Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2075 E. 2026/57 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2075
- Karar No
- 2026/57
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/2075 KARAR NO : 2026/57
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/04/2025 NUMARASI : 2024/938 Esas ve 2025/437 Karar
DAVACI : ... -... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... -... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ :18/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :18/09/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/04/2025 tarih, 2024/938 Esas ve 2025/437 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin 2016 yılında yaşadığı ekonomik sıkıntı nedeniyle tefecilik yapan davalı ve dava dışı kardeşi ...'den 50.000.TL para aldığını, müvekkilinin belli bir dönem kararlaştırıldığı gibi aylık tefe ödemelerini yaptığını ancak bir süre sonra artık faiz ödeyemez duruma geldiğini, müvekkilin faiz ödemelerini yapamayınca davalı ve dava dışı kardeşi ...'in müvekkiline 'Faiz ödemelerin birikti, verdiğin araç rehinleri bunu karşılamıyor, bize ya başka bir rehin ya da faizli borç toplamı kadar senet vereceksin' diyerek müvekkilini tehdit etmeye başladıklarını, hatta müvekkilinin kuzeni ve babasını da bu konuda taciz ettiklerini, bunun üzerine çaresiz kalan müvekkilinin senet vermeyi kabul ettiğini, davalı ve dava dışı ...'in paranın alındığı tarihten dava konusu senedin tanzim tarihi olan 13.12.2017 tarihine kadar aylık 5.000.TL 'den toplam 80.000.TL faiz ödemesi ve ana para olan 50.000.TL'nin toplamı olan 130.000.-TL bedelli senedi müvekkiline imzalattıklarını, ekonomik olarak zor durumda olan müvekkilinin bu senet bedelini ödeyemediği, bunun üzerine ...'in söz konusu senedi ...'e ciro ettiğini, ...'in de .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/5357 sayılı dosyası üzerinden 04.05.2018 tarihinde ihtiyati haciz kararı aldığı ve bu kararla müvekkilin işyerine gidildiğini, haciz esnasında ... vekiline borçlu adına müvekkilinin kuzeni tarafından 20.400.TL ödeme yapıldığını, İhtiyati haciz esnasında alacaklı vekili tarafından 20.400.TL tahsil edilmesine rağmen bu tahsilat düşülmeden 130.000.TL asıl alacak, 4.722,74.TL işlemiş faiz olmak üzere 134.722,74.TL üzerinden haksız ve kötüniyetli olarak esas takibe geçildiğini ve bugüne kadar da halen bu tahsilatın icra dosyasına bildirilmediğini, davalı ve dava dışı şahıs hakkında ... CBS de tefecilikten suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilin adına davalı alacaklı vekiline 04.05.2018 tarihinde yapılan 20.400.TL ve ferileri bakımından müvekkilin bono nedeniyle tefecilik suçu kapsamında verildiğinden .... Genel İcra Müdürlüğünün 2023/15068 Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığından tespitine, zorla tahsil edilen bedeli istirdatına, bononun tefecilik suçu kapsamında değil de davalının ceza mahkemesindeki savunmasında ileri sürdüğü gibi bağımsız bölüm satışı nedeniyle verildiğinin kabul edilmesi halinde ise bu kez icra dosyasında yapılan tahsilatlar düşüldükten sonra varsa bakiye borç miktarının depo ettirilmesine karar verilerek tapu iptal ve tescil talebine konu ettikleri ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, 120 ada, 1 parselde kayıtlı inşaat bulunan B Blok, 10.kat, 19 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan kaydının iptali ile müvekkil adına tesciline karar verilmesini, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;öncelikle eksik harç ve zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu ve yine arabuluculuk yoluna başvurulmadığından davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından müvekkili ...'e yapılan haksız iftira ve ithamlarla birlikte tefecilik yaptığı iddiasında bulunduğunu, ancak müvekkili hakkında beraat kararı verildiğini, davacının amaçlarının haksız bir şekilde borçtan kurtulmak olduğunu, ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 120 ada, 1 parseldeki konutun hile ile var olduğuna inandırdığı müvekkiline konut satışına dayalı müvekkilince davacıya ödenen ve davacının aldığı bedelin taşınmaz evin gerçekte olmaması nedeni (tapuda var fiiliyatta daire yok) ile aldığı bedelin bir kısmını geri iadeye ilişkin vaat ve imza ettiği bono borcunu dahi ödememiş halen de ödemekten imtina etmekte olduğunu, açıklanan nedenlerle açılan davanın reddine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/04/2025 tarih, 2024/938 Esas ve 2025/437 Karar sayılı kararında, davacı tarafça arabuluculuk süreci tamamlanmadan doğrudan doğruya eldeki davanın açıldığı, her ne kadar dava açıldıktan sonra arabuluculuğa başvurulmuş ise de bu husususun yasada belirtilen eksikliği gidermeyeceği bu itibarla eldeki davada dava şartı gerçekleşmediğinden 7445 Sayılı Kanunun 31. maddesi ile değişik TTK'nun 5/A maddesi uyarınca davanın usulden reddi gerektiği anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi gerekçesinin aksine; asli talebin tapu iptali ve tescile ilişkin olduğunu, sayın mahkemece dava konusu bononun tefecilik suçu kapsamında değil de davalının ceza mahkemesindeki savunmasında ileri sürdüğü gibi bağımsız bölüm satışı nedeniyle verildiğinin kabul edilmesi halinde ise bu kez icra dosyasında yapılan tahsilatlar düşüldükten sonra varsa bakiye borç miktarının depo ettirilmesine karar verilerek ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, 120 ada, 1 parselde kayıtlı inşaat bulunan B Blok, 10.kat, 19 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan kaydının iptali ile müvekkil adına tesciline' şeklinde açıklandığını, burada terditli bir talep söz konusu olmayıp sayın mahkemenin yapacağı değerlendirmeye istinaden talebinin açıklanmasının söz konusu olduğunu, yine ilk derece mahkemesi gerekçesinin aksine dava dilekçesi gerek içeriğinde gerekse de sonuç ve talep kısmında tapu iptali ve tescil talebinin feri talep olarak belirtilmiş olduğunu, bilindiği üzere, tapu iptali ve tescil talepli uyuşmazlıklar zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını, bu nedenle de tarafça tapu ve iptal ve tescil talebinde bulunulduğundan arabuluculuğa başvurulmadığını, açıklanan nedenlerle; .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 21.04.2025 tarihli, 2024/938 E.- 2025/437 K. sayılı kararına karşı istinaf talebimizin kabulü ile kararın kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesine, yargılama harç ve giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/04/2025 tarih, 2024/938 Esas ve 2025/437 Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, menfi tespit ve istirdat , bu talep kabul edilmediği takdirde, terditli olarak tapu iptali ve tescil istemine istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince zorunlu arabuluculuğa başvuru olmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği, iş bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 Sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava şartları, 6100 sayılı HMK.nun 115/1 maddesinde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiğilinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan kanunun 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 05 Nisan 2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 7445 sayılı İcra İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31. maddesi ile 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirildiği, kanunun geçici 1. maddesinde "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hükmün, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı" belirtilmiştir. Somut olayda, uyuşmazlığın kambiyo senedinden kaynaklandığı dolayısıyla, ticari dava olduğu ve Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu, davanın 10/10/2024 tarihinde açıldığı ve dava tarihi itibariyle menfi tespit ve istirdat davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu anlaşılmaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde, mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Somut olyda davacı tarafından iş bu davanın 10.10.2024 tarihinde açıldığı, davacı tarafın 13.03.2025 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu, 11.04.2025 tarihinde arabuluculuk son tutanağının tanzim edildiği, davacı tarafından dava açıldıktan sonra arabulucuya başvurulduğu ve son tutanağın düzenlendiği, ayrıca terditli olarak açılan davalarda arabuluculuk dava şartının ilk talebe göre değerlendirilmesi gerektiği, 6100 sayılı Kanun'un 111 inci maddesinin ikinci fıkrasında mahkeme, davacının asli talebi hakkında esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemeyeceği belirtilerek asli talebe öncelik verildiği, davanın asli talebe göre niteleneceği, eldeki davada davacının asli talebinin menfi tespit ve istirdat feri talebinin ise tapu iptali ve tescil olduğu, terditli dava asli talebe göre nitelendirileceğinden asli talep olan menfi tespit ve istirdat isteğinin arabuluculuğa tabi olduğu anlaşılmakla mahkemece dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/04/2025 tarih, 2024/938 Esas ve 2025/437 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından YENİDEN ALINMASINA YER OLMADIĞINA, 3)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İADESİNE, 6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce YAPILMASINA, Dair, dairemizce dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda oy birliğiyle, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 18/09/2026 tarihinde karar verildi.
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır
Katip ... ¸e-imzalıdır