Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1073 E. 2026/1860 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1073
Karar No
2026/1860
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1073 KARAR NO : 2026/1860

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/01/2023 NUMARASI : 2019/473 Esas 2023/70 Karar DAVA : TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 10/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 11/09/2026

Davacı vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacının davalı Yapı Denetim şirketi ile yapı denetim hizmeti sözleşmesi yaptığını, parsel üzerinde yapılan inşaatın beton döküm aşamasında döküm yapılan inşaatın çöktüğünü, zararın oluştuğunu, inşaatın çökmesinde inşaat kalıbında kusur olduğunu, yapı denetim şirketinin gerekli kontrolü yapmadan gerekli kontroller yapılarak beton dökümüne izin verilmemesi gerektiğini, inşaatın çökmesi sebebiyle zarara uğradığını, uğramış olduğu zararın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Görev itirazında bulunarak Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, esasa ilişkin olarak davacı ile yapı denetim sözleşmesi yaptığını, davacının çalışmasının halen devam ettiğini, mevcut zararın davacı yanca karşılandığına ilişkin delil ve belgelerin bulunmadığını, dosyaya sunulan raporu kabul etmediklerini, denetim şirketinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, yükümlülüklerin İş Sağlığı ve Güvenliği firmasına ait olduğunu belirterek davanın usülden ve esastan reddini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Mahkememizin 13.12.2018 tarih, 2018/52 Esas - 2018/1311 sayılı kararı ile İzmir Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğundan görevsizlik kararı ile dosyanın İzmir 15. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği, İzmir 15. Asliye Hukuk Mahkemesi 23.05.2019 tarih, 2019/68 Esas - 2019/199 sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı verdiği, yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 09.09.2019 tarih, 2019/1977 Esas - 2019/1651 Karar sayılı ilamı ile ''İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermiş olup, dosya mahkememize gönderilmiş, mahkememizin 2019/473 Esasını alarak yargılamaya devam olunmuştur. Delillerin toplanmasından sonra mahkememizin 15.02.2022 tarihli oturumunda bilirkişi incelemesine karar verilmiş, bilirkişi ibraz ettiği 27.04.2022 havale tarihli raporunda dosya kapsamı hakkında beyanda bulunduktan sonra sonuç olarak, Alternatif 1; Taraflarca imzalı 10.10.2018 tarihli taahhütname ile davacının, İzmir ili, Bornova İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, .. parsel üzerindeki inşaatın denetimi için ... Şirketiyle 15.04.2016 tarihli Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesinden kaynaklı herhangi bir hak ve alacağın kalmadığı,.... Şirketini kesin suretle ibra ettiği, Yapı Denetim Firmasından başkaca herhangi bir nam altında talepte bulunmayacağını, sair uyuşmazlıklara sunabileceğini kabul beyan ve yapının proje ve eklerine uygun olarak bitirildiğini, yapı kullanmaya hazır olduğunu da taahhüt ettiği dikkate alınarak, bu taahhüte rağmen oluşan zarardaki talebin dikkate alınmaması gerektiği görüşüne ulaşılması durumunda davalının meydana gelen hasardan bir sorumluluğunun taahhütnameye göre olmayacağı görüşüne ulaşılmasının mümkün olduğu, Ancak sayın mahkemece taraflar arasında imzalanan taahhüttün, davalı yapı denetim firmasının, yapı denetim uygulama yönetmeliğinde davalıya yüklenen kusurların sorumluluğunu kaldırmayacağı görüşüne itibar edilmesi durumunda ise; Alternatif 2; Madde 5/4-Ç fıkrasında düzenlenmiş olup, kalıp imalatında kullanılan malzemenin istenilen nitelikte, kalıp işçiliğinin iyi ve takviyelerinin yeterli olduğu, ölçü, kot, yatay ve düşey düzlemlere uygunluk açısından kalıbın projesine uygun yapıldığının kontrol sorumluluğu ''davalı Yapı Denetim Firmasına ait olacağından hesaplanan 51.432,80 TL'den davalının sorumlu tutulmasının mümkün olabileceği,'' hangi alternatifin değerlendirileceğine ilişkin nihai takdirin sayın mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir. Davalı vekili 17.05.2022 tarihli rapora beyan dilekçesinde yeni bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir. Davacı vekili 24.05.2022 tarihli rapora beyan dilekçesinde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 17.11.2022 tarihli oturumunda taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi ibraz ettiği 21.12.2022 tarihli ek raporunda, kök rapora göre herhangi bir değişikliğin olmadığını bildirmiştir. Davalı vekili 16.01.2023 tarihli rapora beyan dilekçesinde itirazları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı taraf rapora karşı beyan vermemiştir. Toplanan deliller, bütün dosya kapsamı alınan bilirkişi raporları ve istinaf ilamına göre; davacının, davalı yapı denetim şirketi ile yapı denetim hizmeti sözleşmesi yaptığını, parsel üzerinde yapılan inşaatın beton döküm aşamasında döküm yapılan inşaatın çöktüğünü, zararın oluştuğunu, inşaatın çökmesinde inşaat kalıbında kusur olduğunu, yapı denetim şirketinin gerekli kontrolü yapmadan gerekli kontroller yapılarak beton dökümüne izin verilmemesi gerektiğini, inşaatın çökmesi sebebiyle zarara uğradığını, uğramış olduğu zararın davalıdan tahsilinin talep edildiği, alınan bilirkişi raporuna göre taraflar arasında düzenlenen 10/10/2018 tarihli taahhütnameye göre değerlendirme yapıldığında, davalının sorumlu tutulamayacağının belirtilmiş olduğu, taahhütname esas alınmadığı takdirde davacının 51.432,80 TL zararın tazmininden davalı denetim firmasının sorumlu olduğunun belirtilmiş olduğu, davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen 10.10.2018 tarihli protokole göre, davalının sorumluluğunun sona erdiğini belirtmiş ise de, davacı vekili, davalının bu savunmasını kabul etmediği ve dosyamıza verdiği yazılı beyanları ve 04.05.2018 tarihli, 11291 yevmiye nolu ihtarname ile bu hususu belirttiğinden davalının protokol sebebiyle sorumlu olmadığı iddiası yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında düzenlenen yapı denetim sözleşmesinde sözleşme amacının davacının yapacağı yapının yapı denetim kuruluşu tarafından projelerinin incelenmesi ruhsata ve eklerine uygun olarak yapılmasını denetlenmesi hizmetine ilişkin sözleşme olduğu ve sözleşmenin 6. Maddesi kapsamındaki denetim firmasının yapması gereken hizmetler ve 6. Maddenin c bendi ve diğer alt bentlerdeki yükümlülüklere göre davalı denetim firmasının inşaatın her aşamasında denetimle mükellef olduğu, denetimsiz iş yapılmasının söz konusu olamayacağı anlaşıldığından; Davanın kısmen kabulü ile, 51.432,80-TL'nin, 12.01.2018 dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalı ... Şti'nden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait istemin reddine, dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile; "1-Davanın kısmen kabulü ile, 51.432,80-TL'nin, 12.01.2018 dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalı .... Şti'nden alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ait istemin reddine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi'nce hükme esas alınmış olan bilirkişi raporunda Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği'nin madde 5/4-c fıkrasında düzenlendiği şekilde "Kalıp imalatında kullanılan malzemenin istenilen nitelikte olduğu, kalıp işçiliğinin iyi ve takviyelerinin yeterli olduğu, ölçü, kot, yatay ve düşey düzlemlere uygunluk açısından kalıbın projesine uygun yapıldığının kontrol sorumluluğu" davalı Yapı Denetim Firması'na ait olacağından bahisle davalı Yapı Denetim Firması'na %40 kusur atfedilmişse de, bu kusur oranı oldukça düşük olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin karar gerekçesinde de belirtildiği şekilde taraflar arasında düzenlenen yapı denetim sözleşmesinde sözleşme amacının davacının yapacağı yapının yapı denetim kuruluşu tarafından projelerinin incelenmesi ruhsata ve eklerine uygun olarak yapılmasını denetlenmesi hizmetine ilişkin sözleşme olduğu ve sözleşmenin 6. maddesi kapsamındaki denetim firmasının yapması gereken hizmetler ve 6. maddenin c bendi ve diğer alt bentlerdeki yükümlülüklere göre davalı denetim firmasının inşaatın her aşamasında denetimle mükellef olduğunu, denetimsiz iş yapılmasının söz konusu olamayacağı açıkça belirlendiğini, bu anlamda davalı Yapı Denetim Firması'nın dava konusu çökme olayındaki kusur oranının bilirkişi tarafından %40 olarak belirlenmesi ve İlk Derece Mahkemesi'nce de söz konusu bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle işbu oran üzerinden belirlenmiş olan tazminat tutarına hükmedilmesinin yerinde olmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden kaldırılması ve haklı davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, kısmen kabul kararı üzerine verilmiş olan karşı vekalet ücretinde işbu karşı vekalet ücreti tutarının kabul edilen miktara ilişkin vekalet ücretini de geçmiş ve İlk Derece Mahkemesi'nce davalı taraf lehine 10.970,75.-TL vekalet ücretine hükmedildiğini, bu anlamda İlk Derece Mahkemesi'nin kararı bu yönüyle de hatalıdır ve kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporlarına göre davacının, davalı yapı denetim şirketi ile yapı denetim hizmeti sözleşmesi yaptığını, parsel üzerinde yapılan inşaatın beton döküm aşamasında döküm yapılan inşaatın çöktüğünü, zararın oluştuğunu, inşaatın çökmesinde inşaat kalıbında kusur olduğunu, yapı denetim şirketinin gerekli kontrolü yapmadan gerekli kontroller yapılarak beton dökümüne izin verilmemesi gerektiğini, inşaatın çökmesi sebebiyle zarara uğradığını, uğramış olduğu zararın davalıdan tahsilinin talep edildiğini, alınan bilirkişi raporuna göre taraflar arasında düzenlenen 10/10/2018 tarihli taahhütnameye göre değerlendirme yapıldığında, davalının sorumlu tutulamayacağının belirtilmiş olduğunu, taahhütname esas alınmadığı takdirde davacının 51.432,80 TL zararın tazmininden davalı denetim firmasının sorumlu olduğunun belirtilmiş olduğunu, davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen 10.10.2018 tarihli protokole göre, davalının sorumluluğunun sona erdiğini belirtmiş ise de, davacı vekili, davalının bu savunmasını kabul etmediğini ve dosyaya verdiği yazılı beyanları ve 04.05.2018 tarihli, 11291 yevmiye nolu ihtarname ile bu hususu belirttiğinden davalının protokol sebebiyle sorumlu olmadığı iddiası yerinde görülmediğini, taraflar arasında düzenlenen yapı denetim sözleşmesinde sözleşme amacının davacının yapacağı yapının yapı denetim kuruluşu tarafından projelerinin incelenmesi ruhsata ve eklerine uygun olarak yapılmasını denetlenmesi hizmetine ilişkin sözleşme olduğu ve sözleşmenin 6. maddesi kapsamındaki denetim firmasının yapması gereken hizmetler ve 6. maddenin c bendi ve diğer alt bentlerdeki yükümlülüklere göre davalı denetim firmasının inşaatın her aşamasında denetimle mükellef olduğu, denetimsiz iş yapılmasının söz konusu olamayacağını, davanın kısmen kabulü ile, 51.432,80-TL'nin, 12.01.2018 dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalı .... Şti'nden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait istemin reddine, dair aşağıdaki hüküm kurulduğunu, dava konusu olay "inşaatta beton dökümü esnasında kalıp iskelesinin çökmesi nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi isteminden" ibaret olduğu, müvekkili yapı denetim firması söz konusu beton dökümüne izin vermemiş olup müvekkilin bilgisi, onayı dışında gerçekleşen beton dökümünden sonra gerçekleşen çökmeden ötürü müvekkilin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, bahis konusu çökmenin sorumluları yapı müteahhidi ve onu temsilen görevlendirilen şantiye şefi olduğunu, bu sebeple davacı yan aynı olay ile ilgili olarak "Şantiye Şefi" ve "Taşeron - Kalıp Ustaları" aleyhine ayrıca dava açmış olup işbu dosyalar birleştirilmiştir. (İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/338 E. Sayılı dosyasında) Müvekkil Yapı Denetim Firmasının "Beton Döküm İzni" vermediğini, meydana gelen zarardan sorumluluğu bulunmadığını, Bornova Belediyesinden gelen evraklar ve sunulan delilerin incelenmesi ile tespit olunduğunu, İDM İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/338 E. Sayılı dosyasındaki raporlarda çelişki olduğunu belirterek yeniden rapor alınmasına karar verdiğini, bu ek raporda herhangi bir çelişki bulunmadığını, karara dayanak raporda ise seçenekli tespitler (lehe, aleyhe) olup tüm itirazlarımıza rağmen İDM rapordaki aleyhe tespitlere itibar ederek davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, İDM, gerekçeli kararında 18.10.2021 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu'na neden itibar etmediğini açıklamadığını, dosyada mübrez aşağıdaki "10/10/2018 tarihli Taahhütname" başlıklı belge ile davacı yan müvekkil şirketi ibra etmiştir. 25/03/2021 tarihli celsede; tanığımız ... hazır edilmiş ise de "6 nolu celsenin 4 nolu ara kararı kapsamında verilen kesin süre içerisinde davalı vekilinin tanık isim ve adreslerini bildirmediği görüldü." şeklinde zapta kayıt düşülerek tanığımız dinlenilmediğini, müvekkili yapı denetim firmasının kusursuz sorumluluğu bulunmadığını, İDM'nin müvekkili davalı aleyhinde vermiş olduğu karar (davanın kısmen kabulüne yönelik kararı) hatalı olup, usul ve yasaya açıkça aykırı olduğundan davanın tümden reddine yönelik karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; taraflar arasındaki Yapı Denetim Hizmeti Sözleşmesine konu inşaatte beton dökümü sırasında kalıp iskelesinin çökmesi nedeni ile oluştuğu iddia olunan zararın sözleşme gereğince sorumluluğu nedeni ile davalı denetim firmasından tahsili istemine yöneliktir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde istinaf incelemesine konu karar ile ; " "1-Davanın kısmen kabulü ile, 51.432,80-TL'nin, 12.01.2018 dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalı ... Şti'nden alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ait istemin reddine," şeklinde karar verilmiştir. İş bu karar davacı ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir. Davacı vekili taraflar arasındaki 15.04.2016 tarihli Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesi gereğince dava konusu okul inşaatının yapı denetim işinin davalıya verildiği, inşaatın spor salonunun bulunduğu kısmın betonunun döküm işinin de 13.01.2017 tarihinde davalı şirket kontrolünde yapıldığı ve beton döküleceğinin önceden davalı şirkete haber verildiği, davalı şirket yetkilileri kontrolünde beton dökümünün gerçekleştiği, ancak davalı tarafça müsaade edilen beton dökümünden 20 dakika sonra kalıp iskelesinin çöktüğü ve maddi zarar oluştuğundan bahisle taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri gereğince oluşan zarardan davalının birinci derecede sorumlu olduğundan bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla dava dilekçesinde belirtilen maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise cevap dilekçesinde, davaya konu zarara ilişkin çökme olayının 13.01.2017 tarihinde meydana geldiği, bu tarihten sonra da davacının davalıdan halen yapı denetim hizmeti almaya devam ettiği, davacının oluştuğunu iddia ettiği zarara ilişkin iddialarını kabul etmediklerini, davalı şirketin beton dökümünden önce ve sonra sözleşme gereğince kendi üzerine düşen tüm yükümlülükleri tam ve gereği gibi yerine getirdiği, davalının dava konusu çökmeye engel olabilmesinin mümkün bulunmadığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında 15.04.2016 tarihli Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesinin imzalandığı ve iş bu sözleşme gereğince davaya konu çökme olayının meydana geldiği inşaatin yapı denetim işinin davacı tarafça davalıya verildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf davalının taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince edimlerini yerine getirip getirmediği, davaya konu inşaat alanında gerçekleşen çökme işleminden dolayı sözleşme gereğince bir kusurunun ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, bir sorumluluğu var ise davacı tarafın talep ettiği tazminat isteminin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında 15.04.2016 tarihli Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesinin Denetim Kuruluşunun Görev Ve Sorumlulukları başlıklı 6. maddesinin ç bendinde "Beton kalıbı, demir teçhizatı ve gerekli diğer tesisatı kontrol ederek ek 8'de gösterilen form-6'ya uygun onun tutanak tanzim edilmeden beton dökümüne izin vermez. Beton uygulama denetçisi inşaat mühendisi veya kontrol alanı inşaat mühendisi veya yardımcı kontrol elemanı nezdinde dökülür. Beton numuneleri döküm yerinde yapı denetim elemanlarının huzurunda deneyi yapacak laboratuvarın teknik elemanlarınca ilgili standartlara uygun olarak alınır. Alınan numuneler üzerinde şantiyede yapılacak deneylerin sonucunun olumlu olması halinde beton dökümüne izin verir. Alınan diğer numuneler deneyi yapacak laboratuvara bu laboratuvarın teknik elemanı marifetiyle iletilir. Beton dökümünü müteakiben ek 9'da gösterilen form 7'ye uygun tutanak tanzim edilir." şeklinde olduğu görülmüştür. Ayrıca davacı tarafça davalıya keşide edilen Bornova 5. Noterliği'nin 04.05.2018 tarihli ihtarnamesinin ikinci paragrafında "....Ayrıca inşaatın%100'ünü bittiğine dair belediyeye müracaat evrakının verildiğini tarafımıza bildirdiğiniz iskan alabilmek için usulüne uygun inşaat denetiminin yapıldığına dair bizim de imzamızın gerektiği, yoksa iskan alamayacağımızın tarafımıza bildirmeniz sebebiyle belediyeye vermek üzere yazı tarafınıza verilecektir. İtirazı kayıtla iskan alabilmemiz için sadece belediyede kullanılmak üzere tarafımıza bu yazı verilecektir. İskan alabilmek için mecburiyet karşısında verileceğini, yapmış bulunduğunuz yapı denetimdeki usulsüz hukuksuz işlemler için yargı yoluna gidilmiş, diğer usulsüz hukuksuz işlemleriniz içinde yasal yollara başvuracağımı ihtaren ve ihtaren bildiririm" şeklinde davalıya ihtarname gönderildiği görülmüştür. Dosyada bir sureti bulunan ve davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 10.10.2018 tarihli "Taahhütname" başlıklı belgenin incelenmesinden İzmir ili, Bornova İlçesi, ...Pafta, ... ada, ... parsel üzerindeki inşaatın denetimi için ...Şti ile aramızdaki 15.04. 2016 tarihli yapı denetim hizmet sözleşmesinden kaynaklı herhangi bir hak ve alacağım kalmamıştır. ... Şti' ni kesin suretle ibra ederim. Yapı denetim firmasından başkaca herhangi bir nam altında talepte bulunmayacağımı, sair uyuşmazlıklara sunabileceğini kabul, beyan ve yapının proje ve eklerine uygun olarak bildirildiğini yapı kullanmaya hazır olduğunu da olduğunda da taahhüt ederim." şeklinde olduğu ve belgede her iki taraf adına imzalandığı görülmüştür. Ayrıca dosyanın incelenmesinden dava konusu aynı olay nedeni ile oluştuğu iddia olunan zarar nedeni ile davacı tarafça dava dışı sorumlu şahıslar hakkında İzmir 6 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/338 Esas ve İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/29 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı ve her iki dosyanın İzmir 6 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/338 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, iş bu dava dosyasından alınan 29.07.2021 tarihli kök rapor ve yine aynı bilirkişi heyetinden alınan 18.10.2021 tarihli ek raporun birer örneğinin dosyaya eklendiği, ancak davacı tarafça aynı olaya ilişkin olarak sorumlu olduğu iddia dilen dava dışı diğer kişiler aleyhine açıldığı anlaşılan dosyada karar verilip verilmediği, verilmiş ise ne şekilde karar verildiği, kararın kesinleşip kesinleşmediği konusunda dosyanın akıbeti hakkında eldeki dava dosyasında bilgi bulunmadığı görülmüştür. Yine mahkemece yapılan yargılama sırasında eldeki iş bu dava dosyasından inşaat mühendisi bilirkişiden rapor ve ek rapor alındığı, alınan raporda dava konusu olan inşaat sahasındaki kalıp çökmesi olayı nedeni ile toplam davacı zararının 128.582,00 TL olarak hesaplandığı, davalının meydana gelen zarardan %40 oranında kusurlu olduğu ve bu nedenle davalının bu orana tekabül eden sorumluluğunun 51.432,80 TL olarak hesaplandığı. mahkemece iş bu rapor esas alınmak suretiyle davalı denetim firmasının dava konusu olayda %40 oranında kusurlu olduğu sonucuna varılarak yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İzmir 6 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/338 Esas sayılı dosyası üzerinden alınan kök raporda ise dava konusu olay nedeniyle davalı denetim şirketi ve şantiye şefi ....'in eşit oranda ve müteselsilen kusurlu oldukları, ayrıca dava konusu çökme olayı nedeniyle toplamda 127.288,00 TL zarar oluştuğunun bildirildiği, aynı dosya üzerinden düzenlenen ek raporda ise kök raporun düzenlenmesinden sonra Bornova Belediye Başkanlığından gelen 02.08.2021 tarihli yazıda 13.01. 2017 tarihinde gerçekleşen kalıp çökmesiyle yapının ilgilileri tarafından kurumlarına herhangi bir müracaat ve bilgilendirme yapılmadığı, bu nedenle idare tarafından herhangi bir tutanak, enkaz kaldırma izin belgesi vesaire düzenlenmediği, 13.12.2016- 24.09.2017 tarihleri arasında herhangi bir imalata ilişkin tutanak olmadığının bildirildiği, bu nedenle Bornova Belediyesinden gelen yazı kapsamında davalı denetim kuruluşuna herhangi bir bildirim yapılmadığından ve buna bağlı olarak yapı denetim kuruluşunca da denetim yapılmadığından yapı denetim kuruluşuna yüklenebilir bir sorumluluğun tespit edilmediği, yapı müteahhidi ve onu temsilen görevlendirilen şantiye şefinin yapım işlerindeki kusurlardan dolayı müteselsilen sorumlu olduğu, eldeki davada ise şantiye şefliği hizmet sözleşmesi kapsamında şantiye şefinin yapı müteahhidine karşı sorumlu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş aynı olaya ilişkin olarak davacı tarafça açıldığı belirtilen İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/338 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporları ve Bornova Belediye Başkanlığından gelen 02.08.2021 tarihli yazı cevabı ile birlikte tüm dosya getirtilerek dosyaya eklenmek, suretiyle aynı olaya ilişkin olarak düzenlenmiş raporlardaki tarafların kusuru ve yine oluştuğu iddia olunan zarara ilişkin tespitler karşılaştırılmak, raporlar arasında çelişki var ise usulünce giderilmek ve aynı olaya ilişkin olarak verilen kararın eldeki davaya etkisi de gözetilmek ve yine eldeki dava dosyasındaki davacı iddiası ve davalı vekilinin cevap dilekçesi içeriğindeki savunması da gözetilerek tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilmek suretiyle oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi yerinde olmamıştır. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin diğer sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2- İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/01/2023 tarih, 2019/473 Esas ve 2023/70 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- İstinaf yoluna başvuran taraflardan alınan istinaf karar harcının istek halinde yatıranlara İADESİNE, 6- İstinaf yoluna başvuran taraflardan alınan istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7- İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, 8-İİK 36.md gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi uyarınca yatırılan teminatın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 10/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1073, K. 2026/1860, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1073-e-2026-1860-k-6b04d567afff