Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1241 E. 2026/1765 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1241
Karar No
2026/1765
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1241 KARAR NO : 2026/1765

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/05/2026 NUMARASI : 2026/500 Esas 2026/565 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 14/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/07/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''... DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkilinin ... ve ...ünvanı ile şahıs şirketi olarak transfer ve lojistik işi ile iştigal ettiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında lojistik hizmetinden kaynaklanan ticari ilişki bulunduğunu, ticari ilişki kapsamında müvekkili tarafından, davalı şirket adına dört adet fatura düzenlendiğini, davalının fatura bedellerine ilişkin kısmi ödemede bulunduğunu ancak borcun tamamını ödemediğini, davalı şirketi ile müvekkili arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı 9.355,00 EUR (Fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığı=412.846,44 TL) bedelli borcun tahsili amacıyla İzmir 22. İcra Dairesinen 2025/3581 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibinde ödeme emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından yapılan itiraz sonucunda bahse konu takibin durdurulduğunu, ara buluculuk bürosuna başvurulduğunu, görüşmeler neticesinde anlaşmanın sağlanamadığını belirterek, davanın kabulü ile İzmir 22. İcra Dairesinin 2025/3581 Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı şirketin haksız ve kötüniyetli itirazı nedeniyle İİK'nun 67.maddesi uyarınca hükmolunacak alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememizce dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde davalı tarafa tebliğine rağmen davalı taraf cevap dilekçesi sunmamış, bu kapsamda davayı inkarda bulunduğu kabul olunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafından faturaya dayalı olarak davalı aleyhine İzmir 22. İcra Dairesinin 2025/3581 esas sayılı icra dosyası ile başlatmış olduğu icra takibine itirazın iptali, takibin devamına, icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Davaya konu İzmir 22. İcra Dairesinin 2025/3581 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine faturadan kaynaklı 412.846,44-TL alacağın tahsili amacıyla 24/04/2025 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu şirkete 30/04/2025 tarihinde usulüne uygun biçimde tebliğ edildiği, davalı borçlu şirket vekilinin 30/04/2025 tarihli dilekçesi ile borca, işlemiş ve işleyecek faize, takibin tüm ferilerine itiraz ettiği, itiraz üzerine icra dairesince 30/04/2025 tarihinde icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, eldeki davanın, 10/06/2025 tarihinde bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Eldeki itirazın iptali davası, takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Bu davanın takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olarak ele alınması gerekmektedir. Anılan dava sonucu itibarıyla takibin devamını sağlar. Bu nedenle takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Davada ispat edilecek alacak da yine takip talepnamesine konu olan ve davalı- borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Bunun sonucu olarak takip ve dava konusu olmayan taleplerin iş bu davada dikkate alınamayacağı taleple bağlılık kuralının gereğidir (Yargıtay HGK'nun 14.12.2011 tarihli ve 2011/19-617 Esas, 2011/749 Karar Sayılı ilamı aynı doğrultudadır). Somut olayda takip talebinde, takip dayanağının davacı tarafça ‘‘fatura alacağı’ olarak belirtilmiş olduğu, bu hali ile dosya kapsamındaki incelemenin sadece takip dayanağı olan fatura bakımından yapılabileceği kuşkusuzdur. Uyuşmazlıkta, davalı yan, cevap dilekçesi sunmadığından taraflar arasındaki akdi ilişkiyi inkarda bulunmaktadır. Mahkememize davalı taraf, kendisine ait ticari defter ve kayıtları sunmadığı gibi bulunduğu yeri de bildirilmemiştir. Bu bakımdan, eldeki davada ispat yükü davacı taraftadır. 4721 Sayılı TMK nın 6.maddesi uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre; taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir (HMK 189/1). İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (HMK 190/1). Eldeki dava ticari dava niteliğinde bulunduğundan, ticari defterlerin, iş bu davada delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222, f.1). 6100 Sayılı HMK nın 222. Maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK m.222, f.3). Mahkememizce çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâl olduğundan HMK'nın 266/1 maddesi uyarınca davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, davalı tarafın ticari defterlerini mahkememize ibraz etmemesi ve bulunduğu yeri bildirmemesi karşısında, sadece davacı yanın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ile yetinilerek 28.11.2025 tarihli bilirkişi raporu tanzim ettirilmiş, raporun ayrıntılı, dosya kapsamına uygun, gerekçeli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşılmıştır. Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre, davalının, ticari defter ve kayıtlarını mahkememize ibraz etmediği, bu durumda davacı yanın ticari defter ve kayıtlarına göre davasını ispat etmesi gerektiği, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan icra takip tarihi itibariyle 16.360,32-Euro alacaklı olduğu, davaya konu icra takibinin 9.355,00-Euro üzerinden başlatıldığı, bu miktarın takip tarihi itibariyle TCMB efektif satış kuru karşılığının 412.846,44-TL'ye tekabül ettiği, dava dosyamıza davalının takip konusu borcu ödediğine dair borcu sona erdirici nitelikte delil sunmadığı gibi cevap dilekçesi de ibraz etmediği, davayı inkarda bulunduğu, bu haliyle davacının usulüne uygun tutulan ve sahibi lehine delil vasfını haiz bulunan ticari defter ve kayıtlarına göre davasını ispat ettiği..." gerekçesi ile; Davanın KABULÜ ile davalının İzmir 22.İcra Dairesinin 2025/3581 esas sayılı icra dosyasına itirazının iptali ile anılan takibin takip talebinde belirtilen miktar ve şartlarla aynen devamına, Alacak likit bulunduğundan, hüküm altına alınan alacağın (412.846,44-TL) %20 si oranında hesaplanan 82.569,29-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hukuka ve usule aykırı olduğunu, yerel mahkemenin, davacının iddialarını yalnızca kendi ticari defter kayıtlarına ve tek taraflı düzenlediği faturalara dayanarak kabul ettiğini, davalı tarafın cevap dilekçesi sunmamış olmasının, davanın ispatı açısından belirleyici unsur haline getirildiğini, 6100 sayılı HMK’nın 190. maddesi uyarınca ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davalının cevap vermemesinin, davacının iddialarını otomatik olarak ispatlanmış hale getirmeyeceğini, tek taraflı ticari defter kayıtlarıyla hüküm kurulamayacağını, mahkeme kararının temel dayanağının, davacının kendi ticari defterleri ve bilirkişi incelemesine ilişkin olduğunu, ancak HMK'nın 222. maddesi gereğince ticari defterlerin lehe delil olabilmesi için karşı tarafın defterleriyle teyit edilmesi gerektiğini, davalının defter ibraz etmemesinin, davacının defterlerini kesin delil haline getirmediğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre tek taraflı kayıtların, alacağın varlığını ispat için yeterli olmadığını, açık hukuki düzenlemeye rağmen, davacının tek taraflı kayıtlarının esas alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, faturaların tek başına borç doğurmayacağını, dava konusu alacağın faturaya dayandırıldığını,, ancak; faturaların tek taraflı düzenlenen belgeler olup, borcun varlığını tek başına ispatlamadığını, faturanın kabulünün, teslim veya hizmetin gerçekleştiğinin karşı tarafça kabulü ile mümkün olduğunu, somut olayda; hizmetin ifa edildiğine dair taşıma belgelerinin, sevk irsaliyelerinin ve teslim tutanaklarının dosyada mevcut olmadığını, davacının, yalnızca kendi düzenlediği belgelerle alacak iddiasında bulunduğunu, bu haliyle alacağın varlığının somut ve kesin delillerle ispatlanamadığını, ayrıca davacının kur farkı alacağını talep etmesi için taraflar arasında döviz kuru ve kur farkı uygulanmasına dair herhangi bir sözleşme, yazılı mutabakat, mail, sipariş veya benzeri bir belge bulunması gerektiğini, Yargıtay içtihatları gereğince, kur farkı talebinin ancak ticari ilişkinin döviz cinsinden yapılmış ve buna ilişkin sözleşme veya yazılı belge ile ispatlanmış ise, kabul edilebileceğini, dolayısıyla müvekkili şirketin kur farkı adı altında davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle taraflar arasında imzalanmış herhangi bir döviz kuru ve kur farkı uygulanmasına dair sözleşmenin, yazılı mutabakatın, mail, sipariş veya benzeri herhangi bir belgenin bulunmadığından bu hususun dikkate alınmadan hazırlanan raporun kabulünün söz konusu olmadığını, bununla birlikte, söz konusu malların teslim edildiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, faturaya dayalı takibe itirazın iptali ya da faturaya dayalı alacak davalarında davalının akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise, taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunun ispat külfetinin faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düştüğünü, alacaklının düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğinin HMK'nın 200. maddesinde belirtilen deliller ile ispat edilmesi gerektiğini, faturanın tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağını, mahkemenin, davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesini gerekçe göstererek, eksik inceleme ile yalnızca davacı kayıtlarına dayanarak hüküm kurduğunu, oysa mahkemenin, hizmetin gerçekten verilip verilmediğini, taşımanın gerçekleşip gerçekleşmediğini, fatura konusu işlerin fiilen yapılıp yapılmadığını araştırmak zorunda olduğunu, bu yönüyle kararın, eksik incelemeye dayalı olduğunu, anılan dosyanın İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2025/3581 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın sonucunda, itirazın iptali talepli olarak açıldığını, taraflara ait ticari defter kayıtlarının incelenmeden esas hakkında karar verilemeyeceğini, davacı tarafın sunduğu dava dilekçesinde; açıkça davalı tarafa ait ticari defterlerin incelenmesini ve celp edilmesini talep ettiğini, hal böyle olunca sadece davacının defterleri üzerinden yapılan incelemenin eksik ve hatalı olacağını, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, mahkemece hükmedilen %20 icra inkâr tazminatının da hukuka aykırı olduğunu, alacağın taraflar arasında tartışmalı olup ispatının yargılamayı gerektirdiğini belirterek, alacağın likit olduğundan söz edilemeyeceği kanaatinde olduklarından, kararda icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Dava; davacı tarafından faturaya dayalı olarak davalı aleyhine İzmir 22. İcra Dairesi'nin 2025/3581 esas sayılı icra dosyası ile başlatmış olduğu icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK' nın 27.maddesi gereğince; "(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, (b) Açıklama ve ispat hakkını, (c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alınarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir." Dairemiz kaldırma kararından sonra taraflara kaldırma kararı tebliğ olunmuş ise de; tensip yapılıp duruşma günü tebliğ edilmeden ve belirlenecek duruşma gününde duruşmaya geldikleri ve beyanda bulundukları takdirde beyanları tespit olunup değerlendirilmeden dosya üzerinden karar verilmesi doğru olmamıştır. Yapılan bu usuli eksiklik tarafların hukuki dinlenilme hakkına (HMK m.27) aykırı ve kamu düzenine ilişkindir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, mahkeme kararının HMK.353/1-a-4 ve 6 maddesi uyarınca resen kaldırılmasına, gereği için dosyanın mahalline gönderilmesine, davalı vekilinin esasa yönelik istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/05/2026 Tarih,2026/500 Esas 2026/565 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 297., 355. ve 353/(1)-a-4. ve 6. maddeleri uyarınca RE'SEN KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-Davalı vekilinin esasa yönelik istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 4-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 7.050,38 TL istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 5-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davalı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1241, K. 2026/1765, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1241-e-2026-1765-k-9630cb46c46d