İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1199 E. 2026/662 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1199
Karar No
2026/662
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1199 Esas KARAR NO : 2026/662

DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/03/2026 KARAR TARİHİ : 05/08/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit ( Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların davalıya karşı herhangi bir borcu olmamasına rağmen davacıdan zorla 2 adet bono alınmış olup, icra takibi başlatılmadan önce davacının borçlu olmadığının tespiti gerektiğini, davacı ile davalı arasındaki mali müşavirlik ilişkisi süresince tüm ödemelerini eksiksiz olarak yaptığını, ödemeler ilişkin makbuzlar ve dekontlar dilekçemiz ekinde sunulmuştur. Müvekkil şirket yetkilisi 10.06.2024 tarihinde bizzat Vergi Dairesi veznesi davacının yatırdığı 300.000,00 TL tutarındaki ödemesini davalı tarafından yetkisi kötüye kullanılarak davacının rızası dışında başka hesaplara mahsup edildiğini, davacının davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, davalı davacının vergi dairesinde yapılması gereken mahsuplarının yapılabilmesi için yeminli mali müşavir ... ve ... ile tanıştırdığını, mahsup alacaklarının düzenlenmesi için davacıdan 70.000,00 TL ödeme alındığını, ancak sadece %2 mahsup işlemi yapılarak geri kalan mahsupları yapılmamış veya başka kişilere yönlendirilmiş olduğunu, bu işlemlerin incelenmesi için davacı tarafından Vergi Denetim Kurumuna 2023 -2024 - 2025 dönemlerinin incelenmesi için başvuruda bulunduğunu, davacı mali müşavirlik sözleşmesini feshetmek için davalının yanına gittiğinde kendisine borç çıkartılmış ve bu borcun ödenmesi durumunda ticari defterlerini alabileceği bildirildiğini, 23.02.2026 tarihinde davalı ve yanındaki şahıslar (Sadık ve diğer elemanları) müvekkile " Sözleşmeyi feshedemezsin, beyanname veremezsin, ceza yersin" demek suretiyle davacı üzerinde psikolojik baskı kurmuş, hürriyetini tehdit ederek kendisine zorla 2 adet senet imzalatmış olduğunu, bu senetlerin toplam bedeli 88.450,00 TL olup davacının davalıya karşı böyle bir borcu bulunmadığını, davanın kabulüne, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, adli yardım talebinin kabulüne, davacının borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkil aleyhine açılan menfi tespit ve ihtiyati tedbir talepli davanın maddi gerçeklikten uzak ve haksız olduğunu, dava konusu 88.450,00 TL bedelli iki adet senedin müvekkilin serbest muhasebeci mali müşavir olarak davacıya yaklaşık iki yıldır verdiği hizmetler karşılığında birikmiş alacaklarına istinaden davacının kendi hür iradesiyle düzenlendiğini, Temmuz 2025 tarihinden sözleşmenin feshedildiği 23.02.2026 tarihine kadar hiçbir ödeme yapılmadığını, kambiyo senetlerinin soyutluğu ilkesi gereği müvekkilin iktisap sebebini açıklama yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkilin ticari defter kayıtlarının alacağı doğruladığını ve 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi uyarınca kesin delil niteliğinde olduğunu, davacının senetlerin zorla alındığına dair iddialarının tamamen asılsız olduğunu, ispat yükünün davacı tarafta bulunduğunu ve irade fesadı iddialarının yazılı delille ispatlanması gerektiğini, davacının dosya kapsamında hiçbir yazılı delil sunamadığını, dilekçede bahsedilen 300.000 TL tutarındaki vergi dairesi ödemeleri ve diğer üçüncü şahıslarla olan işlemlerin müvekkille hiçbir ilgisinin bulunmadığını, ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki ... soruşturma numaralı ceza soruşturması dosyasının hukuk mahkemesindeki davanın sonucunu etkilemeyeceğini, tehdit iddialarının somut delillerle desteklenmediğini, ihtiyati tedbir talebinin İİK m. 72 ve HMK m. 389 şartlarını taşımadığını, davacının ticari şirket olması ve iddialarının mesnetsizliği sebebiyle adli yardım talebinin reddi gerektiğini, davacının kötü niyetli olarak müvekkilin meşru alacağını tahsil etmesini engellemeye çalıştığını, Yargıtay içtihatları uyarınca ispat edilemeyen davanın reddi ile birlikte davacı aleyhine dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacılar açmış oldukları davada menfi tespit talebine esas teşkil eden davaya konu senedin davalıya taraflar arasındaki muhasebecilik hizmeti gereği davalının zorlaması neticesinde verildiğini, davalıya taraflar arasındaki muhasebecilik ve müşavirlik ilişkisinden kaynaklı olarak herhangi bir borcu olmadığını senedin bedelsiz olduğunu iddia ederek işbu menfi tespit davasını açmıştır. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; taraflar arasında muhasebecilik ve mali müşavirlik hizmetine yönelik sözleşme olduğunu, davacıların muhasebecilik ve mali müşavirlik hizmetinden kaynaklı borcunu ödemediğini davaya konu senedin muhasebecilik ve mali müşavirlik hizmetinden kaynaklı davalı alacağı nedeniyle düzenlendiğini davacıların muhasebecilik ve mali müşavirlik hizmetinden kaynaklı olarak davalıya borçlu olduğunu beyan etmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve... E- ... K. sayılı kararı) Davaya konu kambiyo senedi yönünden ise davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde takibe konu kambiyo senedinin taraflar arasındaki muhasebe ve mali müşavirlik ilişkisinden kaynaklı olarak verildiği ve bedelsiz olduğunu iddia etmiştir. Davalı da sunduğu cevap dilekçesinde taraflar arasında muhasebe ve mali müşavirlik hizmetlerinden kaynaklı ilişki bulunduğunu, davaya konu senedin davacıların muhasebe ve mali müşavirlik hizmetlerinden kaynaklı borcuna ilişkin olarak davaya konu senedin davalıya verildiğini beyan ve ikrar etmiştir. Bu noktada senedin verilmesine ilişkin temel ilişki incelendiğinde; temel ilişkinin ticari nitelikte olmayan taraflar arasındaki muhasebe ve mali müşavirlik ilişkisinden kaynaklandığı ve bedelsizliğin tespitinin talep edildiği bu suretle taraflar arasındaki temel ilişkinin muhasebecilik ve mali müşavirlik hizmetinden kaynaklanması nedeniyle ve mali müşavirlik hizmetinin ticari bir hizmet ve ticari işletme olarak kabul edilemeyecek olması nedeniyle davada ticaret mahkemesinin görevli olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim 3568 sayılı SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK KANUNU'nun 45. Maddesi şu şekildedir: "Madde 45 - Serbest muhasebeci mali müşavirler bu unvanlarla, yeminli mali müşavirler ise bu unvan ve tasdik yetkisiyle; 2 nci maddede yazılı işlerin yürütülmesi amacıyla gerçek ve tüzelkişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ile çalışamazlar, ticari faaliyette bulunamazlar, meslekle ve meslek onuru ile bağdaşmayan işlerle uğraşamazlar." SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK KANUNU'nun 45. Maddesi gözetildiğinde davalının davacılara vermiş olduğu serbest muhasebecilik ve mali müşavirlik hizmetinin ticari bir hizmet olarak kabul edilemeyeceği gibi davalının tacir ve ticari işletme sahibi olarak kabul edilmesi de mümkün değildir. Zira serbest muhasebeci ve mali müşavirlerin ticari faaliyette bulunmaları 3568 sayılı Kanun'un 45. Maddesi ile yasaklanmış olup, davalının davacılara sunduğu serbest muhasebecilik ve mali müşavirlik hizmetinin ticari hizmet ve davalı işletmesinin ticari işletme ve tacir olarak kabulü mümkün değildir. Bu bağlamda davaya konu bedelsizlik iddiasına dayalı kambiyo senedinden kaynaklanan işbu davada davacının iddiasının davaya konu senedin taraflar arasındaki mali müşavirlik hizmeti kapsamında davalıya verildiği ve bedelsiz olduğu iddiasına dayandığı, davalının da davaya konu senedin mali müşavirlik hizmeti kapsamında davacıların borçlarından kaynaklı olarak verildiğini beyan ve ikrar ettiği gözetildiğinde; taraflar arasındaki temel ilişki hususunda ihtilaf bulunmadığı, senetten kaynaklı temel ilişkinin davalı tarafından davacılara verilen mali müşavirlik hizmetinden kaynaklandığı, 3568 sayılı Kanun'un 45. Maddesi gereğince mali müşavirlik hizmetinin ise ticari hizmet ve davalının tacir olarak kabulü mümkün olmadığından eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanan bir ticari dava olarak kabulü mümkün değildir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi ...E.,... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Kambiyo senedinden kaynaklanan davalarda göreve ilişkin değerlendirme yapılırken senedin düzenlenmesine esas temel hukuki ilişki ve tarafların sıfatına da bakılması gerekmektedir. Somut olayda, davacı taraf, taşınmaz satış sözleşmesi görüşmeleri esnasında hile ile elinden alındığını iddia ettiği (yasal unsurları havi olmadığı da iddia edilen) senedin bedelsiz olduğunu belirterek eldeki davayı açtığına göre, uyuşmazlık, salt kambiyo senedinden kaynaklanmamaktadır. Taraflar arasındaki iddia olunan esas uyumazlık, senedin temel ilişkiye bağlı olarak teminat olarak verilip verilmediği, hile ile elinden alınıp alınmadığı ve satıştan vazgeçilmesi sonrasında bedelsiz kalıp kalmadığı hususundan kaynaklandığı ve senedin düzenlenmesine esas olan bu ilişkinin de mutlak ticari davaya vücut veren nitelikte bir hukuki ilişki olmadığı ve tarafların da tacir olduğuna dair bir bilgi ve belge bulunmadığı nazara alındığında, davanın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi ...E.,...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda davacı taraf kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca verilen bonolar nedeniyle menfi tespit talebinde bulunmuş olup, davacının tacir olmadığı, tacir olduklarına yönelik dosyada delil bulunmadığı, davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan dava ve işlerden olmadığı, görev hususunun belirlenmesinde senedin kambiyo senedi olup olmadığı öneminin bulunmadığı, zira menfi tespit istemine konu bononun tarafların da kabulünde olduğu üzere eser sözleşmesi kapsamında verildiği, buna ilişkin sözleşmede hüküm bulunduğu, lehine bono keşide edilen kişininde şirket sözleşmedeki imza eden şirket yetkilisi olduğu, dolayısı ile mücerretlik hususunun ortadan kalktığı, eser sözleşmelerinden kaynaklanan dava ve işlere asliye ticaret mahkemesi tarafından bakılacağına dair özel bir düzenleme de bulunmadığı anlaşılmakla, tarafların sıfatları da dikkate alınarak uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi ...E., ...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Kambiyo senedinden kaynaklanan davalarda göreve ilişkin değerlendirme yapılırken senedin düzenlenmesine esas temel hukuki ilişki ve tarafların sıfatına da bakılması gerekmektedir. Somut olayda, taraflar arasındaki temel ilişki ödünç sözleşmesi olup, uyuşmazlık münhasıran kambiyo senedinden değil ödünç sözleşmesi kapsamında borcun ödenip -ödenmediğinden kaynaklanmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden tarafların tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi ...E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut uyuşmazlık, davacının gazi kontenjanından ...'den satın alma hakkını elde ettiği bağımsız bölümün harici satış sözleşmesi ile davalı tarafa devrine ilişkin sözleşmenin 1. maddesi uyarınca bakiye satış bedelinin zamanında ödenmemesi nedeniyle, sözleşmenin feshedilmiş sayılması ve bu sözleşmeye göre teminat senedi olarak verildiği iddia olunan bonodan kaynaklı borçlu bulunmadığının (senedin iptali) tespiti isteminden kaynaklanmakta olup; buna göre, ihtilaf, Ticaret Kanunu'nda düzenlenen kambiyo senedine ilişkin hükümlere göre değil, Borçlar Kanunun genel hükümleri ile taşınmaz satış sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenecektir. Bir başka ifade ile senedin düzenlenmesine esas sözleşmesel ilişki ticari nitelikli olmayıp, davaya bakmak görevi HMK 2 maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine ait bulunmaktadır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi ...E., ...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda, davacı şirket tacir ise de, davalıların tacir olduğuna dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Davada kambiyo senetlerine dayalı olarak yapılan icra takibi kapsamında istirdat ve senetlerin iadesi talep edilmekte ise de davanın dayanağı ve temel ilişki kat karşılığı inşaat sözleşmesidir. Söz konusu kambiyo senetleri de kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ifası kapsamında verilmiştir. Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinden kaynaklanan davaların ticaret mahkemelerinde görüleceğine dair bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, davanın asliye hukuk mahkemesinde görülerek karara bağlanması gerekirken, mahkemece görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Kambiyo senedinden kaynaklanan davalarda göreve ilişkin değerlendirme yapılırken senedin düzenlenmesine esas temel hukuki ilişki ve tarafların sıfatına da bakılması gerekmektedir. Somut olayda, davaya konu senedin, araç alım satımı nedeniyle ifa uğruna verildikten sonra ödenmiş olmasına rağmen iade edilmediği ve banka nezdinde gerçekleşen protesto işleminin kaldırılmadığı iddia edilmektedir. Bu durumda, senedin verilmesine esas uyuşmazlık, bu haliyle mutlak ticari davaya vücut verecek niteliğinde olmadığı gibi davalının, gerçek kişi olduğunu gösterir ticaret sicil ve/veya vergi mükellefiyet kaydının bulunmadığı, satım sözleşmesine konu malın de kural olarak satan ve alan her iki ticari işletmenin varlığını gerektirecek bir nitelikte olmadığı, yine ticaret sicil kaydı bulunmayan ancak ticaretle iştigal ettiğini beyan eden davacının da tacir mi yoksa esnaflık düzeyinde mi faaliyet gösterdiğinin belli olmadığı, giderek nisbi bir ticari davanın da söz konusu olmadığı, bu haliyle, meselenin esasının, TTK kapsamında değil, genel hükümlere göre çözümlenecek olduğu nazara alındığında, uyuşmazlığın genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davanın nitelik olarak nispi ticari dava türüne de girmediği gibi, uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari nitelikte muhasebecilik ve mali müşavirlik ilişkisinden kaynaklandığının her iki tarafın da kabulünde olduğu, davacı tarafından muhasebecilik ve mali müşavirlik ilişkisinden kaynaklı olarak davalıya borçlu olmadığının ve senedin bedelsiz olduğunun iddia edildiği, davalı tarafından ise davacıların muhasebecilik ve mali müşavirlik ilişkisinden kaynaklı olarak borçlu oldukları ve senedin bu borcun ödenmesi için verildiğinin beyan ve ikrar edildiği, 3568 sayılı SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK KANUNU'nun 45. Maddesi gereğince davalı tarafından davacılara sunulan serbest muhasebecilik ve mali müşavirlik hizmetinin ticari hizmet ve ticari iş olarak kabul edilemeyeceği gibi davalının da bu hizmet sebebiyle tacir olarak kabul edilemeyeceği, zira ilgili kanunda serbest muhasebecilerin ticari iş yapmasının kanunen yasaklandığı dolayısıyla davaya konu senedin taraflar arasındaki temel ilişki kapsamında her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olarak verildiğinin kabul edilemeyeceği, davaya konu kambiyo senedine konu temel ilişkinin taraflar arasındaki ticari nitelikte olmayan muhasebecilik ilişkisine dayandığı, dolayısıyla illetten mücerretlik hususunun ortadan kalktığı, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre de bu durumda artık temel ilişkiye bakılarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği, taraflar arasındaki temel ilişkiye bakıldığında davalının tacir olmaması nedeniyle, uyuşmazlığın genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri görev alanına girdiği dikkate alınarak daha evvel görevsizlik kararı verilmiş olması nedeniyle aşağıdaki şekilde karşı görevsizlik kararı verilmiştir. Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, Mahkememizin KARŞI GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli mahkemenin BÜYÜKÇEKMECE 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna, 3-Mahkememiz kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde daha önce de ... 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ tarafından görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının halli merci tayini için dosyanın HMK 22/2 maddesi uyarınca İSTANBUL BAM 37. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.05/08/2026

Katip ¸e-İmzalıdır.

Hakim ¸e-İmzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1199, K. 2026/662, T. 05.08.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1199-e-2026-662-k-b37d65fa1793