Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1188 E. 2026/2033 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1188
Karar No
2026/2033
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1188 KARAR NO : 2026/2033

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/11/2022 NUMARASI : 2022/181 Esas 2022/1439 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit BAM KARAR TARİHİ : 24/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/09/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında uzun yıllardır devam eden un alışverişine ilişkin ticari bir ilişki söz konusu olduğunu, davalının satış şartları gereği, müvekkili sipariş verirken, teslim alınmayan ürünlerin çeklerini keşide edip, davalıya teslim ettiğini, daha sonra davalının üretim planı doğrultusunda, çeki çok önceden peşinen alınmış ürünlerin davalı tarafından gönderildiğini, nitekim dava konusu çekte, ürün alınmadan önce, ileri tarihli keşide edilip, davalıya teslim edildiğini ancak davalının çek konusu ürünleri müvekkiline teslim etmediğini, davalının ürünleri teslim edemediği gibi, bu ürünler karşılığı önceden keşide edilen dava konusu çeke de karşılıksız şerhi işletildiğini, Kula İcra Müdürlüğünün 2020/281 esas sayılı dosyasıyla icra takibine konu edildiğini, bu çeke dayanarak icrai işlem yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davanın kabulü ile Kula İcra Müdürlüğünün 2020/281 esas sayılı dosyasında takibe konu....bankası ... Şubesine ait, 5581871 seri numaralı, 46.611,00 TL tutarlı ve ...bankası .. Şubesine ait 5581872 seri numaralı, 45.723,00 TL tutarlı çeklerden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, çekin iptalini, %20’den az olmamak üzere tazminatın kötüniyetli davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya usulüne uyun tebligat çıkarılmasına rağmen davaya cevap vermediği görüldü. MAHKEMECE: "...Mahkememizce serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişi ... aracılığı ile aldırılan 10/08/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı ve davalı şirkete ait bilirkişiliğimize sunulmuş olan ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK 'nun 64/3 maddesi ve V.U.K. 182,220,221. Maddesi uyarınca yapılması gereken noter tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun tutulan ticari defterlerin sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacı ticari defterleri üzerinden yapmıs olduğumuz incelemeler ve yukarıda belirttiğimiz tespitler neticesinde; davacının davalıdan mal yada hizmet aldığı, aralarında ticari ilişkinin bulunduğu, davalının davacıya ile borcunun bulunmadığı, davalı ticari defterleri üzerinden yapmıs olduğumuz incelemeler ve yukarıda belirttiğimiz tespitler neticesinde; davacının davalıdan mal yada hizmet aldığı, aralarında ticari ilişkinin bulunduğu, davalının davacıya 141.223,83 TL ana para 11.909,74 TL faiz olmak üzere toplam 153.133,57 TL borcunun bulunduğu tespit edilmiştir." şeklinde belirtmiştir. Davalı vekilinin bilirkişiden ek rapor talebi üzerine 21/10/2022 havale tarihli ek bilirkişi raporunda özetle "davacı ve davalı şirkete ait bilirkişiliğimize sunulmuş olan ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK 'nun 64/3 maddesi ve V.U.K. 182,220,221. Maddesi uyarınca yapılması gereken noter tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun tutulan ticari defterlerin sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacı ticari defterleri üzerinden yapmıs olduğumuz incelemeler ve yukarıda belirttiğimiz tespitler neticesinde; davacının davalıdan mal yada hizmet aldığı, aralarında ticari ilişkinin bulunduğu, davacının davalıya ile borcunun bulunmadığı, davacının defterlerinde; davaya konu ceklerin tıcarı defterlere kaydedilmediği, davalı ticari defterleri üzerinden yapmıs olduğumuz incelemeler ve yukarıda belirttiğimiz tespitler neticesinde; davacının davacılıdan mal yada hizmet aldığı, aralarında ticari ilişkinin bulunduğu, Davacının Davalıya 141.223,83 TL ana para 11.909,74 TL faiz olmak üzere toplam 153.133,57 TL borcunun bulunduğu, davalının defterlerinde; davaya konu ceklerin kaydedilmedigi, 320.039 muavınde sadece fatuaraların kaydediliği, 31.12.2019 tarıhinde atılan tahsilat kayıtlarının banka işlemeleri yada çek alımlarından bağımsız davalının kendisinden alınan sozlu bilgiye istinaden atıldığı anlaşılmıştır." şeklinde belirtmiştir. Davacı, iki adet çeke dayalı olarak başlatılan Kula İcra Müdürlüğünün 2020/281 esas sayılı dosyasında takibe konu ...bankası .. Şubesine ait, 5581871 seri numaralı, 46.611,00 TL tutarlı ve ...bankası... Şubesine ait 5581872 seri numaralı, 45.723,00 TL tutarlı çeklerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitini, çeklerin iptalini ve kötü niyetli davalıdan %20’den az olmamak üzere tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Kural olarak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bu bakımdan kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer. Bu itibarla, çek bir ödeme aracı olduğundan, karine olarak mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği kabul edildiğinden, uyuşmazlık konusu çekler nedeniyle borcu bulunmadığını ispat yükü davacı borçludadır. Yukarıda bahsedildiği gibi kambiyo senedi niteliğinde olan çek illetten mücerret olup, somut uyuşmazlıkta iddia edildiği gibi, teslim edilmeyen ürünler karşılığında uyuşmazlık konusu çeklerin davalı tarafa avans olarak verildiği ve davalı tarafa verilen çeklerin ürünler teslim edilmediğinden bedelsiz kaldığı iddiasını HMK’nın 201.maddesi uyarınca davacı tarafın yazılı delil ile ispatlaması gerekmektedir. Somut olayda, uyuşmazlık konusu çeklerin önceden avans olarak davalı tarafa verildiğine ilişkin davacı tarafça yazılı bir delil sunulmamıştır. Davacı tarafça ayrıca yemin deliline de dayanılmamıştır. Tüm bu nedenlerle; davacı tarafın çeklerin bedelsiz kaldığına dair ispat yükünü yerine getirmediği anlaşıldığından, davacının tüm taleplerinin reddinin gerektiği kanaatine varılarak davanın reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "Davanın REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında uzun yıllardır devam eden un alışverişine ilişkin ticari bir ilişkinin söz konusu olduğunu, davalının satış şartları gereği, müvekkilinin sipariş verirken, teslim alınmayan ürünlerin çeklerini keşide edip, davalıya teslim etmekte, daha sonra davalının üretim planı doğrultusunda, çeki çok önceden peşinen alınmış ürünlerin davalı tarafından gönderildiğini, nitekim dava konusu çekin de ürün alınmadan önce, ileri tarihli keşide edilip, davalıya teslim edildiğini, ancak davalının çek konusu ürünleri müvekkiline teslim etmediğini, davalının ürünleri teslim edemediği gibi, bu ürünlerin karşılığını önceden keşide edilen dava konusu çeke de karşılıksız şerhi işlettiğini ve bilahare icra takibine konu ettiğini, özellikle ürün teslimine ilişkin sevk irsaliyeleri incelendiğinde, çek konusu ürünlerin müvekkiline teslim edilmediğinin açıkça ortaya çıkacağını, dosya da mevcut bilirkişi raporunda, davalının davacıya 141.223,83 TL ana para 11.909,74 TL faiz olmak üzere toplam 153.133,57 TL borcunun bulunduğu tespit edilmiştir." şeklinde ve ek raporda da davacının davalıya 141.223,83 TL ana para 11.909,74 TL faiz olmak üzere toplam 153.133,57 TL borcunun bulunduğu, davalının defterlerinde; davaya konu çeklerin kaydedilmediği, 320.039 muavinde sadece faturaların kaydedildiği, 31.12.2019 tarihinde atılan tahsilat kayıtlarının banka işlemeleri yada çek alımlarından bağımsız davalının kendisinden alınan sozlu bilgiye istinaden atıldığı anlaşılmıştır şeklinde rapor düzenlendiğini, dolayısıyla çeklerin ticari defterlerde kayıtlı olmamasının da iddialarını ispatlar nitelikte olduğunu, bilirkişi raporunun da iddialarını ispatlamaya yeter vaziyette olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, çeke dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı taraftadır. Ne var ki davalı alacağı kambiyo senetlerinden olan çeke dayandığından senede karşı senetle ispat kuralı gereği ispat yükü yer değiştirerek davacıya geçer. Çek, bir ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur. Yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz kaldığını iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir. Çek lehtarının teminat veya avans mahiyetinde verildiğine dair açık bir ikrar yada kabulü olmadıkça ispat yükü yer değiştirmeyecektir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, çeklerin avans çeki olduğu ve bedelsiz kaldığı iddiasının ispat yükü kendisinde olan davacı tarafça usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/11/2022 tarih, 2022/181 Esas ve 2022/1439 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1188, K. 2026/2033, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1188-e-2026-2033-k-09da9111d9a0