Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2410 E. 2026/1292 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2410
Karar No
2026/1292
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/2410

KARAR NO : 2026/1292

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 06/06/2022

NUMARASI : 2018/966 Esas - 2022/457 Karar

DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/07/2026

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin 07.01.2016 tarihinden bu yana davalının sigorta acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin davalı ile yaptığı acentelik sözleşmesinden kaynaklı geliri aylık 10.000-15.000-TL arasında değişmekte iken; davalının acenteye Eylül 2017 ayından bu yana poliçe kesilmesine izin vermediğini,durumun 07.11.2018 tarihine kadar devam ettiğini, 07.11.2018 tarihinde ise davalı tarafından azilname gönderilerek fesih nedeni olarak müvekkilinin belirlenen hedefleri gerçekleştirememesini gösterdiğini,trafik sigortası yapmasına müsaade edilmediğini,şirket sistemlerine koyduğu filtreler ile bu üretim kolunda poliçe kesilmesine izin verilmediği, kasko sigortasında davalı şirket tarafından 2017 yılı Eylül ayına kadar herhangi bir kısıtlama olmaksızın düzenli olarak üretim yapılan bu branşta ilk olarak ... ili dışında ikamet eden yada ...plaka dışındaki araçlara kasko teklifi verilmesini yada poliçe üretim yapılmasını engellediğini, müvekkili şirketin bu aksiyon sonucunda önceki yıllarda şehir dışında hizmet verdiği müşterilerinin dahi sigorta poliçesini yenileyemediğini, şirketin sistemlerinden ...plaka bir müşteriye teklif vermek yada poliçe üretmek istendiğinde şirket tarafından müvekkiline verilmiş olan teklif piyasadaki başka bir acente ile minimum 200 TL fiyat farkına sebep olduğunu, yaptırılan tespitten sonra davalının 07.11.2018 tarihinde müvekkiline azilname göndererek acentelik sözleşmesini feshettiğini, fesih gerekçesi olarak müvekkilinin belirlenen hedefleri gerçekleştirilemediğini belirttiğini, D.iş dosyasından davalının müvekkiline acenteye hak nesafet ve sözleşmeye aykırı olarak üretim yaptırmadığının tespit edildiğini, davalının sözleşmeyi haksız olarak fesih ettiğinin tespiti ile haksız fesih nedeni ile uğranılan gelir kaybının tazminini talep ettiklerini, tarafların arasındaki acentelik ilişkisi süresinde müvekkilinin 2017 Eylül sonuna kadar davalıya bir çok müşteri kazandırdığını,sözleşmeyi feshetmesine rağmen acentenin kazandırdığı müşterilerden menfaat kazanmaya devam ettiğini, davalının müvekkiline acentelik sözleşmesini haksız olarak feshettiğinin tespiti müvekkilinin sözleşmesini haksız feshi nedeni ile oluşan zararın tazmini için ileride arttırılmak edilmek üzere şimdilik 1.000-TL gelir kaybından kaynaklı maddi zararın ve ileride artırılmak üzere şimdilik 10.000-TL portföy denkleştirme tazminatının 07.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH: Davacı vekili tarafından verilen08/06/2021 tarihli dilekçe ile dava değeri 109.797,07-TL artırılmıştır.

CEVAP: Davalı vekili; davacı şirketin 07.01.2016 tarihinde müvekkili şirketin acenteliğini üstlendiğini, 07.11.2018 tarihinde verilen hedefleri tutturamadığı gerekçesi ile acenteliğinin feshedildiğini,gelir kaybı talebine ilişkin talebin hukuki dayanağı bulunmadığını, riski üstlenen sigorta şirketin acentenin her getirdiği teklifin poliçeleştirilmesini risk kabul politikaları izleyebileceğini, zarar ettiği sigorta branşlarından çekilebileceğini veya farklı fiyatlar belirleyebileceğini,her poliçenin sigortalının isteği doğrultusunda gerçekleşmek durumunda olmadığını, poliçelerin her iki tarafın iradesinin uyuşması sonucu oluştuğunu, her acentenin bir çok sigorta şirketi ile sözleşmesi bulunduğu dolayısıyla bir şirketten çıkarılmamış bir poliçenin üretimin daha uygun koşulları sağlayan bir başka şirketten çıkarılmaması için bir engel olmadığını,davalının portföy dengesi yangın/inşaat/ nakliyat gibi çok daha verimli branşlara yönlendirme konusunda çaba sarf etmediğini, hasar ödemek gibi hiçbir riski olmadığı için yalnızca hasar prim dengesi bozuk oto branşına yöneldiği hedef olarak en kolay üretim kaynağı olan oto branşını seçtiğini, şirket politikalarında özellikle öngörülen verimliliğin sağlanmasına yönelik hedef tutturma konusunda hiç bir gayret göstermediğini, tüm şirketlerin kendi risk kabul politikalarını oluşturduğunu, bu politikalara uymayan bir acente ile de hiç bir şirketin çalışmayacağını, böyle bir iş birliğinin sürdürülmesinin beklemenin işin doğasına ve mantığına aykırı olduğunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece;bilimsel içeriğe sahip denetime elverişli olduğu anlaşılan bilirkişi heyet incelemesi ile davacı şirket kayıtlarında 2016-2017-2018 yılları itibarıyla tespit edilen, davalı şirketten elde edilen komisyon geliri toplamının 325.436,14 TL olduğu, sözleşmenin 22. maddesi gereğince davacının sözleşmenin feshinden kaynaklı olarak zarar talep hakkının bulunmadığı, davalının delil listesinde ortalama kazanç olarak 150.720- TL bildirdiği, denkleştirme tazminatına esas üst sınırın 150.720- TL olduğu, davacının sözleşmenin feshinde kusurlu olmadığı, davalının devam eden sözleşmeler nedeniyle sözleşme devam etseydi davacıya ödemesi gereken prim tutarının 10.859-TL olduğu, ortaya çıkan rakamlar birlikte değerlendirildiğinde sözleşmenin feshi nedeniyle davacının davalı vesilesiyle elde ettiği gelirin %7,2'sine denk geldiği, buna göre davalı sigorta şirketinin fesihten sonra önemli menfaat elde etmediği, TTKnın 122/1-a gereğince acentenin denkleştirme isteminin koşulunu sağlamayacağı

ve bu haliyle hüküm kurmaya elverişli nitelikte bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; Mahkemenin hükme esas aldığı 3. raporun usule aykırı olarak heyete tevdi edildiğini,hangi alanda uzman olduğu anlaşılamayan heyet tarafından oluşturulduğunu, ikinci heyetten 2. ek rapor alındıktan ve taraflarınca ıslah yapıldıktan sonra 04.10.2021 tarihli celse de aslında hukuki değerlendirme niteliğinde olan davalı feshinin değerlendirilmesi için ek rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdi edilmişken; yokluğunda oluşturulan 04.11.2021 tarihli ara karar ile; gerekçesi belirtilmeden "ek rapor alınması yönündeki ara karardan dönülerek yeniden oluşturulan 2 farklı rapor birleştirilerek düzenlenen heyet raporunun 20.04.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, bilirkişi raporunda portföy denkleştirme tazminatının ne şekilde hesaplandığını, müvekkilinin yoksun kaldığı gelir kaybının olmadığının nasıl tespit edildiğinin anlaşılmadığı, maddi zararın oluşmadığı gibi subjektif bir sonuca ulaşmış; akabinde de müvekkilinin sözleşme devam etseydi yazacağı primlerin 10.859- TL olduğunun belirtildiğini, Müvekkilinin 07.01.2016 tarihinden 07.11.2018 tarihine kadar faaliyet gösterdiğini; müvekkilinin aylık geliri 10.000-15.000- TL arasında değişmekte iken; davalı, Müvekkil acenteye Eylül/2017 ayından azilname gönderdiği 07.11.2018 tarihine kadar yaklaşık 1,5 sene tek yanlı ve haksız olarak poliçe kestirmediğini, davalı haksız olarak 1,5 sene boyunca müvekkile ekranını kapatmış, teklif verilmesine izin verilmemiş, müşteri kaybına sebebiyet verdikten sonra acentelik sözleşmesini feshettiğini, komisyon oranı %10 olarak kabulü halinde davalıya en az 2 milyon TL'lik gelir elde ettirdiğini, fiyat yönünden müşterilerine teklif bile vermemesi nedeniyle 2017 yılında gelirin 104,944-TL'ye düştüğünü, ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/62 D. İş sayılı dosyasında 20.12.2017 tarihinde yapılan keşif sonucu alınan raporda "... Sigorta'nın acenteye ... üretimi yaptırmaktan kaçındığını, Kasko branşında il dışı plakalı araçların üretimine izin vermediği, sadece ...Plakalı araçlar için teklif sunulabildiği, acentelik sözleşmesinde bu konuda kısıtlama olmadığını, 2016,2017,2018 yılı toplam gelirin 329.391,11- TL olduğu tespit edilmekle 1/3 ü 109.797,07 TL'ne hak kazandığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın ıslahı gibi kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, ... Sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili talebine ilişkindir.

5684 sayılı Sigortacılık Kanununu 23/16. Maddesi "Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” şeklinde düzenlenmiş olup özel kanun-genel kanun ilişkisi gereği, Sigortacılık Kanunu'nda ki acenteye ilişkin hükümler sigorta acenteleri hakkında öncelikle uygulanacaktır. TTKnın 122 maddesi uyarınca acentenin denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için aranan koşullar; sözleşmenin sona ermesi, yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da "önemli menfaatler" elde edilmesi, acentenin ücret kaybına uğraması, denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olmasıdır. Ancak Sigortacılık Kanununda acentenin ücret kaybına uğraması koşulu yer almamaktadır. Sigortacılık Kanununda denkleştirme için aranan kıstaslar, müvekkilin önemli menfaat elde etmesi ve hakkaniyettir. Denkleştirme talebi için kanunun aradığı şartlar kümülatiftir. Bu bağlamda, öncelikle yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil müvekkil, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır .(Aslan Kaya, Acentelik, 2013 Baskı, sayfa 102 vd., 227 vd.) (Yargıtay 11 HD 2016/2170 E.- 2017/2780 K. Sayılı ve 10.05.2017 tarihli ilamı)

Diğer taraftan tarafların karşılıklı anlaşma ile acentelik sözleşmesini sona erdirmeleri ya da taraflardan birinin üç aylık ihbar süresine riayet ederek sözleşmeyi feshetmesi acentenin ölümü veya kısıtlanması sebebiyle acentelik sözleşmesinin sona ermesi denkleştirme talep hakkını ortadan kaldırmaz. Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşme belirsiz sürelidir. Acentelik ilişkisinin davalı tarafından tek taraflı sebep bildirilmeden TTK nın 121(1) maddesi uyarınca üç aylık mehil verilerek sonlandırıldığı hususunda ihtilaf olmayıp, davalı tarafından sözleşmenin davacıdan kaynaklanan nedenlerle haklı olarak feshedildiği hususu ispatlanamadığından kural olarak davacının portföy tazminatı talep hakkı bulunmaktadır. Denkleştirme tazminatı istenebilmesi için acentelik sözleşmesinin sigorta şirketi tarafından haklı bir nedenle feshi halinden başka bir nedenle sona erdirilmesi gerekmektedir.

Taraflar arasında 07/01/2016 tarihli acentelik sözleşmesinin, davalı tarafından keşide edilen Beyoğlu 13. Noterliğinin 07.11.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya 07.01.2016 tarihli acentelik sözleşmesinin, yazılı olarak bildirilen hedeflerin gerçekleştirilememesi ve bu konuda yapılan 18.05.2018 tarih ... referans numaralı uyarılara rağmen bir iyileştirme görülmemiş olması nedeniyle davalı tarafından sözleşmenin 22.maddesi ve TTK 121 uyarınca tek taraflı olarak ve ihbar tarihinden itibaren 3 ay sonra etkisini doğuracak şekilde feshedildiği, ihtarın davacıya 15.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği davalının feshinin haklı olduğunun kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır.

Yargılama sürecinde üç ayrı bilirkişi heyetinden kök ve ek raporlar alınmış olup; Mahkemece; 03/02/2021 tarihli bilirkişi heyet raporu ön rapor olup 16/07/2020 tarihli ek raporunda; "Dosya kapsamı dikkate alındığında anlaşmazlığa konu olan olayda TTKnın 122 md ile 5684 sayılı kanunun 23/16 maddelerine uygun portföy denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı takdiri mahkemeye ait olmak üzere; davacının portföy denkleştirme tazminatı / gelir zararının 10.859-TL olarak tespit edildiği.." ,ayrı bilirkişi heyetinden alınan 15/05/2021 tarihli kök raporda; "Davacı şirket ile davalı şirket arasında 2016, 2017 ve 2018 yılları arasında acentelik sözleşmesi kapsamında ticari ilişkisinde davacı şirketin 01.01.2016-31.12.2018 tarihleri arasında davalı şirket ile acentesi ilişkisi sonucunda 329.391,22 TL miktarında komisyon elde ettiği, buna göre yıllık ortalama 109.797,07- TL prim kazancı elde edildiği ve bu rakamın TTK m.122/II hükmü gereğince belirlenecek denkleştirme tazminatının azami tutarı olduğu, fesihten sonra yenilenen poliçe olup olmadığının tespit edilemediği, "belirtilmiştir.

Hükme esas alınan 01/04/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; "Davacı şirket kayıtlarında 2016-2017-2018 yılları itibarıyla tespit edilen, davalı şirketten elde edilen komisyon geliri toplamının 325.436,14 TL olduğu, sözleşmenin 22. maddesi gereğince davacının sözleşmenin feshinden kaynaklı olarak zarar talep hakkı bulunmadığı, denkleştirme tazminatı bakımından, her ne kadar önceki bilirkişi raporuyla ortalama kazanç 109.797,074 TL olarak hesaplanmış ise de davalının delil listesinde ortalama kazanç olarak 150.720- TL bildirdiğinden denkleştirme tazminatına esas üst sınırın 150.720- TL olduğu, davacının sözleşmenin feshinde kusurlu olmadığı, davalının sözleşme devam etseydi davacıya ödemesi gereken prim tutarının 10.859-TL olduğu, sözleşmenin feshi nedeniyle davacının davalı vesilesiyle elde ettiği gelirin %7,2'sine denk geldiği, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden önemli menfaat elde etmediği, davalının davacıya sözleşme kapsamında prim üretecek işleri yapmasına müsaade etmediği dikkate alınarak denkleştirme isteminin hakkaniyete uygun olduğu..." şeklinde kanaat bildirmişlerdir.

Davacının yıllar itibariyle 2016 yılında 201.459,61+2017 yılında 115.632,73+ 2018 yılında 8.343,80-komisyon geliri elde edilmiş, 2018 yılının tamamlanamadığı; Esasen çok sayıda rapor ve ek rapor alınmış ise de tespit ve hesaplamalarda bir farklılık olmayıp; davacının portföyünde yıllar itibariyle önemli miktarda portföy kaybı bulunduğu, 2017 yılında bir önceki yıla göre düşme bulunduğu, 2018 yılında azalmanın sürdüğü tespit edilmiştir. Sözleşmenin feshinden sonra davacının portföyünden elde edebileceği komisyon miktarı 10.859-TL hesaplanmasına göre, 2018 yılında 4 aylık bir süreçte 8.343,80-TL komisyon geliri elde etmesine göre davacının portföyünün davalıda kalmadığı belirlenmektedir.Davacının ... plakalı olmayan şirketlere poliçe yaptırmaması, teklifleri kabul etmemesinin acente bakımından sigorta şirketine karşı ileri sürebileceği haklı bir sebep sayılmayacağı, sigorta şirketinin üretim politikasını kendisinin belirleyeceği,emsal davalardan bilindiği üzere trafik sigorta müşterisinin kalıcı bir portföy olmadığı ,poliçe şartlarına göre sigorta şirketinin seçildiği ,başka illerden poliçe yapılmasına izin verilmediği ise davacı acentenin sözleşmede hüküm bulunmasa dahi acenteye belli bir bölge gösterildiği dikkate alındığında bu nedenle acentenin zarara uğradığının kabul edilemeyeceği, poliçe teklifini kabul edip etmemenin sigorta şirketinin ihtiyarında olduğu, tüm komisyon miktarına bakıldığında sözleşme sona erdikten sonra müvekkil davalının davacının portföyünden önemli menfaat elde etmesi sözkonusu olmadığından davanın reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle sözleşmenin feshinden sonra davalı sigorta şirketinin acentenin portföyünden önemli miktarda menfaat elde edeceği ispatlanamadığından ve hakkaniyet de gerektirmediğinden davanın reddine ilişkin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2410, K. 2026/1292, T. 07.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2410-e-2026-1292-k-fec7173a7135