebileceğine dair sözleşme de sunulmamıştır. 6098 sayılı TBK'nun 99. Maddesine göre; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." Yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere davacı, alacağını ancak dolar üzerinden ya da Türk Lirası üzerinden talep edebilir. Oysa, davacı tarafından yapılan icra takibinin Euro para birimi üzerinden olduğu, yasanın emredici hükmüne aykırı olduğu anlaşılmakla davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. '' gerekçesi ile; Davanın REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosyanın tayin edildiğini bilirkişi tarafından ticari defter ve kayıtların incelendiğini, müvekkili şirketin davalıdan icra takibi miktarınca alacaklı olduğu tespit edildiğini, Mahkemece TBK.'nın 99. maddesi hatalı yorumlandığından davanın haksız bir şekilde reddine karar verildiğini, müvekkili ilamsız takibe hiçbir takip dayanağı evrak koymadan da icra takibi yapabileceğini, takip talebinde dolar cinsinden faturaların olması takibi hukuka aykırı yapmacağını, ticari defter ve kayıtların tamamının takip dayanağı olarak sunulması da mümkün olmadığını ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Mahkemenin hatalı yorumun usul ekonomisine de aykırı ve müvekkili alacağına kavuşması engellendiğini, hakkını kötüye kullanan davalı borçlu bu kararla adeta ödüllendirildiğini, esasa ilişkin tüm beyanlarının saklı kalmak kaydıyla davanın tümden reddi halinde avukatlık kanunu ve avukatlık asgari ücret tarifesi hükümleri uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken asıl alacak üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Davacı vekilince, davalı ile aralarındaki ticari ilişkide ürünlerin davalıya teslim edilmesine ve kayıtlara girmesine rağmen bedelinin ödenmediği, yaptıkları takibe itiraz edildiği beyanı ile itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir. Davalı vekilince, cevap dilekçesi sunulmamıştır. Mahkemece, başlatılan takipte 21.959,99 Euro alacağın fiili ödeme tarihindeki efektif kur üzerinden tahsili talebinde bulunulduğu, dayanak faturaların dolar üzerinden düzenlendiği, Türk Lirası karşılıklarının gösterildiği , fatura bedellerinin farklı bir para birimi üzerinden talep edilebileceğine dair herhangi bir ibarenin de bulunmadığı, taraflar arasındaki alacak verecek ilişkisinin faturalarda yer alan dolar dışında başka bir para birimi üzerinden talep edilebileceğine dair sözleşme de sunulmadığı davacının, alacağını ancak dolar üzerinden ya da Türk Lirası üzerinden talep edebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Torbalı İcra Müdürlüğünün 2025/3957 E. Sayılı takip dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine yapılan ilamsız takipte toplam 21.959,99 Euro alacağın fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsili talep edilmiş, takip talebinde TL karşılığı 962.510,75 TL oolarak gösterilmiştir. Davacı tarafından davalı adına dolar türünden düzenlenmiş fatura ibraz edilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/03/2026 tarih ve 2025/683 Esas 2026/170 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Kararın Dairemizce taraflara/vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 09/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/818, K. 2026/1831, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-818-e-2026-1831-k-b2d539a58945