İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/382 E. 2026/386 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/382
- Karar No
- 2026/386
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:2026/382 KARAR NO :2026/386
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:30/03/2026 KARAR TARİHİ:24/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Sahil Güvenlik Komutanlığı'na ait ... botunun 17 Ağustos 2016 tarihinde İstanbul Boğazı'nda Montrö Boğazlar Sözleşmesi hükümleri kapsamında Rusya Federasyonu Deniz Kuvvetleri'ne ait "..." isimli savaş gemisine denizden güvenlik, koruma ve refakat görevi icra ettiğini, ulusal güvenlik görevinin ifa edildiği esnada davalı ... ... Ltd. şirketine ait ... bayraklı, IMO numarası ... olan M/V ... dökme yük gemisinin Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü hükümlerini ve Gemi Trafik Hizmetleri (VTS) sevk idare ilkelerini ağır surette ihlal ederek ... botuna iskele kıç omuzluğundan çarptığını, botun alabora olmasına sebebiyet verdiğini, çatma neticesinde botta görevli dört kahraman Türk askerinin şehit olduğunu, üç personelin yaralandığını ve kamu malı olan ... botunun ağır hasar alarak operasyonel kabiliyetini yitirdiğini, müvekkili idare tarafından maddi zararların tazmini amacıyla İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/... Esas sayılı dosyası üzerinden dava ikame edildiğini, yargılama sürecinde ... (...) kayıtları, VTS radar görüntüleri ve denizcilik fakültelerinden alınan teknik bilirkişi raporları değerlendirilerek M/V ... gemisinin çatma olayındaki kusur oranı %75 olarak saptandığını, müvekkili idarenin uğradığı toplam zararın %75 oranına karşılık gelen 3.921.077,25 TL'nin haksız fiil tarihinden (17.08.2016) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline hükmedildiğini, yerel mahkeme kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09.07.2025 tarihli ve 2024/5443 Esas 2025/4182 Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiğini, kesinleşen ilamın infazı için İstanbul ... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı dosyası açıldığını, 09.12.2025 tarihli dosya hesap raporuna göre 3.921.077,25 TL asıl alacak üzerine 4.222.838,79 TL yasal faiz işletilerek toplam 8.143.916,04 TL tahsil edildiğini, bu tutarın idarenin gerçek zararını karşılamaktan uzak olduğunu, ... botundaki hasarın tespiti amacıyla İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/163 Değişik İş sayılı dosyasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesinde botun cihaz ve ekipman donanımları, radar sistemleri, NATO standartlarındaki seyir ve muhabere teçhizatları ile onarım parçalarının tamamının yurt dışı menşeli olması ve döviz (Euro) cinsinden fiyatlandırılması nedeniyle reel hasar bedelinin 1.540.720,00 Euro olduğunun saptandığını, anılan miktarın 2025 yılı sonu itibarıyla Türk Lirası karşılığı yaklaşık 76.496.748,00 TL'ye ulaştığını, buna karşın icra dosyasından tahsil edilen 8.143.916,04 TL'nin idarenin gerçek hasar bedelinin onda birini dahi karşılayamadığını, davalı borçlu ... ... Ltd.'nin ... siciline kayıtlı yabancı uyruklu bir tüzel kişilik olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde ticaret siciline kayıtlı bir merkezinin muayyen bir yerleşim yeri veya haczi kabil menkul ya da gayrimenkul malvarlığı bulunmadığını, İİK. 257. maddesinin 2. fıkrasının 1. bendinde öngörülen "borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa" ve 2. bendinde öngörülen "borçlu mallarını gizlemeye veya kaçırmaya hazırlanıyorsa" şartlarını eksiksiz karşıladığını, bu nedenle İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/... Esas sayılı dosyasında ve/veya 2016/... Değişik İş sayılı dosyasında mahfuz bulunan söz konusu ... Bankası A.Ş. teminat mektubu üzerine (ya da mektubun nakde çevrilmesi ihtimaline karşı davalının ... Bankası nezdindeki hak ve alacakları üzerine) İİK m. 257 hükümleri çerçevesinde ivedilikle teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasını talep ettiklerini, munzam zarar miktarının dava tarihi itibarıyla tam ve kesin olarak belirlenmesi hukuken mümkün olmadığını, zarar hesabının alacağın doğduğu 17 Ağustos 2016 ile tahsilatın gerçekleştiği Aralık 2025 arasındaki döneme ait TCMB döviz kurları, TÜİK TÜFE ve ÜFE enflasyon endeksleri, mevduat faiz getirileri ile DİBS faizlerini bir araya getiren sepet yöntemiyle uzman bilirkişilerce hesaplanacağını, işbu davanın HMK'nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini belirterek davanın kabulü ile İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dosyasında mahfuz ... Bankası A.Ş.'nin 13.10.2016 tarihli, ... referans numaralı, 1.771.828 Euro bedelli teminat mektubu üzerine, müvekkili kurumun harç ve teminattan yasal olarak muaf olduğundan teminatsız olarak, ivedilikle ve tensiben ihtiyati haciz konulmasına, fazlaya ilişkin talep, dava ve ıslah/bedel artırım hakları saklı kalmak kaydıyla 17 Ağustos 2016 tarihi ile asıl alacağın tahsil edildiği Aralık 2025 tarihi arasındaki döviz kuru artışı, enflasyon ve alım gücü kayıplarından doğan şimdilik 1.000,00 Euro tutarındaki munzam zararın tahsil tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari/avans faizi ile birlikte davalı ... ... Ltd.'den tahsiline, tüm yargılama giderleri ile yasal vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yargıtay onama kararı ile kesinleşen, Mahkememiz 2016/... Esas sayılı dosyası kapsamında kısmen kabulüne karar verilen alacak bakımından munzam zarar talebinde bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davayı belirsiz alacak davası olarak açmakta hukuki yararı bulunmadığını, hukuki yarar dava şartı olduğundan dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu alacağın zaman aşımı süresinde ileri sürülmediğini, 17.08.2016 tarihinde meydana gelen çatma hadisesine dayalı olarak 30.03.2026 tarihinde munzam zarar talebinde bulunulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının munzam zarar talebine dayanak gösterdiği Mahkememiz 2016/... Esas sayılı dosyası kapsamında verilen hükmün müvekkili ... ... Ltd. hakkında kurulduğunu, her ne kadar söz konusu davanın tarafları huzurdaki davanın tarafları ile aynı olsa da işbu davaya dayanak çatma dosyasında hükmün sadece müvekkili ... ... Ltd. hakkında kurulduğundan diğer müvekkili davalıların huzurdaki davada taraf gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, her halükarda salt enflasyona dayalı somut olarak ispat edilememiş nedenlerle munzam zarar talebinde bulunulamayacağını, davacının İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/... Değişik İş sayılı dosyasında M/V ... gemisi üzerindeki ihtiyati haczi kaldırmak amacıyla yatırılan ... Bankası A.Ş. tarafından düzenlenen 13.10.2016 tarihli, ... referans numaralı ve 1.771.828 Euro bedelli teminat mektubu üzerine ihtiyati haciz koydurulmasını talebine konu teminat mektubunun işbu davaya dayanak çatma hadisesi nedeniyle gemi üzerine konulan ihtiyati haczin üzerine kaydırıldığı teminat mektubu olduğunu, ilgili teminat mektubunun hala bozulmaksızın dosyada durduğunu, halihazırda üzerinde ihtiyati haciz bulunan bir teminat mektubu üzerine ikinci bir ihtiyati haciz konulmasının mümkün olmadığını, teminat mektubu bozulmadığından teminat mektubunun hala güvence niteliğinin devam ettiğini, ihtiyati haciz için aranan yaklaşık ispatın sağlanmadığını, davacının teminatsız şekilde ihtiyati haciz talebinde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu ve reddini talep ettiklerini belirterek; davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının hukuki yararı olmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, davanın müvekkili davalılar ... ... Ltd.'ye izafeten acentesi ... ... Hizmetleri ve ... Ltd. Şti. ve ... ... Ltd.'ye izafeten acentesi ... Denizcilik Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, her halükarda davanın esastan reddine, davacının ihtiyati haciz talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/03/2026 tarih ve ... sayılı görevsizlik kararının davalılar vekilince istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 12/06/2026 tarih ve 2026/1122 Esas 2026/1183 Karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır. Dava, davacı kuruma ait botun ... isimli gemiye refakat görevini icra ettiği sırada M/V ... isimli geminin çarpması sonrası çatma meydana gelmiş ve olayla ilgili Mahkememizde 2016/... Esas dosyası üzerinden yargılama yapılarak davacı lehine tazminata hükmedilmiştir. İcra marifeti ile tahsil edilen ücretin güncel zararı karşılamadığı gerekçesi ile davacı tarafından munzam zararın tazmini için belirsiz alacak davası olup; önceki kararın kesin hüküm teşkil edip etmediği, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davalıların pasif husumetlerinin olup olmadığı, munzam zarar talebinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Davacya ait botun boğazdan geçen ... isimli geçen gemiye 17/08/2016 tarihindeki koruma ve refakat görevi kapsamında eşlik ettiği esnada geminin bota çarparak batmasına neden olduğu, olayla ilgili İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/... Esas dosyasından yargılama yapılarak ... gemisinin kusurlu olduğunun tespit edilmiştir. Yargılama sonucunda hükmedilen 3.921.077,25 TL'nin yasal faizi ile 09/12/2025 tarihinde 8.143.916,04 TL olarak tahsil edildiğini, aradan geçen 9 yıllık süreçte ekonomik koşullar sebebiyle gerçek zararı karşılamadığını belirterek iş bu dava açılmıştır. Davacı tahsil edilen bu asıl alacak ve yasal faizine rağmen aradan geçen 9 yıllık sürede yaşanan yüksek enflasyon, dövizdeki artış ve ekonomik dalgalanmalar sebebiyle davacının tahsil ettiği faizin üzerinde zararı olduğunu belirterek iş bu davayı açmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/11-938 E, 2022/401 K, sayılı ilamında, "21. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. 22. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır. 23. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur. 24. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür. 26. Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, aşkın (munzam) zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. 27. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816). 28. Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez. 29. Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır 31. Dava dilekçesinde; davacının hüküm altına alınan alacağının 16 yıl sonrasında avans faiziyle tahsiline karar verildiği, sadece anaparaya işletilen avans faizi sonrasında temerrüt faiziyle karşılanamayan bir zararın ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğu, bu suretle paranın satın alma gücünün azaldığı, enflasyon oranın temerrüt faiz oranından fazla olması nedeniyle aradaki farkın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu, ekonomik olumsuzlukların mevcut olduğu bir durumda bireyin parasını atıl tutmak yerine döviz, altın, devlet tahvili, gayrimenkul gibi yatırım araçlarına yönlendirerek yahut bir yıllık vadeli hesaba yatırıp enflasyonun olumsuz etkisinden korunacağı, bu sebeple benzer yatırım araçlarının getirisinin ortalaması bulunarak davacının aşkın (munzam) zararının belirlenmesi gerektiği iddiasıyla aşkın zararın tahsili talep edilmiştir.... davacı tarafından talep edilen aşkın (munzam) zararın dayanağı olarak ileri sürülen iddia, geç ödeme nedeniyle kendisince, bizzat ve somut olarak uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu yönündedir. Başka bir anlatımla davacı tarafından, ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmamıştır. Açılan davada sadece, ekonomik koşullardaki olumsuzluklardan hareketle davacının durumunda olan bir bireyin elindeki varlığını koruma amacıyla belirli yatırımlara yönlendireceğine dair faraziyeye dayalı olarak aşkın (munzam) zararın ortaya çıktığı ileri sürülmüştür. 33. Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır. 34. Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz" şeklinde karar vermiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararında da belirttiği gibi, tarafların faiz talepleri ile karşılamayan ve ülkede yaşanan yüksek enflasyon, dövizdeki artış ve ekonomik dalgalanmalar gibi sebeplerle faiz talepleri üzerindeki zararların TBK 122 kapsamında aşkın zarar ile talep edilmesinin mümkün olmadığını belirttiği görüldüğünden aşağıdaki şekilde karar verilerek hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Davanın reddine, 2-Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı ... Ltd.'ye izafeten acentesi ... Denizcilik Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi yargı gideri olan 315,00 TL posta giderinin davacıdan alınıp işbu davalıya ödenmesine, bakiye giderin işbu davalı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar vekili için takdir edilen 45.000,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 5-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 6.400,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır