İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/725 E. 2026/706 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/725
Karar No
2026/706
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/725 Esas KARAR NO : 2026/706

DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/04/2022 KARAR TARİHİ : 22/09/2026

... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar numaralı kararı ile yetkisizlik kararı verilmesi üzerine, Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; müvekkili ... Ltd. Şti. (acente), davalı ... Sigorta A.Ş. (sigorta şirketi) ile aralarında düzenlenen 12.07.2016 tarihli aracılık sözleşmesi ile acentelik ilişkisine başladığı, davalı sigorta şirketi, müvekkil acenteye 04.01.2021 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile sözleşmeyi feshetme kararı aldığını ve aradaki sözleşmenin, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3. ayın sonunda feshedilmiş olacağını belirttiği, feshin gerçekleşmesinden sonra da acentelik işlemlerinin yapılabilmesi için verilen vekaletnameye ilişkin azilname tebliğ edildiği, fesih gerekçesi olarak herhangi bir ayrıntı belirtilmeden "performans düşüklüğü" ileri sürüldüğü, bu performans düşüklüğünün 29.06.2020, 18.08.2020 ve 20.10.2020 tarihli yazılar ile bildirildiği ancak performansta davalı şirket beklentilerini karşılayan herhangi bir değişiklik olmadığı belirtildiği, kabul anlamına gelmemek kaydıyla performans düşüklüğünün fesih yönünden haklı neden olarak ileri sürülmesi mümkün olmadığı gibi performansa ve şirket beklentilerine ilişkin yeterli açıklama yapılmadan ileri sürülen soyut ve subjektif bir kıstasa dayalı bu iddiaya itibar edilerek feshi haklı göstermenin kabulü de mümkün olmadığı, davalarının ve denkleştirme istemlerinin kabulüne, alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirlememiz bu aşamada mümkün olmadığından, davalı şirket kayıtları ve yine davalı şirketçe sunulacak veriler ışığında veya tahkikat (bilirkişi incelemesi vb.) sonucunda alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda talebimizi arttırmak üzere HMK 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açtıkları davalarında şimdilik müvekkil acente lehine 500-TL portföy tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Taraflar arasında imzalanan Acentelik Sözleşmesi ve acentenin yetkilerini gösterir vekaletnamenin tescil ve ilanından sonra davacı acente ile iş ortaklığına başlandığını, Ancak gelinen aşamada davacının tüm branşlarda üretim yapmadığını, yapmış olduğu üretimlerde ise hasar/prim oranının oldukça yüksek olduğunu, prim üretiminin hedef rakamların altında kaldığının tespit edildiğini, bu konuyu düzeltmesi için uyarılmasına rağmen bir düzelme göstermediği için sözleşmenin haklı sebeple feshedilmek zorunda kalındığını, Üretim dağılımındaki dengesizliğe ilişkin davacı acenteye 29.06.2020 ve 18.08.2020 tarihli uyarı yazıları gönderildiğini, Eylül 2020 verileri nazara alınarak acentenin durumunun değerlendirileceğinin belirtildiğini, Davacı acenteye ait 2020 performans raporunda da üretim dağılımında bir gelişme sağlanmadığını, üretimin aynı şekilde oto ağırlıklı devam ettiğinin tespit edildiği ve bu nedene dayalı olarak 20.10.2020 tarihli yazı ile fesih sürecinin başlatılacağının davacı acenteye bildirildiğini, Müvekkili şirket ile davacı acente arasında imzalanan 12.07.2016 tarihli Acentelik Sözleşmesi'nin 12. Maddesinde; "Taraflardan her biri üç ay önceden ihtarname göndererek işbu sözleşmeyi diledikleri zaman feshedebilir." denildiği, İlgili madde uyarınca davacı acenteye ... 10. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek 3 ay sonra sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiği, Davacı yanca belirtildiği gibi; Azilname ve fesih ihbarnamesi ile müvekkilinin, verilen yetkilerden azledilmediği, davacı acentenin, verilen 3 aylık süre içerisinde faaliyetini sürdürdüğü, süre sonunda ... 10. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Azil/Fesih işleminin gerçekleştirilerek sözleşmenin haklı sebeple sona erdirildiğini, TTK. M. 122/3 "Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkili tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz." hükmünü haiz olmakla ilgili hüküm uyarınca davanın reddi gerektiğini, Davacı acentenin sözleşmede yazılı ve kendisine yetki verilen branşlar genelinde üretim yapmadığını, gerçekleştirdiği üretimlerin %90,43'nin Trafik Poliçesi ve Trafik Poliçesi ile birlikte düzenlenen branş üretimlerinden, %6,10' nin yine Hasar Prim oranı yüksek olan Kasko Poliçesinden oluştuğu, acentenin üretiminin neredeyse tamamının Oto Branşından oluşması nedeniyle, faaliyette olduğu yıllara ilişkin Hasar Prim oranının %100'ün üzerinde sonuçlandığı, bu nedenle müvekkili şirketin bu hususta beklenen menfaati sağlayamadığının anlaşıldığını, ayrıca, davacı yanca üretim dağılımına ilişkin yıllık hedef formu imzalanmış olmasına rağmen üretimlerinin de yıllık hedef formunda belirtilen rakamların altında kaldığını, Davacı tarafından acentelik faaliyeti gereği gibi yapılmadığından müvekkil şirket açısından haklı fesih şartları oluştuğunu, taraflarınca, karşı yana 2020 yılının ikinci yarısındaki aylara ilişkin uyarı yazıları gönderildiğini, pandemi döneminden evvel de davacının muntazam şekilde üretiminden söz etmenin mümkün davacının iddialarını ispatla mükellef olduğunu, haklı sebeple sözleşmeyi fesheden müvekkili aleyhine olmadığını, bu kapsamda denkleştirme talebinde bulunulamayacağını, Sayın Mahkemenin, feshin haklı sebebe dayanmadığına dair aksi kanaate olsa dahi, denkleştirme tazminatına hak kazanabilmek için kanunen aranan diğer şartların da işbu davada bulunmadığını, "122/1-a: Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa," "122/1-c: Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa," şartları arandığını, bu noktada davacının, müvekkilinin sözleşmeden sonra önemli menfaatler elde ettiğini ve ödemenin hakkaniyet gereği olduğunu ispatlaması gerektiğini, öncelikle, yetki sözleşmesinin yanı sıra yine Müvekkil Şirket adresi ... olduğunu, davanın genel yetki kuralı uyarınca ... Adliyesinde açılması gerektiğini, davacı yan tarafından sunulan sözleşmenin, “fesih ve sonuçları” başlıklı 12. maddesi gereğince müvekkili şirket tarafından sözleşme haklı sebeple feshedildiğini, acentelik sözleşmesi davacının kusuru ile haklı sebeple feshedildiğinden davacının portföy tazminat hakkı bulunmadığını, davacı tarafından acentelik faaliyeti gereği gibi yapılmadığından müvekkili şirket açısından haklı fesih şartları oluştuğunu, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas ... Karar sayılı 28/06/2022 tarihli kararı ile "1-Yetkili mahkemenin ... Asliye Ticaret Mahkemesi olması ve Mahkememizin YETKİSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1/ç) maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2- HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın kesin yetkili ve görevli İSTANBUL ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE," dair karar verilerek Mahkememize gönderildiği görülmüştür. Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, icra dosyasının UYAP kayıtları, bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında imza edilen 12/07/2016 tarihli acentelik sözleşmesi uyarınca tarafların edimlerini gereği gibi yerine getirip getirmediği, davalı tarafından sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, haksız ise davacının davalıdan haksız fesihten kaynaklı porftföy tazminatı talebinde bulunup bulunamayacağı hususunda toplanmaktadır. Mahkememizin 17/01/2023 tarihli celse ara kararı gereğince dosyamız, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak rapor hazırlanmak üzere ...Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından ibraz edilen 25/04/2023 tarihli raporda özetle; "- Davacı şirketin 2016-2021 yılına ait yevmiye,kebir,envanter defterlerinin usulüne uygun olduğu, defterler üzerinde herhangi bir silinti, kazıntı ve karalamanın bulunmadığı görülmüştür.2022 yılına ait yevmiye,kebir, envanter defterler yazdırılmadığından herhangi bir inceleme yapılamamıştır. - Davacının 2016-2021 yılı yevmiye defterinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılmış olduğu anlaşılmıştır. 2022 yılı yevmiye defterinin açılış tasdiki yasal süresinde yapılmış olup kapanış tasdik süresi daha bitmediğinden henüz yapılmamış olduğu, - Davacının 2016-2021 yılı ticari defterlerindeki incelemeler sonucundi taraflar arasında sigorta ve sigorta komisyon ile ilgili ticari ilişki kapsamında davacının davalıdan hiçbir alacağının olmadığı,..." sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Mahkememizin 06/06/2023 tarihli celse ara kararı gereğince dosyamız ek rapor hazırlanmak üzere ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından ibraz edilen 15/07/2023 tarihli ek raporda özetle; "- Davacı şirketin 2016-2021 yılına ait yevmiye,kebir,envanter defterlerinin usulüne uygun olduğu, deSöz konusu kök raporda da yer alan aşağıdaki tabloya göre de davacı şirketin yıllar itibariyle sigorta üretim tutarları ve komisyon bedelleri davacının yasal defterlerine göre tespit edilmiştir.

YILLAR ... SİGORTA KOMİSYON GİDER BELGESİNE GÖRE SİGORTA ÜRETİM TUTARI ... SİGORTA KOMİSYON GİDER BELGESİNE GÖRE SİGORTA KOMİSYON TUTARI ... KOMİSYON GİDER BELGESİNE GÖRE SİGORTA ÜRETİM TUTARI ... KOMİSYON GİDER BELGESİNE GÖRE SİGORTA KOMİSYON TUTARI 2016 YILI 3.132.868,58 412.128,49 2.810.113,00 314.808,00 2017 YILI 3.831.166,49 424.591,68 3.540.351,07 424.473,63 2018 YILI 945.192,35 96.839,75 1.008.268,00 103.542,00 2019 YILI 383.679,62 41.635,93 407.509,00 43.862,00 2020 YILI 148.699,51 15.929,56 148.696,74 15.927,34 2021 YILI 3.539,62 365,85 19.888,43 1.978,52 TOPLAM : 8.445.146,17 991.491,26 7.934.826,24 904.591,49

Bu tabloda yıllar itibariyle sigorta üretim primleri ve buna karşılık komisyon bedelleri yer almaktadır. 2016-2017 yılları yüksek olan sigorta üretim primleri 2018 den itibaren düşmeye başlamıştır. Dava dosyasında yer alan 2020 yılı acente prim üretim hedef toplamına göre davacının 2020 yılı yasal defterlerine kaydettiği tutara göre hedef toplamını yakalayamadığı görülmüştür. (2020 Yılı ... ile ... Acente Prim Üretim Yıllık Hedefi toplam 552.537,00 TL buna karşılık ... ticari defterinde 2020 yılı 148.696,74 TL 'dir) . Bu sonucun portföy tazminatına hak kazandırılıp kazandırmadığı konusunda sigorta kanunlarına göre değerlendirmesi daha doğru olacağından mahkemeyi yanıltmamak adına kök raporda değerlendirme yapılmamış olup sadece mahkemenin tarafımdan istemiş olduğu tespitler yapılmıştır. Bu yüzden yapılan mali inceleme ve tespitlerin sigortacılık alanında uzman bir bilirkişinin değerlendirilmesi ,..." sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Mahkememizin 28/11/2023 tarihli ara kararı gereğince dosyamız da talimat raporu hazırlanmak üzere Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından ibraz edilen 24/05/2024 tarihli raporda özetle; "Davacı ... Şti. tarafından, TTK'nun ticari defterlerin tutulmasına ilişkin usul ve esaslarına 2016, 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarında uyulduğu, Davanın tarafları arasındaki ticari ilişkinin 30.04.2016 tarihinde başladığı, sözleşmenin 04.04.2021 tarihi itibariyle feshedileceğinin bildirildiği, ... 10. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı Azilnamesi ile Acentenin vekâletnamedeki tüm yetkilerinden azledildiği, 01.04.2022 dava tarihi itibariyle cari hesap yönünden tarafların birbirlerinden alacağı ve birbirlerine borcu bulunmadığı, Davacı ... Şti.'nin, 31.12.2016 döneminde Sigorta Üretim Net Tutarı 3.132.868,58.-TL. iken, 31.12.2017 döneminde %22,29 oranında artarak 3.831.166,49.-TL'ye, 31.12.2018 döneminde %75,33 oranında azalarak 945.192,35.-TI.'ye, 31.12.2019 döneminde % 59,41 azalarak 383.679,62.-Tl.'ye, 31.12.2020 döneminde % 61,24 azalarak 148.699,51.-TL.'ye, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiği 31.12.2021 tarihi itibariyle ise %97,62 azalarak 3.539,62.-TL.'ye gerilediği, Dava dosyasında yer alan verilere göre; 2020 yılında, Acente Prim Üretim Yıllık Hedefi 552.537.- TI., olarak belirtilmişken, ...Sigorta'nın aynı yıl içinde 148.699,51.-TL. Üretim gerçekleştirdiği, önceki yıllara ait Acente Prim Üretim Yıllık Hedefleri bilgisinin dava dosyası içeriğinde bulunmadığı, Yapıları bu tespit dışında, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin, taraflar arasında imzalanan 12.07.2016 Tarihli Acentelik Sözleşmesi”ni haklı olarak feshedip feshetmediğine ilişkin bir değerlendirmenin dava dosyası içeriğinde yer alan verilerle yapılamadığı, Davacı ...Ltd. Şti'nin, 31.12.2016 döneminde Sigorta Üretim Net Komisyon Tutarı 412.128,49.-TI. iken, 31.12.2017 döneminde % 3,02 oranında artarak 424,591,68.-TL.'ye, 31.12.2018 döneminde % 77,19 oranında azalarak 96.839,75.-TI.'ye, 31.12.2019 döneminde % 57,01 azalarak 41.635,93.-TI.'ye, 31.12.2020 döneminde % 66,21 azalarak 14.069,37.-TL.'ye, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiği 31.12.2021 tarihi itibariyle ise % 97,4 azalarak 365,85.-T1.'ye gerilediği, “Davacı ... Şti.'nin, davalı ... Sigarta A.Ş.'nin acenteliğini yaptığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona ermesinden önceki son 5 yıl içinde, Sigorta üretimlerinden, 2016 yılında 412.128,49.-TL, 2017 yılında 424.591,68.-TL, 2018 yılında 96.839,75.-TL 2019 yılında 41,635,93.-TL., 2020 yılında ise 14.069,37.-TL. olmak üzere 989.265,22 toplam tutarında net komisyon elde ettiği, ” Elde edilen 5 yıllık net komisyonun basit ortalamasının : (412.128,49 + 424.591,68 + 96.839,75 +41.635,93 + 14.069,37 / 5) 197.853,04.-Tİ. olduğu, “ Bir başka ifadeyle, Davacı ... Şti.'nin, sözleşmenin feshedilmesinden önceki 5 yıl içinde gerçekleştirdiği sigorta üretimlerinden elde ettiği net ortalama komisyon gelirinin 197.853,94.-TI. olduğu, Bu tutarın aynı zamanda, davacı şirketin davalı şirket ile 2021 yılında da çalışmaya devam etmesi durumunda elde edebileceği muhtemel kazanç veya taraflar arasındaki sözleşmenin 2021 yılında da devam etmemesi nedeniyle, davacı şirketin elde etmekten yoksun kaldığı kazanç olarak da kabul edilebileceği, Sayın Mahkeme tarafından, davacı şirketin, yukarıda hesaplanan tazminat tutarını davalı şirketten talep edebileceği yargısına varılması durumunda, davacı şirketin, 197.853,04.-TL portföy tazminatını, 01.04.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziybe birlikte davalı şirketten talep edebileceğini...." sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Mahkememizin 25/02/2025 tarihli celse ara kararı gereğince dosyamız, davalı tarafın ticari defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle rapor hazırlanmak üzere mali müşavir, sigortacılık alanında uzman bilirkişi ve ticaret mevzuatından kaynaklanan nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 10/07/2025 tarihli raporda özetle; "1) Müşteriler sebebiyle sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerinde olduğu, Davacı portföyünde olup sözleşmenin feshi sonrasında davalı uhdesinde devam eden poliçe olduğu hususunun ispatlanmadığı, 2) TTK 122.maddesi gereği acentenin müşterileri sayesinde sözleşmenin sona ermesinden sonra da davalının komisyon ödemelerini devam ettirip ettirmediği ve davalının sigorta poliçe portföyü içerisinde önemli bir paya sahip olup olmadığı davalının önemli menfaatler elde edip etmediği takdiri sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu, 3) 6102 sayılı TTK . Md. 122. Maddesi gereği, Sayın mahkemenizin Portföy Tazminatı hesaplanması yönünde karar vermesi durumunda; Denkleştirme tazminatı 22.532,31.- TL olarak hesaplanmış olup davacının 6102 sayılı TTK . Md. 122. Maddesi gereği talep edebileceği tazminatın üst sınır içerisinde kaldığı ve 22.532,31-TL olarak talep edilebileceği,..." sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Mahkememizin 16/12/2025 tarihli celse ara kararı gereğince dosyamız ek rapor hazırlanmak üzere bilirkişilere tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 22/03/2026 tarihli ek raporda özetle; "1) Müşteriler sebebiyle sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerinde olduğu, Davacı portföyünde olup sözleşmenin feshi sonrasında davalı uhdesinde devam eden poliçe olduğu hususunun ispatlanmadığı, 2)TTK 122.maddesi gereği acentenin müşterileri sayesinde sözleşmenin sona ermesinden sonra da davalının komisyon ödemelerini devam ettirip ettirmediği ve davalının sigorta poliçe portföyü içerisinde önemli bir paya sahip olup olmadığı davalının önemli menfaatler elde edip etmediği takdiri sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu, 3)6102 sayılı TTK. Md. 122. Maddesi gereği, Sayın mahkemenizin Portföy Tazminatı hesaplanması yönünde karar vermesi durumunda; Denkleştirme tazminatı 22.532,31.- TL olarak hesaplanmış olup davacının 6102 sayılı TTK . Md. 122. Maddesi gereği talep edebileceği tazminatın üst sınır içerisinde kaldığı ve 22.532,31.- TL olarak talep edilebileceği,..." sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Acentelik sözleşmesi, genellikle sürekli borç ilişkisi kuran bir sözleşmelerdir. Acentelik sözleşmesi, tıpkı sürekli borç ilişkisi doğuran diğer tüm sözleşmeler gibi kural olarak, sözleşme süresini sona ermesi ile, haklı sebepleri varlığı halinde ileriye etkili tek taraflı fesih ile ya da taraflardan birisinin ölümü, fiil ehliyetini kaybetmesi ve iflasıyla son bulacaktır. Acentelik sözleşmesinin sona ermesi sebeplerini düzenleyen TTK 121 maddesine göre; “(1) Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir. (2) Belirli süre için yapılan bir acentelik sözleşmesinin, süre dolduktan sonra uygulanmaya devam edilmesi hâlinde, sözleşme belirsiz süreli hâle gelir.” Madde hükmü gereğince, dava konusu edilen acentelik sözleşmesi belirsiz süreli sözleşme halinde olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu sözleşmenin belirsiz süreli sözleşme olarak kabulü ile sözleşmenin feshi için tarafların üç ay önceden fesih ihbarında bulunmaları zaruridir. Ancak haklı sebeplerin bulunması durumunda bu feshi ihbar süresine uyma zorunluluğu bulunmamaktadır. T.T.K 121. maddesi göre, fesih ihbarının davalı tarafa tebliğ tarihinden itibaren 3 ay geçmekle sözleşmenin son bulacağı tartışmasızdır. Bilirkişilerce yapılan tespitler neticesinde, davacının fesih bildiriminde bulunduğu, 3 aylık feshi ihbar süresine uyduğu ancak acentelik sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayandığı yönünde delil sunulmadığı kanaatine varılmıştır. Sigortacılık Kanunu 23/16. Maddesi’ne göre;“ Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” Dava konusu olayda, davalı şirket tarafından acentelik sözleşmesi feshedilmiştir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da yer aldığı üzere “Bir Acente'nin sözleşmenin feshinde bir kusuru bulunmadığı takdirde kendi döneminde oluşturulan ve uzun süren sigorta sözleşmelerinden dolayı sigorta ettiren tarafından sigortacıya ödenen primler bakımından Acentelik sözleşmesinin sona ermesinde sonra mahrum kaldığı prim komisyon ücretlerinden dolayı muhik bir tazminat isteyebileceğinin kabulü gerektiği, buradaki kriterin sözleşmeyi fesh eden sigortacının kusurlu olup olmaması değil, Acentenin kusurlu olup olmaması hali olduğu” şeklinde hüküm tesisi edilmiştir. TBK 126 maddesinde akdin feshinde kusursuz olan tarafın diğer taraftan tazminat isteyeceği açıklandığı gibi, TTK 133/4 md. sinde de haklı bir neden olmadan Acente sözleşmesini fesih eden taraftan diğer tarafın tazminat isteyeceği belirtilmiştir. Portföy tazminatı (denkleştirme bedeli), 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile hüküm altına alınmış ve kanunun 122.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. (2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. (3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. (4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. (5) Bu hüküm hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.” Hükmü amirdir. Portföy tazminatı, acenteye tamamlanmamış işler sebebi ile değil, işletmeye kazandırdığı veya çevresini genişlettiği müşteriler sebebi ile verilmektedir. Bu hak, 14.06.2007 tarihinde yürürlüğe giren Sigortacılık Kanunu’nun 23/16. Maddesinde de benzer şekilde düzenlenmiştir. Buna göre; “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” şeklindedir. Davacı acentenin faaliyet konusu dikkate alındığında; elementer branşa konu portföyün periyodik her yıl yenilenen poliçeler olduğu, davacının portföyü incelendiğinde ağırlıklı olarak elementer branşta faaliyet gösterdiği, bu poliçelerin 1 yıl vadeli olduğu, acentelik dönemi sona erdikten sonrada davalı şirketin poliçe prim kazancının başka şirkete devir hakkının kullanılmaması halinde devam edeceği, sigorta ettirenlerinin davalı şirket ile çalışmaya devam ettiğinin ispatlanması halinde davacının portföy tazminatına hak kazanacağı kabul edilmektedir. Dava konusu olayda davacının tazminata hak kazanabilmesi için; T.T.K. 122. madde hükümlerine göre; davacının getirdiği yeni müşteriler sayesinde sözleşmenin sona ermesinden sonra da davalı şirketin önemli menfaatler elde etmesi, sözleşmenin sona ermesi sebebiyle, onun getirdiği yeni müşterilerle yapılan ve kısa süre içerisinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etseydi elde edebileceği ücret isteme hakkını kaybetmesi ve somut olayın özellik ve şartlarında denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesi gerekmektedir. Hakkaniyet açısından değerlendirme yapılabilmesi için davacı acentenin sözleşmenin feshinden sonra başka şirketlerle acentelik ilişkisine girip girmediğinin girmişse çalıştığı komisyon oranlarının ve hak kazandığı komisyon miktarlarının, acentenin sağladığı portföyden yeni müşterilere geçiş yapılmasının sağlanıp sağlanmadığının tespiti gerektiği değerlendirilmektedir. Davacı acentenin faaliyetlerine bakıldığında; portföyün davalı şirket uhdesinde kaldığı yönünde delil sunulmadığı görülmektedir. Bilirkişi heyetince dosyadaki belgeler ışığında davacı tarafından getirilen müşterilerin davalı şirket portföyünde kalarak davalının önemli menfaatler elde ettiği yönünde kanaat oluşmadığı bildirilmiştir. Bu doğrultuda alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından getirilen müşterilerin davalı şirket portföyünde kalarak davalının önemli menfaat elde ettiği hususunda ispat yükünün iddia eden davacı taraf üzerinde bulunduğu, ancak dosya kapsamına bu iddiayı ispatlar nitelikte somut herhangi bir bilgi, belge ya da veri sunulmadığı anlaşıldığından davacının portföy tazminat talebinin yerinde olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre; 1-Davanın reddine, 2-Karar tarihine göre alınması gereken 732,00 TL harcın peşin alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile eksik yatan 651,30-TL nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı ve davalı tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. 22/09/2026

Katip Hakim ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/725, K. 2026/706, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-725-e-2026-706-k-e13ffadaec52