Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1114 E. 2026/667 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1114
Karar No
2026/667
Karar Tarihi

T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1114 KARAR NO : 2026/667

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU :İtirazın İptali

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ :07/05/2026

Taraflar arasında görülen davada Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalının müvekkili banka ile dava dışı borçlu arasında imzalanan ... ve ... tarihli genel kredi sözleşmelerine kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine Diyarbakır . Noterliğinin ... tarihli ihtarnamesi ile hesabın kat edildiğini ve Diyarbakır . İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu, davalının ... tarihinde icra dosyasına sunmuş olduğu dilekçesi ile borcu kabul ederek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ettiğini, sonrasında ise ... tarihinde borca itiraz ettiğini, itirazdan önce borcu kabul eden davalının itiraz dilekçesine istinaden takibin durdurulmasının haksız olduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; müvekkilinin Diyarbakır . İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyasına sunmuş olduğu ... tarihli borca itiraz dilekçesinin davacı vekiline ... tarihinde tebliğ edildiğini, davacının eldeki itirazın iptali davasını yasal 1 yıllık süreden sonra ... tarihinde açtığını ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, dosyaya sunulan arabuluculuk tutanaklarından başvurunun ve ilk oturumun müvekkiline tebliğ edilmediğinin anlaşılacağını, müvekkili ile davacı banka arasında ... tarihli kefalet sözleşmesi imzalandığını, ancak sonrasında davacı banka ile asıl borçlu arasında ... tarihinde müvekkiline bildirimde bulunulmadan yeni bir sözleşme imzalandığını ve müvekkilinin söz konusu sözleşmeye kefil olmadığını, dolayısıyla oluşan yeni borçtan müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmasına göre ticari dava niteliğinde olan davada arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olduğu, 6325 sayılı Kanunun 18/A-15 maddesi gereğince arabuluculuğun dava şartı olarak düzenlendiği hallerde arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının duracağı ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceği, davalının borca itiraz dilekçesinin ... tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmiş olmasına, arabuluculuk sürecinin başladığı ... tarihinden sürecin sonlandığı ... tarihleri arasında hak düşürücü sürenin durmuş olmasına ve davanın ... tarihinde açıldığının anlaşılmasına göre davanın İİK.'nın 67. Maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında ... tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığı, imzalanan sözleşmeye davalının müteselsil kefil olduğu, sonradan davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında ... tarihli ikinci bir sözleşme imzalandığı, ikinci sözleşmede davalının imzasının bulunmadığı, imzalanan ikinci sözleşmenin bir tecdit (yenileme) niteliğinde olduğu ve tecdit sözleşmesini imzalamayan davalının sorumluluğunun bulunmadığı, davacının kötüniyetli takip başlattığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; davalının icra takip dosyasına sunduğu ... tarihli dilekçesi ile borcu kabul ettiğini ve ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ettiğini, ancak sonradan ... tarihinde borca itiraz ettiğini, borcu kabul eden davalının daha sonra borca itiraz etmesi ve bu itiraz dilekçesine istinaden takibin durdurulmasının haksız olduğunu, davalının borcu kabul ettiğine dair dilekçe vermesinin dahi yenileme sözleşmesinin olmadığının göstergesi olduğunu, dava dışı asıl borçlu ile müvekkili bankanın yapmış olduğu ikinci sözleşmenin yenileme sözleşmesi olmadığını ve asıl borçlu ile imzalanan yeni bir genel kredi sözleşmesi olduğunu, tarafların evvelce mevcut borcu sona erdirip yeni bir borç meydana getirme konusunda anlaşılmış olmaları halinde tecditten söz edilebileceğini, tarafların mevcut borcun yeni borçla sona erdirme hususundaki iradelerinin sözleşmeden açıkça anlaşılması gerektiğini, dava dışı asıl borçlu ile yapılan yeni kredi sözleşmesinde böyle bir büküm olmadığını, kaldı ki davalının böyle bir iddiasının da bulunmadığını, TBK'nın 133. maddesine göre yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesinin ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olacağını beyan ederek kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, genel kredi sözleşmesi nedeniyle davalı kefil hakkında başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; ►Davacı banka tarafından davalı ve diğer borçlular hakkında Diyarbakır . İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile ... TL asıl alacak, ... TL BSMV, ... TL temerrüt tutar alacağı olmak üzere toplam ... TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, borcun sebebinin Diyarbakır . Noterliğinin ... Tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve ... ile ... tarihli genel ticari kredi sözleşmesi alacağı olarak gösterildiği, ödeme emrinin davalı borçluya ... tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun ... tarihli dilekçesi ile borca itiraz ettiği, borca itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline ... tarihinde tebliğ edildiği, davacı Banka tarafından ... tarihinde arabuluculuk yoluna başvurduğu ve taraflar arasında ... tarihli arabuluculuk son tutanağının imzalandığı, eldeki davanın ... tarihinde açıldığı, arabuluculuk sürecinde geçen süreler gözetildiğinde davanın yasal 1 yıllık sürede açıldığı, ► Davalı ...'ın, davacı Banka ile dava dışı ... arasında imzalanan ... tarihli genel kredi sözleşmesine ... TL limit ile müteselsil kefil olduğu, davacı Banka ile dava dışı ... arasında imzalanan ... tarihli genel kredi sözleşmesinde davalının imzasının bulunmadığı, ► Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; asıl borçlunun ... tarihinde ... TL ve ... TL olmak üzere toplamda ... TL zirai kredi kullandığı, ödeme yapılmaması üzerine hesapların ... tarihinde kat edildiği, dava konusu kredilerin ... tarihinde kullandırılması nedeniyle davalının sorumluluğunun devam ettiği yönünde görüş bildirilerek takip tarihi itibariyle borç tutarının hesaplandığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili; davalının icra takip dosyasına sunmuş olduğu ... tarihli dilekçe ile borcu kabul ettiğini ileri sürmektedir. Söz konusu dilekçenin incelenmesinde; davalının kefili olduğu kredi borcu nedeniyle hesaplarına ihtiyati tedbir konulduğunu, ancak kredi ile ilgili iki tane taşınmazın ipotek edildiği ve bu taşınmazların satılmasından sonra kalan borç için hakkında icrai işlem yürütülmesi gerektiğini belirterek hakkında uygulanan tedbirlerin taşınmazların satışına kadar kaldırılmasının talep edildiği anlaşılmakta olup, dilekçe içeriğinde borcun kabul edildiğine dair bir beyan bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu hususa değinen istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Bilindiği üzere yapılandırma sözleşmelerine uygulamada sıkça rastlanmakta olup, borçlunun ödeme güçlüğü çekmesi, borçlunun ilave para ihtiyacı, değişen piyasa koşulları nedeniyle faiz oranlarının düşmesi gibi sebeplerle borçlu ile banka arasında yeni bir kredi sözleşmesi imzalanmak suretiyle bankaya kalan anapara borcu ve takip eden taksite kadar işleyen günlük faiz borcu ödenerek önceki kredi kapatılmakta ve borçlu ile banka arasında yeni bir kredi sözleşmesi kurulmaktadır. Somut olayda Mahkemece, dava dışı asıl borçlu ile davacı Banka arasında imzalanan ... tarihli sözleşmenin yapılandırma sözleşme niteliğinde olup olmadığı tartışılmaksızın yenileme sözleşmesi olduğunun kabulünde isabet bulunmadığı gibi mahkemece alınan bilirkişi raporunda takip konusu kredi borcunun ... tarihinde kullanılması ve kefilin sorumlu olduğunun belirtilmesi karşısında mahkemenin gerekçesinin yerinde olmadığı ve eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı kefilin ... tarihli sözleşmede imzasının bulunmaması nedeniyle bu sözleşme nedeniyle sorumlu tutulması mümkün değil ise de, bilirkişi raporunda takip konusu kredilerin ... tarihinde kullanılmış olması nedeniyle davalının sorumlu olduğu yönünde görüş bildirilmekle birlikte söz konusu kredilerin zirai kredi olduğunun belirtilmesi karşısında mahkemece itirazın iptali davasının takip konusu ile sıkı şekilde bağlı olduğu da gözetilerek öncelikle; dava dışı asıl borçlu ile davacı banka arasında imzalanan ... tarihli kredi sözleşmesinin yapılandırma sözleşmesi olup olmadığının belirlenmesi, takip konusu kredi borcunun asıl borçlunun imzaladığı hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, bilirkişi raporunda sözü geçen zirai kredi sözleşmelerini ... tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi, takip konusu kredi borcunun davalının kefili olduğu ... tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında olduğunun anlaşılması halinde ise UYAP kayıtlarına göre ... tarihinden itibaren evli olduğu anlaşılan davalının sözleşmede eş rızasına dair kaydın bulunmadığı gözetilerek ve bu hususta davacı bankadan sözleşme harici olarak ayrıca bir eş rızası alınıp alınmadığı da sorularak sonucuna göre eş rızası da dahil davalının kefaletinin geçerliliği tartışılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Yukarıda anılan gerekçelerle, 7251 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 353 maddesi gereğince, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılması sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-)Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK m. 353(1)-a-6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2-)Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-)Davacı tarafından yatırılan istinaf harcı bulunmadığından istinaf harçları yönünden karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 4-)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada verilecek hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE, 5-)İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-)6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1114, K. 2026/667, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1114-e-2026-667-k-7e45ae64b214