Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1249 E. 2026/1070 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1249
Karar No
2026/1070
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/1249 Esas

KARAR NO:2026/1070

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:05/12/2024

NUMARASI:2022/592 ESAS 2024/740 KARAR

DAVANIN KONUSU:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ :24/08/2022

KARAR TARİHİ:02/07/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında 06/03/2015 tarihli sözleşmenin 23.maddesi gereğince sözleşme konusu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin teminatını teşkil etmek üzere 17/03/2016 tarihli ... sayılı 520.000 TL'lik miktarlı teminat mektubu ile yine 20/04/2016 tarihi ...İş Ortaklığı Sözleşmesi'nin 22.maddesi gereğince de 05/06/2017 tarihli ... sayılı 150.000 TL miktarlı teminat mektubu verdiğini, davalıların sözleşmeyi haksız olarak fesih nedeniyle adı geçen şirketlere karşı tazminat davası açacağını, ancak teminat mektubunun her an nakde çevrilme ihtimali ve tehlikesi bulunduğundan öncelikle müvekkili şirketin haklarının derhal korunması gerektiğinden ... AŞ tarafından düzenlenen 520.000 TL ve 150.000 TL miktarlı kesin teminat mektuplarının nakde çevrilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, 06/03/2015 tarihli dağıtım merkezi sözleşmesinin ve 20/04/2016 tarihli...iş ortaklığı sözleşmesinin davalılarca feshinin haksız olduğunun tespitine, sözleşmelerin haksız feshi nedeniyle müvekkilinin 31/07/2017- 20/04/2026 tarihleri arasında 8 yıl 8 ay 20 günlük yoksun kaldığı karının,RKHK 58 maddesi uyarınca yoksun kalınan karın 3 katının, tahkikat sonucunda tam ve kesin olarak belirleninceye kadar HMK 107/2 gereğince belirsiz alacak olarak ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak artırılmak üzere şimdilik kaydıyla 15.000 TL nin 31/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, bunun mümkün görülmemesi halinde terditli olarak sözleşmelerin haksız fesihleri yüzünden TBK 126 gereğince müvekkilinin 31/07/2017- 20/04/2026 tarihleri arasında 8 yıl 8 ay 20 günlük yoksun kaldığı karının tahkikat sonucunda tam ve kesin olarak belirleninceye kadar HMK 107/2 gereğince belirsiz alacak olarak ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak artırılmak üzere şimdilik her bir davalıdan asgari olarak 5.000 er TL olmak üzere 15.000 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, TTK nun 122 mad gereğince müvekkilinin denkleştirme tazminatı alacağının tahkikat sonucunda tam ve kesin olarak belirleninceye kadar HMK 107/2 gereğince belirsiz alacak olarak ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak artırılmak üzere şimdilik her bir davalıdan asgari olarak 5.000 er TL olmak üzere 15.000 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacılar vekili vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile yoksun kalınan kar talebini 8.287.637,61-TL ye, denkleştirme tazminatı talebini ise 2.797.172,71-TL ye yükseltmiştir.Davalılar vekili,06.03.2015 tarihinde Sabit Dağıtım Merkezi Sözleşmesi, 20.04.2016 tarihinde ... İş Ortaklığı Sözleşmesi'nin imzalandığını,davacı ile müvekkilleri arasında bayilik ilişkisi bulunduğunu, 06.02.2016 tarihli ve ... kodlu ofiste gerçekleştirilen denetimde, 4 Temmuz 2015'ten kalma yaklaşık 70 adet abonelik evrakının bulunduğunu, ...'ta 08.02.2016 tarihinden kalma 1 adet kimlik bulunduğunu, abone detaylarını içeren excel dosyası bulunduğunu raporladıklarını, KVK ve BTK düzenlemelerine aykırı bilgi ve belgelerin arşivlendiği, mail ortamında tutulduğu, Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Gizliliğin Korunması Hakkında Yönetmeliğin 15. Maddesinin ihlal edildiğini, bu nedenle davacıya cevap dilekçesi ekinde ek 4'te sunulan raporlar ile maillerde -23.02.2016 tarihli- ihlallerin belirtildiğini, alt bayilere yönelik yapılan ziyaretlerde 30.01.2017 tarihli mail ve 12.01.2017 tarihli denetimde deaktif nokta olan alt bayilerde TT tabelasının bulunduğu, fatura tahsilatları yapılamadığı, ... arayüzdeki şifre sorunu sebebiyle kullanılamadığı, cihaz hakkedişi alınamadığı hususlarının açıklandığını,buna rağmen davacının sözleşme gereklerine aykırı davranması nedeniyle sözleşmelerin fesih edildiğini, Dağıtım Merkezi Sözleşmesinin sözleşmenin 26.3 maddesi, ... İş Ortaklığı Sözleşmesinin 25.3 maddesi hükümleri gereğince, temerrütten önce sözleşmenin feshedildiğini, davacıya müvekkillerinin bir borcu bulunmadığını, geçerli olan bir fesih ile sona erdirilen sözleşmeden kaynaklı müspet zarar talep edilemeyeceğini, RKHK 4 hükmünün uygulama alanı bulamayacağını, davacının portföy tazminatı şartı olan 'münhasır yetkili bayi' statüsünde bir işletme olmadığını, bahsedilen portföyün müvekkili şirketlere ait müşterilerden oluştuğunu, TTK 122'de gereğince haksız fesih şartının olayda oluşmadığını, ... İş Ortaklığı Sözleşmesi'nin 5.1. maddesinde ve Dağıtım Merkezi Sözleşmesi'nin 5.1. maddesinde bu hususların açıklandığını, 122/1-c'ye göre hakkaniyete uygun düşüyorsa bu tazminatın ödenmesi gerektiğinin yazılı olduğunu, müşteri portföyü ve diğer amaçlara ulaşmak için yapılan reklamların tamamının müvekkilleri tarafından hazırlandığını, bayilerin burada bir rol almadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemenin 10/10/2019 Tarih, 2017/862 Esas, 2019/919 Karar sayılı kararın istinaf edilmesi sonrasında Dairemiz'in 06/07/2022 Tarih ve 2020/1074 Esas- 2022/1304 Karar sayılı ilamı ile mahkeme kararı kaldırılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.12.2024 Tarih 2022/592 esas 2024/740 Karar sayılı kararı: "...Tazminat sorumluluğu bakımından; ihlalin ağır kusurla, eş deyişle kasten veya ağır ihmalle gerçekleştirilmiş olması aranacaktır.İhlal teşkil eden davranışın zarar veren tarafça bilerek ve isteyerek ya da böyle bir fiili işleyen kişinin şartlarına sahip herkesin göstereceği dikkat ve özen gösterilmeyerek yerine getirilmiş olması gerekmektedir. Ayrıca tazminata hükmedebilmek için davacının zararının doğması şarttır.Zarar ile kasıtlı ihlalli davranış arasında illiyet bağının varlığı da aranmalıdır. Yapılan bu açıklamalar sonucunda, somut olayda; davacı tarafın dinlenen tanık beyanları ve sunulan diğer deliller ile haksız rekabetin varlığını ispat ettiği görülmüştür. Davalıların piyasada tekel sahibi olmaları neticesinde; davacı ile olan sözleşmelerini haksız şekilde, süresinden önce, somut dayanak olmadan, ağır kusurlu olarak fesih ettikleri, bir kısım satıcılar ile hizmet ilişkisine devam ettikleri belirlenmiştir. Davacının aleyhine haksız rekabet yarattıkları sabit bulunmuştur. Sözleşme süresi dolmadan, sözleşmenin haksız olarak feshi eylemi sonucu, davacının kazancından mahrum kaldığı, mahrum kalınan kazanç zararı ile davalıların fesih eylemi arasında illiyet bağı bulunduğu belirlenmiş, davalılar aleyhine cezai şart tazminatına karar verilmiştir. Mahkememizce davacının mahrum kaldığı kar 356.883,56 TL ve 226.726,00 TL olarak belirlenmiştir. 4054 sy Rekabetin Korunması Kanunu gereğince cezai şart miktarının; mahrum kaldığı karın üç katına kadar belirlenebileceği açıklanmıştır.Mahkememizce talebin kısmen kabulü ile mahrum kalınan kar toplamı miktarı olarak 583.609,56 TL üzerinden talebin kabulüne fazla istemin reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle;

H Ü K Ü M/ 1-Davalılar vekilinin yeni rapor alınması isteminin alınan hüküm vermeye yeterli olduğundan reddine, 2-Davacının TTK 122 maddesi gereğince istediği Denkleştirme /Portföy tazminatı taleplerinin yasal koşulları oluşmadığından reddine, 3-Davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğunun tespiti ile TBK 126 maddesi gereğince istediği mahrum kaldığı kar talebinin kısmen kabulüne, Dağıtım Sözleşmesi nedeniyle 7 ay 6 gün için 226.726,00 TL nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalılar ... AŞ ve... AŞ den, ... Sözleşmesi için 8 ay 20 gün karşılığı 356.883,56 TL nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalılar ... AŞ , ... AŞ ve ... AŞ den alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, Davacının 4054 sy Rekabetin Korunması Kanunu gereğince istediği cezai şart talebinin kısmen kabulü ile 356.883,56 TL+ 226.726,00 TL mahrum kalınan kar toplamı 583.609,56 TL nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalılar ... AŞ, ... AŞ ve ... AŞ den tahsili ile davacıya verilmesine fazla istemin reddine,..." karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Bilirkişi raporunda, müvekkilin bakiye süreler içerisinde yeniden aynı nitelikte emsal bir iş bulmasının mümkün olmadığı, bu nedenle bu hususun yoksun kalınan kâr tazminatına etkisi olmadığı, yeniden alt yapı hazırlanması, personel eğitimi gibi bir çok etken birlikte değerlendirildiğinde aynı nitelikte ve şartlarda bir iş bulmasının en az 2 yıl süreceği ortaya konulduğunu, dosyada mevcut 17.10.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda da bu görüş sürdürüldüğünü, Yargıtay Yerleşik İçtihatlarında, mahrum kalınan kâr hesabı yapılırken, eğer emsal nitelikte bir iş bulma süresi, bakiye sürelerden daha kısa ise, sözleşmenin sona ermesi gereken sürenin tamamının esas alınmaması, benzer bir iş bulma süresinin dikkate alınması gerektiği içtihat edildiğini, 08.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, yeni bir iş bulma hususunun somut olayda yoksun kalınan kâra etkisi bulunmadığını, Dosyada yer alan 08.11.2023 tarihli bilirkişi kök raporunda ve 17.10.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda, bakiye süreler için müvekkilin talep edebileceği mahrum kalınan kâr tazminatının toplam 2.063.643,48 TL olduğu belirtildiğini, Hesaplamaya dair itirazları saklı kalmak kaydıyla, hükme esas alınan 17.10.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda ilave bir hesaplama yapıldığını, müvekkilinin iki sözleşme için mahrum kaldığı kâr tutarının (226.726,00 + 356.883,56=) 583.609,56 TL olduğu belirtildiğini, Bilirkişi heyetince yapılan hesaplamanın son derece hatalı olduğunu, Bilirkişiler, müvekkilin 2016 yılında elde ettiği net kâr üzerinden hesaplama yaptıklarını, Ancak 2016 yılı, müvekkil ile davalılar arasında akdedilen...İş Ortaklığı Sözleşmesinin ilk, Dağıtım Sözleşmesinin ise ikinci yılına denk geldiğini, müvekkilinin en çok masraf ve harcama yaptığı sene olduğunu, dosyada mübrez olan 06.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda; "...şirketin 2015 yılında 1.533.227,73 TL prim geliri elde ettiği, bu tutarın 2016 yılında 2015 yılına nazaran 4,36 kat artarak 8.308.032,95 TL olarak gerçekleştiği, 2017 yılında ise fesih etkisi ile bu tutarın 2016 yılına nazaran %24 oranında azalarak 6.290.615,97 TL olarak gerçekleştiği, bu anlamda şirket faaliyetlerinden ancak 3. yılda kar elde etmeye başlayacakken sözleşmenin fesih olması nedeni ile faaliyet karları dikkate alınarak hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı" demek suretiyle müvekkilinin bu sözleşmesel ilişkiden ancak üçüncü yıldan sonra kâr etmeye başlayabileceğini açıkça ortaya konulduğunu, Buna göre müvekkilin, en çok harcamalarının ve masraflarının olduğu, sözleşmenin ilk senesindeki faaliyet kârı dikkate alınarak hesaplama yapılması son derece hatalı ve müvekkilinin alenen aleyhine olduğunu, bilirkişi raporunda enflasyonun etkisi hesaba katıldığını ve müvekkilinin elde etmesi muhtemel kazanç yönünden azaltma yapıldığını, bu durumun hakkaniyete aykırı olduğunu, Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 58'inci maddesi uyarınca müvekkilinin mahrum kaldığı kâr yönünden hükmedilecek tazminat tutarının 3 katına hükmedilmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi 05.12.2024 tarihli kararıyla, 4054 sayılı Kanun gereği cezai şart talebinin kısmen kabulü ile mahrum kalınan kâr tazminatı kadar, yani 1 katı kadar cezai şarta hükmettiğini, Mahrum Kalınan Kâr Tazminatı Hesaplamasında 5 Yıllık Sürenin Dikkate Alınması Gerektiğini, Sabit Dağıtım Merkezi Sözleşmesine ilişkin olarak; müvekkil şirketin davalı şirketlerle imzalamış olduğu Sabit Dağıtım Merkezi Sözleşmesi'nin başlangıç tarihi 06.03.2015'tir. Sözleşmenin feshedildiği tarih ise 28.07.2017 olduğunu, Sözleşme hükmüne göre, dağıtım merkezi sözleşmesi 2 yıllık süre sonunda feshedilmediğinden TTK madde 121/2 maddesine göre belirsiz süreli hale geldiğini, Davalı, fesihle birlikte feshin haksızlığının tespiti ile mütemerrit duruma düştüğünü, Müvekkili şirketin de fesihten sonra edimlerini yerine getirmesi doğal olarak imkansız hale geldiğini, Açıklanan nedenlerle, artık müvekkil şirketin maddi zararlarının TBK 126. Maddesine göre tazmini gerektiğini, Mahrum Kalınan Kâr Tazminatı Yönünden Faiz Başlangıcı Hatalı Hesaplandığını, Müvekkili tarafından keşide edilen 16.08.2017 tarihli ihtarname itibariyle başlatılması gerektiğini, Denkleştirme Tazminatına İlişkin Talebini Reddinin Hukuka Uygun olmadığını, gerekçeli kararında, 411.012,01 TL tutarında davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, Cezai şart talebinden kasıt Rekabetin Korunması Hakkında Kanununa göre talep ettiğimiz 3 kat oranında tazminat ise, bu talebe ilişkin herhangi bir harç yatırılmadığını, bu tazminat hakkının kanundan doğduğunu, ne kadar tutarda bir tazminata hükmedileceği önceden bilinebilir olmadığından harç yatırılması mümkün olmadığını, karşı taraf lehine 411.012,01 TL tutarında vekalet ücreti hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talep etmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sözleşmelerin haklı sebeple ve usulune uygun olarak feshedildiğini, feshin haksız olduğu hükmünün hatalı olduğunu, İhtarname ile bildirilen fesih gerekçelerinin, davacının iddialarının aksine, sözleşme/kanun hükümlerine uygun ve somut verilere dayandığını, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanuna İlişkin Hükümlerin Somut Olayda Uygulanması Hukuken Mümkün olmadığını,Davacı ile akdedilen sözleşme haklı nedenle sona erdiğinden, yoksun kalınan kar talep hakkı bulunmadığını, sözleşmenin bakiye süresi üzerinden yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, basiretli bir tacir olduğu gözetildiğinde, aynı veya benzer nitelikte başka bir iş bulması için gerekli makul sürenin hesaplaması gerektiğini, Yargıtay içtihatlarının da bunu açıkça ortaya koyduğunu, bilirkişi raporunda işbu makul sürenin hesabı yoruma dayandırıldığını, sözleşme süre bitimlerinin hatalı değerlendirildiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, Sözleşmenin haksız feshi iddiasına dayalı maddi tazminat mahrum kalınan kar, denkleştirme tazminatı ve 4054 Sayılı Kanun uyarınca tazminat taleplerine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri istinaf etmiştir.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

1-Davacı tarafından, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız fesih edildiği ileri sürerek RKHK 58. Maddesi gereği üç katı tazminat, aksi halde TBK 126. Madde uyarınca yoksun kalınan kar, denkleştirme tazminatına karar verilmesi istimiyle dava açılmıştır.Dava dilekçesi sonuç ve istem kısmında, davacının RKHK 58. Maddesine dayalı tazminat talebi ile TBK 126. Maddesine dayalı tazminat talebini terditli olarak talep konusu etmesine karşın, ilk derece mahkemesince terditli taleplerin her ikisi yönünden kısmen kabul kararı vermesi yerinde olmadığından, kararın re'sen kaldırılması gerekmiştir. Mahkemece yapılması gereken, davacının öncelikli talebi olduğu anlaşılan RKHK kapsamında maddi tazminat talebinin değerlendirmesi, talebin ancak reddi halinde TBK 126. Madde kapsamında inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerekir.

2-Kabul şekline göre yapılan incelemede ise; İlk derece mahkemesince her ne kadar yazılı gerekçe ile RKHK gereği bir kısım maddi tazminat hüküm altına alınmış ise de, RKHK 58. maddesine dayalı maddi tazminat istemi yönünden yapılacak incelemede , öncelikle bu hususta Rekabet Kurulu'na yapılan bir başvuru ve başvuru neticesinde bir karar bulunup bulunmadığı, davalıların doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan anlaşma, eylem veya kararın bulunup bulunmadığı, hakim durumun varlığının kötüye kullanılıp kullanılmadığının somut verilerle tespiti gerekmekte olup, bu hususta tanık beyanlarıyla yetinilmesi yerinde olmadığı, "bir kısım satıcılar ile hizmet ilişkisine devam edilme" durumunun kabul gerekçelerinin karar yerinde tartışılmadığı, sunulu bilirkişi raporlarında bu konuda yapılan incelemenin yeterli olmadığı, raporlar arasında bu hususta aksi yönde tespitler de bulunduğu anlaşılmakla eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi yerinde olmadığı gibi RKHK 58. Maddesinde 3 kata kadar tazminat istenebileceği belirtildiğinden, fazlaya ilişkin talebin reddi gerekçelerinin de açıklanmadan, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde değildir.Emsal mahiyetinde Yargıtay 11 H.D. 2024/193 Esas 2025/1715 Karar 11.03.2025 Tarihli kararında; "...Bu durumda anılan hükümler uyarınca 6102 sayılı Kanun kapsamında haksız rekabetin olup olmadığı ile 4054 sayılı Kanun kapsamında rekabet üzerinde engelleme bozulma veya kısıtlama olup olmadığı, hakim durumun kötüye kullanılıp kullanılmadığı hususlarının belirlenmesi yönünden davalıların kendi grup şirketi ile yapmış oldukları sözleşmeler, defter ve belgeler buna ilişkin davalıların defter ve belgeleri uzman kişilerden oluşacak bilirkişi kuruluna inceletilerek haksız rekabet veya rekabeti bozan, sınırlayan, engelleyen sözleşme hükmü ve herhangi bir uygulamanın bulunup bulunmadığı, davalıların birlikte hakim durumlarının söz konusu olup olmadığı yönünde inceleme yaptırılıp denetime elverişli rapor aldıktan sonra bu talepler yönünden bir karar verilmesi gerekirken hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan bu taleplerin reddine karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..." şeklinde belirtilmiştir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, gerekçede belirtildiği şekilde inceleme yapılarak, usuli kazanılmış haklar ve dosya kapsamında sunulu tüm deliller dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere yargılamaya devam olunması için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne,

2-Davalılar vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne,

3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.12.2024 Tarih 2022/592 Esas 2024/740 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

4-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunması için dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

5-Karar kaldırma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

6- İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 285,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.968,10 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

7-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 210,00,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.893,10 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

9- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1249, K. 2026/1070, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1249-e-2026-1070-k-0720426c51c8