İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/335 E. 2026/644 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/335
- Karar No
- 2026/644
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/335 Esas KARAR NO :2026/644
DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:17/04/2026 KARAR TARİHİ:14/09/2026
DAVA:Davacı vekilince mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde, dava dışı Menahem Bahmoaras'ın müvekkili şirket nezdinde ... poliçe numaralı Özel Koleksiyon Sigortası poliçesi tahtında 14.08.2024 başlangıç ve 14.08.2025 bitiş tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçe ile tablolar, tuval üzerine çalışmalar, kağıt üzeri sanat eserleri, heykeller, seramik ve porselen, mobilya, objeler ve sanat koleksiyonu parçaları gibi koleksiyon ürünleri fiziksel kayıp veya hasar rizikolarına karşı sigortalandığını, sigortalıya ait muhtelif sanatçılara ait seramik eserlerden oluşan koleksiyonu, ..., İstanbul’da bulunan ... Tekstil Fabrikası’nın ikinci katında yer alan özel sergi odasında, metal konstrüksiyon ve cam raflardan oluşan modüler bir raf sistemi üzerinde sergilendiğini, 18.11.2024 günü sabahında riziko adresinde alarmı devre dışı bırakılıp koleksiyonun sergilendiği oda açıldığında ikinci odadaki bazı eserlerin raflardan düşerek kırıldığını ve parçalarının etrafa yayıldığının görüldüğünü, bunun üzerine kamera kayıtlarının izlendiğini ve 17.11.2024 tarihinde saat 19:02 civarında, söz konusu raf sisteminin üst orta bölümünde meydana gelen çökme sonucu rafların domino etkisiyle devrildiğini, cam rafların düştüğünü ve alt raflara çarpması neticesinde raflarda bulunan sanat eserlerin yere düşerek kırıldığının görüldüğünü, hasar ihbarı üzerine müvekkili şirket nezdinde 13/... numaralı hasar dosyası açıldığını ve dosyaya atanan eksper tarafından yapılan teknik değerlendirmeler neticesinde , raf sisteminin dikliği ölçüldüğünde hafif bir dengesizlik olduğu, raf sisteminin arka tarafında, yatay bir elemanın / parçanın yerinden kaymış olduğu, bu bölümün çökme olayının başladığı yer olduğu, bağlantı parçası sökülerek incelendiğinde bağlantı parçasının kırık olduğu, raf sisteminin çökmesi sonucu sigortalıya ait toplam 21 adet seramik sanat eserinin kırılma ve çatlama suretiyle hasarlandığı, sigortalının raflara üretici talimatlarına uygun şekilde yükleme yaptığı, davalı tarafından dolabın 4. rafının yanlış montaj edilmiş olmasının, rafın çökmesine neden olduğu, muafiyet bedelinin düşülmesi suretiyle nihai zarar rakamının 76.317,84 USD olduğunun tespit edildiğini, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından sigortalısına 76.317,84 USD ödendiğini, ödeme yapmış olmakla müvekkili şirketin TTK md. 1472 uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu, ayrıca alınan ibraname ile sigortalısının dava ve alacak haklarını TBK md. 183 kapsamında devir ve temlik aldığını, zarara sebebiyet veren cam dolap, davalı tarafından satılmış olduğunu, davalının aynı zamanda cam dolabın kurulum ve montaj hizmetini de verdiğini, hasarın meydana gelme sebebi dikkate alındığında meydana gelen hasardan TBK hükümleri çerçevesinde davalının sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkili tarafından tüm bu sebeplerle davalı aleyhine .... İcra Dairesi'nin 2025/... E. sayılı dosyası tahtında takip başlatıldığını, başlatılan takibe borçlu tarafından itiraz edilmesi neticesinde takibin durdurulduğunu, takibin haksız olduğunu belirterek dilekçesinin sonuç kısmında, davanın kabulü ile .... İcra Dairesi'nin 2025/... E. sayılı dosyasına davalı tarafça sunulu itirazın iptaline, .... İcra Dairesi'nin 2025/... E. sayılı takibinin takip talepnamesindeki şartlarla aynen devamına, davalının takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekilince mahkememize ibraz etmiş olduğu cevap dilekçesinde, İş bu davanın bir sigorta şirketinin ödediğini iddia ettiği tazminatı rücuen tahsil davası gibi görünse de, dosyanın temelinde davacının sigortalısı ... ile müvekkili ... arasında hiçbir akdi ilişki olmadığını, davacının hasara sebep olduğunu iddia ettiği metal konstrüksiyon ve cam raflardan oluşan modüler raf/dolaplar, ...’a satılmadığını, bu ürünlerin müvekkili şirket tarafından ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye satıldığını, faturaların da bu şirket adına düzenlendiğini ve bedellerin bu şirket tarafından ödendiğini, davacı tarafça dosyaya sunulan Cam Dolap Satın Alma Faturaların dahi bu hususu açıkça ortaya koyduğunu, satış sürecinin 05.11.2020 tarihli ilk fatura ile başladığını, 21.09.2023 tarihli son fatura ile sona erdiğini, toplam 9 ayrı fatura ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına düzenlendiğini, davacının buna rağmen dava dilekçesinde, müvekkili davalı şirketin , sigortalısı ...’a karşı sorumlu olduğu izlenimini yaratmaya çalıştığını, dava dilekçesinin 1. sayfasında ...’ın ... poliçe numaralı özel koleksiyon sigortası kapsamında sigortalı olduğunu, koleksiyonun “..., İstanbul’da bulunan ... Tekstil Fabrikası’nın ikinci katında yer alan özel sergi odasında” sergilendiğinin ileri sürüldüğünü, dava dilekçesinin 2. sayfasında ise eksper raporuna dayanılarak “Davalı tarafından dolabın 4. rafının yanlış montaj edilmiş olmasının, rafın çökmesine neden olduğu” ve “Muafiyet bedelinin düşülmesi suretiyle nihai zarar rakamının 76.317,84 USD olduğu” iddia edilmiştir. Bu anlatım eksik ve yanıltıcıdır; zira davacı, ...’a ait olduğu ileri sürülen sanat eserlerinin ...’ye satılan raf/dolaplara konulmuş olmasından hareketle, müvekkili ile ... arasında var olmayan bir hukuki ilişki ve sorumluluk bağı kurmaya çalıştığını, oysa sigortalı olduğu iddia edilen ... satış ilişkisinin tarafı olmadığını, davacı da sigortalısının taraf olmadığı bir ticari satış ilişkisini halefiyet yoluyla müvekkili aleyhine ileri süremeyeceğini, bu hususun aynı zamanda pasif husumete ilişkin olduğunu, olayların kronolojik sırasının davacının sigortalısı ... tarafından aynı raf/dolaplar hakkında 31.01.2024 tarihinde daha önce hasar ve ayıp iddiası ileri sürüldüğünü, davacının dayandığı poliçenin bundan sonra, 14.08.2024 başlangıç tarihli olarak düzenlendiğini, ardından 16.10.2024 tarihli zeyilname ile teminat artırıldığını, yaklaşık bir ay sonra 17.11.2024 tarihli olay gerekçe gösterilerek ödeme yapıldığının iddia edildiğini ve bu ödemenin müvekkiline rücu edilmeye çalışıldığını, davacı tarafça sunulan 08.04.2025 tarihli Ekspertiz Raporu’nunönceki hasar/risk bilgisinin soyut bir iddia olmadığını, bizzat davacının hasar dosyası kapsamında düzenlenen ekspertiz raporuna girmiş somut bir olgu olduğunu gösterdiğini, davacının kendi dayandığı raporda dahi, dava konusu ödeme ve rücu sürecinden önce aynı tür raf/dolaplar bakımından benzer bir hasar yaşandığının açıkça kabul edildiğini, dolayısıyla poliçe öncesi hasar/risk bilgisinin en geç davacının hasar dosyası kapsamında düzenlenen 08.04.2025 tarihli Ekspertiz Raporu aşamasında hasar dosyasına girdiğini, davacının sigortalı ve/veya broker/acente tarafından poliçe ve zeyilname aşamasında verilen beyanların bu önceki hasar bilgisiyle nasıl bağdaştırıldığını ve bunun ödeme kararına etkisini açıklamadan, bu tek taraflı ekspertiz raporundan 21 gün sonra, 29.04.2025 tarihinde sigortalısına 76.317,84 USD ödeme yaptığını iddia ettiğini, davacının poliçe ve zeyilnamede yer alan “bilinen veya bildirilmiş herhangi bir hasar bulunmaması” şartına rağmen, önceki hasar/risk bilgisinin poliçe başlangıcında ve zeyilname aşamasında nasıl değerlendirildiğini açıklamadan ödeme yaptığını ileri sürdüğünü ve bu ödemeyi müvekkiline rücu etmeye çalıştığını, sigortalı tarafından poliçe ve zeyilname sürecinde gerçeğe aykırı/eksik beyanda bulunulmuş olmasının veya broker/acente tarafından önceki hasar/risk bilgisinin sigorta sürecine gereği gibi aktarılmamış olması ihtimalinin doğduğunu, her iki ihtimalde de bu durum müvekkili şirket aleyhine borç doğurmayacağını, bu nedenle davacının icra takibinin ve davasının kötüniyetli olduğunu da ortaya koyduğunu, davacı sigorta şirketinin yalnızca ödeme yaptığını ileri sürerek müvekkiline dava ve alacak yöneltemeyeceğini, davacı sigorta şirketinin yabancı para cinsinden icra takibi yapıp devamında yabancı para cinsinden dava açamayacağını, somutlaştırma yükünün ve ispat yükünün davacı tarafından yerine getirilmediğini, dava dilekçesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, iş bu davanın İİK m. 67 kapsamında açılmış bir itirazın iptali davası olduğunu, itirazın iptali davasının bağımsız bir alacak davası olmadığını, borçlunun itirazı üzerine duran ilamsız icra takibinin devamını sağlamaya yönelik olduğunu, bu nedenle davanın, takip talebi, ödeme emri, takipte gösterilen borç sebebi ve takip dayanakları ile sıkı sıkıya bağlı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.06.2021 tarihli, E. 2017/1299, K. 2021/779 sayılı kararının emsal nitelikte olduğunu, .... İcra Dairesi’nin 2025/... E. sayılı ödeme emrinde alacak kalemlerini tek tek irdeleyerek dilekçesinin devamında, ... ile müvekkili şirket arasında hiçbir akdi ilişki olmadığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına düzenlenen 05.11.2020 tarihli ... numaralı, 24.02.2021 tarihli ... numaralı, 29.04.2021 tarihli ... numaralı, 01.07.2021 tarihli ... numaralı, 18.10.2021 tarihli ... numaralı, 18.03.2022 tarihli ... numaralı, 25.05.2022 tarihli ... numaralı, 09.01.2023 tarihli ... numaralı ve 21.09.2023 tarihli ... numaralı faturalar, satış ilişkisinin ... ile değil ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile kurulduğunu açıkça gösterdiğini, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 14.09.2017 tarihli, E. 2017/13031, K. 2017/10817 sayılı kararının ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 28.12.2010 tarihli, E. 2010/8811, K. 2010/14158 sayılı kararına atıfta bulunarak dilekçesinin devamında, davacı sigortacının halefiyet ve temlik iddiasının hukuki sonuç doğurmayacağını, TTK m. 1472/1 ve TBK m. 183’e atıfta bulunarak dilekçesinin devamında, müvekkiline karşı mevcut bir dava ve talep hakkı bulunmadıkça, sigortacının ödeme yapmış olmasının müvekkili yönünden borç doğurmayacağını, zarar sigortalarında halefiyet, sigorta ettirenin üçüncü kişiye karşı sahip olduğu tazminat alacağı hakkının, ödenen sigorta tazminatı miktarınca sigortacıya geçmesi anlamına geldiğini, sigortacının, sigortalının yerine geçtiğini fakat sigortalıdan daha güçlü bir konuma geçmeyeceğini, sigortalının sahip olmadığı sözleşmesel veya haksız fiil temelli bir hakkı sigortacının halefiyet yoluyla kazanamayacağını, davacının sigortalısının poliçe tarihinden aylar önceki 31 ocak 2024 tarihli hasar iddiası ve 60.000 dolar talebinden sonra düzenlenen poliçe, teminat artışı ve akabinde yeni hasar iddiası ile ileri sürülen rücu talebi kötüniyetli olduğunu, davacı ile sigortalısı arasındaki ilişkinin kurgusal ve şüpheli olduğunu gösterdiğini, bu sürecin, sigortalının ve poliçe/zeyilname sürecinde rol alan broker/acentenin beyanlarının denetlenmesini zorunlu kıldığını, dosyanın kronolojisinin olağan bir sigorta hasarı ve rücu süreci görünümünde olmadığını, davacının sigortalısının ... tarafından müvekkili ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi’ne gönderilen 31.01.2024 tarihli ihtarname ile, aynı raf/dolaplardan birinin herhangi bir dış müdahale olmaksızın kırıldığı iddiasıyla bu raf/dolaplarda sergilendiği ileri sürülen koleksiyon ürünlerinin zarar gördüğünün iddia edildiğini ve bu zararın gerekçe gösterilerek müvekkili şirketten 60.000 USD tazminat talep edildiğini, müvekkili şirketin ise 07.02.2024 tarihli cevabi ihtarında, başta husumet olmak üzere bu iddiaların tamamına açıkça itiraz ettiğini ve herhangi bir sorumluluk kabul etmediğini, davacının dayandığı özel koleksiyon sigorta poliçesinin 14.08.2024 başlangıç tarihli olarak düzenlendiğini, aynı raf/dolap hakkında davacının sigortalısı ... tarafından müvekkili şirkete karşı hasar iddiası ileri sürülüp 60.000 USD tazminat talep edildikten ve müvekkili şirketin bu talebi açıkça reddettikten sonra sigorta poliçesinin kurulduğunu, davacının poliçe düzenlenirken bu önceki hasar/risk bilgisinin sigortacıya bildirilip bildirilmediğini, bildirilmişse hangi şartlarla poliçe düzenlendiğini, bildirilmemişse bunun sigorta ilişkisine etkisini açıklamadığını, 16.10.2024 yürürlük tarihli zeyilname ile teminatın artırıldığını, zeyilnamenin Türkçe metninin 14. sayfasında, “Poliçe Değişikliği” başlığı altında aynen Toplam Sigorta Bedelinin artırıldığı işbu belge ile kaydedilmiş ve kabul edildiğini, 17/10/2024 tarihi itibarıyla bilinen veya bildirilmiş herhangi bir hasar bulunmaması şartına tabi olduğunun söylendiğini, zeyilnamede sigorta bedelinin de artırıldığını, aynı zeyilnamede yer alan tutarlar arasında rakamsal uyumsuzluklar da bulunduğunu, olayların kronolojik sırasını detaylıca anlatarak dilekçesinin devamında, TTK m. 1435 uyarınca sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğunu, sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususların, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise önemli kabul edileceğini, ...'ın Ocak 2024’te hasar iddiasında ve yakınmada bulunduğunu, yanlış beyanla sigorta yaptıktan sonra kasım 2024’te tekrar hasar iddiasında bulunduğunu ancak buna göre kendine ait olduğunu iddia ettiği kırılgan bazı eserleri aynı raflara koymaya devam ettiğini bu sebeple bütün bunların kurgusal ve şüpheli işlemlere ve suçlara işaret ettiğini, MASAK Sigorta ve Emeklilik Şirketleri Şüpheli İşlem Bildirim Rehberi’nde, yapılan veya yapılmak istenen işlemin mutad ve makul hukuki veya ekonomik bir gerekçesinin bulunmamasının, işlemi yönlendiren üçüncü kişinin resmi belgelerde resmi taraf olmaması ve taraflar arasında mantıklı bir ticari bağ bulunmaması gibi hususların sigortacılık sektörü bakımından şüphe göstergeleri arasında sayıldığını, müvekkiline yöneltilen montaj hatasının, kusur ve illiyet iddialarını reddetiklerini, hasarın kullanıcı alanındaki sebeplerden kaynaklandığının değerlendirilmesi gerektiğini, Şubat 2023 tarihinde müvekkili şirket çalışanı tarafından alıcı dava dışı ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. çalışanına mail yolu ile gönderildiğini, mail içeriği ve görseli dilekçesinin 11.sayfasında paylaştığını belirterek dilekçesinin devamında, davacının iddialarını HMK'nun 194.maddesine göre somutlaştıramadığını, ...'ın Ocak 2024’te böyle bir hasar iddiasında ve yakınmada bulunduğunu, yanlış beyanla sigorta yaptıktan sonra kasım 2024’te tekrar hasar iddiasında bulunduğunu şahsın yapmış olduğu bu eylemlerin kurgusal ve şüpheli işlemlere ve suçlara işaret ettiğini bu nedenle davacının müvekkili şirkete rücu etmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, davacı tarafın rucüya tabi tazminat iddiasına dayalı dayalı isteminin, davalı taraftan tahsiline ilişkindir. Mahkememizce , davacı şirkete dava dilekçesi ekinde yazı yazılarak, sigortalı ... ile serginin yapıldığı yer olan ... ... Sanayi ve Ticaret Aş arasında söz konusu eserlerin sergilenmesi açısından ne tür bir sözleşme yapıldığının mahkememize bildirilerek , bir suretinin mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup, davacı tarafça mahkememize gönderilen 13/05/2026 tarihli yazı cevabı incelendiğinde "Sigortalı ..., zarar gören sanat eserlerinin malikidir. Sigortalı hasar tarihinde aynı zamanda ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin ortağı ve yönetim kurulu üyesidir. Bu nedenle söz konusu sanat eserleri, taraflar arasında ayrıca düzenlenmiş bir sözleşmeye gerek olmaksızın sigortalının iş yeri olan şirket merkezinde dekoratif amaçla bulundurulmuştur. Poliçe incelendiğinde ... ...'un sicile kayıtlı adresi olan ..., İstanbul adresinin riziko adresi olarak kayıtlı olduğu da görülmektedir. Başka bir ifadeyle, sanat eserlerinin sigortalıya ait iş yeri olan ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. adresinde bulunuyor olması, eserlerin üçüncü bir kişiye teslim niteliğinde olmayıp sigortalının kendi iş yerinde eserlerini muhafaza etmesinden ibarettir." şeklinde yazılı olarak açıklamada bulunmuştur. ...'ın adına kayıtlı ticari işletme kaydı olup olmadığı, tacir sıfatı taşıyıp taşımadığı hususunda ilgili yerlere mahkememizce İstanbul Ticaret Odası Başkanlığı, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği ve ... Vergi Dairesine müzekkereler yazılmıştır. İstanbul Ticaret Odası tarafından mahkememize gönderilen cevabi yazı incelendiğinde, ...'ın gerçek kişi ticari kaydı bulunamadığına yönelik cevap verildiği görüldü. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünce mahkememize gönderilen cevabi yazıda ise, ...'ın ortağı olduğu kollektif, komondit ve limited şirket kaydı bulunmadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydınında bulunmadığının bildirildiği görüldü. İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliğince mahkememize gönderilen cevabi yazı incelendiğinde ise, ...'ın esnaf kaydına rastlanmadığının bildirildiği görüldü. ... Vergi Dairesinin mahkememize göndermiş olduğu cevabi yazı da ise, ...'ın 01/01/2006 tarihinden itibaren mükellefiyet kaydının bulunduğu ve 2024-2025 yıllarında gayrimenkul sermaye iradı ve değerli konut vergisi yönünden gelirinin bulunduğunun ve ilgili ödenmelere ait gelir vergisi ve değerli konut vergi beyannamelerini yazı ekinde gönderdikleri görülmüştür. Ticaret Mahkemelerinin görevi TTK'nun 4.maddesinde düzenlenmiştir. İstanbul BAM 45 H.D.'nin 2025/271 esas 2025/394 karar 09/04/2025 tarihli kararı ile Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K.9.R.G: 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp ; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir d ava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davacı içinde söz konusudur." şeklinde vurgulandığı görülmüştür. Buna göre davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. İstanbul BAM 8.H.D.'nin 2026/1711 esas 2026/1290 karar 16/07/2026 tarihli kararında, "somut olayda davacı sigorta şirketi, sigortalısı gerçek kişiye halef olarak (-sigortalı araç hususi araçtır-) açmış olduğu davada görevli mahkeme, sigortalı ile davalılar arasındaki ilişkiye göre belirlenecektir. Davacının halefi olduğu sigortalısı gerçek kişi ile davalılar arasındaki ilişki haksız fiile dayalı olup, az yukarıda yapılan açıklamalar gereğince dava nispi yada mutlak ticari dava da olmadığından ve bu durumda görevli mahkeme, genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacağından, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilemsi gerekirken yargılamaya devamla esas hakkında karar verilmiş olmasından isabet bulunmamaktadır." şeklinde karar verilmiştir. İstanbul BAM 37. H.D.'nin 2026/637 esas 2026/1555 karar 16/06/2026 tarihli kararında ; "Somut olayda , uyuşmazlık , 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından "Kasko Poliçesi" kapsamında sigortalısına ödenen tazminatın, trafik kazasının meydana gelmesinde kusurlu bulunan kişilerden rücuan tahsili isteminden kaynaklanmaktadır. Davacı sigorta şirketi ise de, halefi olduğu dava dışı sigortalının tacir olduğuna dair dosyaya yansıyan bir bilginin bulunmadığı, aracın hususi araç olduğu anlaşılmakla davanın genel hükümler uyarınca İstanbul 2 Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. " denilmiştir. Duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ... adına mahkememize gönderilen ve yukarıda bahsedilen ... Vergi Dairesinin cevabi yazısında, ...'ın 01/01/2006 tarihinden itibaren mükellefiyet kaydının bulunduğu ve 2024-2025 yıllarında gayrimenkul sermaye iradı ve değerli konut vergisi yönünden gelirinin bulunduğu bildirilmiş ise de, İstanbul BAM 37.H.D.'nin 2025/2476 esas 2026/1085 karar sayılı ilamında "...vergi dairesinin yazı cevaplarına göre davalı'nın ticari kazanç mükellefi olmadığı, gayrimenkul sermaye iradı mükellefi olduğu, ticari defter tutmadığı ve tacir sıfatının bulunmadığı, davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi için her iki tarafın tacir olması gerektiği anlaşılmakla; davanın genel hükümler gereğince Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." denilmekte olup, ... vergi dairesinin cevabi yazısında belirtilen söz konusu vergi beyanının ...'ı tacir vasfına getirmeyecektir. Yukarıda özetlenen İstanbul BAM 45 H.D.'nin 2025/271 esas 2025/394 karar 09/04/2025 tarihli kararı, İstanbul BAM 8.H.D.'nin 2026/1711 esas 2026/1290 kararı, İstanbul BAM 37. H.D.'nin 2026/637 esas 2026/1555 kararı da dikkate alındığında, iş bu davaya konu somut olayda davacı sigorta şirketi, sigortalısı gerçek kişiye halef olarak açmış olduğu davada görevli mahkeme, sigortalı ile davalılar arasındaki ilişkiye göre belirlenecektir. Davacının halefi olduğu sigortalısı gerçek kişi ile davalılar arasındaki ilişki haksız fiile dayalı olup, dava nispi yada mutlak ticari dava da olmadığından ve bu durumda görevli mahkeme, genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacağından, aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-HMK 114-c , HMK 115/1 Maddesi gereğince Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememizden talep edilmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 2-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece değerlendirilmesine, 3-HMK 20.maddesine göre süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten , kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurularak, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin davacı vekiline ihtarına, Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile karar verilmiştir. 14/09/2026
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır