Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1214 E. 2026/1269 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1214
Karar No
2026/1269
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1214

KARAR NO : 2026/1269

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/03/2023

NUMARASI : 2021/823 Esas - 2023/289 Karar

DAVA: Alacak

DAVA TARİHİ: 11/10/2021

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında Kütahya ili ... Mahallesinde bulunan ... ada 12 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan benzin istasyonu ile ilgili bayilik sözleşmesi ve ön sözleşme akdedildiğini, müvekkili şirketin bayilik sözleşmesinden kaynaklanacak borçlarının teminatı olarak taşınmazın hissedarları ... tarafından ... ada 12 parselde kayıtlı taşınmaz üzerine davalı lehine 06.04.2011 tarihli 1.500.000-TL bedelli 2. derecede ipotek tesis edildiğini, müvekkilince bayilik sözleşmesinin 5 yıllık süresinin sona erdiği 22.02.2021 tarihi itibariyle sözleşmenin yenilemeyerek feshedileceğinin davalıya Bakırköy 14. Noterliğinin 03.12.2020 tarihli ihtarnamesi ile bildirdiğini, davalı lehine ipotek tesis edilen taşınmazın malikleri tarafından 24.11.2020 tarihinde üzerindeki ipotekle birlikte ... ... ... Ltd Şti'ne satılarak devredildiğini, müvekkili şirketçe taşınmazı satın alan ... ... şirketine taşınmaz üzerinde davalı lehine tesis edilmiş olan 1.500.000-TL bedelli ipoteğin kaldırılmasının teminatı olarak 1.550.000-TL bedelli banka teminat mektubu verdiğini, müvekkilince davalıya keşide edilen 17.02.2021 tarihli ihtarname ile davalı lehine tesis edilmiş olan ipoteğin kaldırılmasının talep edildiğini, davalı şirketin 22.02.2021 tarihinde sona eren bayilik sözleşmesinden kaynaklanan bir alacağı bulunmamasına rağmen, ipoteği ancak kendisine 750.000-TL ödenmesi halinde kaldıracağını müvekkiline söylediğini, bu arada müvekkilince Bakırköy 6. ATM'nin 2021/690 esas sayılı dosyasında ipoteğin kaldırılması istemiyle dava açıldığını, mahkemece yetkisizlik kararı verildiğini, davalı tarafça ise tamamen kötüniyetli olarak müvekkili şirket ve taşınmazı satın alan ... ... aleyhine Bakırköy 16. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, bunun üzerine yeni malikin müvekkili şirketi arayarak bu borcu ödemesini, aksi halde elinde olan ve taşınmazın satışı esnasında müvekkili şirketten aldığı banka teminat mektubunu paraya çevireceğini müvekkiline bildirdiğini, müvekkili şirketin de hiçbir borcu olmamasına rağmen gerek dava dışı alıcının elinde bulunan teminat mektubunun paraya çevrilmesi baskısı, gerekse yukarıda belirtilen icra takibi baskıyla yani iradesi sakatlanarak davalı ile 10.09.2021 tarihli sulh protokolünü imzalamak zorunda kaldığını, esasen geçersiz olan sulh protokolü kapsamında davalıya banka yoluyla 13.09.2021 tarihinde 750.000-TL ödemek zorunda kaldığını, davalının bu eyleminin TBK'nın 28. maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma niteliğinde olduğunu, davalının müvekkilini zor duruma düşürerek hakkı olmayan bir parayı müvekkilinden aldığını, bu nedenle davalı ile akdedilmiş olan sulh sözleşmesinin geçersiz olduğunu belirterek, 10.09.2021 tarihli protokolün irade sakatlığı ve aşırı yararlanma nedeniyle iptaline, davalının hiçbir alacağı olmamasına rağmen müvekkilinden tahsil ettiği 750.000-TL'nin ödeme tarihi olan 13.09.2021 tarihinden itibaren işletilecek en yüksek ticari reeskont faiziyle birlikte davalı şirketten tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili; davacı ile müvekkili şirket arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin haksız feshinden sonra, davacının borçlarına karşılık müvekkilince Bakırköy 16. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, davacının itirazı üzerine takibin durduğunu, sonraki süreçte davacı ile sulh protokolü imzalandığını ve tarafların birbirlerini karşılıklı olarak ibra ettiğini, sözleşme şartlarının ise davacının 750.000-TL ödemesi karşılığında taraflar birbirlerini ibra etmesi, davacının müvekkiline karşı açtığı Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/690 E. sayılı dosyasından feragat etmesi, karşılığında ise müvekkilince taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması olduğunu, sözleşme kapsamında davacı tarafın bedeli müvekkili şirket hesabına yatırdığını ve davadan feragat ettiğini, müvekkilinin ise ipoteğin kaldırılması için vekaletname verdiğini ve ipoteğin davacı tarafça kaldırıldığını, tüm bu süreçte tarafların iradesini zedeleyen herhangi durumun söz konusu olmadığını, imzalanan sözleşmede aşırı yararlanma söz konusu olmadığı gibi davacının darda kalmasından faydalanılmasının söz konusu olmadığını, davacı tarafça edimlerin orantısız olduğu ileri sürülmüşse de, ipotek bedeli 1.500.000-TL olmasına karşılık kaldırılması için davacının 750.000-TL ödediğini, teminat mektubunun tazmini konusunun ise müvekkili ile ilgili bir husus olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davalı şirkete herhangi bir borcunun

olmadığı, davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre ihtarname yolu ile kabul edilmeyen faturayı ticari defterlerine kaydetmelerinden ve davacı şirket tarafından iki adet dekont ile gönderilen ödemeleri kayıtlarına almasından kaynaklı olarak davacı şirketten

1.382.258,70-TL tutarında alacaklı göründüğünün tespit edildiği, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin feshinden sonra davacının borçlarına karşılık davalı tarafından Bakırköy 16. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiği, davacı tarafından yapılan itiraz nedeniyle takibin durduğu, sonraki süreçte taraflar arasında sulh protokolünün imzalandığı ve tarafların birbirlerini karşılıklı olarak ibra ettiği, sözleşme şartlarının davacının 750.000-TL ödemesi karşılığında tarafların birbirlerini ibra etmesi ve davacının davalıya karşı açtığı Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/690 esas sayılı davadan feragat etmesi olduğu, bu kapsamda davacı şirket yetkilisinin davadan feragat ettiği ve mahkemece 14/09/2021 tarihinde feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği, davacı her ne kadar 10.09.2021 tarihli ödeme ve ibra protokolünün irade sakatlanması nedeniyle geçersizliği ile iptali, haksız olarak ödenen bedelin ise tahsili talebinde bulunmuş ise de, dosyada bu hususta somut bir bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; müvekkilinin bayilik sözleşmesinden kaynaklanan borçlarının teminatı olmak üzere ...'ın maliki olduğu taşınmaz üzerine 06.04.2011 tarihinde davalı lehine 1.500.000-TL bedelli ipotek tesis edildiğini, müvekkilinin 5 yıllık bayilik sözleşmesini süre sonunda yenilemeyeceğini 03.12.2020 tarihli ihtarname ile davalı şirkete bildirdiğini, ipotekli taşınmazın da maliklerince 24.11.2020 tarihinde üzerindeki ipotekle birlikte dava dışı ... ... şirketine satarak devrettiklerini, müvekkilince ipoteğin kaldırılmasının teminatı olarak bu şirkete 1.550.000-TL bedelli banka teminat mektubu verildiğini, davalının ise hiç bir alacağı bulunmamasına rağmen ipoteğin ancak 15.02.2022 tarihli ve 2.158.594,72-TL bedelli faturanın ödenmesi halinde ipoteğin kaldırılabileceğini müvekkiline bildirdiğini ve kötü niyetli olarak müvekkili şirket ve taşınmazı satın alan ... ... şirketi aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi talebiyle icra takibi başlattığını, bunun üzerine müvekkilince davalıya karşı menfi tespit davası açıldığını, mahkemece davanın yetkisizlik nedeniyle reddedildiğini, ... ... şirketinin teminat mektubunu paraya çevirme baskısı ve davalı şirketin alacaklı olmamasına rağmen takip başlatmasıyla çaresiz kalan müvekkilinin, davalıya bir borcu bulunmamasına rağmen 10.09.2021 tarihli sulh protokolünü imzalamak zorunda kaldığını ve protokol kapsamında davalıya 13.09.2021 tarihinde 750.000-TL ödediğini, davalının müvekkilinin açmış olduğu davadan feragat etmesini de şart koşarak müvekkilinin iradesini sakatladığını ve aşırı yararlanarak haksız kazanç elde ettiğini, müvekkilinin işbu davadaki ispat külfetini yerine getirdiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki 10.09.2021 tarihli protokolün aşırı yararlanma nedeniyle iptali ile protokol kapsamında davalıya ödenmiş olan bedelin iadesi istemine ilişkindir.

Somut olayda; davacı şirket ile davalı arasında akdedilmiş olan bayilik sözleşmesinden doğacak borçların teminatı olmak üzere dava dışı gerçek kişiler adına kayıtlı taşınmaz üzerine davalı lehine 1.500.000-TL bedelli 2. derecede ipotek tesis edildiği, davacı tarafça keşide edilen 03.12.2020 tarihli ihtarname ile 22.02.2021 tarihinde sona erecek sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin davalıya bildirildiği, yine 17.02.2021 tarihli ihtarname ile sözleşmelerden kaynaklanan bir borç bulunmadığı bildirilerek davalıdan ipoteğin kaldırılmasının talep edildiği, bu arada dava dışı malikler adına kayıtlı taşınmazın üzerinde bulunan ipotek ile birlikte 24.11.2020 tarihinde dava dışı ... ... şirketine devredildiği, taşınmaz malikleri ile devralan bu şirket arasında akdedilmiş olan harici sözleşmede ise tapu devri tarihinden itibaren 9 aylık süre içerisinde taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması taahhüt edilerek bu taahhüdün teminatı olarak davacı şirket tarafından ... ... şirketine 24.11.2020 tarihli 1.550.000-TL bedelli ve 24.11.2021 tarihine kadar geçerli kesin teminat mektubu verildiği, davalı tarafından davacı ile taşınmaz maliki ... ... aleyhine Bakırköy 16. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 10.03.2021 tarihinde 1.500.000-TL alacak üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, her iki borçlu tarafından süresinde ödeme emrine itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğu, davacı tarafından davalı aleyhine bayilik sözleşmesi ve ipotek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemiyle 24.08.2021 tarihinde Bakırköy 6. ATM'nin 2021/690 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, taraflar arasında akdedilen 10.09.2021 tarihli protokol ile sözleşmeler kapsamında davacı tarafça davalıya 750.000-TL ödenmesi ve menfi tespit davasından feragat edilmesi halinde davalının ipoteğin kaldırılması için vekaletname vermesinin öngörüldüğü, protokol kapsamında davacı tarafça menfi tespit davasından feragat edildiği ve davalıya 13.09.2021 tarihinde 750.000-TL ödeme yapıldığı, taşınmaz üzerindeki ipoteğin de kaldırılmış olduğu anlaşılmaktadır.

Taraflarca imzalanmış olan 10.09.2021 tarihli ödeme protokolünde; davacının davalıya bayilik sözleşmesi ve protokolleri gereğince 750.000-TL borcunun bulunduğu kabul edilerek bu borcun 5 gün içerisinde ödenmesi ve davacı tarafça açılmış olan menfi tespit davasından feragat edilmesi halinde davalı şirketçe ipoteğin kaldırılması için vekaletname verileceği, davacı tarafça davalıya verilmiş olan 300.000-TL bedelli çek ve 300.000-TL bedelli bono nedeniyle davalıya borç bulunmadığının kabulü ile çek ve bononun iade edileceği, bu durumda tarafların birbirini ibra etmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde; davacının ticari defterlerine göre davalıya borcunun bulunmadığı, davalı tarafça düzenlenmiş olan 15.02.2021 tarihli 2.158.594,72-TL tutarlı faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı şirketin ticari defterlerine göre ise davacıdan 1.382.258,70-TL alacaklı olduğu bildirilmiştir.

Davacı tarafça, taraflarca imzalanan 10.09.2021 tarihli protokolün aşırı yararlanma nedeniyle geçersiz olduğu ileri sürülerek, protokol kapsamında davalıya ödenmiş olan bedelin iadesi talep edilmiştir. TBK'nın 28. maddesinde; bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlığın, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde, zarar görenin, durumun özelliğine göre sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebileceği, zarar görenin bu hakkını düşüncesizlik veya deneyimsizliği öğrendiği, zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu hükme göre gabinden söz edebilmek için, edimler arasında açık orantısızlık bulunması ve bu orantısızlığın zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veya tecrübesizliğinden kaynaklanmış olması koşullarının birlikte bulunması zorunludur. Somut olayda davalı lehine tesis edilmiş olan 1.500.000-TL bedelli ipoteğin kaldırılması, 300.000-TL bedelli çek ile 300.000-TL bedelli bononun iadesi karşılığında davacı da davalıya karşı açmış olduğu menfi tespit davasından feragat etmeyi ve tüm borçlarına karşılık 750.000-TL ödemeyi taahhüt etmiş ve edimler karşılıklı olarak yerine getirilmiştir. Protokol taraflarının tacir olduğu da dikkate alındığında, mevcut haliyle protokolde yüklenilen edimler arasında açık bir orantısızlık bulunmamaktadır. Diğer yandan davacı şirket ipotekli taşınmazın maliki olmayıp, taşınmazın alıcısına karşı ipoteğin kaldırılmaması halinde ödenecek bedele ilişkin yükümlülük taşınmazın malikleri olan dava dışı kişilere ait olmasına karşılık, davalı şirket kendi özgür iradesi ve ticari kararı ile dava dışı alıcıya ipoteğin kaldırılmasının teminatı olarak banka teminat mektubu vermeyi kabul etmiştir. Bu durumda davacı şirketin kendisine ait olmayan taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasının teminatı olarak dava dışı alıcıya verdiği teminat mektubu nedeniyle davalıya karşı zorda kaldığının kabulü de mümkün değildir. Bu nedenle protokol geçerli ve tarafları bakımından bağlayıcı olup, protokol kapsamında davalıya yapılmış olan ödemenin iadesinin talep edilmesi mümkün değildir. Bu itibarla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,

HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1214, K. 2026/1269, T. 06.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1214-e-2026-1269-k-7284358d5b23