Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1570 E. 2026/1351 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1570
Karar No
2026/1351
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1570

KARAR NO : 2026/1351

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 22/09/2021

NUMARASI : 2021/274 Esas - 2021/933 Karar

DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2026

İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... arasında İstanbul 10. Noterliğinin 09/08/2017 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ile İstanbul, ... Ada, ... parselde mukim ... projesinden ... Çarşı Blok ... Kat ... nolu bağımsız bölümün satışı için anlaştıklarını,müvekkilinin davalı ... firmasına 24 adet nama yazılı senet verdiğini, Beyoğlu 30. Noterliğinde 09/08/2018 tarihli fesihname ile sözleşmenin feshedildiğini, ancak senetlerin iade edilmediğini ve davalı ... firmasınca diğer davalı bankaya teminat amaçlı verildiğini belirterek; müvekkili tarafından davalı firmaya verilen 10/08/2018 - 10/09/2018 - 10/10/2018 - 10/11/2018 - 10/12/2018 - 10/01/2019 - 10/02/2019 - 10/03/2019 - 10/04/2019 - 10/05/2019 - 10/06/2019 - 10/07/2019 - 10/08/2019 - 10/09/2019 - 10/10/2019 - 10/11/2019 ve 10/12/2019 vadeli ve her biri 54.541-TL bedelli senetler ile 10/01/2020 vadeli 126.557-TL bedelli davaya konu senetler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitini, fesih nedeniyle bedelsiz bonoların iptalini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı ... Bankası .... vekili;talebin zamanaşımına uğradığını, davanın kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davası olduğunu, davacı ile müvekkili banka arasında Tüketici Kanunu kapsamında hukuki ilişki bulunmadığını, davaya konu edilen senetlerin Türk Ticaret Kanununa göre tacir olan müvekkili banka ile yine tacir olan diğer davalı ... arasında bulunan ticari ilişkiye istinaden verildiğini bildirerek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... A.Ş. vekili; talebin zamanaşımına uğradığını,fesihnamede belirtildiği üzere senetlerin davacıya iade edileceğini ancak diğer davalı bankadan senetler talep edilmiş ise de banka tarafından senetlerin iade edilmediğinden davacıya senetlerin teslim edilemediğini, müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; Davaya konu senetlerin, davacı ile davalı ... arasında düzenlenen 09/08/2017 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi kapsamında verildiği ve aynı sözleşmenin feshine ilişkin olarak düzenlenen noter evrakı ile, davaya konu senetlerin davacıya iadesinin kararlaştırıldığı,Davalı ... vekilince verilen cevap dilekçesi ile senetlerin iade edilemediğinin beyan edilmekle, davacı ... yönünden davanın kabulüne,Davalı banka yönünden ise,bedelsizlik şahsi defi olduğu, TTKnın 687/1. maddesinde;"Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan var olan ilişkilere dayanan def’ileri hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun."hükmü dikkate alınarak davalı bankanın, senetleri iktisabında senetlerin bedelsiz bulunduğunu bildiği, bile bile davacının zararına hareket ettiği hususunun davacı tarafça ispatlanamadığı,bedelsizliğin davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davalı banka yönünden davanın reddine, diğer davalı bakımından davanın kabulüne;davacının senetler nedeniyle Davalı ... A.Şne borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ: Davacı vekili; Müvekkil ile davalı ... arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin feshedildiğini,senetlerin bedelsiz kaldığı,... tarafından davalı bankadan senetlerin iadesi istenilen 14.08.2018 tarihli yazının dosyaya sunulduğu ,senetlerin ilkinin vadesi 10.08.2018 olup, diğer senetlerin vadesi bu tarihten ve davalı ...'nun davalı Bankaya iade talep yazısını teslim ettikten (14.08.2018'den) sonra olduğunu,davalı bankanın senetlerin bedelsiz kaldığını açıkça bildiğini,mahkemece davalı bankanın iyiniyetli olup olmadığının araştırılmadığı,bu konuda tanık dinlenilmesi, ... ile davalı banka arasındaki evrakların istenilerek incelenmesi gibi hiçbir tahkikat işlemi gerçekleştirilmediğini ,tahkikatın eksik yapıldığını gösterdiğini , emre ve hamiline senetlerde hamil, senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmiş ise, borçlu sahip olduğu kişisel defileri son hamile karşıda ileri sürebileceğini ,inşaatın tamamlanamayacak olması nedeniyle sözleşmenin feshi nedeniyle müvekkilinin tüketici olduğunun kabulü gerektiğini, satıma konu ... Blok ... Kat ... nolu bağımsız bölüm olup, aynı projede üst bölümler konut olarak kullanılmak üzere karma yapı olarak projelendirildiği ,işbu proje müteahhidin temerrüdü nedeniyle gerçekleşmediğini ileri sürerek kararın bu kısmıyla kaldırılarak işbu davanın davalı Vakıfbank bakımından da kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE : Dava ;davalı şirkete gayrımenkul alım sözleşmesi nedeniyle verilen ancak sözleşmenin feshi nedeniyle bonolardan borçlu olmadığının tesbiti istemine ilişkindir.

Davaya konu senetlerin davalı ... şirketine verildiği,akabinde sözleşmenin feshinde senetlerin iade edileceğinde anlaştıkları ,ancak senetlerin davalı bankaya verilmesi nedeniyle davalı banka tarafından iade edilmediği ihtilafsızdır.Davalı ... hakkında ki davanın kabulüne karar verilmiş ve kesinleşmiştir. Davacı tarafça; senetleri iktisap eden davalı bankanın kötüniyetli olduğu ileri sürülerek davalı banka bakımından davanın kabulü gerektiği ileri sürülmüştür.

Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama vb bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi olarak adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı TBKnın 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur.Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.

Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.

Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay HGK "23. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir.

31. ...takdiri hâkime bıraktığı “bile bile borçlunun zararına hareket” kavramı ve bu durumun ispatı hususuna değinmek yararlı olacaktır. Kambiyo senetlerinde kamu itimadına mazhar olma ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış olan kişisel def’îlerin sonraki hamillere ileri sürülememesinin bir istisnası olan bu kavram, TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ile ilişkilidir. İyiniyetin var olup olmadığının her somut olayın özelliğine göre belirlenmesi gerektiğinden bu kavramın içeriği uyuşmazlıklara göre farklılaşabilecektir.

32. İspat konusunda ise; niteliği gereği bile bile borçlu zararına hareketin varlığının senetle ispatı aranmaz. Yani, borçlu, hamil olan davalılara karşı kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini, kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu bilebilecek durumda olduğunu tanık dâhil her türlü delille ispat edebilir. Bununla birlikte, ispat yükü senet borçlusunun üzerinde olup, borçlu tarafından hem def’îlerin varlığı (ki bu def'î bedelsizlik ise senede karşı senetle ispat kuralları gereği kesin/yazılı delillerle ispatı gerekir) hemde bunların senedi iktisap ederken hamil tarafından bilindiğinin ispatlanması gerekmektedir. Bu kapsamda kişisel def’îlerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi bilmesi yeterli olmayıp sırf borçluyu ızrar etmek maksadıyla hareket etmiş, başka bir deyişle bu amaçla senet lehtarıyla gizli anlaşma içerisine girmiş olması da gerekir."denilmiştir.(Yargıtay HGK nın 2020/11-698 esas,2022/1545 karar sayılı 17.11.2022 tarihli ilamı)

Açıklanan nedenlerle ;davacı tarafından davalı şirkete verilen ve bedelsiz kalan bonoların davalı ... na verilip bu şirket tarafından kullanılan kredilere teminat olmak üzere bankaya verildiği ,bir senedin vadesinde sonra ki senetlerin vadesinin fesihnameden daha sonra olmasının davalının senetleri iktisabında kusuru ispatlamadığı,satılan gayrımenkulün işyeri vasfında olup davacının tüketici sıfatı bulunmadığı ,banka ile davalı şirketin işbirliği içinde olduğuna kanıt bulunmadığı,senetlerin emre yazılı olduğu bankaya karşı bedelsizlik defi ileri sürülemeyeceği nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş,davacı vekilinin davalı banka lehine verilen karara ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,

HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.14/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1570, K. 2026/1351, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1570-e-2026-1351-k-5cb501ed656b