Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2106 E. 2026/1562 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2106
Karar No
2026/1562
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/2106

KARAR NO: 2026/1562

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/07/2022

NUMARASI: 2021/429 Esas, 2022/490 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Deniz yoluyla eşya taşımadan kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının akdî taşıyan, dava dışı ...'nin ise fiili taşıyan olduğunu, davacının dava dışı ...'a satmış olduğu dondurulmuş deniz ürünlerini alıcıya teslim etme yükümünü davalının üstlendiğini, bu kapsamda emtianın denizyolu ile ...'den (....), ...'ya (....) taşınması için davalı ile navlun sözleşmesi akdettiğini, davacı ile davalı arasında akdedilen çerçeve taşıma sözleşmesi uyarınca emtianın ... tarafından tahsis edilen soğuk hava depolu 4 adet konteyner ile ...gemisine 29.03.2020 tarihinde yüklendiğini, bu konteynerlerin sıcaklıklarının ''eksi yirmi (-20) derece'' olduğu ve emtianın dondurulmuş deniz ürünlerinden oluştuğunun da konşimentoya kaydedildiğini, yükün alıcısına tesliminden sonra emtianın perakende zincirinde yer alan marketlere dağıtılması sonrasında dava dışı ...adlı market müşterileri (tüketici) tarafından donuk deniz ürünlerinin bozuk olduğuna dair yapılan yazılı şikayet üzerine başlatılan inceleme sonucunda ...numaralı konteynerde taşınan ürünlerin soğuk zincirinin kopması sonucu bozulduğunun anlaşıldığını, bu durumun alıcı tarafından davacıya ihtar edildiğini, bozuk ürün tutarını cari hesaptan mahsup ettiğini, bunun üzerine davacının taşıma safhalarını araştırmaya başladığını, ürünlerin müvekkili davacının fabrikasından yüklenirken derece kayıtlarının incelendiğini, ancak kayıtlarda bir sorun olmaması sebebiyle müvekkilinin deniz taşıması esnasında meydana gelip gelmediğini öğrenmek maksadıyla, 14.05.2020 tarihinde davalıdan deniz taşıması esnasındaki derece kayıtlarının gönderilmesini talep ettiğini, ancak bu talebinin sürüncemede bırakıldığını, 24.07.2020 tarihinde, sürece avukatların dahil olması ile derece kayıtlarının paylaşıldığını, ısı raporları incelendiğinde ... numaralı konteynerdeki ısı değerlerinin 26-27-28 Mart tarihlerinde +13,92 santigrat derecelere kadar yükseldiği ve yüksek sıcaklığın birkaç gün devam ettiğinin tespit edildiğini, ısı raporlarında tespit edilen konteyner numarası ile emtianın alıcısının bozuk olduğunu bildirdiği ürünlerin taşındığı konteynerin aynı olması nedeniyle ısı değerinin taşıyanların hakimiyet alanında yükseldiği sonucuna varıldığını, 02.10.2020 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, zararın ödenmemesi üzerine.... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, taşıtanın maddi zararları kapsamında ... numaralı konteynerde taşınan emtianın bütünüyle zayi olduğunu, bu konteynere tekabül eden mal bedelinin, anti-dumping ödemesinin ve iç nakliye masraflarının davacının maddi zarar kalemlerini oluşturduğunu, mal bedelinin 11.385 kgx3,94= 44.856,90 EURO, anti dumping ödemesinin 4.169,04 EURO, iç nakliye bedelinin 1.261,25 EURO olmak üzere toplam 50.287,19 EURO olduğunu, ısı raporu incelendiğinden ... numaralı konteynerde 26-27-28 Mart tarihlerinde ısının aşırı yükseldiğini, bunun da emtianın bozulmasına neden olduğunun tespit edildiğini, ısının yükseldiği tarihlerdeki konteynerin pozisyonunun gemiye yüklenmek üzere liman sahasında bekletildiği tarihler olduğunu, bunun da konteynerler davalı hakimiyet alanında liman sahasında beklemekte iken elekrtik destek ünitesine bağlanmadığını gösterdiğini, davalının yükü boşaltma limanına kadar ticari değerini yitirmeden götürülmesini sağlayacak tedbirleri alması gerektiğini, bu yükümlülüğünü yerine getirmek için taşıyanın, taşıma esnasında özellikle çürüme ve sıcaklığı önlemek üzere taşımaya konu yükün belirli bir sıcaklıkta /soğuklukta taşınması gerekiyorsa bunu sağlamak zorunda olduğunu, ziya ve hasarın en geç üç gün içerisinde taşıyana ihbar edilmesi gerektiğini, ancak bu karinenin aksinin ispatlanabileceğini, bunun her türlü delille ispatlanabileceğini, somut olayda da ısı taporları ile bu karinenin aksinin ispatlanabildiğini, ısı raporlarında açıkça ısı değerlerinin taşıma esnasında yükseldiğinin görüldüğünü, kaldı ki, hasarın öğrenildiği ilk andan beri ısı raporlarının davacı taşıtan tarafından talep edilmesine karşın kusurlu olduklarını bildikleri için davalı yanca sürüncemede bırakıldığını, kusurun kabul edildiğine ilişkin tarafların mail yazışmalarını sunduklarını ileri sürerek, itirazın iptalini ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; yabancı dilde düzenlenmiş belgelere dair tercümelerin, kısmi şekilde yapılmış olması ve noter onaylarının bulunmaması sebebiyle resmi geçerliliği olmadığını, aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, satış sözleşmesine konu ürünlerin yurt dışındaki dava dışı alıcısına "CIF" teslim şekli ile satıldığını, CIF teslim şeklinde, satıcının yük üzerindeki riskinin hakkı ve menfaati yükün taşındığı konteynerin yükleme limanından (somut olayda Aliağa limanında) gemi küpeştesine geçmesi ile alıcıya geçeceğini, diğer bir ifadeyle, CIF teslim tipinde satıcı/gönderici/taşıtan ...'ın, emtiayı yükleme limanında gemiye yüklediği tarih olan 29/03/2020 tarihinde bu yük üzerindeki menfaatinin sona erdiğini, menfaatin dava dışı yük alıcısına geçtiğini, kabul ve ikrar anlamına gelmemek kaydıyla davacı delillerinin TTK'nın 1185/4'te öngörülmüş karinenin aksini ispatlamaya muktedir olmadığını, illiyet bağının kurulamadığını, davacının 26-27-28 Mart tarihlerinde konteyner iç ısısının 13,92 santigrat dereceye kadar yükselmesini sebep gösterdiğini, ancak bu tarihlerde yükün henüz konteynerların içine yüklenmediğini, yüklerin 29.03.2020 tarihinde konteynere yüklendiğini, yüklü konteynerin da bu tarihte gemi küpeştesine geçtiğini, konişmento üzerindeki CY (Container Yard) kaydı ile şirketin iç taşımayı organize etmediğinin açık olduğunu, taşımanın, ilgili yükün taşıyıcının hakimiyetine girmesi (somut olayda 29.03.2020) ve navlun sözleşmesinin gerçekleştirilmesine (somut olayda 14.04.2020) — müteakip başlayacağı düşünüldüğünde, müvekkili şirkete taşımanın başlamasından önceki günlere isabet eden 26-27-28 Mart tarihlerine dair herhangi bir edim yüklenemeyeceğini, yükün, konişmento bile düzenlenmeden önce yani 29.03.2020 tarihinde gemi küpeştesine geçtiğinin yine konişmento üzerindeki kayıt ile sabit iken, davacının “iman sahasında beklemesi sırasında konteynerin elektrik destek ünitesine bağlanmadığı” iddiasına da itiraz ettiklerini, müvekkiline süresinde ve usulüne uygun hasar bildirimi yapılmadığını, deniz yoluyla yapılan taşımalarda hasar ve zıyanın ortaya çıkması halinde, bu durumdan taşıyıcının sorumlu tutulabilmesi için TTK md. 1185 (1) uyarınca, haricen belli hasarların teslim sırası anında, haricen belli olmayanların ise en geç teslimden sonraki 3 gün içerisinde taşıyıcıya yazılı olarak ihbar edilmesi gerektiğini, dava konusu emtiaların 16 17.04.2020 tarihlerinde alıcısına tesliminin gerçekleştiğini, TTK md. 1185 (1)'deki ihbar süresi göz önünde bulundurulduğunda, taşıyıcının hasardan sorumlu tutulabilmesi için hasar ihbarının en geç 19.04.2020 tarihine kadar taşıyıcıya ulaştırılması gerektiğini, ancak bu tarihler arasında müvekkiline yapılmış olan bir hasar ihbarı bulunmadığını, müvekkilince tebellüğ edilen ilk ve tek hasar ihbarının teslimden 6 ay sonra, 02.10.2020 tarihli olduğunu, ürünlerin imha tarihi ve dolayısıyla zararın ortava çıkış tarihin 20.11.2020 olduğu iddia edilmekte iken, davacının 02.10.2020 tarihinde talepte bulunmasının da davacının iddialarında kötüniyetli ve haksız olduğunun kanıtı olduğunu, bu sebeple davacının zarar iddiasının soyut olduğunu ve delillendirilmesi gerektiğini, davaya konu olan emtialara dair alınmış 2 adet şikayete istinaden ...tarafından ... künyeli konteyner içerisindeki ... lot numaralı ürünlerin imha edildiğinin iddia edildiğini, sunulan şikayet yazıları ve imha bildirimlerinin herhangi resmi bir statüsü bulunmadığını, imza içermediğini, tamamen herkes tarafından düzenlenebilecek tipte adi evraklardan olduğunu, bu bağlamda delil olarak değerlendirilemeyeceğini, iç taşımanın davacı tarafından ayarlandığı ve emtiaların dava dışı ... fimasına satılmasından sonra balıkların mülkiyetinin ...ve nihai tüketici olmak üzere 2 el daha değiştirdiğini, bu bağlamda iddia edilen hasarlanma, yükün yolcuğunun her anında, soğuk zincirin bozulmasından, saklama koşullarına uyulmamasından veya nihai tüketicinin başkaca hatasından kaynaklanmasının mümkün olduğunu, bu noktada ilk olarak imhası gerçekleştirildiği iddia edilen emtiaların, müvekkili şirketçe taşınmış emtialar olduğunun, davacı tarafından sunulmuş delillerce yaklaşık dahi olsa kanıtlanamadığını, davacı tarafından dosyaya sunulmuş, 20.11.2020 tarihli imzasız ve resmi statüsü bulunmayan imha tutanağı incelendiğinde, taşıması gerçekleştirilen balıklar ile imha edildiğini iddia edilen balıklar arasındaki tek bağlayıcı noktanın konteyner numarası olduğunun görüldüğünü, diğer taraftan balıkların ... no ile lot olarak numaralandığına dair ibare bulunmasına rağmen davacı tarafından düzenlenen ne fatura da ne de çeki listesinde (packing list) böylesine bir lot numarası bulunmadığını, ek olarak bir lotta kaç adet veya kilogram balık emtiasının bulunduğu da bilinmemekte olup, anılan tutanakta ne mikt ğın imha edildiğine dair bir ibare de mevcut olmadığını, kabul ve ikrar anlamına gelmemek kaydıyla bir an için ilgili şikayetler delil olarak kabul edilebilse dahi, nihai tüketicinin dava konusu balık ile alakalı tek referansının kendi deyişiyle “çok balık pişirdiğimiz için neyden bahsettiğimizi biliyoruz” olup, bu hususu ya da sebeplerini tespit edebilecek herhangi bir uzmanlığı bulunmadığını, öte yandan, TTK. Md. 1185/2 uyarınca her iki tarafin iştiraki ile veya yetkili mahkemelerce inceleme mevcut olmadığı gibi, ekspertiz için yetkili olan özel kişi ve kuruluşlarca düzenlenmiş herhangi bir raporun da dosya içerisine sunulmadığını, tüketicilerin yaptığı bu şikayet tiplerinin de başlı başına ürünün saklanma sürecinde ısı değişimine maruz kaldığı anlamına gelmediğini, müvekkili şirketin sorumlu tutulabilmesi için davacının işbu balıkların üretim tarihlerinin de açıklattırılması gerektiğini, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, zarar miktarının kesin olarak kanıtlanamadığını, talep konusu 50,507,49 EURO içerisinde gösterilen ve yük ile doğrudan ilişkin olmayan “Anti Dumping Ödemesi, İç Nakliye” künyeli masraf kalemlerine de itiraz ettiklerini, dosyadaki mübrez belgelerden, dava konusu emtiaların 16- 17.04.2020 tarihlerinde alıcısına tesliminin gerçekleştiği ve bu tarihlerde de nihai tüketicinin beğenisine sunulduğu, ilk şikayet tarihinin 11.05.2020, ikinci şikayet tarihinin 02.07.2020 tarihleri olduğunu ve imha tarihinin ise 20.11.2020 olduğunu, davacı vekilinin, ürünlerin nihai tüketiciye satışı bölümünde ürünlerin satıştan çekildiğine dair herhangi bir iddiası ve iddiasını kanıtlayabilecek delil sunmadığını, ürünlerin 17.04.2020 ile 20.11.2020 tarihleri arasında kalan süre zarfında satış halinde olduğunun kabulü gerektiğini, bu sebeple aradaki 7 aylık müddette ürünlerin çok büyük kısmının satılacağı gerçeğinin de kabulü gerektiğini, gerçek zarar miktarının HMK m. 194 gereği somut delillerle ispatlaması gerektiğini, konteyner iç sıcaklık derecesinin sabit olduğunu, hasarın asıl sebebi ön soğutma ile istiflemenin usulüne uygun yapılmaması olduğunu, dosyada mübrez ısı kayıtları incelendiğinde, Temp. Set Point'in (/sı Ayar Derecesi) taşımanın gerçekleştiği tüm zaman dilimlerinde -20 derecede olduğu ve hiç değişmediği, bu bağlamda taşıyıcı konumundaki müvekkili şirketin ısı değerleri konusunda yükümlülüğünü yerine getirdiğinin açık olduğunu, öte taraftan soğutucu konteynerda taşınan yüklerde, yüklerin doğru şekilde istiflenmeyerek yolculuk boyunca soğuk hava akışının (air circulation) taşınan yüklerin tamamına nüfuz etmesinin engellemesi sebebiyle hasarlanmaların da imkan dahilinde olduğunu, konişmento üzerindeki “... Load, Stow, ...” (Gönderici tarafından Yüklendi, İstiflendi, Ölçüldü ve Sayıldı) kaydında da görüleceği üzere, konteyner içi yükleme ve istiflemenin gönderici sıfatındaki davacı şirket tarafından gerçekleştirildiğini, bu hususların usulüne uygun yerine getirilmemesi sebebiyle ortaya çıkacak zararlardan T davacının sorumlu olduğunu, ön soğutmanın gerçekleştirildiği hususunun da davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, ön soğutma işlemini gerçekleştirdiğini gösterir dosya içerisinde herhangi bir delil bulunmadığını, davalının sorumluluğuna dair hiçbir kabul, ikrar veya zarar tazmini beyanları olmadığını, taraflar arasında gerçekleştirilen yazışmalardan da böylesine bir yorum çıkarılamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için müvekkilinin sorumlu olduğuna karar verilse dahi, başta uluslararası konvansiyon ve kanunlarla sorumluluğunun sınırlandırıldığını icra inkar tazminatı şartlarının da oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ''... Davaya konu uyuşmazlık, davacının satıcısı olduğu dondurulmuş deniz ürünlerinin davalı ile akdedilen taşıma sözleşmesi kapsamında ... ...arası taşınması esnasında hasarlanması nedeniyle oluşun zararın tazmini talebine ilişkindir. Davaya konu edilen ürünlerin satımı CIF satım olmakla bu kapsamda davacının talebe konu edilen zarar miktarı bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmiştir. Bu kapsamda davacıya ait ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde hasarlı emtia bedelinin davacıya ödenmediği ve bu durumun davacı ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu tespit olunmakla davacının aktif husumet ehliyetini haiz olduğu kabul edilmiştir.

Dosyaya sunulan ve davalı tarafından uyuşmazlığa konu edilen taşıma hakkında düzenlendiği tespit olunan 30/03/2020 tarihli navlun faturasın gereğince davalının taşımayı üstlenerek akdi taşıyan sıfatı ile pasif husumet ehliyetini haiz olduğu anlaşılmıştır. Ancak fiili olarak taşımanın davalı tarafından değil dava dışı ... firması tarafından gerçekleştirilmiş olduğu dosyada mevcut ... numaralı konşimento ile sabittir.

... numaralı konişmentoda nihai teslim yeri olarak ... gösterilmiştir. Taraflar arasındaki navlun sözleşmesi tahtında dava dışı ... tarafından

tahsis edilen soğutmalı 4 adet konteyner ile ... gemisine 29/03/2020 tarihinde yüklenmiş ve konişmentoya konteynerlerin sıcaklıklarının “eksi yirmi (-20) derece” olduğu ve emtianın dondurulmuş deniz ürünlerinden oluştuğu kayıt edilmiştir. Bu durumda emtianın nihai varış yerine kadar olan aşamada bir hasarın meydana gelmesi durumunda davalının sorumluluğuna gidilebilecektir.

Davada, davacının davadışı ... ...’a satmış olduğu dondurulmuş deniz ürünlerinin denizyolu ile İzmir’den (...), Almanya’ya (Bremerhkven Eutopean Union Sea Pört) taşındığı, toplam 9108 perakende kutu içinde net 45.540,00 Kg dondurulmuş içi temizlenmiş gökkuşağı alabalığının, tahliye limanında alıcısıma teslim edildiği ancak emtianın alıcısı ... tarafından perakende zincirinde yer alan marketlere dağıtılması sonrasında dava dışı ...adlı market müşterileri tarafından donuk deniz ürünlerinin bozuk olduğuna dair yapılan yazılı şikayet üzerine başlatılan inceleme sonucunda ... numaralı konteynerde taşınan 44.856,90 Euro ederinde, 11.385 Kg dondurulmuş balık emtiasının, soğuk zincirinin kırılması sonucu bozulduğunun fark edildiği, durumun alıcı tarafından davacıya 02/10/2020 tarihinde ihtar edildiği anlaşılmıştır.

Emtia, 14/04/202 tarihinde gemiden tahliye edilmiştir. Yük tahliye limanından alıcısı tarafından 16/04/2020 tarihinde çekilmiştir. Taşımaya ilişkin tüm konteynerler boş olarak 17/04/2020 tarihinde sahibine iade edilmiştir. Dosya içerisinde, limanda veya gümrükte hazırlanmış bir tutanak veya ekspertiz

raporu bulunmamaktadır.

Dolayısıyla, emtianın uğradığı hasarın davalı hakimiyetinde bulunduğu sırada oluştuğuna İlişkin mahkemece aldırılan bilirkişi raporundaki teknik değerlendirmelerin tespiti, sorumluluğun değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

Bilirkişi raporunda, dava konusu konteyner soğutma sistemine ait sıcaklı verileri / çalışma durumunu veren dijital bellekten, taşıma boyunca

dondurulmuş balık emtiasının istenen sıcaklıkta olmadığı, sıcaklık dalgalanması nedeniyle soğuk zincirin kırıldığı, soğutma sisteminin düzenli çalışmadığı, arızalanmış olabileceği, alıcı ülke girişinde, ilgili konteynerin sıcaklık kontrollerinin yapıldığına dair veri dosyada bulunmadığı,

muhtemelen konteynerin sıcaklık kontrollerinin yapılmamış olduğu ve dava konusu emtia müşteriye ulaştıktan sonra sorunun fark edildiği, taşıma sıcaklığının dalgalandığı ancak sıcaklık yükselmesinin 0 C civarında olması nedeniyle balıklarda kokuşmanın hemen başlamamış olduğu, muhtemelen

bu nedenle hasarın alıcı müşteride fark edildiği açıklanmıştır.

Buna göre bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime elverişli ve dosya kapsamındaki deliller ile de uyumlu bulunmuş olduğundan bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece esas alınarak, konşimentoda kayıtlı olan derecenin aşıma esnasında sağlanamadığı anlaşılmakla hasarın davalı sorumluluğunda deniz taşıması esnasında meydana geldiği mahkemece kabul edilmiştir.

TTK nun 1178/2 maddesi uyarınca, taşıyan eşyanın zıyaı ve hasara uğramasından ileri gelen tüm zararlardan sorumludur. Dolayısıyla, Davacının yükle ilgili olarak malvarlığının zıya veya hasar meydana gelmiş olmasa idi, bulunacağı durum ile meydana gelmiş olması sonucu bulunduğu durum

arasındaki farktan Davalılar sorumlu olacaktır.

Bu farkı oluşturan temel zarar, zıya halinde eşyanın değeridir. Mal bedelinin, davacıya ödenmediği muhasip incelemesi neticesinde anlaşılmıştır. Davalının bu zarar nedeni ile sorumlu bulunduğu mahkemece kabul edilmiştir. Bununla birlikte Davacı, anti dumping ödemesi, iç nakliye nedeniyle yapılan masraflarını da talep etmekte olup, satışın CIF satım olması nedeniyle belirtilen masraflar satış bedeli içinde değerlendirildiğinden, bu kalemlerin talep edilemeyeceği kabul edilmiştir.

TTK 1186/1 maddesi gereğince eşyanın uğradığı veya eşyaya ilişkin her türlü zıya veya hasar nedeniyle taşıyan, her hâlde, hangi sınır daha yüksek ise o sınırın uygulanması kaydıyla, koli veya ünite başına 666,67 Özel Çekme Hakkına veya zıyaa ya da hasara uğrayan eşyanın gayri safi ağırlığının her bir kilogramı için iki Özel Çekme Hakkını karşılayan tutarı aşan zarar için sorumlu olmaz; meğer ki, eşyanın cinsi ve değeri, yüklemeden önce yükleten tarafından bildirilmiş ve denizde taşıma senedine yazılmış olsun. Özel Çekme Hakkı, fiilî ödeme günündeki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen değerine göre Türk Lirası’na çevrilir.

Dosyaya sunulan yük taşıma senedinde emtianın ağırlığı toplamda brüt 11.385 kg gösterilmiştir. Şu hâlde sorumluluğun üst sınırı hesaplanırken yükün ağırlığının esas alınması gerekecektir.

Bu şekilde hesaplanacak üst sınır 11.385 Kg X 2 ÖÇH olmakla, icra takip tarihi itibarı ile esas alınan kur bilgilerine göre yapılan hesaplamada; 11.385 Kg X 2 ÖÇH (11,1897 TL) = 254.789,69 TL / 9,3550 = 27.235,64 EURO davalının sorumlu olduğu zarar miktarı olarak mahkemece belirlenmiştir.

Davacı tarafından davalıya gönderilen .... Noterliği ... Yevmuye numaralı hasar ihtarının davalıya 05/10/2020 tarihinde tebliğ olunduğu ve davalının 09/10/2020 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla, icra takip tarihi dikkate alındığında takip tarihi öncesi işlemiş faiz talep edilemeyeceği anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davalının hasar bedeli bakımından sorumluluğunun bulunduğu ancak sorumluluğunun yalnızca hasarlı mal bedeli olan tutarında olduğu ... " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın kısmen iptaline, takibin 27.235,64 EURO asıl alacak bakımından devamına, asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi uyarınca EURO faizi uygulanmasına, şartlar oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının kasta yaklaşan, pervasız hareketi bulunduğunu, dava konusu yükün 26-27-28 Mart 2020 tarihlerinde taşıyanın hakimiyet alanında iken gemiye yükleme için bekletildiği esnada konteynerin elektrik destek ünitesine bağlanmaması yüzünden ısı değerlerinin yükselmesi sonucu zayi olduğunu, nitekim, bu husus ısı raporları ve dosyada mübrez bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, taşıyanın yükü güvenli bir şekilde gemiye yüklemek ve boşaltma limanında kolaylıkla boşaltılabilecek olmasını da gözetmek zorunda olduğunu, taşıyanın teslim alındığı andan teslim edildiği ana kadar geçen müddet içinde malların ziyar ve hasarı yüzünden doğacak zararlardan mesul olduğunu, konşimentoda davaya konu emtianın dondurulmuş balık ürünü olduğu ve sıcaklığının -20 *C derecede tutulması gerektiği açıkça şerh düşülmesine karşın, emtianın üç gün boyunca elektrik destek ünitesine bağlanmaksızın çürümeye terk edildiğini, bu haliyle, davalının TTK m.1187/1 uyarınca pervasızca davranışta bulunduğunu, zararın meydana gelmesi açısından umursamaz bir tutum sergilediğini, bu sebeple sınırlı sorumluluk hesabının yapılamayacağını ve iade faturası tutarındaki tam zararları olan 44.856,90 EURO üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca alacağın likit olduğunu, iade faturası söz konusu olduğunu, bu sebeple icra inkar istemlerinin reddinin de hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, süresi içerisinde yapılmış bir hasarın ihbarı veya yüklerde TTK md. 1185/2 uyarınca yapılmış bir inceleme mevcut olmadığından, yüklerin konişmentoda yazıldığı şekilde alıcısına teslim edildiğini, aksini ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, ancak davacının davasını ispat edemediğini, davacının 26-27-28 Mart tarihlerinde konteyner iç ısısının 13,92 santigrat dereceye kadar yükselmesini sebep gösterdiğini, ancak bu tarihlerde yükün henüz konteynerların içine yüklenmediğini, yüklerin 29.03.2020 tarihinde konteynere yüklendiğini, yüklü konteynerin da bu tarihte gemi küpeştesine geçtiğini, konişmento üzerindeki CY (Container Yard) kaydı ile şirketin iç taşımayı organize etmediğinin açık olduğunu, taşımanın, ilgili yükün taşıyıcının hakimiyetine girmesi (somut olayda 29.03.2020) ve navlun sözleşmesinin gerçekleştirilmesine (somut olayda 14.04.2020) müteakip başlayacağı düşünüldüğünde, müvekkili şirkete taşımanın başlamasından önceki günlere isabet eden 26-27-28 Mart tarihlerine dair herhangi bir edim yüklenemeyeceğini, balıklardaki kokuşmanın hemen başlamayacağı yönündeki değerlendirme göz önüne alındığında da ilgili emtianın taşımaya başlamadan önceki bir dönem içinde yahut teslimden sonra da soğuk zincirin kırılmış olmasının muhtemel olduğunu, hasarın deniz taşımasından kaynaklandığına ilişkin dosyada hiçbir delil bulunmadığını, dosyada mübrez ısı kayıtları incelendiğinde, Temp. Set Point ( Isı Ayar Derecesi) nin taşımanın gerçekleştiği tüm zaman dilimlerinde -20 olduğu ve hiç değişmediği, bu bağlamda taşıyıcı konumunda müvekkili şirketin ısı değerleri konusunda yükümlülüğünü yerine getirdiğini gösterdiğini, soğutucu konteynerda taşınan yüklerde, yüklerin doğru şekilde istiflenmeyerek yolculuk boyunca soğuk hava akışının (air circulation) taşınan yüklerin tamamına nüfuz etmesinin engellemesi sebebiyle hasarlanmaların da imkan dahilinde olduğunu, ısı değişikliklerinin emtianın konteynere yüklenmesinden önce gerçekleştiğini, balıkların imhasına ilişkin resmi bir belge bulunmadığını, dosya içerisinde, limanda veya gümrükte hazırlanmış bir tutanak, sonrasında dahi balıklardaki hasara ilişkin resmi hiçbir ekspertiz tespit raporu bulunmadığını, dondurulmuş balık emtiasının Alman devleti gümrüğünde kontrollerden geçtiğini, iç taşıma yapılıp alıcıya teslim edildiğini, market raflarına kadar geldiğini, tüketiciyle buluştuğunu, hasar ihbarının aylar sonra yapıldığını, bu halde sadece yükleme öncesi ısı kayıtları değerlendirilerek kanaatte bulunulmasının eksik inceleme ile değerlendirme yapıldığını gösterdiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla şayet mahkemece yüklemenin 26-27-28 mart 2020'de yapıldığına kanaat getirilse dahi oluştuğu iddia edilen hasar bakımından davacı yanın sorumluluğu olduğunu, dava dosyasına giren ve dilekçesinde belirttiği 26-27-28 Mart 2020 tarihli ... numaralı konteyner ait ısı kayıtlarında konteyner ısısının 13,92 Santigrat dereceye yükseldiğini bildirildiğini, bu tarihlerde yükle yüklü konteynerin liman sahasında güç kaynağına bağlanmadığını bir başka deyişle konteynerin yüke elverişli olmadığını iddia ettiğini, -20 dereceli frigorifik konteynerde taşınması gereken yük davacı tarafından dava dilekçesinde iddia edilene göre 26 Mart 2020 tarihinde * 13,92 Santigrat konteynere yüklendiğini, aradaki ısı farkı basiretli bir tacir olunması dahi gerekmeden sade bir vatandaş olarak da tespit edilebilecek düzeyde olduğunu, hasar ve zararın varlığına ilişkin tespit tek taraflı beyanlar üzerine hatalı olarak karar verildiğini, 10.09.2020 tarihli icra takibinde takip talebinin açıklama kısmında davacı tarafın iade faturasına ilişkin herhangi bir ibareden bahsetmediğini, imha tutanağı tarihinin 20.11.2020 olduğunu, imha tutanağı (destroy notice) takipten iki ay sonra, 20.11.2020 tarihinde tutulduğunu, icra takibi ikame edilirken yükün aslında zayi olduğuna için herhangi bir evrak, belge bulunmadığını, davacının zararı azaltma külfetini yerine getirip getirmediğinin de incelenmediğini, zarar miktarının denetime elverişli şekilde tespit edilmediğini, davacı vekilince uğranılan zarar miktarı da tam ve kesin şekilde kanıtlanamadığını, mahkemece bu hususun da gözetilmediğini, , dosyadaki mübrez belgelerden, davacının, ürünlerin nihai tüketiciye satışı sürecinin herhangi bir bölümünde ürünlerin satıştan çekildiğine dair herhangi bir iddiası ve iddiasını kanıtlayabilecek delil sunmadığını, ürünlerin 17.04.2020 ile 20.11.2020 tarihleri arasında kalan süre zarfında satış halinde olduğunu, bu sebeple aradaki 7 aylık müddette ürünlerin çok büyük kısmının satılacağı gerçeğinin kabulü gerektiğini, satışı gerçekleşen ürünlerden dolayı zarara uğranıldığı iddiasının abesle iştigal olacağını, aksinin mükerrer tahsilat talebi olarak kabul edilmesi gerektiğini, cevap dilekçesinde belirtilmiş olan yükte gerçekleşmesi makul karşılanan firenin oranı ve davacının yükteki hasar bakımından öne sürmüş olduğu deliller değerlendirildiğinde (Almanya'da mukim market rafından ürünü satın alan 2 tüketiciden gelen şikâyet) mahkemece eksik değerlendirme üzerine hasarın varlığının ispatlandığı sonucuna ulaşıldığını, TTK m.1185/4 maddesi uyarınca hasar ihbarının 3 günlük süre içerisinde yapılmaması durumunda taşıyanın mali teslim aldığı biçimde taşıdığı karinesi doğduğunu, taşıma esnasında yükün hasarlandığının ispatı için öncelikle yükün hasarsız olarak taşıma araçların yüklendiğinin ispatı gerektiğini, davacının dosyaya sunmuş olduğu yükün hasarsız teslim edildiğine ilişkin yükleme limanında uzman incelemesi raporu da dâhil hiçbir delil olmadığını, yükte hasar olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte yükün hasarsız yüklendiğini kanıtlamakla yükümlü olan davacının dosyaya aksini gösterir delil sunamadığını, malların hasarlı olduğuna ilişkin de varma limanında da herhangi bir tespit tutanak rapor belge olmadığını, davacının aktif husumet ehliyetinin ispat edilemediğini, mahkemece, davacının aktif husumete sahip olduğunu gösterir delilleri 2 hafta süre içerisinde sunması yönünde karar verildiğini, bunun üzerine davacı yanca 2 haftalık süre geçmesine rağmen 11.05.2021 tarihli beyanı ekinde dosyaya aktif husumetin varlığını göstermek maksadıyla 28.09.2020 tarihinde tanzim edildiği iddia edilen Letter of Assignment/Temlikname sunulduğunu, işbu temliknamenin adi yazılı tanzim edildiğini, TBK m. 186 kapsamında müvekkiline takip öncesi veya sırasında ibraz edilmediğini, işbu itirazın iptali davasına konu, 09.10.2020 tarihinde başlatılan icra dosyasında davalıya gönderilen ödeme emri ekinde veya icra dosyasında işbu temliknamenin bulunmadığını, takibe itiraz eden davalının temlik olgusunun varlığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, temlik olgusunu mevcut ise de bu olguyu bilmediğinden ve bilmesi de gerekmediğinden taşıma işinden kaynaklanan zararın o süreçte yalnızca yük gönderileni tarafından talep edilebileceği bilinciyle itiraz iradesine sahip olduğunu, bu sebeple takibe haklı olarak itiraz ettiğini, şayet 28.09.2020 tarihli geçerli temlik olgusunu içerdiği kuşkulu, noter onayı veya apostil şerhi bulunmayan temlikname ile ...'nın alacaklarına davacı yanca halef olunduğu ve bu sayede emtianın hasarlanması dolayısıyla oluşan zarar kalemlerini talep etme hakları oldukları bir an için düşünülebilecekse de takip dayanağı belge örneğinin ödeme emrine eklenmemesi nedeniyle takibin iptali gerektiğini, hem iade faturasının hem de temliknamenin mevcudiyetinin şüpheli olduğunu, davanın açılmasından sonra tanzim edilmiş bir iade faturası bulunduğunu, alacağın dava dışı ... ...'tan temlik alınmışsa neden ... ... tarafından davacı tarafa iade faturası kesildiğini anlaşılamadığını, iade faturası kesilmiş olduğundan, ... ...'ın zararından bahsedilemeyeceğini, bu sebeple de aslında ... ...'nın verdiği temliknamenin bir geçerliliği olmadığını, davacı taraf da bu suretle aktif husumet ehliyetini kanıtlayamadığını, şayet temlikname geçerli kabul edilirse de, iade faturası kesilmesinin bir mantığı olmayacağını, iade faturası dayanak alınarak bilirkişi ve mahkemece kanaat oluşturulduğundan, iade faturasının kabul edilmemesi halinde de davacının zararını ispatladığının kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, taşımaya konu emtianın deniz taşıması sırasında hasarlandığı iddiasına dayalı alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davalı vekilinin istinaf başvurusu bakımından yapılan inceleme sonucunda;

Davacı, uluslararası deniz taşıması esnasında meydana gelen hasar bedelini, anti dumping ödemesini, iç nakliye bedelinin tahsilini talep etmekte olup ... sayılı konteynerdeki dondurulmuş balıklarda sorun olduğunu ileri sürmektedir.

....İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçluları aleyhine 50.300 EURO asıl alacak, 207,49 EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 50.507,49 EURO alacak yönünden tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak ... numaralı konişmentonun gösterildiği, ödeme emrinin 14.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 14.10.2020 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmaktadır.

Dosya kapsamının incelenmesinde; davacının dava dışı Almanya'da mukim ... adına düzenlediği 25.03.2020 tarihli ticari mal faturası uyarınca davacının alıcıya brüt 57.408 kg ağırlığında, 9108 kutu balık emtiasını toplam 180.338,40 EURO bedel üzerinden sattığı, ... ... A/S tarafından düzenlenmiş olan 01.04.2020 tarih ve ... numaralı konişmentoda, yükletenin .../İzmir'de mukim davacı, alıcının Almanya/...'da mukim ... olduğu, emtianın 69 palet ve 23 palet, brüt 43.309,00 kg ağırlığındaki dondurulmuş balık emtiası olduğu, konişmentoda ''....'' ve ''... ...,...'' kaydının bulunduğu, ayrıca sıcaklığın '' -20 C'' olarak belirtildiği, geminin 14.04.2020 tarihinde tahliye edildiği, alıcı tarafından 16.04.2020'de teslim alındığı görülmektedir.

Uyuşmazlığa konu olan taşıma deniz taşıması olup TTK'nın 931.ve devamı maddelerinin uygulanması gerekir.

TTK'nın 1178 ve devamı maddelerinde taşıyanın sorumluluğu düzenlenmiş olup, taşıyan, navlun sözleşmesinin ifasında özellikle eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür. Taşıyan eşyanın ziyaı ve hasarından veyahut geç tesliminden doğan zararlardan, ziya, hasar veya teslimde gecikmenin eşyanın taşıyanın hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumludur. Aynı Kanun'un 1185. maddesinde hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi gerektiği düzenlenmiştir.

TTK'nın 1185. maddesinde bildirim başlığı ile ilk fıkrada, ziya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesinin şart olduğu, ziya veya hasarın haricen belli olmaması hâlinde bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesinin yeterli olduğu, ihbarnamede ziya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gerektiği, 2. fıkrada eşyanın incelenmesinin tarafların katılımı ile mahkeme veya yetkili makam ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa bildirime gerek olmadığı, 4.fıkrada ise, eşyanın ziya veya hasarı bildirilmemiş, tespit ettirilmemişse taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinden yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir ziya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiğinin kabul olunacağı, bu karinenin aksinin ispat olunabileceği belirtilmiştir.

Mahkemece, alınan 05.05.2022 tarihli bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karar davacı ve davalı vekilince istinaf edilmiştir.

Somut olayda, 30.03.2020 tarihli navlun faturalarına göre davalının akdi taşıyıcı olduğu, emtianın APL MİNNESOTA gemisi ile konişmentoyu düzenleyen ... ... A/S tarafından taşımasının gerçekleştirildiği, ... ... A/S hakkındaki davanın terfik edildiği anlaşılmaktadır.

Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre dava dışı alıcıya sattığı dondurulmuş balık emtiasından bozulan kısma ilişkin düzenlenen iade faturasının dava dışı alıcının cari hesabından mahsup edildiği, davacının bu kısma ilişkin bedel bakımından zararının doğduğu ve bu bedeli davalıdan talep etme imkanı olduğu, bu sebeple davacının aktif husumet ehliyeti bulunduğu anlaşılmaktadır.

Dava dışı alıcının iade faturasını takipten sonra düzenlemiş olmasının alacağın talep edilmesine engel nitelikte olmayıp davacının sattığı malların deniz taşıması sırasında hasarlanması sebebiyle mal bedelini alıcıdan tahsil edememesi sonucunda zararı doğmuş olup iade faturasının ne zaman düzenlendiğinin sonuca bir etkisi bulunmadığı gibi davacının takip yapması için iade faturası düzenlenmesi de şart değildir.

Konişmentoda ''CY/CY'' kaydının yer aldığı, bu kayıt ile taşıyanın, yükleme limanında konteyner sahasından boşaltma limanındaki konteyner sahasına kadar olan taşıma bölümünden sorumlu olacağının ifade edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 27.03.2020 tarihinde yükleme limanı konteyner sahasına getirilen dava konusu ürünlere ilişkin olarak davalının bu tarihte sorumluluğu başlamış ve yükleme limanına indirildiği 14.04.2020 tarihinde son bulmuştur.

Hasarın TTK'nın 1185/1 maddesine uygun şekilde taşıyana ihbar edildiğine yahut TTK'nın 1185/2 maddesine uygun olarak tarafların katılımıyla mahkemece inceleme yapıldığına dair bir belge ya da bilgi bulunmamaktadır. Yukarıda yer verildiği üzere, eşyanın ziya veya hasarı bildirilmemiş, tespit ettirilmemişse taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinden yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir ziya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul edilir, ancak bu karinenin aksi ispat olunabilir.

Somut olayda alınan bilirkişi raporunda; ... numaralı konteynere ait 26.03.2020/14.04.2020 tarihleri arasındaki sıcaklık değerlerini gösteren dijital bellekte set edilen sıcaklığın – 20 C olduğu, konteynerde yer alan soğutma sistemine ait tedarik ve geri dönen sıcaklıkların – 20 C ile 0 C arasında oynadığı, - 20 C olan sıcaklığın ilk etapta – 10 C ye, - 8 C ye yükseldiği sonra sıcaklığın düşüş trendine girdiği ancak kısa bir süre sonra tekrar yükseldiği, durumun belli bir süre böyle devam etttiği, dönen sıcaklığın çoğunlukla 0 C ye yükselip sonra hızla – 20 C ye düştüğü, 11 Nisan tarihinden sonraki süreçte de tedarik sıcaklığının -12 C, -7 C civarında seyrettiği, konteyner içinde dönen soğutma sıcaklığının, set edilen –20 C olmayıp sürekli dalgalandığı, konteynerin soğutma sistemine ait etkinlik verilerine göre güç açma kapama, sensor hatası, defrost duruşu (27.03.2020), inaktif durum, inaktif alarm (26/27.03.2020) ve sessiz alarm gibi raporlamaların yer aldığı, soğutma sisteminin sorun yaşadığı, dava konusu konteyner soğutma sistemine ait sıcaklık verileri / çalışma durumunu veren dijital bellekten, taşıma boyunca dondurulmuş balık emtiasının istenen sıcaklıkta olmadığı, sıcaklık dalgalanması nedeniyle soğuk zincirin kırıldığı, soğutma sisteminin rantabl çalışmadığı, arızalanmış olduğu, dondurulmuş balık emtasına ait müşteri şikayetlerinin, balıkların çok yumuşak, kemiklerinin ezildiği, etlerinin kendiliğinden çıktığı olarak verildiği, bu durumun soğuk zincirin kırılması ile açıklanabileceği, muhafaza sıcaklığının dondurulmuş balık için daha da önem arz ettiği, dondurulmuş balık emtiasının – 20 C' de muhafazası ve taşınmasının zorunlu olduğu, ancak bu sıcaklıkta taşınmayan, sıcaklık dalgalanmasına maruz kalan dondurulmuş balıkların güvenli gıda olma vasfını yitirerek tüketici için risk teşkil edeceği, imhasının zorunlu olduğu, buna göre hasarın deniz taşımasında meydana geldiği tespit edilmiştir.

Bilirkişi raporundaki bu tespitlere göre, dava konusu ürünlere ilişkin hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiği sabit olup davalı taşıyıcı lehine oluşan karinenin aksinin ispat olunduğu sabittir.

Buna göre ısı değerlerinin taşıma boyunca konişmentoda belirtilen -20 C derece sabitlenemediği, 26 Marttan 11 Nisana kadar sürekli iniş çıkış gösterdiği, davalının taşıma sırasında gerekli ısı derecesini sağlayamadığı, bu sebeple deniz taşıması sırasında meydana gelen hasardan ve bunun bedelinden sorumludur.

Davalı tarafından – 20 C' de muhafazası ve taşınmasının zorunlu olan ancak bu ısı derecesinde taşıması yapılmayan ve sıcaklık dalgalanmasına maruz kalan dondurulmuş balıkların güvenli gıda olma vasfını yitirerek tüketici için risk teşkil edeceği, imhasının zorunlu olduğu gıda mühendisi bilirkişi tarafından tespit edilmiş olup bu durum karşısında ürünlerin nasıl zayi olduğunun tespit edilemediği ve imha tutanağının yeterli olmadığı yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir.

Açıklanan bu nedenlerle, davalı vekilin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan inceleme sonucunda;

Hasarın gemi taşıması sırasında ısı dalgalanmaları sebebiyle oluştuğu sabit olmakla birlikte TTK'nın 1187. maddesinde kasten veya pervasızca bir davranışın sebeb olduğu hususu ispatlanamamıştır. Hal böyle olunca TTK'nın 1186.maddedeki sınırlı sorumluluk hükümlerine göre hesaplama yapılması ve hesaplanan bu miktara hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Davacının hasar gören emtianın bedelinin tespiti yapılan bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkmış olup İİK'nın 67/2 maddesi kapsamında alacağın likit olduğundan söz edilemez. Bu sebeple mahkemece, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup aksi yöndeki istinaf sebebinin de reddi gerekmiştir.

Bu açıklamalara göre, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 12.990,71 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,

4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 23.09.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2106, K. 2026/1562, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2106-e-2026-1562-k-f21070e1b6e9