Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/971 E. 2026/1289 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/971
- Karar No
- 2026/1289
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/971
KARAR NO : 2026/1289
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/01/2026
NUMARASI : 2025/91 Esas - 2026/52 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/07/2026
İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; alacakları için İstanbul 32 İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından esas takibe geçtiklerini, davalı borçlunun icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesi ile yetkiye,borca itirazı üzerine takibin durduğunu,tarafların ticari defter kayıtları incelendiğinde müvekkilinin alacağının görüleceğini, davalının müvekkilinden aldığı hazır betonlarla inşaat yaptığını,sözleşme gereğince vadesinde yapılmayan ödemeler için veya alıcı tarafından satıcıya verilen çeklerin karşılığının olmaması halinde, ayrıca ihtara gerek kalmaksızın alıcının temerrüde düşmüş sayılacağının açık bir şekilde kararlaştırıldığını, bu nedenle davalının itirazlarında haksız olduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile İstanbul 32.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 10.077.822,00 TL üzerinden iptali ile takibin devamına, haksız itiraz sebebiyle davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Davacı 30.11.2024 vade tarihli cari hesap alacağına dayalı olarak 13.12.2024 tarihinde İstanbul 32. İcra Dairesinin ... esas sayılı ilamsız icra takibi başlattığı. İcra takibinde borcun sebebi olarak "... 21.01.2024 tarihli ... satış Ve cari hesap Sözleşmesi ile 10.877.822-TL lik 30.11.2024 vade tarihli cari hesap alacağı gösterildiği, 30.11.2024 tarihi itibariyle davacı alacağının 1.895.622,00 olduğu bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği, Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde 06.09.2024 tarihinde cari hesaba kaydedilmiş olan 15.12.2024 ödeme tarihli 4.000.000 TL bedelli, 22.08.2024 tarihinde cari hesaba kaydedilmiş olan 20.12.2024 ödeme tarihli 2.000.000 TL bedelli, 13.07.2024 tarihinde cari hesaba kaydedilmiş olan 27.12.2024 ödeme tarihli 700.000 TL bedelli, 13.07.2024 tarihinde cari hesaba kaydedilmiş olan 27.01.2024 ödeme tarihli 700.000 TL bedelli çeklerin karşılıksız çıktığını bu çeklerin ödeme olarak kabulünün mümkün olmadığını bu nedenle çek bedellerinin de dikkate alınarak alacak hesabı yapılması gerektiği itirazlarında bulunduğunu ,sözleşmenin 4.1 maddesinde ödemenin çek ile yapılabileceği ve belirtilen şekilde ödeme yapılmadığı takdirde borcun muacceliyet kazanacağı, 4.2 maddesinde ise çeklerin karşılığının olmaması halinde ayrıca ihtara gerek kalmaksızın alıcının temerrüde düşeceğinin kararlaştırıldığı, İstanbul 32. İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takip dosyası 13.12.2024 tarihinde açıldığı, itirazında belirttiği çeklerin takip tarihi itibariyle henüz ödeme günleri gelmediği, icra takip talebinde 30.11.2024 vade tarihli cari hesap alacağına dayanılması ve sözleşmenin 4.1 maddesi ile 4.2 maddesindeki hükümlere göre takip tarihinde ödeme günü gelmeyen çeklere konu alacak muaccel olmadığından çeklere konu alacak talebi yönünden davanın reddine karar verildiği gerekçesiyle ; takibe itirazın 1.895.622- TL asıl alacak, 34.939,17 TL işlemiş faiz, 7.500- TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 1.192,90 TL ihtiyati haciz masrafı üzerinden itirazın kısmen iptaline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; ... satış ve cari hesap sözleşmesinin 4.1. maddesi gereğince ödemenin fatura kesim tarihinden itibaren 35 gün içinde yapılacağının kararlaştırıldığını, bu ödemenin nakit/havele/çek gibi yöntemlerle yapılmasının vadeye etki etmeyeceğini, çeklerin cari hesaba kayıt tarihlerinin; 06.09.2024, 22.08.2024, 13.07.2024 13.07.2024 olduğunu, çeklerin cari hesaba kayıt tarihleri ile takip tarihi arasında, sözleşmede belirtilen 35 günden daha uzun bir sürenin mevcut olduğunu, icra takibinin, cari hesap alacağına dayalı olduğunu, tahsilde tekerrür olmaması kaydı ile hem cari hesaptan kaynaklı ilamsız icra takibi hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi yapılmasında hukuken her hangi bir engel bulunmadığı (Yargıtay HGKnın 13.02.2013 tarihli 2012/11-666 Esas, 2013/238 Karar sayılı ilamı)takip tarihinde bedelleri ödenmemiş olan çeklerin bilirkişi tarafından sanki gerçek bir ödeme varmış gibi dikkate alınamayacağını TTKnın 90/c hükmünde açıkça "Bir ticari senedin cari hesaba kaydı, bedelinin alınmış olması halinde geçerli olmak şartıyla yapılmış sayılır." denildiğini, 06.09.2024 tarihinde cari hesaba kaydedilen 15.12.2024 günlü 4.000.000-TL bedelli, 22.08.2024 tarihinde cari hesaba kaydedilen 20.12.2024 günlü 2.000.000-TL bedelli,13.07.2024 tarihinde cari hesaba kaydedilen 27.12.2024 günlü 700.000-TL bedelli 13.07.2024 tarihinde cari hesaba kaydedilen 27.01.2024 günlü 700.000-TLbedelli çeklerin gününde ödenmediğinden icra takibi başlattıklarını belirterek davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; 13.12.2024 tarihinde 25/01/2024 Tarihli ... Satış Ve Cari Hesap Sözleşmesi ile 10.877.822 TL bedelli 30.11.2024 tarihli cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sözleşmenin 4.1 maddesinde alıcının fatura kesim tarihinden itibaren 35 gün içinde ödeme yapmayı, alıcı da belirtilen vade ile sınırlı olmak üzere nakit veya çek ile ödeme yapmayı taahhüt ettiği, 4.2 maddesinde de vadelerinde yapmayan ödemeler ile çeklerin karşılıksız çıkması halinde ihtara gerek olmadan alıcının temerrüte düşeceği kararlaştırılmıştır.
Mahkemece;cari hesaba giren çeklerin vadeleri gelmeden icra takibi başlatıldığı gerekçesiyle fazla istemin reddine karar verilmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise davacı tarafından düzenlenen faturalara karşılık yapılan ödemelerin nakit veya çekle yapılıp yapılmadığı ;ileri tarihli çeklerin ödeme olarak kabul edilip edilmediği belirlenememektedir.
"Genel haciz yolu, rehinle temin edilmemiş olan ve bir kambiyo senedine de dayanmayan bütün para ve teminat alacaklıları için başvurulabilen bir ilamsız icra yoludur. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ise alacağı bir kambiyo senedine ( bono, poliçe, çek) bağlı olan alacaklının başvurduğu bir haciz yoludur. Ancak kambiyo senetlerine bağlı alacaklar için genel haciz yoluna da gidilebilir. Belirtilen takip yolları, alacaklının alacağının dayandığı belgeye ve tercihine göre alacağını tahsil etmek için başvurabildiği hüküm ve sonuçları farklı olan iki ayrı takip yoludur.
Somut olaya emsal olabilecek bir ilamda "....temel ilişkiye dayanan bir alacağını aynı zamanda kambiyo senedine de bağlayan bir alacaklının aynı anda ve sıra gözetmeksizin hem temel ilişkiye dayanarak genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi hem de elindeki kambiyo senedine dayalı takip yapıp yapamayacağı hususu olup TBKnın 133/2 fıkrasına göre mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça borcun yenilemesi sayılmaz.
Bu nedenle Yargıtay( kapatılan) 19. HDnin 2012/15964 esas, 2013/2370 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere alacaklı tahsilde tekerrür yaratmayacak şekilde talepte bulunarak hem temel ilişkiye hem de kambiyo senedine dayanarak alacağın tahsilini isteyebilir.Alacağın rehinle teminat altına alınmadığı anlaşılmakta olup temlik eden bankanın her iki takibi de tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla başlattığı ve genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinin ve kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunun hüküm ve sonuçları farklı olan iki ayrı takip yolu olduğu da gözetildiğinde alacaklının alacağını hem temel ilişkiye hem de kambiyo senedine dayalı olarak talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmamakta olup kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan icra takibi mükerrer takip olarak kabul edilemez."denilmiştir.(Yar.11 HD nin 2026/140 esas, 2026/1676 karar , 25.03.2026 tarihli ilamı)
Yine benzer bir ilamda; " (1)taraflar arasında yenileme sözleşmesi bulunduğuna yönelik yazılı veya sözlü belge olmadığı,bu nedenle kambiyo taahhüdünün ifa uğruna verildiğinin kabulü gerektiği, davacının temel borç ilişkisi ile yarışan paralel bir talep hakkı olduğu, fakat alt ilişkiden doğan talep hakkının kambiyo alacağının vadesine kadar uzatılmış durumda olduğu, bu nedenle kambiyo senedi dolayısıyla başvurma hakkı doğunca adi alacağını da talep edebileceği, kambiyo senetlerinin vade tarihi gelmeden faturaya dayalı muaccel olmayan alacak nedeniyle takip başlatıldığı gerekçesiyle davanın reddine ve takip haksız olup, kötü niyet sabit olmadığından tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
(2)Dava, faturaya dayalı alacak istemine ilişkin başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası icra takibi ile sıkı sıkıya bağlıdır. Borçlu icra takibinde ödeme savunmasında bulunmuş olup ödemesini kanıtlamakla yükümlüdür.TBK'nın 133/2. maddesi “Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz.” hükmünü içermektedir. Bu halde davalının kambiyo senedi vermiş olması taraflar arasında açıkça borcun yenilenmesine ilişkin herhangi bir anlaşma bulunmadığı müddetçe borcun ödendiği anlamına gelmez. Alacaklı tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla hem temel ilişkide hem de kambiyo yoluyla alacağını talep edebilir. (Yargıtay kapatılan 19 HD nin 2016/14978 esas, 2018/1132 karar sayılı 12/03/2018 tarihli ilamı)
Yukarıda yazılı emsal ilamlardan açıkça anlaşıldığına göre taraflarca borç yenilenmediği sürece alacaklı hem temel ilişkiye, hemde kambiyo senetlerine dayalı takipte bulunmasına bir engel bulunmamaktadır. TTK nın TTK. 90/c hükmünde açıkça "Bir ticari senedin cari hesaba kaydı, bedelinin alınmış olması halinde geçerli olmak şartıyla yapılmış sayılır."hükmü dikkate alınarak sonuca varılmalıdır.Nitekim bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde verilen çeklerin ödenmediğini çeklere dayalı olarak kambiyo takipleri başlatıldığı davacı alacaklı vekili tarafından takip dosya numaraları belirtilmiştir. Davacı alacaklının takip tarihi itibariyle temel ilişkiye dayalı alacağını ilamsız takip ile talep etmeye bir engel olmadığı dikkate alınarak cari hesaptan alacaklı olduğu miktarı belirlemeye yarar şekilde ek rapor alınarak veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf nedeni yerinde olduğundan kararın kaldırılmasına; belirtilen hususlarda yeniden inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmek üzere kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/01/2026 Tarih 2025/91 Esas - 2026/52 Karar sayılı kararın HMK 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;
"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,"
Yatırılan 732-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/07/2026