Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1087 E. 2026/906 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1087
Karar No
2026/906
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1087

KARAR NO:2026/906

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:27/01/2022

NUMARASI:2020/204 Esas, 2022/59 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:26/06/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının reddine dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, davacı şirket davalı tarafın sahibi olduğu kursa ... platformu satıldığını, satış sözleşmesinin bulunduğunu, davalı tarafın faturadan doğan 59.000,00 TL borcunun olduğunu, fatura ve sözleşmeden kaynaklanan borca istinaden İstanbul Anadolu 15.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun 27.02.2020 tarihinde takibe itiraz ettiğini, İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu ... numaralı dosyası ile başvuru yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, açıklanan sebeplerle borçlunun haksız olan itirazının iptalini, takibin devamını, %20 icra inkar tazminatı ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.Mahkemece; Tüm dosya kapsamından; davanın, mal satışına ilişkin 1 adet fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı, davalı vekilinin 14.01.2022 tarihinde dosyaya sunulan beyanı ile müvekkilinin gerçek kişi tacir olduğunu, dosyadaki tebligatların müvekkilinin ikametgah adresine tebliğ edilmediğini, müvekkiline yapılan tebligatların usulsüz olduğundan beyan dilekçesinin cevap dilekçesi olarak kabul edilmesini talep ettiği, mahkememizce davalının tacir olup olmadığının tespiti amacıyla ticaret sicil müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta davalının " . ..." ünvanıyla ticaret sicilde kayıtlı gerçek kişi tacir olduğu, mahkememizce davalıya çıkarılan tebligatların davalının sicil adresine çıkarıldığı, davalının tacir olması dolayısıyla sicil adresine yapılan tebligatın geçerli olması dolayısıyla davalı tarafın itirazlarının dinlenmediği, alacağa dayanak faturaya istinaden düzenlenen davaya konu 13.02.2017 tarih ve ... seri no.lu irsaliyeli faturanın açıklamasında "filika, yangın teçhizatları ve eğitim merkezi" yazılı olup alacağa dayanak faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı defterlerine göre davalıdan takip tarihi itibariyle 59.000,00 TL alacaklı olduğu, davalının ise defterlerini incelemeye sunmadığı, Vergi Dairesi Başkanlığında davalının BA/BS formları istenmiş ise de davalının işletme defterine tabi olması dolayısıyla BA/BS formu düzenleme yükümlülüğü bulunmadığından gönderilemediğinin bildirildiği, faturanın, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ifa aşamasına dair düzenlenen bir belge özelliği taşıdığı, dolayısıyla sadece faturanın tanzim edilmiş bulunması, fatura içeriğinin doğru ve haklı olduğu anlamına gelmeyeceği, faturanın muhataba tebliği ve fatura konusu emtianın/hizmetin yine muhataba teslimi olgularının faturayı tanzim eden tacir tarafından ispatlanması gerektiği, mal satışına ilişkin olan 13.02.2017 tarih ve ... seri no.lu ve 59.000,00 TL bedelli irsaliyeli faturanın teslim alan adı ve imzası taşımadığı dolayısıyla fatura konusu malın davalı tarafa teslim edildiği hususunun ispat edilemediği, davacı taraf her ne kadar teslime ilişkin 3 adet fotoğraf sunmuş ise de fotoğrafların teslim alan isim imzası taşımadığı gibi fatura konusu malın teslimine ilişkin olup olmadığının anlaşılamadığı, davalı tarafça taraflar arasında tanzim edildiği bildirilen sözleşme üzerinde bulunan imzanın kabul edilmediği, sonuç olarak davacının 1 adet faturanın davalıya tebliğini ve içeriğini ispatlayamadığı, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine, davacı tarafın takip başlatmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından ve davalı tarafın süresinde cevap dilekçesi sunmamış olması dolayısıyla kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, davalı taraf ticari defterlerini ibrazdan kaçınarak davacının ticari defterlerini kabul ettiğini, eksik yarılama yapılarak, imza incelemesi yapılmadan imzanın davalıya ait olmadığı yönünde karar verildiğini, dosyaya sunulan fotoğraflarla teslimatın ispatlandığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davada davacı vekili, taraflar arasında 20.09.2016 tarihli sözleşme ile ... Platformu satışının kararlaştırıldığını, sözleşme bedelinin 100.000,00 TL olduğunu, bedelin 59.000,00 TL tutarındaki kısmının ödenmediğini, davalının edimini yerine getirmemesi nedeniyle İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ederek borcun tamamını inkâr ettiğini, uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuk sürecinde çözümlenemediğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, dava dilekçesinin müvekkiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, davadan 21.01.2022 tarihinde haberdar olunduğunu, öğrenme tarihinin bu tarih olarak kabul edilmesi gerektiğini, ... Kursunun tüzel kişiliği bulunmayan şahıs işletmesi olduğunu, yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, dava konusu 20.09.2016 tarihli sözleşmede yer alan imzanın müvekkili ...’e ait olmadığını, işletmenin eski eşi ... tarafından kurulup işletildiğini ve sonrasında kendisine devredildiğini, sözleşmeden haberdar olmadığını ileri sürerek davanın reddine, davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Mahkemece, dava konusu alacağın 13.02.2017 tarihli ve 59.000,00 TL bedelli faturaya dayandığı, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve bilirkişi incelemesinde davacı kayıtlarında davalıdan 59.000,00 TL alacaklı göründüğünün tespit edildiği, davalının ticari defterlerini incelemeye sunmadığı, ancak faturaya konu malın teslim edildiğini gösterir teslim alan imzasını taşıyan irsaliye veya teslim belgesinin dosyada bulunmadığı, davacı tarafından sunulan fotoğraflardan da dava konusu malın teslim edildiğinin anlaşılamadığı, davalı tarafın sözleşme üzerindeki imzayı kabul etmediği, faturanın tek başına alacağın varlığını ve teslim olgusunu ispatlamaya yeterli olmadığı, teslim ve faturanın davalıya ulaştığının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin ise şartları oluşmadığından reddine karar vermiştir.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, dava konusu eser sözleşmesinin 20.09.2016 tarihinde düzenlendiği, davaya dayanak faturanın 13.02.2017 tarihli olduğu, İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile 20.02.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, buna karşılık dosyada bulunan Beyoğlu ... Noterliğinin 19.02.2021 tarihli İşletmenin Devri Sözleşmesi ile davalı adına kayıtlı işletmenin ...'e devredildiğinin anlaşıldığı görülmektedir.Anılan devir işleminin, dava konusu sözleşmenin kurulmasından, faturanın düzenlenmesinden, icra takibinin başlatılmasından ve uyuşmazlığın doğumundan sonraki tarihte gerçekleştirilmiş olması karşısında, tek başına davalı yönünden pasif husumetin bulunmadığı sonucunu doğurmayacağı açıktır. Bununla birlikte davalı tarafın, işletmenin fiilen ... tarafından işletildiği, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığı ve akdi ilişkinin tarafı bulunmadığı yönündeki savunmaları ile dosyada mevcut işletme devrine ilişkin noterlik belgesi birlikte değerlendirildiğinde, uyuşmazlığın sağlıklı şekilde çözümlenebilmesi bakımından öncelikle taraf sıfatının ve pasif husumetin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, dava konusu tarihte işletmenin hukuki ve fiili işletmecisinin kim olduğu, sözleşmenin kim tarafından akdedildiği, sözleşme altındaki imzanın kime ait bulunduğu, işletmenin davalı adına faaliyet gösterip göstermediği ve davalının dava konusu hukuki ilişkinin tarafı olup olmadığı hususları yöntemince araştırılıp değerlendirildikten sonra, davalının pasif husumet ehliyeti ile akdi ilişkiden kaynaklanan sorumluluğu konusunda bir sonuca varılması gerekirken, bu yönlerde yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Öncelikle mahkemece pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Pasif husumet ehliyeti bulunduğu tespit edilmesi halinde ise; Eser sözleşmeleri kural olarak hiçbir şekle bağlı olmayıp sözlü olarak da kurulabilir; ancak davalı tarafça bu ilişkinin inkar edilmesi halinde ispat yükü davacıda olup, uyuşmazlık miktarının 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesindeki sınırı aşması nedeniyle akdi ilişkinin varlığının yazılı delil veya ikrar, yemin gibi kesin delillerle ispatlanması yasal bir zorunluluktur.İlk derece mahkemesince, kural olarak hiçbir şekil şartına tabi olmayan eser sözleşmesinin "sözlü" olarak da kurulabileceği gözetilerek, sözleşmedeki imzanın davalıya ait olmaması (veya ispatlanamaması) ihtimalinde dahi uyuşmazlığın sona ermeyeceği dikkate alınmadan; davasını yazılı veya diğer kesin delillerle kanıtlayamayan ancak dava dosyasında açıkça "yemin" deliline dayanan davacı tarafa, 6100 sayılı HMK'nın 225. ve devamı maddeleri uyarınca taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğuna ve malların teslim edildiğine yönelik davalıya yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılmadan, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.Öte yandan, davacı tarafça eserin teslim edildiğinin ispatı amacıyla dosyaya sunulan ve 6100 sayılı HMK'nın 199. maddesi uyarınca belge niteliğini haiz olan fotoğrafların, maddi bir vakıa (hukuki fiil) olan teslim olgusunun ispatında yasal ve geçerli bir takdiri delil olduğu; ancak bu delilin mahkemece değerlendirilip hükme esas alınabilmesi için öncelikle inkar edilen akdi ilişkinin yemin veya diğer kesin delillerle kanıtlanmış olması gerekmektedir.O halde mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacı taraftan dayanak sözleşme aslının ibrazının istenmesi, davalının tatbike medar imza örnekleri alınarak HMK'nın 211. maddesi uyarınca uzman bilirkişi incelemesi yaptırılması ve imzanın aidiyetinin saptanması; imzanın davalıya ait olmadığının tespit edilmesi veya geçerli bir imza incelemesi yapılamaması halinde ise, taraflar arasında 'sözlü' bir eser sözleşmesinin yapıldığına ilişkin ispat yükünün davacıda olduğu ve dava değerinin HMK m. 200 uyarınca senetle ispat sınırının üzerinde bulunduğu gözetilerek, dava dosyasında yemin deliline dayanan davacı yana, davalıyla aralarında akdi bir ilişki kurulduğu iddialarını ispat hususunda davalı tarafa yemin teklif etme hakkının bulunduğu açıkça hatırlatılarak bu hakkın kullanılıp kullanılmadığına ve usulünce eda edilecek yemin sonucuna göre akdi ilişkinin kurulduğunun kanıtlanması durumunda; teslimin bir hukuki fiil olduğu ve her türlü delille ispatlanabileceği ilkesi gereğince, davacı tarafça dosyaya sunulan fotoğrafların HMK m. 199 kapsamında teslim vakıasını ispata elverişli belge niteliğinde olduğu dikkate alınarak, fotoğraflar ve dosyaya sunulan diğer tüm delillerin uzman bilirkişi heyeti marifetiyle bir bütün halinde değerlendirilip eserin teslim edilip edilmediği hususunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde saptanması ve varılacak uygun sonuca göre infazda tereddüt yaratmayacak şekilde gerekçeli bir karar verilmesinden gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/01/2022 tarih, 2020/204 Esas, 2022/59 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,

5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1087, K. 2026/906, T. 26.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1087-e-2026-906-k-633be76e7771